(AİHS m. 2, 3, 13, 39) (ŞİMŞEK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (KASIM ÇAĞDAVUL VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 40872/07)
5 Haziran 2012 tarihinde,
Başkan
Françoise Tulkens,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Isabelle Berro-Lefevre,
Andrâs Sajö
Işıl Karakaş,
Guido Raimondi,
ve Daire yazı isleri müdürü Françoise Elens-Passos katılımıyla oluşturulan ve Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi),
7 Eylül 2007 tarihli yukarıdaki başvuruyu dikkate alarak,
Davanın dostane çözümünün kabul edildiği resmi deklarasyonları dikkate alarak,
Yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
Başvuranlar, Bayan Sevda Yavuz, Bay Mehmet Araş ve Bay İbrahim Yavuz, Türk vatandaşı olup, sırasıyla 1981, 1928 ve 1977 doğumludurlar. Birinci başvuran Kars'ta, diğer iki başvuran ise İstanbul'da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde, Diyarbakır'da görev yapan avukat Bay T. Elçi tarafından temsil edilmektedirler.
Türk Hükümet'i ("Hükümet"), kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
1993'te, Kars'ın Digor ilçesinde, başvuranların da içinde bulundukları bölge sakinleri bir gösteriye katılmışlardır. Güvenlik güçleri göstericilere ateş açmış ve on yedi kişi ölmüş, altmış üç kişi yaralanmıştır. Başvuranlar da kurşunların isabet etmesi sonucu yaralanmışlardır.
Başvuranlar, Sözleşme'nin 2. ve 3. maddeleri uyarınca, güvenlik güçlerinin orantısız ateş açmaları sonucu yaralandıklarından şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca Sözleşme'nin 2. ve 3. maddelerinin usulü bakımından, yaralanmalarına ilişkin olarak herhangi bir etkili soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüşlerdir. Sözleşme'nin 13. maddesine dayanarak başvuranlar, soruşturmanın ve takibindeki ceza yargılamalarının çabuk ve etkili olarak nitelendirilemeyeceğini ifade etmişlerdir.
21 Mart 2011 'de başvuru, davalı Hükümet'e tebliğ edilmiştir.
22 Mart 2012 ve 2 Nisan 2012'de Mahkeme, başvuranın bu başvuruya sebebiyet veren olaylara ilişkin olarak Türkiye aleyhine başka bir dava açmaktan vazgeçtiğine dair taraflarca imzalanan dostane çözüm deklarasyonlarını kabul etmiştir. Bu deklarasyonlarda Hükümet, başvuranlara, maddi ve manevi tazminata ve masraf ve giderlere karşılık, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere ve vergi olarak ödenmesi gereken miktar hariç tutularak 30,000 Euro (Bayan Sevda Yavuz'a, Bay Mehmet Arasa ve Bay İbrahim Yavuz'a ayrı ayrı on bin euro) ödemeyi taahhüt eder. Bu miktar, Mahkeme tarafından alınan kararın bildirim tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödenecektir. Belirtilen üç ay içerisinde bu miktarın ödenmemesi durumunda, Hükümet, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda uygulanacak olan basit faizi ödemeyi üstlenmiştir. Bu ödeme ile dava karara bağlanacaktır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Mahkeme, taraflar arasında ulaşılan dostane çözümü dikkate alır. Mahkeme, çözümün, Sözleşme ve Sözleşme Protokolleri'nde öngörülen insan haklarına saygı hususuna dayanıp dayanmadığını incelemek zorundadır (Sözleşme'nin 39. maddesi). Bu bağlamda, Devletin Sözleşme'nin 2. maddesinde öngörülen yükümlülüklerini, Mahkeme'nin birçok davada vurguladığını hatırlatmaktadır (bkz. Güleç v. Türkiye, 27 Temmuz 1998, § 71, Reports of Judgments and Decisions 1998-IV; Şimşek ve Diğerleri v. Türkiye, no. 35072/97 ve 37194/97, § 104, 26 Temmuz 2005).
Mahkeme ayrıca aynı olaya ilişkin iki başvuruyu daha incelemiş olduğunu gözlemlemektedir; Hacıoğlu ve Diğerleri v. Türkiye ((karar), no. 7253/04, 7260/04, 7266/04, 7268/04, 7270/04, 7272/04, 14873/04, 15047/04, 15071/04, 15093/04 ve 15113/04, 4 Ocak 2007) ve Çağdavul ve Diğerleri v. Türkiye ((karar), no. 9542/06, 27 Eylül 2011). Bu başvurular da dostane çözüm ile sonuçlanmış olup, Hükümet, mevcut Türk mevzuatına ve bu tür eylemleri önlemeye yönelik kararlarına aykırı olarak aşırı güç kullanımı sonucu oluşan bireysel ölüm ve yaralanmaların ortaya çıkmasından doğan üzüntüsünü ifade etmiştir. Ayrıca, Hükümet ölüm veya ölüme sebebiyet veren yaralanmayla sonuçlanan aşırı ve orantısız güç kullanımının Sözleşme'nin 2. maddesini ihlal ettiğini kabul etmiş ve uygun talimatları bildirmeyi ve yaşama hakkına saygıyı - etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü dahil olmak üzere - güvence altına almak için tüm gerekli tedbirleri almayı üstlenmiştir.
Mevcut davaya sebebiyet veren olaylar benzer olduğundan Mahkeme, aynı hususların mevcut başvurunun da temelini oluşturduğu kanaatine varmıştır.
Hükümet'in, yukarıda anılan davalarda da aynı olaya ilişkin üzüntüsünü bildirdiğini dikkate alarak Mahkeme, mevcut koşullarda, taraflarca ulaşılan dostane çözümün Sözleşme ve Sözleşme Protokolleri'nde öngörülen insan haklarına saygıya dayandığı kanaatindedir ve başvurunun incelenmesinin devamını gerektirecek herhangi bir neden görmemektedir.
Yukarıdakiler dikkate alındığında, Sözleşme'nin 39. maddesi uyarınca davanın kayıttan düşürülmesi uygun görülür.
Bu gerekçelere dayanarak, Mahkeme oybirliğiyle
Başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy