(AİHS m. 4, 6, 8, 34, 35, 41, 1 Nolu Protokol) (SOYSAL VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 7089/07)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
20 Aralık 2011
İşbu karar kesinleşmiştir ancak şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan 7089/07 no'lu başvurunun nedeni, Mecit Bozkurt adlı Türk vatandaşının ("başvuran"), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 23 Ocak 2007 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin ("Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin - AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
Başvuran Gaziantep Barosu avukatlarından R. Erkuş tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN OLAYLARI
1964 doğumlu başvuran Kilis'te ikamet etmektedir.
Olayların meydana geldiği tarihte başvuran Gaziantep Vergi Mahkemesi'nde Yazı İşleri Müdürü olarak çalışmaktaydı.
Başvuran, hakkında öne sürülen bazı iddialarla ilgili Adalet Müfettişi'nin hazırladığı olumsuz rapora dayanılarak, Adalet Bakanlığı'nın 5 Kasım 2000 tarihli kararıyla Hatay Vergi Mahkemesi'ne tayin edilmiştir.
Başvuran Hatay'a tayinin iptali için 23 Kasım 2000 tarihinde Gaziantep İdare Mahkemesi'nde dava açmıştır.
Mahkeme 13 Haziran 2001 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir.
Danıştay 17 Haziran 2005 tarihinde 13 Haziran 2001 tarihli kararı bozmuştur.
10 Nisan 2006 tarihinde Danıştay, Adalet Bakanlığı'nın kararın düzeltilmesi talebini reddetmiştir.
İlk derece mahkemesi 11 Temmuz 2006 tarihinde başvuranın iptal davasını bir kez daha reddetmiştir.
Danıştay 25 Şubat 2010 tarihinde 11 Temmuz 2006 tarihli kararı onamıştır.
HUKUK
I. AİHS'NİN 6/1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran yargılama süresinin AİHS'nin 6/1 maddesinde öngörülen "makul süre" koşuluyla örtüşmediğinden şikayetçi olmuştur.
Hükümet, başvurunun yapıldığı tarihte davanın ulusal mahkemelerde derdest olması nedeniyle başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini iddia ederek bu argümana itiraz etmiştir. Ayrıca sözkonusu davanın, karmaşıklığı göz önünde bulundurulduğunda, haddinden uzun olduğu biçiminde değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüştür. Bu nedenle davanın uzamasının Devlet'e atfedilemeyeceği sonucuna varmıştır.
AİHM, idari davanın 25 Şubat 2010 tarihinde sonuçlandığını kaydeder. Derdest olduğu farz edilse bile, AİHM'nin içtihadına göre, davanın uzunluğuyla ilgili şikayetler, sözkonusu davanın nihai sonuca bağlanmasından önce AİHM önüne getirilebilir (bkz. Plaksin - Rusya, 14949/02). Buna göre, Hükümet'in iç hukuk yollarının tüketilmemesiyle ilgili itirazının reddedilmesi gerekir.
AİHS'nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi çerçevesinde bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.
Göz önünde bulundurulacak süre 23 Kasım 2000 tarihinde başlayıp 25 Şubat 2010 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla dava iki dereceli yargıda yaklaşık dokuz yıl üç ay sürmüştür.
AİHM, mevcut davadakine benzer sorunları ele alan davalarda sıklıkla AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Frydlender - Fransa [BD], 30979/96 ve Daneshpayeh - Türkiye, 21086/04).
AİHM, kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeleri incelemiş, Hükümet'in mevcut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak hiçbir delil ya da görüş sunmadığı kanısına varmıştır. AİHM, konuya ilişkin içtihadını göz önünde bulundurarak, mevcut davada yargılama süresinin haddinden uzun olduğunu ve "makul süre" koşulunu karşılamadığı belirtir.
Buna göre 6/1 madde ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER MADDELERİ
Başvuran AİHS'nin 8. maddesi kapsamında başvuranın - başka bir şehre taşınmasını gerektiren - tayininin ve hakkında öne sürülen ve dayanaksız olduğu iddia edilen suçlamaların, aile hayatına saygı gösterilmesi hakkına müdahale teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca tayininin yol açtığı, nakliye ve barınma masrafları gibi mali sonuçların AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamındaki haklarını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
AİHM, eldeki tüm bilgi ve belgeler ışığında, başvuranın yukarıda sunduğu görüşün, AİHM veya Protokollerinde öngörülen hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğini hiçbir biçimde göstermediği kanısındadır (bkz. Soysal ve Diğerleri - Türkiye, 54461/00, 54579/00 ve 55922/00). Dolayısıyla bu şikayetler, AİHS'nin 35/3 ve 4 maddesiyle uyumlu olarak açıkça dayanaktan yoksun oldukları gerekçesiyle kabuledilemez.
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Zarar
Başvuran esasen ailesini görmek için yaptığı nakliye ve barınma masraflarına istinaden, 24.449 Euro maddi tazminat talep etmiştir. Ayrıca başka bir şehre tayin edilmesinin sebep olduğu stres nedeniyle 50.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.
Hükümet bu talebe haddinden yüksek olduğu gerekçesiyle itiraz etmiştir.
AİHM tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında hiçbir illiyet bağı görememektedir. Öte yandan AİHM, başvuranın manevi zarara uğradığı kanısındadır. Hakkaniyete uygun surette, bu başlık altında 4.800 Euro ödenmesine karar verir.
B. Yargılama giderleri
Başvuran ayrıca, ulusal mahkemelerde meydana gelen masraflarla ilgili olarak dava harcı için 500 Euro, yargılama masrafları için 500 Euro, avukatlık ücretine ilişkin olarak da 5000 Euro talep etmiştir. Başvuranın avukatı, taleplerini desteklemek için, AİHM'ye sunulan başvuruya ilişkin olarak avukatlık ücreti için kendisine 2.000 Euro ödendiğini ifade eden bir belge sunmuştur. Ayrıca davanın başarısına bağlı olarak, avukatın 3.000 Euro ile 5.000 Euro arasında ek ödeme alacağı kaydedilmiştir. Bu belge yalnızca başvuranın avukatının imzasını taşımaktadır.
Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
AİHM, yargılama giderlerinin, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödendiğini yineler. Bu davada, AİHM, başvuranın talep ettiği meblağları gerçekten harcadığını kanıtlayamadığı kanaatine varmıştır. Özellikle başvuran, fiş, fatura, sözleşme, ücret anlaşması ya da avukatının dava üzerinde harcadığı mesai saatlerinin dökümü gibi belgeye dayalı kanıt gösterememiştir. Bu bakımdan, yalnızca avukatın imzasının bulunduğu sözkonusu belge, bu harcamaların gerçekten yapıldığı sonucuna varmak için yeterli değildir. Buna göre, AİHM bu başlık altında tazminat ödenmemesine hükmeder.
C. Gecikme Faizi
AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE
1. Yargılamanın haddinden uzun sürmesine ilişkin şikayetin kabuledilebilir, başvurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;
2. AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
3.(a) Savunmacı Devlet'in, başvurana, üç ay içerisinde, ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere, her türlü vergiden muaf tutularak manevi tazminat olarak 4.800 Euro (dört bin sekiz yüz Euro) ödemesine;
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için, sözkonusu meblağlara, Avrupa Merkez Bankası'nın anılan dönem için geçerli olan marjinal kredi faiz oranına üç puanlık bir artış eklemek suretiyle belirlenecek basit faiz uygulanmasına;
4. Başvurann adil tazmin taleplerinin kalan kısmının reddine,
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce hazırlanmış, AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 20 Aralık 2011 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy