(AİHS m. 6, 34, 35, 41, 44) (1086 S. K. m. 469) (CİĞERHUN ÖNER - TÜRKİYE DAVASI) (SERİN - TÜRKİYE DAVASI) (MEHMET VE SUNA YİĞİT - TÜRKİYE DAVASI) (BAKAN - TÜRKİYE DAVASI) (EYÜP KAYA - TÜRKİYE DAVASI) (KABA - TÜRKİYE DAVASI)
KARAR
STRAZBURG
10 Ocak 2012
İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 316/07 no'lu davanın nedeni Serap Demirci adlı T.C. vatandaşının ("başvuran") Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("AİHM") 25 Aralık 2006 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran, AİHM önünde İzmir Barosu avukatlarından İ Akın ve N.Ö. Akın tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVA OLAYLARI
Başvuran 1980 doğumludur ve İzmir'de yaşamaktadır. 2006 yılında tazminat talebiyle Ege Üniversitesi Hastanesi aleyhine idari dava açmış, geçirdiği ameliyatlarda sözkonusu hastane doktorlarının titiz davranmamış olması nedeniyle kulaklarında ve gözlerinde ciddi komplikasyonlar oluştuğunu öne sürmüştür. Başvuran maddi ve manevi tazminat olarak 205,000 TL (136,000 Euro) ödenmesini talep etmiş, talebini desteklemek üzere tıbbi raporlar sunmuştur. Başvuran ayrıca yaşadığı mahallenin muhtarlığından dar gelirli olduğuna dair aldığı belgeyi ibraz ederek mahkeme harçlarına ilişkin adli yardım talebinde bulunmuştur.
26 Ocak 2006 tarihinde İzmir İdare Mahkemesi başvuranın adli yardım talebini İdari Yargılama Usul Kanunu gerekleri karşılanmadığından reddetmiş, davanın sürmesi için başvuranın toplam 2,767 TL (yaklaşık 1,800 Euro) ödemesi gerektiğini belirtmiştir.
Başvuran mali durumuna ilişkin ilave belgeler ibraz ederek adli yardım için yeniden başvurmuş ancak başvurusu 29 Mart 2006 tarihinde bir kez daha reddedilmiş, davanın sürmesi için gerekli harçların 30 gün içerisinde ödemesi gerektiği konusunda 17 Nisan 2006 tarihinde tekrar uyarılmıştır.
14 Haziran 2006 tarihinde İzmir İdare Mahkemesi, başvuranın gerekli harçları ödememiş olması nedeniyle tazminat davasının sonlandırılmasına karar vermiş, karar başvurana 29 Haziran 2006 tarihinde tebliğ edilmiştir.
HUKUK
VI. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, esasa ilişkin olarak, ulusal mahkemenin kendisine adli yardım sağlanması talebini reddetmesi nedeniyle mahkemeye erişiminin engellendiğini öne sürmüş, bu bağlamda AİHS'nin 6/1 maddesine atıfta bulunmuştur.
Hükümet iddiaya karşı çıkmıştır.
A.Kabuledilebilirlik
Hükümet, 14 Haziran 2006 tarihli ilk derece mahkemesi kararını temyiz etmemiş olması nedeniyle başvuranın AİHS'nin 35/1 maddesi bağlamındaki iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmuştur.
AİHM, benzer davalarda, adli yardıma ilişkin kararların HUMK'un 469. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması nedeniyle başvuranların bu kararlara karşı itirazlarının başarıya ulaşmasının beklenemeyeceğine hükmederek Hükümetin ön itirazlarını inceleyip reddetmiş olduğunu hatırlatır (bkz. Ciğerhun Öner - Türkiye, no. 33612/03; Serin - Türkiye, no. 18404/04; Sabri Aslan vd. - Türkiye, no. 37952/04 ). AİHM, somut davada sözkonusu davalardaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek özel şartlar bulunmadığı kanaatindedir; bu nedenle Hükümetin ön itirazını reddeder.
AİHM, sözkonusu başvurunun AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını gözlemler. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B.Esas
Başvuran, İzmir İdare Mahkemesinin, adli yardım başvurusunu reddederek mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini öne sürmüştür.
Hükümet iç hukukta iki tür mahkeme harcı bulunduğunu, ilkinin her yılın sonunda Maliye Bakanlığı tarafından belirlenerek resmi gazetede yayınlandığını, ikincisinin ise dava bedeli esas alınarak hesaplandığını ve davaya göre değişiklik gösterdiğini ifade etmiştir. Ayrıca adaletin düzgün işletilmesi ve kötü niyetli davaların önlenmesi için mahkeme harçlarının gerekli olduğunu belirtmiştir. Hükümet, görüşlerinde, adli yardıma ilişkin kararların hakimler tarafından ilgili dava dosyasına dayalı olarak verildiğini ve iç hukukta adli yardım hizmeti verme yükümlülüğünün bulunmadığını, somut davada başvuranın yoksulluğunu kanıtlayan belgeler ibraz etmediğini savunmuştur. Bu bağlamda başvuranın iç hukuktaki yargılamada avukatı tarafından temsil edildiğini ve adli yardım başvurusunu destekleyen belgelerle adli yardım talebinde bulunabileceğini ifade etmiştir. Bu nedenle Hükümet, ulusal mahkemenin adli yardım talebini reddinin başvuranın mahkemeye erişim hakkının özünü zedelemediğini değerlendirmiştir.
AİHM, AİHS'nin pratik ve etkili hakları güvence altına almayı amaçladığını hatırlatır. Bu, özellikle adil yargılamanın demokratik bir toplumda tuttuğu önemli yer ışığında mahkemeye erişim için geçerlidir. Davacı veya davalının davasını mahkemelerde etkili bir şekilde savunma fırsatının engellenmemesi ve karşı tarafla silahların eşitliğinden yararlanabilmesi ceza davalarında olduğu gibi hukuk davalarında da adil yargılama kavramının merkezinde yer almaktadır (bkz. Steel ve Morris - İngiltere, no. 68416/01).
Ancak mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp, meşru bir amaca hizmet etmeleri ve orantılı olmaları koşuluyla kısıtlamalara tâbi olabilir. Madde 6/1 bu amaca yönelik olarak kullanılacak yöntemler konusunda devletlere seçme özgürlüğü tanımakta, ancak Sözleşmeci Devletler bu bağlamda belli bir takdir yetkisine sahip iken, AİHS'nin gereklerine uyulup uyulmadığına ilişkin nihai kararı verme yetkisi AİHM'dedir (bkz. Kreuz - Polonya, no. 28249/95; Mehmet ve Suna Yiğit - Türkiye, no. 52658/99). Bir adli yardım sisteminin tesis edilmesi bu yöntemlerden birini oluşturmaktadır. Dolayısıyla adli yardım sağlanmasının, diğer hususların yanı sıra ilgili şahsın maddi durumu ya da davasının başarı şansı gibi koşullara bağlanması kabul edilebilir (bkz. Steel ve Morris, yukarıda anılan; Wieczorek - Polonya, no. 18176/05). Adli yardım tanınmasının adil bir yargılama için gerekli olup olmadığının tespiti her davanın özel olayları ve şartları temelinde tespit edilmeli ve diğer hususların yanında davada başvuran için tehlikede olan şeyin önemine, ilgili yasa ve usullerin karmaşıklığına ve başvuranın kendini etkili bir şekilde temsil etme kapasitesine bağlı olmalıdır.
Dolayısıyla AİHM somut davada başvuranın mahkeme harçlarını ödemek zorunda bırakılmasının mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir kısıtlama teşkil edip etmediğini belirlemelidir.
AİHM, başvuranın ödemesi gereken mahkeme harcının dava bedeli üzerinden nispi olarak hesaplandığını ve 2,767 TL olduğunu, aynı dönemde asgari ücretin ise 531 TL olduğunu kaydeder. Hükümet, başvuranın yoksulluğunu teyit eden belgeler sunmadığını öne sürmüş olsa da AİHM maddi durumunun zayıflığını ortaya koyan çeşitli belgelerin İzmir İdare Mahkemesine ibraz edildiğini gözlemler. Ulusal makamlarca verilen bu belgelerden başvuranın geliri olmadığı ve mali durumunun zayıf olduğu açıkça görülmektedir. Buna karşın adli yardım başvurusu İzmir İdare Mahkemesince özel gerekçe belirtmeden ancak sadece ilgili mevzuata atıfta bulunularak reddedilmiştir.
AİHM, geçmişte benzer mağduriyetleri incelemiş ve Türkiye'de adli yardım sisteminin bireyleri keyfilikten koruyacak somut güvenceler sağlamadığı gerekçesiyle AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Bakan - Türkiye, no. 50939/99; Mehmet ve Suna Yiğit, yukarıda anılan; Eyüp Kaya - Türkiye, no. 17582/04; Kaba - Türkiye, no. 1236/05). AİHM somut davayı da incelemiş ve bahsekonu davalardaki saptamalarından ayrılmasını gerektirecek özel koşul tespit etmemiştir. Bu bağlamda HUMK'un 469. maddesine göre adli yardıma ilişkin kararların bağlayıcı olduğunu ve başvuranların ifadesi alınmaksızın dava dosyası temelinde karar verildiğini tekrar hatırlatır (Bakan, yukarıda anılan). AİHM ayrıca adli yardım başvurusunun reddinin başvuranı, davasını mahkeme önüne getirme imkanından mahrum ettiğini gözlemler.
Yukarıda belirtilenler ışığında AİHM, mevcut davada başvuranın mahkemeye erişim hakkına orantısız bir kısıtlama getirildiği kanaatine varmıştır. Dolayısıyla AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
VII. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuran 20,000 Euro maddi, 80,000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmuş, yargılama masraf ve giderlerine ilişkin herhangi bir talepte bulunmamıştır.
Hükümet talep edilen miktarlara, aşırı olduğu gerekçesiyle itiraz etmiştir.
Maddi tazminat talebine ilişkin olarak AİHM, 6/1 madde gereklerine uygun olarak yapılmış olsa idi yargılamanın sonucunun ne şekilde olacağına dair tahmin yürütemeyeceğini kaydeder. Dolayısıyla bu başlık altında ödeme yapılmamasını uygun bulmaktadır.
Manevi tazminata ilişkin olarak, hakkaniyete uygun bir değerlendirmeyle, başvurana 3,000 Euro ödenmesini uygun bulmaktadır.
AİHM, AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği durumlarda en uygun telafi şeklinin başvuranın mümkün olduğunca, sözkonusu madde çiğnenmemiş olsa bulunması gereken konuma getirilmesinin sağlanması olduğunu hatırlatır (bkz. Mehmet ve Suna Yiğit, yukarıda anılan). AİHM, bu ilkenin somut davada da geçerli olduğu kanaatindedir. Sonuç olarak en uygun telafi yolu İzmir İdare Mahkemesinin 14 Haziran 2006 tarihli kararının bozularak ya da başka şekilde iptal edilerek yargılamanın, başvuranın talep etmesi halinde AİHS'nin 6/1 maddesi gereklerine uygun şekilde yeniden başlatılması olduğu kanısındadır.
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,
9.Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;
10.AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
11.(a) Savunmacı devletin başvurana, AİHS'nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek ve uygulanabilecek tüm vergilerden muaf tutulmak üzere 3,000 (üç bin) Euro manevi tazminat ödemesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
12.Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 10 Ocak 2012 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy