(AİHS. m. 6, 29, 34, 35, 41, 44) (ÜMMÜHAN KAPLAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 51259/07)
KARAR
STRASBOURG
18 Aralık 2012
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
Çelikalp v. Türkiye davasında,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar Danute Jociene,
Peer Lorenzen, Andras Sajo,
Işıl Karakaş,
Nebojsa Vucinic,
Hellen Keller
ve Daire Yazı İşleri Müdürü Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde 27 Kasım 2012 tarihinde aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no. 51259/07) dava, Türk vatandaşı Fatmana Çelikalp (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme) 14 Kasım 2007 tarihinde 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Başvuran, Muğlada görev yapan Avukat A. Toraman tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru, 1 Eylül 2009 tarihinde, Hükümete tebliğ edilmiştir. Sözleşmenin 29.maddesinin 1. paragrafı gereğince Dairenin, davanın kabul edilebilirliği ve esası hakkında birlikte karar vermesi kararlaştırılmıştır.
OLAY VE OLGULAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran, 1956 doğumludur ve Muğlada ikamet etmektedir.
5. Kadastro Komisyonu, 1978 tarihinde, kadastro planı düzenlemiştir ve Hisarönü köyünde bulunan 115 ile 116 nolu parseller, başvuranın miras bırakanı de cujus adına tapu kaydına alınmıştır.
6. 11 Ocak 1978 tarihinde, Üçüncü şahıslar, Marmaris Kadastro Mahkemesi huzurunda arsanın maliki olduklarını ileri sürerek iptal davası açılmıştır. Marmaris Kadastro Mahkemesi, şahısların talebini kabul edilebilir olduğuna karar vermiş ancak benzer olay ve olgularla ilgili diğer bir yargılamanın sonucunu bekleyerek söz konusu yargılamayı ertelemiştir. Bu durum, 1 Mayıs 2003 tarihli bir kararla sona ermiştir.
7. Marmaris Kadastro Mahkemesi, 14 Mayıs 2003 tarihinde, 1 Mayıs 2003 tarihli kararına dayanarak başvuranın miras bırakanına de cujus karşı yürütülen davayı reddetmiştir.
8. Başvuranın miras bırakanı de cujus, 15 Aralık 2003 tarihinde vefat etmiştir. Başvuran, belirtilmeyen bir tarihte, mirasçı sıfatıyla muris baba ile kendi adına ihtilaf konusu yargılamaya müdahil olmuştur.
9. Yargıtay, 22 Mayıs 2007 tarihli bir kararla, itiraz edilen kararı onayladıktan sonra karar düzeltme talebini reddetmiştir.
10. Başvuran, 2007 yılında belirtilmeyen bir tarihte, malik sıfatını elde etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. HUKUK DAVASININ SÜRESİ NEDENİYLE İDDİA EDİLEN İHLAL HAKKINDA
11. Başvuran, Sözleşmenin 6.maddesinin 1. paragrafı ile Ek 1. nolu Protokolün 1. maddesini ileri sürerek yerel mahkemeler huzurunda yürütülen yargılamanın süresinden şikâyet etmektedir. AİHM, bu şikâyetlerin sadece Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafı açısından incelemenin uygun olacağı kanısındadır. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafı aşağıdaki gibidir:
Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.»
12. Kabul edilebilirlik hakkında
13. Hükümet, mirasçı olan başvuranın, mevcut başvuruda mağduriyetinin yeterince nitelikli olmadığını ve davanın gidişatını desteklememeğini değerlendirmektedir.
14. AİHM hukuk davasında üçüncü şahsın davaya katılmasına ilişkin içtihadında, aşağıdaki ayrımı yaptığını hatırlatmaktadır: şayet bir başvuran, yalnızca kendi adına ulusal davada müdahil olmuşsa, bu tarihten itibaren süre dikkate alınacaktır hâlbuki mirasçı olarak davaya müdahil olursa şayet yargılama süresinden şikâyet edebilmektedir (Cocchiarella v. İtalya (BD), no. 64886/01, § 113, AİHM 2006-V, ve Ümmühan Kaplan v. Türkiye, no. 24240/07, § 40, 20 Mart 2012).
15. AİHM, somut olayda, bu içtihattan vazgeçmek için her hangi bir gerekçe ortaya koymamaktadır ve Hükümetçe belirtilen ayrımı reddetmektedir.
16. AİHM, başvurunun, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. paragrafının a) fıkrası bağlamında dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. AİHM, ayrıca her hangi bir kabul edilebilirlik gerekçesiyle uyumlu olmadığını dikkate almaktadır. AİHM, dolayısıyla, başvurunun kabul edilir olduğunu düşünmektedir.
B. Esas hakkında
17. AİHM, dikkate alınacak sürecin 11 Ocak 1978 tarihinde başladığını ve 22 Mayıs 2007 tarihinde son bulduğunu tespit etmektedir (yukarıdaki 6 ile 9. paragraflar).
18. Dikkate alınacak süreç, Türkiye tarafından bireysel başvuru hakkının tanınmasının ardından 28 Ocak 1987 tarihinde başlamamıştır. AİHM, dolayısıyla, iki dereceli mahkeme için sürecin yaklaşık yirmi yıl ile dört aydan fazla olduğu belirtmektedir.
19. Dolayısıyla, AİHM, bireysel başvurunun hayata geçirildiği tarih itibariyle, davanın o tarihe kadar yaklaşık dokuz yıl sürdüğünü dikkate almıştır.
20. AİHM, yargılama süresinin makul niteliğinin söz konusu koşulların ardından ve içtihadı tarafından kabul edilen kriterlerin özellikle davanın karmaşıklığı, başvuran ile yetkili makamların davranışları ve davanın mevcut durumu bağlamında değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (bkz., diğer birçok karar arasında, Frydlender v. Fransa (BD), no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII).
21. AİHM, somut olayda olduğu gibi, benzer konulardaki davaları birçok kez ele almıştır ve Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğini tespit edilmiştir (bkz. Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, §§ 19-29, 16 Temmuz 2009 ve Ümmühan Kaplan, anılan, §§ 32-77).
22. AİHM, mevcut verileri inceledikten sonra, Hükümet kanadından, mevcut davada farklı sonuca yol açabilecek her hangi bir olay ve olgu ya da görüş sunulmadığı kanaatindedir. AİHM, mevcut davada yargılama süresinin aşırı uzun olduğu ve makul süre koşuluna uymadığı kanısındadır.
Dolayısıyla, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafı ihlal edilmiştir.
II. SÖZLE ŞMENİN 41.MADDE SİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
23. Sözleşmenin 41.maddesi aşağıdaki gibidir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği taktirde, hakkaniyet uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
24. Başvuran, maruz kaldığını iddia ettiği manevi zarar için 17 500 Avro (on yedi bin beş yüz avro) talep etmektedir.
25. Hükümet, bu meblağı kabul etmemektedir.
26. AİHM, başvurana manevi zarar için 13 000 Avro (on üç bin avro) ödenmesi kanaatindedir.
B. Masraf ve giderler
27. Başvuran, ayrıca AİHM huzurunda yürütülen masraf ve yargılama giderleri için 2 500 Avro (iki bin beş yüz avro) talep etmektedir. Bu bağlamda, AİHM, miras bırakan de cujus ile avukatı arasında imzalanan ve her hangi bir saatlik ücret göstermeyen bir makbuz sunmaktadır.
28. Hükümet, bu meblağı kabul etmemektedir.
29. AİHMnin içtihadına göre, başvuran masraf ve giderlerin doğruluğunu, gerekliliğini ve ödenen miktarların makul olduğunu ispatlamak kaydıyla bu masrafların iadesini talep edebilir. Somut olayın koşulları ile masraf ve giderler için, ilgili tarafından dile getirilen talebe ilişkin dayanağın destekleyici olmamasını dikkate alarak AİHM, başvuranın talebini kabul etmemiştir.
C. Gecikme faizleri
30. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna,
2. Sözleşmenin 6.maddesinin 1.paragrafının ihlal edildiğine;
3.
a) Sözleşmenin 44 § 2. maddesine uygun olarak; davalı devletin başvurana kararın kesinleştiği tarihten başlamak üzere üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere manevi zarar için 13 000 Avro (on üç bin avro) ödenmesine:
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Başvurunun geri kalanı için adil tazmin talebinin reddine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy