(AİHS m. 5, 6, 13, 34, 35, 41, 44) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (TACİROĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (GÜLBAHAR VE TUT - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 43824/07)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
23 Haziran 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
T.C. vatandaşı Veli Özdemir (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 22 Ağustos 2007 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 43824/07 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından E. Kanar tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Başvuran 1978 doğumlu olup halen Tekirdağ cezaevinde tutuklu bulunmaktadır. Yasadışı bir örgütün mensubu olmakla suçlanan başvuran yakalanarak 17 Ocak 2003 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvuran dört gün sonra tutuklanmıştır. Türk Anayasal düzenini zor kullanarak yıkma girişiminde bulunmak suçundan başvuran hakkında 10 Nisan 2007 tarihinde kamu davası açılmıştır. O tarihten bu yana birçok duruşma yapılmıştır. Hakimler neredeyse bir birinin aynısı gerekçelerle düzenli olarak başvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Tutukluluk haline karşı yapılan itirazların hepsi reddedilmiştir. Dosyada yer alan unsurlara göre dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi önünde derdesttir ve başvuran mevcut bu kararın alındığı tarihte halen tutukludur.
HUKUK
I. AİHSNİN 5. MADDESİNİN 3. VE 4. PARAGRAFLARININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 5/3 maddesine atıfta bulunan başvuran tutukluluk süresinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır. Başvuran tutukluluk süresinin uzunluğuna karşı başvurabileceği etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını ileri sürerek AİHSnin 6. ve 13. maddelerini ileri sürmektedir. Başvuran bu bağlamda ulusal yargının bilhassa duruşma yapmaksızın, kendisinin veya avukatının yokluğunda sadece dosyada yer alan kanıt unsurlarına dayalı olarak tutukluluk halinin devamına karar verdiğini iddia etmektedir.
AİHM bu şikayetin AİHSnin 5/4 maddesi çerçevesinde inceleneceğini ifade etmektedir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetlerin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayetler kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak, Hükümet bilhassa başvuranın işlediğinden şüphelenilen suçun niteliğine oranla ve işlemesi muhtemel ciddi suçlar dikkate alındığında tutukluluk süresinin uzunluğunun makul olduğunu savunmaktadır. Başvuran Hükümetin bu iddiasına karşı çıkmaktadır.
AİHM başvuranın 17 Ocak 2003 tarihinden bu yana yani altı yıl dört aydan fazla bir süredir tutuklu olduğunu saptamaktadır. AİHM şikayet konusu buna benzer başvuruları daha önce de incelediğini ve AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında Dereci-Türkiye no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-Türkiye kararı no: 25324/02, 2 Şubat 2006).
AİHM Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına itibar ederek AİHSnin 5/3 maddesinin bu bakımdan ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
AİHSnin 5/4 maddesine ilişkin şikayet ile ilgili Hükümet görüş bildirmemiştir, AİHM buna benzer bir şikayetin daha önce de incelendiğini ve sözü edilen bu hükmün ihlal edildiğini anımsatır (Bkz. Bağrıyanık-Türkiye kararı, no: 43256/04, 5 Haziran 2007). AİHM bu başvuruda da farklı bir sonucun alınmasını gerektirecek herhangi bir durumun olmadığı ve aynı gerekçelerle AİHSnin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
II. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunan başvuran davasının makul bir sürede görülmesi hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
Hükümet davanın iç hukuktaki mahkemeler nezdinde halen sürüyor olması dolayısıyla iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır.
AİHM bu bağlamda Gülbahar ve Tut-Türkiye kararında (no: 24468/03, 24 Şubat 2009) buna benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır. Daha önce varmış olduğu bu sonuçtan ayrılmasını gerektirecek herhangi bir özel durumun bulunmayışında AİHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir. AİHSnin 35. maddesi bakımından herhangi bir kabuledilemezlik unsuru bulunmamaktadır. AİHM bu nedenle şikayeti kabuledilebilir nitelendirmektedir.
Esasa gelince, AİHM davanın halen devam ettiğini, yalnızca tek dereceli mahkeme önünde geçen bu sürenin altı yıl dört aydan fazla olduğunu, dosyada yer alan unsurlardan şu ana dek herhangi bir karara varılmadığının anlaşıldığını hatırlatır.
AİHM daha önce de birçok davada bu başvurudakine benzer sorunların dile getirildiğini, mahkemenin bu konudaki yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar ışığında «makul süre» ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığını hatırlatır (Bkz. birçokları arasında Frydlender-Fransa kararı no: 30979/96). Mevcut bu başvuruda dava dosyasında farklı bir sonucun çıkmasına elverişli herhangi bir delil unsurunun yokluğunda, örgütlü işlenen suçların karmaşıklığı dikkate alınmakla birlikte, AİHM, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Başvuran 55.000 TL. (yaklaşık 25.300 Euro) maddi tazminat ve 50.000 TL. (yaklaşık 23.000 Euro) manevi tazminat talep etmektedir. Başvuran ayrıca avukatlık temsil gideri için 18.650 TL. (yaklaşık 8.580 Euro), iç hukuktaki ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama giderlerinin karşılığı olarak ise 4.540 TL. (yaklaşık 2.100 Euro) talep etmektedir. Başvuranın avukatı ispat edici belge mahiyetinde İstanbul Barosunun avukatlık ücret tarifesini ve yapılan çeşitli giderlere ilişkin bilgilerin (posta, telefon, kırtasiye giderleri, tercüme masrafı, başvuranın hükümlü bulunduğu sıradaki ulaşım giderleri vs.) ayrıntılı bir örneğini ve bu başvurunun hazırlanması için gereken çalışma süresini sunmaktadır. Hükümet AİHMyi bu talepleri reddetmeye davet etmektedir.
AİHM tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi tazminat arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir. Buna karşın, başvurana manevi tazminat olarak 8.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir. Avukatlık giderleri ve yargılama masrafları ile ilgili olarak AİHM sunulan tüm delilleri dikkate alarak ve hakkaniyete uygun başvurana bütün yargılama masraf ve giderleri için 750 Euro ödenmesini kararlaştırmaktadır.
AİHM Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.
Dava iç hukuktaki mahkemeler önünde altı yıldan fazla bir süredir halen sürmektedir ve başvuranın halen hükümlü bulunmaktadır. AİHM, tespit edilen ihlale son vermek için uygun yolun adaletin tecellisinin gereklerini yerine getirmek için davanın bir an önce sonuçlandırılması veya AİHSnin 5/3 maddesinde öngörüldüğü gibi başvuranın bu süreçte tahliye edilmesi olduğunun altını çizer (Bkz. Yakışan-Türkiye kararı no: 11339/03, 6 Mart 2007).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;
2. AİHSnin 5. maddesinin 3. ve 4. paragraflarının ihlal edildiğine;
3. AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana manevi tazminat olarak 8.000 (sekiz bin) Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 750 (yedi yüz elli) Euro ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 23 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy