(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 41) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 5485/07)
KARAR
STRAZBURG
2 Nisan 2013
Mehmet Salih Uçar v. Türkiye davasında,
12 Mart 2013 tarihinde,
Başkan
Peer Lorenzen,
Yargıçlar
Andras Sajo,
Nebojsa Vucinic
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) yapılan gizli müzakereler sonrasında aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Dava İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi kapsamında Türk uyruklu Mehmet Salih Uçar tarafından (başvuran) AİHM nezdinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 18 Ocak 2007 tarihinde yapılan başvurudan (no. 5485/07) ibarettir.
2. Başvuran Ankarada görev yapan avukatlar Ö. Bozkurt ve S. Bozkurt tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. 27 Ağustos 2009 tarihinde başvuru Hükümete iletilmiştir.
OLAY VE OLGULAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1965 doğumlu olup Batmanda ikamet etmektedir.
5. Başvuran maluliyet tazminatı talebinin reddedilmesine dair idari kararın iptali için Ekim 2000de Diyarbakır İdare Mahkemesi nezdinde İçişleri Bakanlığı aleyhine dava açmıştır.
6. Mahkeme 20 Ekim 2000 tarihinde görevsizlik kararıyla davayı Ankara İdare Mahkemesine devretmiş; Ankara İdare Mahkemesi de 10 Mart 2003 tarihinde başvuranın talebini reddetmiştir.
7. Danıştay 22 Mart 2005 tarihinde, 10 Mart 2003 tarihli kararı onamıştır.
8. Başvuranın 25 Mart 2005 tarihli düzeltme talebi 12 Temmuz 2006 tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.
9. Karar 24 Ağustos 2006 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN 1. PARAGRAFININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
10. Başvuran yargılamanın süresinin Sözleşmenin aşağıda belirtilen 6. maddesinin 1. paragrafındaki makul süre şartına uymadığından şikayet etmektedir:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
.bir mahkeme tarafından
. makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.
II. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
12. Dikkate alınması gereken süre Ekim 2000de başlamış 12 Temmuz 2006da sona ermiştir. Yasal süreç yaklaşık beş yıl dokuz ay sürmüştür.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
13. AİHM söz konusu şikayetin Sözleşmenin 35. maddesinin 3(a) paragrafı anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığı kanaatindedir. Ayrıca kabul edilemezliğe ilişkin herhangi başka bir gerekçe tespit edememektedir. Bu nedenlerle söz konusu şikayetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
B. Esas Hakkında
14. AİHM, yargılama süresinin makul niteliğinin, davanın koşullarına, mahkemenin içtihadı tarafından kabul edilen kriterlere, özellikle davanın karmaşıklığına, başvuran ile yetkili makamların tutumuna ve ilgililer için ihtilaf konusu davanın içeriğine bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (bkz Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, § 28, 16 Temmuz 2009 ve Ümmühan Kaplan v. Türkiye, no. 24240/07, § 49, 20 Mart 2012).
15. AİHM kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeleri inceledikten sonra, Hükümetin AİHMi mevcut davada farklı bir sonuca varması için ikna edebilecek yeterli iddia ya da argüman sunamadığı kanısındadır. Konuyla ilgili içtihadını dikkate alan AİHM, mevcut davada yargılama süresinin çok uzun olduğuna ve makul süre şartına uymadığına kanaat getirmiştir.
16. Bu nedenle 6. maddenin 1. paragrafı ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
17. Başvuran Sözleşmenin 13. maddesi uyarınca Türk hukukunda kendisine karşı başlatılan yasal işlemlerin süresinin çok uzun olması karşısında itiraz için başvurabileceği etkili bir hukuk yolu olmamasından şikayet etmiştir.
Bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes,
. ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.
18. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
19. AİHM söz konusu şikayetin Sözleşmenin 35. maddesinin 3(a) paragrafındaki manasıyla açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca kabul edilemezliğe ilişkin herhangi başka bir gerekçe tespit edememektedir. Bu nedenlerle söz konusu şikayetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
B. Esas Hakkında
20. AİHM önceki başvurulardaki benzer hususları incelemiş ve Türk hukukunda başvuranların söz konusu yasal işlemlerin uzunluğu karşısında başvurabilecekleri etkili bir yol olmamasından dolayı Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edilmiş olduğunu tespit etmiştir. (bkz. yukarıda atıfta bulunulan Daneshpayeh, § 35-38 ve yukarıda atıfta bulunulan Ümmühan Kaplan, § 56-58). Mahkeme, mevcut davada da bu sonuçtan ayrılmak için herhangi bir gerekçenin bulunmadığı kanaatine varmıştır.
21. Buna göre AİHM Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. SÖZLEŞMEDEKİ DİĞER İHLAL İDDİALARI
22. Başvuran Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca yerel mahkemelerin olay ve olguları yanlış değerlendirmesinden ötürü adil olarak yargılanmadığını iddia etmektedir. Başvuran ayrıca aynı mahkemenin, yani Danıştayın hem temyiz, hem de karar düzeltme taleplerini incelerken Sözleşmenin 13. maddesi kapsamındaki haklarını ihlal ettiğini iddia etmektedir.
23. Kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeleri inceleyen AİHM, bu hükümlerin ihlal edildiğine dair herhangi bir kanıt bulamamıştır. Başvurunun bu kısmının açıkça dayanaksız olduğuna ve Sözleşmenin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları gereğince kabul edilemez olduğunun beyan edilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
IV. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
24. Sözleşmenin 41. maddesinde şu hüküm yer almaktadır:
Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
A. Tazminat
25. Başvuran maddi tazminat olarak 179,138,71 Avro, manevi tazminat olarak ise 40,000 Avro talep etmiştir.
26. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
27. AİHM tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında sebep-sonuç ilişkisi tespit edemediğinden bu talebi reddetmektedir. Öte yandan, manevi tazminat olarak başvurana 2700 Avro ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar
28. Başvuran ayrıca yerel mahkemeler ve AİHM nezdinde tahakkuk etmiş olan masraf ve harcamalar için de 3,475,75 Avro talep etmiştir. Ankara Barosunun uyguladığı yasal ücretler esasında başvuranın avukatı da AİHM huzuruna getirilmiş olan mevcut dava için 3,193,52 Avro talep etmiştir. AİHM başvuranın bu talep için herhangi bir belge sunmadığını dikkate alarak bu yönde herhangi bir tazminata hükmetmemektedir.
29. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
30. AİHM sunulan belgeleri ve içtihadını dikkate alarak masraf ve harcamalarla ilgili talebi reddetmiştir.
C. Gecikme Faizi
31. AİHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğu kanısındadır.
İŞBU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE
1. Yargılamaların uzunluğu ve bu açıdan etkin bir hukuk yolu bulunmaması ile ilgili olarak, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafı ve 13. maddesi kapsamında yapılan şikayetlerin kabul edilebilir olduğunu, ancak başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğine,
3. Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edildiğine,
4. (a) Davalı Hükümetin başvurana manevi tazminat olarak üç ay içerisinde tüm vergilerle birlikte 2700 Euro (iki bin yedi yüz Avro) ödemesine ve
(b) Söz konusu üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda, basit faizin uygulanmasına karar verir,
5. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerini reddeder.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş ve AİHM İçtüzüğünün 77. Maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 2 Nisan 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy