(AİHS m. 6, 35, 46, 1 NOLU PROTOKOL) (6384 S. K. m. 2, 9) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI) (MÜDÜR TURGUT VE DİĞERLERİ V. - TÜRKİYE DAVASI) (HASAN UZUN V. - TÜRKİYE DAVASI) (SELMOUNI - FRANSA DAVASI) (İÇYER - TÜRKİYE DAVASI) (AKDIVAR VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (YETİŞ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (AHMET EROL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 44013/07)
Kabul Edilebilirlik Hakkında Karar
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Nebojsa Vucinic,
Helen Keller,
Paul Lemmens,
Egidijus Küris,
Robert Spano,
ve İkinci Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith'in katılımıyla 27 Mayıs 2014 tarihinde, Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire), yapılan müzakerelerin ardından, yukarıda belirtilen 4 Ekim 2007 tarihli başvuruyu dikkate alarak aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuranlar Cemal ettin Yıldız ve Tevfık Yanak, Türk ve Alman vatandaşları olup, sırasıyla 1960 ve 1943 doğumludurlar, Tarsus'ta ikamet etmektedirler. Başvuranlar, Mahkeme önünde, Mersin'de görevini icra eden Avukat A. Aktay ve Avukat F. İrişik tarafından temsil edilmişlerdir.
A. Somut Olayın Koşulları
2. Davanın kendine özgü koşulları, başvuranlar tarafından ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
3. BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi; Bir Kamu İktisadi Teşebbüsü (KİT) olup, boru hatları ile petrol taşımak ve doğal gazın ithali, dağıtımı ve satış faaliyetlerini gerçekleştirmektedir), 23 Mayıs 2003 tarihli kararı ile, Mersin bölgesinde bir yeraltı boru hattı çalışması için irtifak hakkı tesisi kurulmasının kamu yararı amaçlı olduğunu beyan etmiştir. Başvuranlar, bu tedbirden etkilenen mülk sahipleri arasında yer almaktadır. Söz konusu irtifak hakkı, bu geçiş alanında inşaat ve ağaç ekme yasağı getirmiştir.
4. İdare, 5 Ekim 2004 tarihinde, Kamulaştırma Kanunu uyarınca, başvuranların arazisinin bir kısmına ilişkin irtifak hakkı tesisi için tazminat miktarı belirlenmesi için Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmuştur.
5. Asliye Hukuk Mahkemesi, bilirkişi incelemesine ve keşif tutanağına dayanarak, 17 Haziran 2005 tarihinde, başvuranlara 6 236 Türk lirası ("TRY") ödenmesine ve bu miktarın, idare tarafından, başvuranlara ait bir hesaba peşin olarak yatırılmasına karar vermiştir.
6. Yargıtay, bu kararı, 26 Ocak 2006 tarihinde, özellikle Tarım Bölge Müdürlüğü'nün almaşık üretime dair istatistik verilerinin değerlendirmesi bulunmadığı gerekçesiyle bozmuştur.
7. Asliye Hukuk Mahkemesi, dava hakkında yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırdıktan sonra, 18 Ekim 2006 tarihinde, başvuranlara 8 210 TRY ödenmesine karar vermiş ve yargılamanın temyizden önceki aşamasında peşin olarak ödenen miktarı dikkate alarak, başvuranlara, geriye kalan 1 974 TRY farkın idare tarafından ödenmesine karar vermiştir.
8. Yargıtay, 10 Nisan 2007 tarihinde, bu kararı onamıştır.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulaması
1. 6384 Sayılı Kanun ve 16 Mart 2014 Tarihli Bakanlar Kurulu Kararı
9. Davalı Hükümet, Ümmühan Kaplan/Türkiye (No. 24240/07, §§ 29 ve 74-75, 20 Mart 2012) pilot kararı çerçevesinde, konu hakkındaki Mahkeme içtihadına uygun olarak, aşırı uzun yargılama sürelerine ilişkin yapısal sorunları çözmek için adhoc (amaca özel) bir başvuru yolu düzenlemeyi taahhüt etmiştir.
10. Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair 6384 sayılı Kanun (bundan sonra metinde "Tazminat Kanunu" olarak anılacaktır), yürürlüğe girmiştir.
11. Bu kanun, bir tazminat komisyonu kurulmasını sağlamış ve yargılanma süresine ilişkin davalar ile mahkeme kararlarının icra edilmemesine veya gecikmeli olarak icra edilmesine ilişkin davalarda uygulanacak usulü ve ilkeleri açıklamıştır.
12. Bu kanun, Türkiye Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru yolunun yürürlüğe girdiği 23 Eylül 2012 tarihinden önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne sunulan bütün başvurulara uygulanmaktadır.
13. Konu hakkındaki detaylar, Turgut ve diğerleri / Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 4860/09, 26 Mart 2013) kararında incelenebilir.
14. Özet olarak, ilgili şahıslar, iç hukuk yollarının henüz tüketilmediği gerekçesiyle, Mahkeme tarafından verilen kabul edilemezlik kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde Komisyona başvurabilmektedirler. Bu Komisyonun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihadıyla uyumlu olan ve belirlenen dokuz aylık süre içerisinde kendisine başvurulan tüm talepler hakkında karar vermesi gerekmektedir. Komisyon kararlarına, bu başvuru yolunun esası hakkında üç ay içerisinde karar vermesi gereken Ankara Bölge İdare Mahkemesi önünde itiraz edilebilmektedir. Komisyon tarafından karar verilen tazminat miktarı, Komisyon kararının kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde Adalet Bakanlığı tarafından, tüm vergi ve masraflara ilişkin miktarlar dahil olmak üzere artırılarak ödenmelidir. Komisyonun kesinleşen kararının bir nüshası, ilgili adli veya idari makama tebliğ edilmelidir. Söz konusu Kanunun 8. maddesinin 2. Fıkrası, ilgili adli veya idari makamın, kendisi önünde derdest olan davaları ivedilikle sonuçlandırmasını öngörmektedir.
15. Bakanlar Kumlu, 16 Mart 2014 tarihli kararıyla, 6384 sayılı Kanun'un hükümlerine uygun olarak, konu yönünden (ratione materiae) ve zaman yönünden (ratione temporis) Komisyonun yetki alanını genişletmiştir (2. ve 9. maddeler).
16. Bu komisyon tarafından incelenebilecek konular aşağıdaki gibidir (söz konusu Bakanlar Kurulu kararının 4. maddesi):
a) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa göre yapılan kamulaştırma veya irtifak hakkı tesislerinde uzun yargılama ve enflasyonun etkisiyle kamulaştırma veya irtifak hakkı bedelindeki değer kaybının telafi edilmediği iddiasıyla yapılan başvurular.
b) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutuklulara uygulanan disiplin yaptırımlarına karşı başvurulan ve 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanununa göre incelenen itirazlarda savunma hakkının kısıtlandığı iddiasıyla yapılan başvurular.
c) Ceza infaz kurumlarında Türkçe dışında dil kullanıldığı gerekçesiyle haberleşme hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular.
d) Ceza infaz kurumlarında Türkçe dışında yazılan mektup ve benzeri iletilerin kurum idaresi tarafından alınmadığı veya gönderilemediği gerekçesiyle haberleşme hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurular.
e) Ceza infaz kurumlarında barındırılan hükümlü ve tutukluların yararlanmak istedikleri süreli ve süresiz yayınların değişik gerekçelerle engellendiği iddiasıyla yapılan başvurular.
17. Söz konusu kararın 5. maddesi uyarınca, Komisyonun zaman bakımından yetkisi Mahkeme'ye 23 Mart 2013 tarihine kadar sunulan başvuruları da kapsamaktadır.
2. Tazminat Komisyonuna İlişkin İstatistikler
18. Adalet Bakanlığı'nın internet sitesinde yayımlanan verilere göre, Komisyon, 2014 yılının Nisan ayına kadar, yaklaşık 3800 başvuruda, toplam 15 milyon (TRY) tazminat miktarı ödenmesine karar vermiştir (2 Nisan 2014 tarihli döviz kuruna göre 5 milyon Avro).
3. Avrupa Konseyi Metinleri
19. Yerel adli düzende var olan yapısal sorunlar karşısında tedbirler alınmasına ilişkin, Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen ilgili metinler, Yuriy Nikolayevich Ivanov / Ukrayna (No. 40450/04, §§ 35-37, AİHM 2009) kararında belirtilmektedir.
20. Bakanlar Komitesi'nin iç hukuk yollarının iyileştirilmesine dair 12 Mayıs 2004 (Rec (2204) 6) tarihli, üye Devletlere tavsiye kararına ve Mahkeme önünde halen derdest olan davalara ilişkin olarak, İnterlaken (19 Şubat 2010), İzmir (26 ve 27 Nisan 2011) ve Brighton'da (19 ve 20 Nisan 2012) gerçekleştirilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin geleceği hakkındaki yüksek düzeyli konferanslarda imzalanan bildirilerin ilgili kısımları, yukarıda belirtilen Turgut ve diğerleri kararında incelenebilir (§§ 28-32).
21. Aynı bağlamda, Türkiye Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru yolu ve konu hakkındaki diğer uluslararası metinlerle ilgili bir değerlendirme için, Uzun / Türkiye Kararı (No. 10755/13, §§ 7-32, 30 Nisan 2013) incelenebilir.
ŞİKAYETLER
22. Başvuranlar, Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesini ileri sürerek, tazminat miktarının belirlendiği tarihle ödemenin gerçekleştirildiği tarih arasında irtifak hakkı tazminatının değer kaybına uğramasından şikayet etmektedirler. Başvuranlar, yerel mahkemeleri, Sözleşme'nin 46. maddesi tarafından öngörülen gecikme faizi oranını, bu tazminata eklememekle suçlamaktadır.
23. Başvuranlar, Sözleşme'nin 6. maddesini ileri sürerek, özellikle ödenmesine karar verilen irtifak hakkı tazminatının yetersizliğinden, kendilerine göre, dolayısıyla ulusal mahkemeler tarafından arazileri için yapılan nitelendirmeden şikayet etmektedirler; başvuranlar, arazilerinin arsa vasfında (imara elverişli) nitelendirilmesi gerektiğini, bu şekilde irtifak hakkı tesisi kurulmasından kaynaklanan söz konusu değer kaybının daha iyi hesaplanabileceğini ileri sürmektedirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
24. Başvuranlar, bu tazminatın belirlenme usulü, yetersizliği ve gecikme faizi uygulanmaması sebebiyle, Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ve Sözleşme'nin 6. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
A. İlgili Genel İlkeler
25. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının, Sözleşmeci Devletlere, iddiaların başvuranlar tarafından sunulmasından önce kendilerine karşı iddia edilen ihlalleri önleme veya giderme imkanı sunduğunu hatırlatmaktadır (diğer birçoğu arasında bk., Selmouni/Fransa (BD), No. 25803/94, § 74, AİHM 1999-V). Sözleşme'nin 13. maddesinin konusu olan - ve bu madde ile yakın ilişkisi olan - bu kural, yerel düzenin iddia edilen ihlale ilişkin etkin bir başvuru yolu sunduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu sebeple, söz konusu kural, Sözleşme tarafından düzenlenen koruma mekanizmasının, insan haklarını güvence altına alan ulusal sistemlere destekleyici bir nitelik getirmesini isteyen ilkenin, önemli bir yönünü teşkil etmektedir (Vuckovic ve diğerleri /Sırbistan (BD), No. 17153/11, §§ 69-77, 25 Mart 2014, Kudla /Polonya (BD), No. 30210/96, § 152, AİHM 2000-XI, Brusco /İtalya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 69789/01, AİHM 2001-IX, Tadeusz Michalak/Polonya, (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 24549/03, 1 Mart 2005, Charzyhski / Polonya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 15212/03, AİHM 2005-V, İçyer /Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 18888/02, § 69, AİHM 2006-1 ve Demopoulos ve diğerleri /Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar) (BD), No. 46113/99, 3843/02, 13751/02, 13466/03, 10200/04, 14163/04, 19993/04 ve 21819/04, § 69, AİHM 2010).
26. Bununla birlikte, Sözleşmenin 35. maddesinin hükümleri sadece ihlal iddiasına ilişkin değil, aynı zamanda ulaşılabilir ve uygun iç hukuk yollarının tüketilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu iç hukuk yolları, sadece teorik olarak değil, aynı zamanda pratik olarak da, istenen erişilebilirliklerden ve etkinlikten mahrum olmadan, yeterli bir kesinlik düzeyinde olmalıdır (özellikle, bk. Akdıvar ve diğerleri / Türkiye, 16 Eylül 1996, § 66, Kararlar ve Hükümler Derlemesi, 1996-IV ve Daha /Fransa, 19 Şubat 1998, § 38, Derleme, 1998-1). Üstelik "uluslararası hukukun genel olarak kabul edilen" ilkelerine göre bazı koşullar, başvuranları, kendilerine sunulan iç hukuk yollarını tüketmekten muaf tutabilirler (bk. yukarıda anılan Selmouni Kararı, § 75). Bununla birlikte Mahkeme, olumsuz olarak sonuçlanacağı açık olmayan herhangi bir başvurunun başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair şüphe duyulması olgusunun, o iç hukuk yolunun tüketilmemesini gerekçelendirecek geçerli bir sebep olmayacağının altını çizmektedir (bk. yukarıda anılan Brusco Kararı).
27. İç hukuk yollarının tüketilip tüketilmemesi gerekliliği, doğal olarak başvurunun Mahkeme'ye sunulduğu tarih dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, Mahkemenin de birçok defa ifade ettiği gibi, bu kuralın her davanın kendine has koşullarına göre gerekçelendirilebilecek istisnaları olacaktır (Baumann/Fransa, No. 33592/96, § 47, 22 Mayıs 2001 ve daha önce anılan Brusco).
28. Mahkeme, özellikle mükerrer başvurulara ilişkin birçok davada bu genel kuralı bertaraf etmiştir (Brusco, Nogolica/Hırvatistan (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 77784/01, AİHM 2002-VIII, Andrasik ve diğerleri / Slovakya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 57984/00, 60226/00, 60237/00, 60242/00, 60679/00, 60680/00 ve 68563/01, AİHM 2002-IX, daha önce anılan Tadeusz Michalak ve Charzynski, İçyer, Fakhretdinov ve diğerleri/Rusya (kabul edilebililik hakkında), No. 26716/09, 67576/09 ve 7698/10, 23 Eylül 2010, Reinhold Taron/Almanya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 53126/07, 29 Mayıs 2012, daha önce anılan Demopoulos ve diğerleri ve Turgut ve diğerleri/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 4860/09, 26 Mart 2013).
B. Söz Konusu İlkelerin Mevcut Davaya Uygulanması
29. Mahkeme, 16 Mart 2014 tarihli kararla, Komisyon'un, Mahkeme önüne 23 Mart 2013 tarihinden önce sunulan başvurular kategorisine giren başvuruları değerlendirmekle yetkili kılındığını tespit etmektedir.
30. Mahkeme, bu kategoriye giren başvuruların aslında yerleşik bir içtihada dayandığını tespit etmektedir. Mahkeme'nin Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmış olduğu ve somut olayda olduğu gibi kamulaştırmalar için ödenmesine karar verilen miktarların değer kaybına uğraması hususuna ilişkin karar, diğerleri arasında, Yetiş ve diğerleri/ Türkiye' dir (No. 40349/05, 6 Temmuz 2010).
31. Mahkeme, ilgili başvuranların, Sözleşme'nin 35. maddesinin 1. fıkrasına uygun olarak, iç hukukta kendilerine sunulan bu yeni başvuru yoluna, başvurularını Mahkeme'ye sundukları tarihten sonraki bir tarihte başvurup başvurmamaları gerektiği konusuyla vakit kaybetmenin faydasız olduğu kanısındadır. Mahkeme, aslında yukarıda belirtilen Turgut ve diğerleri kararıyla varmış olduğu kanıdan farklı hareket etmesini gerektirecek herhangi bir gerekçe tespit etmemektedir.
32. Tazminat Komisyonu tarafından icra edilen işle ilgili muhtemelen yeterli olan istatistikler ve veriler, Mahkeme'yi yaklaşımında cesaretlendirmektedir (yukarıdaki § 18).
33. Mahkeme böylece, davalı Devletin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin tavsiye kararları ile İnterlaken, İzmir ve Brighton Konferansları Bildirilerine de uygun olarak, ilgili kişilerin Sözleşmede yer alan hak ve özgürlüklerden yararlanmasını sağlayarak, Sözleşme'nin 1. maddesinin gerektirdiği gibi daha hızlı bir tatmin yolu sağlamasını, aksi bir durumda, özünde benzer olan önemli sayıda başvuruyu incelemek zorunda kalacak olan Mahkeme'nin iş yükünün azalmasına katkı sağlamasını ve böylece bu çeşit sorunları ulusal düzeyde çözerek, Sözleşme sisteminde kendisine düşen görevi yerine getirmiş olmasını memnuniyetle dikkate almaktadır (Broniowski / Polonya (BD), No. 31443/96, §§ 190-191, AİHM 2004-V ve Wolkenberg ve diğerleri / Polonya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 50003/99, 4 Aralık 2007 ve daha önce anılan Turgut ve diğerleri, § 51).
34. Komisyon böylelikle, Strazburg Mahkemesi'nin içtihadına uygun olarak incelediği her kişisel durum için tazminat ödenmesi konusunda yetkili konuma gelmiştir. Komisyon tarafından ödenmesine karar verilen tazminatın, Adalet Bakanlığınca, Komisyon kararının kesinleştiği günden itibaren üç ay içerisinde ödenmesi gerekmektedir. Bu şekilde ödenen tazminat tüm vergi ve masraflardan muaftır. Tazminat Komisyonu tarafından verilen kararlarla ilgili olarak, üç ay içerisinde karar vermesi gereken Bölge İdare Mahkemesine başvurulabilmektedir.
35. Mahkeme, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunu kuran ve 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6216 sayılı Kanun'a göre, ilgililerin, Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen kararlara Anayasa Mahkemesi önünde itiraz edebildiklerini hatırlatmaktadır (Ahmet Erol / Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 73290/13, 6 Mayıs 2014). Ayrıca Mahkeme, herkesin, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararın ardından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ilişkin bir şikayetle, Strazburg Mahkemesi'ne başvurabileceğini ve Mahkeme tarafından, Tazminat Komisyonu'nun ve ulusal yargı organlarının vereceği kararlar ile bu kararların uygulanması ışığında, 6384 sayılı Kanunla oluşturulan söz konusu başvuru yolunun etkinliğinin yeni bir değerlendirmeye tabi tutulabileceğini tespit etmektedir.
Her halükarda, söz konusu başvuru yolunun etkinliğini ispatlama yükü, her zaman davalı Devletin üzerindedir. Mahkeme, yerellik ilkesinin gerektirdiği şekilde, mevcut iç hukuk yollarını tüketmiş olan başvuranlar tarafından sunulan tüm şikayetler için nihai denetim yetkisini korumaktadır (daha önce anılan Turgut ve diğerleri, §§ 53-57 ve Uzun / Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 10755/13, § 71, 30 Nisan 2013).
36. Dolayısıyla başvuranların kamulaştırma miktarının değer kaybına ilişkin şikayetleri, Sözleşme'nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmelidir.
37. Ayrıca Mahkeme, Komisyon'un zaman bakımından (ratione temporis) yetki alanının, 23 Eylül 2012 tarihinden 23 Mart 2013 tarihine kadar genişletilmesi durumunun, bu dönemde altı aylık süre kuralına uygun olarak Mahkeme'ye başvuranlar için, yargılama süresine ve mahkeme kararlarının gecikmeli olarak icra edilmesine ilişkin davaları da kapsaması sonucunu dikkate almaktadır.
38. Mahkeme, başvurunun geri kalan kısmı ile ilgili olarak, Güleç ve Armut/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 25969/09, 16 Kasım 2010), Kurtuluş/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 24689/06, 28 Eylül 2010) ve Bucak ve diğerleri/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 44019/09, 18 Ocak 2011) kararlarıyla, incelenen davada sunulan şikayetlerle benzer şikayetlerin, kabul edilemez olduklarına karar verildiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, somut olayda başvurunun geri kalan kısmı, Mahkeme kararlarına uygun olarak kabul edilemez bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy