(AİHS. m. 6, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI)
NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
(Başvuru no. 31511/07)
STRAZBURG
27 Eylül 2011
OLAYLAR
1977 doğumlu Serhat Avşar adlı Türk vatandaşı İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvuran AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından G. Tuncer tarafından temsil edilmiştir.
Davanın olayları tarafların bildirdiği kadarıyla aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4 Aralık 1998 tarihinde başvuran, yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık ettiği şüphesiyle yakalanmıştır.
7 Aralık 1998 tarihinde başvuran tutuklanmıştır. Başvuran, hakkında yürütülen ceza yargılaması sırasında, 29 Nisan 1999 tarihinde serbest bırakılmıştır. Daha sonra 13 Temmuz 1999 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı tüm suçlardan beraat ettirmiştir.
Ceza yargılamasının sona ermesi üzerine 11 Ekim 1999 tarihinde başvuran, hukuka aykırı olarak gözaltına alınan ya da tutuklanan kişilere tazminat ödenmesi ile ilgili olarak 466 sayılı Kanun gereğince hem maddi hem manevi tazminat talebinde bulunarak Hazine aleyhine dava açmıştır.
5 Mayıs 2003 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi davayı kısmen kabul etmiş ve başvurana bir miktar tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
23 Kasım 2004 tarihinde Yargıtay, usule ilişkin gerekçelerle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
Daha sonra 7 Mart 2007 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi davayı yine kısmen kabul etmiş ve başvurana tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
Başvurunun tebliğ edildiği tarihte yargılama halen Yargıtay önünde derdestti.
HUKUK
AİHM, 11 Mayıs 2010 tarihli kısmî kararda diğer başvurularla birleştirilen mevcut davanın diğerlerinden ayrılmasını uygun görmektedir.
Başvuran, ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.
Hükümet AİHM'e 8 Nisan 2011 tarihinde ilettiği tek taraflı deklarasyon metni ile başvurunun dostane çözüme kavuşturulması isteğini belirtmiş ve AİHM'den AİHS'nin 37. maddesinin uygulanarak davanın kayıttan düşürülmesini talep etmiştir.
Bu beyan şu şekildedir:
"Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin AİHM yerleşik içtihadına uygun ve uygulanabilecek her türlü vergiden muaf olarak her türlü maddi ve manevi zararı karşılamak için başvuran, Serhat Avşar'a 6.000 (altı bin) Euro, yargılama masraf ve giderlerini karşılamak için başvurana 500 (beş yüz) Euro ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederim.
Sözkonusu miktar ilgili dönemdeki her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilecek ve AİHM'nin AİHS'nin 37/1 maddesi gereğince verdiği kararın tebliğ edilmesini izleyen üç ay içinde ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai halini oluşturacaktır.
Hükümet başvuran taraf hakkında iç hukukta yürütülen yargı sürecinin uzunluğunun AİHM yerleşik içtihadı dikkate alındığında aşırı olduğunu kabul etmekte (bkz. Daneshpayeh - Türkiye no. 21086/04) ve AİHS'nin 37. maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerektirecek herhangi bir kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle AİHM'yi başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmektedir."
Başvuran, Hükümetin tek taraflı deklarasyonuna cevap vermemiştir.
AİHM, AİHS'nin 37.maddesi uyarınca yargı sürecinin her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. paragrafının (a), (b) veya (c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatır. AİHS'nin 37/1 (c) maddesi şu şekildedir:
"AİHM başka herhangi bir nedenden ötürü başvurunun incelenmesine devam edilmesi hususunda artık haklı bir gerekçe görmezse."
AİHM ayrıca, mevcut davanın koşullarında, başvuran başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, Savunmacı Hükümetin tek taraflı beyanına dayalı olarak 37/1 (c) maddesi gereğince davanın kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
AİHM bu amaçla, sözkonusu beyanı özellikle Tahsin Acar kararı ışığında yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar doğrultusunda irdeleyecektir (bkz. Tahsin Acar - Türkiye (BD), 26307/95; ayrıca WAZA Spolka z o.o. - Polonya, 11602/02; Sulwinska - Polonya, 28953/03; Stark vd. - Finlandiya (kayıttan düşme), 39559/02; Silva Marrafa - Portekiz, 56936/08; Karal - Türkiye, 44655/09 ve Barış İnan - Türkiye, 20315/10).
AİHM, Türkiye aleyhine açılan davalar dâhil olmak üzere birtakım davalarda, makul bir süre içerisinde yargılanma hakkının ihlal edildiğinin öne sürüldüğü şikâyetlere ilişkin uygulamasını yerleşik hale getirmiştir (bkz. örneğin, Frydlender - Fransa (BD), 30979/96; Cocchiarella - İtalya (BD), 64886/01; Majewski - Polonya, 52690/99; Wende ve Kukowka - Polonya, 56026/00 ve Daneshpayeh-Türkiye, 21086/04).
Hükümetin beyanında dile getirdiği kabullerin niteliğini ve tazminat olarak ödenecek meblağı (benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlıdır) dikkate alan AİHM, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini gerektirecek bir durumun kalmadığı sonucuna varmaktadır (37/1 (c) madde).
Ayrıca yukarıda bahse konu değerlendirmeler ve bu yöndeki içtihadın açık ve geniş kapsamlı oluşu göz önünde bulundurulduğunda AİHM, bu çözümün Sözleşme ve Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatindedir ve başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerektirecek herhangi bir gerekçe görememektedir (Sözleşmenin 37/1 in fine maddesi).
Bu gerekçelerle, AİHM, oybirliğiyle,
Savunmacı Hükümetin beyanını ve orada belirtilen taahhütlere uyumun gerektirdiği usullerin dikkate alınmasına;
Sözkonusu başvurunun, birleştirildiği diğer başvurulardan ayrılmasına;
Başvurunun geri kalan kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy