(AİHS m. 3, 5, 6, 34, 35, 41, 44) (5271 S. K. m. 141, 142) (BALTACI - TÜRKİYE DAVASI) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (TACİROĞLU - TÜRKİYE DAVASI) (GEZİCİ VE İPEK - TÜRKİYE DAVASI) (ABDULLAH YILMAZ - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI) (KALASHNIKOV - RUSYA DAVASI)
Başvuru No: 48846/07, 37741/08, 37466/09, 41803/09, 43598/09 ve 47269/09
STRAZBURG
05 Nisan 2011
USUL
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (48846/07, 37741/08, 37466/09, 41803/09, 43598/09 ve 47269/09) nolu davanın nedeni, T.C. vatandaşları Mehmet Sudan, İlyas Kutulman, Murat Nart, Burhan Ekineker, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Erenin (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine ekte belirtilen tarihlerde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.
Mehmet Sudan, M. Özbekli tarafından, İlyas Kutulman, Burhan Ekineker ve Abdulsetar Yıldızbakan, N. Özdemir tarafından temsil edilmektedirler. Avukatlar Diyarbakır Barosuna bağlıdırlar. Murat Nart ve Mehmet Bayram Eren AİHM önünde savunmalarını kendileri yapmaktadırlar.
OLAYLAR
I. DAVA KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1957, 1972, 1968, 1973, 1973 ve 1973 doğumludur.
Yasadışı silahlı terör örgütü Hizbullaha karşı yürütülen operasyonlarda başvuranlardan İlyas Kutulman 7 Mayıs 2000 tarihinde, Burhan Ekineker, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Eren 20 Mayıs 2000 tarihinde ve Mehmet Sudan 27 Ekim 2000 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır. Başvuranlar yakalandıktan birkaç gün sonra yetkili hakim tarafından tutuklanmıştır. Farklı tarihlerde düzenlenen iddianameler ile başvuranlar hakkında yasadışı silahlı bir terör örgütüne üye olmak ve/veya Türkiyede anayasal düzeni zorla yıkmaya teşebbüs etmek suçlarından kamu davası açılmıştır.
27 Mayıs 2000 tarihinde, İlyas Kutulman gözaltı bitiminde bir adli tıp doktoru tarafından muayene edilmiştir. Aynı gün düzenlenen tıbbi rapora göre, « (...) vücudunda kabuk bağlamış sıyrıklar tespit edilmiş olup (...), bu yaralar ilgili şahısın hayatını tehlikeye sokmamakta ve üç günlük iş göremez raporu gerektirmektedir ». Daha sonra, başvuran, sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunmuş, ancak yetkili savcı takipsizlik kararı vermiştir. 27 Mayıs 2003 tarihinde, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi ilgili şahıs tarafından yapılan itirazı reddetmiştir.
4 Nisan1999 tarihinde, Murat Nart önce yakalanarak gözaltına alınmış, ancak savcılığa verdiği ifadeden sonra serbest bırakılmıştır. Polisin yeniden kendisini aradığını öğrenen başvuran, Fransaya kaçmış ve 2004 yılı başına kadar orada kalmıştır. 19 Nisan 1999 tarihli iddianame ile ilgili şahıs hakkında yasadışı silahlı bir terör örgütüne üye olmak suçundan bir kamu davası açılmıştır. 11 Mart 2003 tarihinde, ilgili şahıs hakkında Türkiyede anayasal düzeni zorla yıkmaya teşebbüs etmek suçundan ikinci bir kamu davası açılmıştır. Üyesi oldukları terör örgütünün faaliyetleri hakkında bilgi veren sanıklar lehine hükümler öngören 4959 sayılı Kanunun 29 Temmuz 2003 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra, ilgili şahıs, bu yasadan yararlanmak için 2004 yılı başında Türkiyeye geri dönmüştür. 5 Şubat 2004 tarihinde, bu kişi hakim önüne çıkarılmış ve tutuklanmıştır. 29 Eylül 2005 tarihinde, esas hakimleri ilgili şahısı önce ömür boyu hapis cezasına mahkûm etmiş ve daha sonra 4959 sayılı Kanun gereğince bu cezayı dokuz yıl hapis cezasına çevirmiştir. Bununla birlikte, 27 Mart 2006 tarihinde, Yargıtay, verilen bu kararı bozmuştur. 29 Eylül 2006 tarihinde, ilgili şahıs bir kez daha aynı özgürlükten yoksun bırakma cezasına mahkûm edilmiştir. 30 Nisan 2007 tarihinde, Yargıtay, ilgili şahısın 4959 sayılı Kanunda öngörülen şartları karşılamadığı ve bu nedenle söz konusu yasadan yararlanamayacağına hükmetmiş ve mahkûmiyet kararını onamıştır. Bununla birlikte, 19 Ekim 2007 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi önceki kararında ısrar etmiş ve başvuranı bir kez daha dokuz yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir. 27 Ekim 2009 tarihinde, Yargıtay Genel Kurulu esas hakimlerinin kararını bozmuştur. Dosyadaki unsurlara göre, başvuran hakkında açılan dava halen ilk derece mahkemesi önünde görülmeye devam etmekte ve ilgili şahıs mevcut kararın verildiği tarihte hâlâ tutuklu bulunmaktadır.
30 Aralık 2009 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, Mehmet Sudanı söz konusu suç örgütünün lideri olduğu gerekçesiyle on iki yıl altı ay hapis cezasına mahkûm etmiş ve daha sonra tahliyesine karar vermiştir. Dosyadaki unsurlara göre, mevcut kararın verildiği tarihte dava halen Yargıtay önünde görülmeye devam etmektedir.
İlyas Kutulman, Burhan Ekineker, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Eren hakkında bir kamu davası açılmış olsa da, bugüne kadar bu kişiler ile ilgili herhangi bir mahkeme kararı çıkmamıştır. Dosyadaki belgelere göre, ilgili şahıslar hakkında açılan ceza davası mevcut kararın verildiği tarihte halen ilk derece mahkemesi önünde görülmeye devam etmektedir. 31 Aralık 2010 tarihinde Ceza Muhakemesi Kanununun (« CMK ») azami tutukluluk süresi ile ilgili hükümlerinin yürürlüğe girmesi üzerine, ilgili şahıslar, 26 Şubat 2008 tarihinde kabul edilen 5739 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca 3 Ocak 2011 tarihinde serbest bırakılmıştır.
HUKUK
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ
Olaylar ve esasa ilişkin ortaya koydukları sorun bakımından, başvuruların benzerliğini dikkate alan AİHM, başvuruların birleştirilmesine ve tek bir davada ortaklaşa olarak incelenmesine karar vermektedir.
II. KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN
Burhan Ekineker dışındaki başvuranlar, AİHSnin 5. maddesinin 3. paragrafına atıfta bulunmakta ve öncelikle tutukluluk sürelerinin aşırılığından şikâyetçi olmaktadır. Mehmet Sudan dışındaki başvuranlar ayrıca, davalarının AİHSnin 6. maddesinin 1. paragrafı açısından makul sürede görülmediğinden şikâyetçi olmaktadır. Son olarak, AİHSnin 3. maddesine atıfta bulunan İlyas Kutulman, gözaltı sırasında kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmektedir.
AİHSnin 5. maddesinin 3. paragrafı ile 6. maddenin 1. paragrafına dayalı şikâyetlerle ilgili olarak Hükümet, başvuranların CMKnın 141. maddesinin 1 d) fıkrası ve 142. maddesi uyarınca ulusal mahkemeler önünde tazminat davası açmadıklarını kaydetmekte ve iç hukuk yollarının tüketilmediğini ileri sürmektedir. Hükümet, CMKdaki bu hükümlerin tutuklu olarak yargılanan ve tutukluluk ve/veya yargılama süresinden şikâyetçi olan kimselere uğradıkları zarar karşılığında tazminat talep etme imkânı verdiğini hatırlatmaktadır. Hükümete göre, bu hukuk yoluna başvurmayan ilgili şahısların iç hukuk yollarını tükettiği söylenemez.
Başvuranlar, bu argümana itiraz etmektedir.
İlyas Kutulmanın AİHSnin 3. maddesine dayalı şikâyeti ile ilgili olarak AİHM, iç hukukta bu şikâyete ilişkin nihai kararın 27 Mayıs 2003 tarihinde Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verildiğini, oysa ilgili şahısın başvurusunu AİHMye 30 Temmuz 2008 tarihinde sunduğunu gözlemlemektedir. Dolayısıyla, nihai karar tarihi ile sözkonusu şikâyetin AİHMye sunulduğu tarih arasından beş yıl iki aydan fazla bir süre geçmiştir. Bunun sonucu olarak, sözkonusu şikâyet gecikmeli sunulmuş olduğundan, AİHSnin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmelidir.
Hükümetin itirazı ile ilgili olarak, AİHM, daha önce böyle bir itirazı incelediğini ve reddettiğini hatırlatmaktadır. Nitekim AİHM, yeni Ceza Muhakemesi Kanununun 142. maddesinin tutuklanmasına hükmedilen ve makul bir sürede hakkında karar verilmeyen bir sanığa ancak hakkında alınan kararın nihai hale gelmesinin ardından tazminat talebiyle yetkili mahkemeye başvuruda bulunma imkanı tanıdığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla, tazminat davasının, iç hukukta nihai kararın verilmesinin ardından ancak kabuledilebilir nitelikte olmasından dolayı söz konusu hüküm, kanuna aykırı olarak tutuklu bulunduğuna kanaat getiren bir sanığa hakkında devam eden yargılama süresince tazminat davası açma imkanı sağlamamaktadır (bakınız Tunce ve diğerleri, ilgili bölüm, prg. 35-37 ve Kürüm, ilgili bölüm, prg. 20). Başvuranlar hakkında açılan ceza davaları, mevcut kararın alındığı tarihte ulusal mahkemeler önünde halen görülmeye devam ettiğinden, AİHM başvuranların bugün bile CMKnın 141 ve 142. maddelerinde öngörülen başvuru yolunu kullanma imkânına sahip olmadıklarını ve dolayısıyla sözkonusu hukuk yolunun AİHSnin 35. maddesinin 1. paragrafı anlamında « etkili » sayılamayacağını kaydetmektedir. Bu itibarla AİHM, Hükümetin itirazını reddetmektedir.
AİHM, başvuranlar Mehmet Sudan, İlyas Kutulman, Murat Nart, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Erenin 5. maddenin 3. paragrafına dayalı şikâyetleri ile başvuranlar İlyas Kutulman, Murat Nart, Burhan Ekineker, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Erenin 6. maddenin 1. paragrafına dayalı şikâyetlerinin AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka bir kabuledilemezlik gerekçeleri bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla, sözkonusu şikâyetlerin kabuledilebilir ilan edilmesi uygun olacaktır.
III. AİHSNİN 5. MADDESİNİN 3. PARAGRAFININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHSnin 5. maddesinin 3. paragrafına dayalı şikâyetle ilgili olarak Hükümet, Mehmet Sudan, İlyas Kutulman, Murat Nart, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Erenin tutukluluk sürelerinin, özellikle bu kişilere atılı suçların niteliği, öngörülen cezanın ağırlığı ve ciddi suç işleme riski dikkate alındığında aşırı sayılamayacağını savunmaktadır. Hükümet, ayrıca, kaçma riski, adaleti engelleme tehlikesi ve kamu düzenini koruma gerekliliğinin bu başvuranların tutukluluk halinin devam ettirilmesi için yeterli unsurlar oluşturduğunu ileri sürmektedir.
Başvuranlar bu argümanlara itiraz etmekte ve tutukluluk sürelerinin aşırı olduğu iddialarını yinelemektedir.
Tutukluluk süresinin değerlendirilmesinde dikkate alınacak kıstaslarla ilgili yerleşik içtihadı bağlamında AİHM (Bakınız, özellikle, Türkiye aleyhine Solmaz davası, no 27561/02, prg. 23-37, CEDH 2007 ...(alıntılar), ve Türkiye aleyhine Baltacı davası, no 495/02, prg. 44-46, 18 Temmuz 2006), tutukluluk süresinin Mehmet Sudan için dokuz yıl iki aydan fazla ve İlyas Kutulman, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Eren için on yıl yedi aydan fazla olduğunu tespit etmektedir. AİHM öte yandan, Murat Nartın anlaşıldığına göre hâlâ tutuklu bulunduğunu ve bu kişinin tutukluluk halinin mevcut kararın kabul edildiği tarihte yaklaşık dört yıl sürdüğünü kaydetmektedir. AİHM, daha önce de benzer durumları inceleme fırsatı bulduğunu ve birçoğunda AİHSnin 5. maddesinin 3. paragrafının ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır (bakınız, diğer birçoğu arasından, Türkiye aleyhine Dereci davası, no 77845/01, prg. 34-41, 24 Mayıs 2005, Türkiye aleyhine Taciroğlu davası, no 25324/02, prg. 18-24, 2 Şubat 2006, ve Tunce ve diğerleri, ilgili bölüm, prg. 18). Hükümetin mevcut davada farklı sonuca ulaşma imkanı sağlayan herhangi bir olgu ve argüman sunmadığını göz önüne alan AİHM, AİHSnin 5. maddesinin 3. paragrafının ihlal edildiğine hükmetmektedir.
IV. AİHSNİN 6. MADDESİNİN 1. PARAGRAFININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
İlyas Kutulman, Murat Nart, Burhan Ekineker, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Eren hakkında açılan ceza davalarının süresine dayalı şikâyet ile ilgili olarak Hükümet, özellikle davaların karmaşıklığı, dosyaların içeriği, başvuranlara atılı suçların niteliği, ilgili kişi ve avukatlarının tutumları, işlenen suçların çokluğu, davaya dahil olan sanık, tanık, davacı ve mağdurların sayısı ve organize suçlarla ilgili davaların zorluğu göz önüne alındığında, ihtilaflı yargılama sürelerinin aşırı kabul edilemeyeceğini savunmaktadır. Hükümete göre, davanın seyrinde ulusal mahkemeler hiçbir şekilde ihtimam göstermemekle suçlanamazlar. Başvuranlar bu argümanlara itiraz etmektedir.
AİHM, yargılamanın başvuranların tutuklanmasıyla başladığını ve anlaşıldığı kadarıyla mevcut kararın alındığı tarihte açılan tüm davaların ulusal mahkemeler önünde görülmeye devam ettiğini kaydetmektedir. AİHM, bu nedenle İlyas Kutulman, Burhan Ekineker, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Eren hakkında açılan ceza davalarının yaklaşık on yıl on ay sürdüğünü ve bu davalarla ilgili bugüne kadar hiçbir karar çıkmadığını gözlemlemektedir. AİHM ayrıca, Murat Nart hakkında açılan davanın altı kez görülen iki dereceli yargılama sonrasında yaklaşık on bir yıl on bir ay sürdüğünü kaydetmektedir.
AİHM, bir yargılama süresinin makul olup olmadığının, davanın koşullarına göre ve başta davanın karmaşıklığı olmak üzere, AİHM tarafından benimsenen kıstaslar ile başvuran ve yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bakınız, diğer birçoğu arasından, Fransa aleyhine Pélissier ve Sassi davası [GC], no 25444/94, prg. 67, CEDH 1999 II).
Öte yandan AİHM, yargı makamlarının - adaletin en kısa zamanda tecelli etmesiyle yükümlü olduğu bir konumda - başvuranların yargılamanın büyük bir bölümünde tutuklu kaldığını ve aralarından birinin ise hâlâ tutuklu bulunduğunu gözlemlemektedir (bakınız, diğerleri arasından, Rusya aleyhine Kalachnikov davası, no 47095/99, prg. 132, CEDH 2002-VI, ve Türkiye aleyhine Gezici ve İpek davası, no 71517/01, prg. 54, 10 Kasım 2005).
AİHM, organize suçlarla ilgili bu yargılamaların özellikle davaya dahil olan sanık, tanık, davacı sayısı ile sanıklara isnat edilen suçların çokluğu ve dosyaların içeriği nedeniyle bazı karmaşıklıklar içerdiğini kabul etmektedir. Bununla birlikte, bu karmaşıklık tek başına bir yargılamanın on yıldan fazla sürmesini haklı gösteremez. Murat Nart hakkında açılan dava ile ilgili olarak, AİHM, ilgili şahısın Fransada kaldığı yaklaşık beş yıllık dönemin Hükümete mal edilememesine rağmen, mevcut kararın alındığı tarihte yaklaşık on iki yıldan beri ulusal mahkemeler önünde görülmeye devam eden bu davanın toplam süresini göz önüne alarak, aynı sonuca varmaktadır.
Elindeki tüm unsurları inceledikten sonra AİHM, mevcut davada Hükümetin farklı bir sonuca ulaşmayı gerektirecek herhangi bir olgu ya da argüman sunmadığı kanaatine varmaktadır. Konuyla ilgili yerleşik içtihadını (bakınız, diğer birçoğu arasından, Pélissier ve Sassi, ilgili bölüm, ve Türkiye aleyhine A. Yılmaz davası, no 10512/02, prg. 46-53, 22 Temmuz 2008) dikkate alan AİHM, ihtilaflı yargılama sürelerinin aşırı olduğu ve dolayısıyla « makul bir sürede yargılanma hakkı » gereksinimine cevap vermediği kanaatine varmaktadır.
Bu itibarla, beş başvuranın dile getirdiği şikâyetle ilgili olarak AİHSnin 6. maddesinin 1. paragrafı ihlal edilmiştir.
V. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
İlyas Kutulman, Burhan Ekineker ve Abdulsetar Yıldızbakanın avukatları, bu amaçla tanınan süre içerisinde hiçbir adil tatmin talebinde bulunmamıştır. Mehmet Sudan, maruz kaldığı maddi ve manevi zarar karşılığında 40.000 Euro talep etmektedir. Buna ilaveten avukatı, kanıt belgesi göstermeden ve miktar belirtmeden çeşitli masraf ve giderlerin geri ödenmesini talep etmektedir. Mehmet Bayram Eren maddi tazminat olarak 200.000 TL (yaklaşık 100.000 Euro) ve manevi tazminat olarak 145.000 Euro talep etmektedir. Aynı şahıs, ayrıca ulusal mahkemeler önünde görülen davaların avukat ücreti karşılığında 40.000 TL (yaklaşık 20.000 Euro), cezaevinde yapılan harcamalar karşılığında 10.000 TL (yaklaşık 5.000 Euro) ve yakınlarının cezaevi ziyaretlerine gidiş-geliş masrafları karşılığında 9.000 TL (yaklaşık 4.500 Euro) talep etmektedir. Kanıt belgesi olarak başvuran, bazı uçak ve otobüs biletleri ile cezaevinde yaptığı masraflara ait çeşitli faturalar sunmaktadır. Son olarak Murat Nart, uğradığı zararlar karşılığında bir tazminat ödenmesini talep etmekte, ancak miktarını AİHMnin takdirine bırakmaktadır.
Hükümet, Mehmet Sudan, Mehmet Bayram Eren ve Murat Nartın taleplerine itiraz etmekte ve sözkonusu taleplerin aşırı olduğunu savunmaktadır.
İlyas Kutulman, Burhan Ekineker ve Abdulsetar Yıldızbakan ile ilgili olarak AİHM, İçtüzüğün 60. maddesinde öngörülen süre ve formlarda bu yönde herhangi bir talepte bulunmadıkları için kendilerine adil tatmin başlığı altında bir tutar ödenmesine gerek olmadığı kanaatine varmaktadır. Diğer üç başvuranın maddi tazminat başlığı altındaki talepleri ile ilgili olarak AİHM, tespit edilen ihlaller ile iddia edilen maddi zarar arasında bir illiyet bağı görememekte ve bu talepleri reddetmektedir. Buna karşın AİHM, Mehmet Sudan, Mehmet Bayram Eren ve Murat Nartın belli ölçüde manevi zarar gördükleri kanaatine varmaktadır. AİHM, manevi tazminat başlığı altında Murat Narta 4.500 Euro, Mehmet Sudana 11.000 Euro ve Mehmet Bayram Erene 12.500 Euro ödenmesinin hakkaniyete uygun olacağına hükmetmektedir.
Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, AİHMnin yerleşik içtihadına göre, bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Ayrıca AİHM, İçtüzüğün 60. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 41. madde başlığı altında sunulan her talebin hesap dökümü yapılarak, gerekli açıklama ve kanıt belgeleriyle beraber rakamla ifade edilmesi gerektiğini, aksi takdirde talebin kısmen ya da tamamen reddedilebileceğini hatırlatmaktadır. Mevcut davada AİHM, Mehmet Sudan ve Murat Nartın yargılama masraf ve giderleri ile ilgili taleplerinde rakam belirtmediklerini ve Mehmet Bayram Erenin avukat ücretleri için kanıt belgesi sunmadığını kaydetmektedir. Öte yandan AİHM, Mehmet Bayram Erenin fazladan gösterdiği giderler (gidiş-geliş masrafları ve cezaevindeki harcamalar) ile tespit edilen ihlaller arasında bir nedensellik bağı bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, AİHM bu üç başvuranın yargılama masraf ve giderleri ile ilgili taleplerini reddetmektedir.
AİHM, bu tutarlara Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenen gecikme faizi uygulanmasının uygun olacağına karar vermektedir.
Ayrıca, başvuranlar hakkında yürütülen ceza davalarının aradan en az on yıl geçmesine rağmen hâlâ görülmekte olduğuna ve Murat Nartın hâlâ tutuklu bulunmasına dikkat çeken AİHM, mevcut davada adaletin iyi tecelli etmesi gerekliliğini yerine getirmek suretiyle tespit edilen ihalin uygun bir şekilde sona erdirilmesi ve söz konusu davaların en kısa zamanda karara bağlanması gerektiğini kaydetmektedir (Türkiye aleyhine Yakışan davası, no 11339/03, prg. 49, 6 Mart 2007).
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Başvuruların Burhan Ekineker dışında başvuranların maruz kaldığı tutukluluk süresinin uzunluğu (AİHSnin 5/3 maddesi) kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmı ile Mehmet Sudan dışında başvuranlar hakkında açılan ceza davasının süresi (AİHSnin 6/1 maddesi) kapsamında yapılan şikayete ilişkinin kısmının kabuledilebilir ve İlyas Kutulmanın AİHSnin 3. maddesi kapsamında yapılan şikayete ilişkin kısmının kabuledilemez olduğuna;
3. Başvuranlar Mehmet Sudan, İlyas Kutulman, Murat Nart, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Eren kapsamında AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
4. Başvuranlar İlyas Kutulman, Murat Nart, Burhan Ekineker, Abdulsetar Yıldızbakan ve Mehmet Bayram Eren kapsamında AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AİHSnin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından her türlü vergiden muaf tutularak Murat Narta 4.500 Euro (dört bin beş yüz Euro), Mehmet Sudana 11.000 (on bir bin Euro), Mehmet Bayram Eren 12.500 Euro (on iki bin beş yüz Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) Yukarıda belirtilen sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, söz konusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankasının anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenmek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHMnin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 5 Nisan 2011 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
* Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçeye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir.
EK
Başvuruların listesi
1. 21 Ağustos 2007 tarihinde Mehmet Sudan tarafından yapılan 48846/07 numaralı başvuru
2. 30 Temmuz 2008 tarihinde İlyas Kutulman tarafından yapılan 37741/08 numaralı başvuru
3. 22 Haziran 2009 tarihinde Murat Nart tarafından yapılan 37466/09 numaralı başvuru
4. 29 Temmuz 2009 tarihinde Burhan Ekineker tarafından yapılan 41803/09 numaralı başvuru
5. 4 Ağustos 2009 tarihinde Abdulsetar Yıldızbakan tarafından yapılan 43598/09 numaralı başvuru
6. 27 Temmuz 2009 tarihinde Mehmet Bayram Eren tarafından yapılan 47269/02 numaralı başvuru
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy