(AİHS m. 5, 6, 34, 35, 41, 44) (765 S. K. m. 125) (KOŞTİ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (YAKIŞAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 7987/07)
KARAR
STRAZBURG
23 Haziran 2009
İşbu karar AİHSnin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL
T.C. vatandaşları Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, Şerefettin Türk, Mahfuz Siğinç ve Orhan Sakci (başvuranlar) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 26 Ocak 2007 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapılan 7987/07 numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.
Başvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından S. Yurtdaş tarafından temsil edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
Başvuranlar sırasıyla 1970, 1970, 1966, 1974 ve 1970 doğumludurlar ve Diyarbakırda ikamet etmektedirler.
PKK (Kürdistan İşçi Partisi) isimli yasadışı örgüte üyelik şüphesiyle yakalanan başvuranlar belirtilen tarihlerde gözaltına alınmışlardır: beşinci başvuran 6 Ocak 1994 tarihinde, ilk üç başvuran 9 Mart 1994 tarihinde ve dördüncü başvuran 19 Mart 1994 tarihinde.
20 Ocak 1994 tarihinde Muş Sulh Ceza Mahkemesi hakimi beşinci başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
31 Mart 1994 tarihinde, Muş Sulh Ceza Mahkemesi hakimi diğer başvuranların da tutuklanmasına karar vermiştir.
16 Mart 2004 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, eski Ceza Kanununun 125. maddesi uyarınca, başvuranları, ülke topraklarının belli kısmının bölünmesini amaçlayan eylemler yürütmek suçundan mahkum etmiş ve müebbet hapis cezasına çarptırmıştır.
Resmi Gazetede 30 Haziran 2004 tarihinde yayınlanan 16 Haziran 2004 tarihli 5190 sayılı Kanun uyarınca, Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıştır. Başvuranlar hakkındaki dava Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine geçmiştir.
6 Haziran 2005 tarihinde, Yargıtay, başvuranlara ilişkin 16 Mart 2004 tarihli kararı bozmuş ve davayı ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.
16 Kasım 2007 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi başvuranları eski Ceza Kanununun 125. maddesi uyarınca mahkum etmiş ve onları yine müebbet hapis cezasına çarptırmıştır.
20 Ocak 2008 tarihinde başvuranlar temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
Dava dosyasındaki bilgilere göre, dava halen Yargıtayda derdesttir.
HUKUK
I. AİHSNİN 5/3 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, yargılama zarfındaki tutukluluklarının AİHSnin 5/3 maddesinde yer alan makul süre şartını aştığı konusunda şikayetçi olmuşlardır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmış ve başvuranların tutukluluk süresinin makul olduğunu ileri sürmüştür.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit etmiştir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, başvurunun bu kısmının esasına ilişkin olarak, somut davada iki tutukluluk süreci olduğunu gözlemlemiştir.
İlk süreç başvuranların gözaltına alındıkları tarihte başlamıştır:
- ilk üç başvuran için 9 Mart 1994 tarihinde,
- dördüncü başvuran için 19 Mart 1994 tarihinde,
- beşinci başvuran için 6 Ocak 1994 tarihinde.
Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesinin haklarında mahkumiyet kararı verdiği 16 Mart 2004 tarihinde sona ermiştir. Bu tarihten Yargıtayın 6 Haziran 2005 tarihli kararına kadar, başvuranlar AİHSnin 5/1 (a) maddesi uyarınca yetkili mahkeme tarafından mahkumiyet kararı üzerine hükümlü bulundurulmuşlardır. Dolayısıyla, birinci süreç, tüm başvuranlar için 10 yıldan uzun olmuştur.
İkinci süreç, Yargıtayın ilk derece mahkemesinin kararını bozduğu tarih olan 6 Haziran 2005de başlamış ve Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinin başvuranlar hakkında ikinci kez mahkumiyet kararı aldığı 16 Kasım 2007 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, yaklaşık iki yıl beş ay sürmüştür.
Dolayısıyla, başvuranların toplam tutukluluk süreleri yaklaşık olarak on iki yıl beş ay sürmüştür.
AİHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla AİHSnin 5/3 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (bkz., örneğin, Tutar - Türkiye, no. 11798/03, 10 Ekim 2006; Solmaz - Türkiye, no. 27561/02).
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AİHM, Hükümet tarafından, somut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir delil veya ikna edici bir iddianın sunulmadığını değerlendirmiştir. Konuya ilişkin içtihadını dikkate alan AİHM, başvuranların yargılama zarfındaki tutukluluk süresinin aşırı olduğu ve AİHSnin 5/3 maddesini ihlal ettiği kararını vermiştir.
Dolayısıyla, bu hüküm ihlal edilmiştir.
II. AİHSNİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuranlar, yargılama süresinin, AİHSnin 6/1 maddesinde ortaya konan makul süre şartına uymadığı konusunda şikayetçi olmuştur.
A. Beşinci başvurana (Orhan Sakci) ilişkin olarak
Hükümet, Sakcinin aynı şikayetle AİHMye 3 Ocak 2002 tarihinde başvuruda bulunmuş olduğunu (başvuru no. 8147/02) ve bu başvurunun 16 Ocak 2007 tarihinde AİHSnin 6/1 maddesinin ihlali tespitiyle sonuçlandığını belirtmiştir. Dolayısıyla, Hükümet, AİHMden, AİHSnin 35/2 (b) maddesine uygun olarak başvuranın yargılama süresine ilişkin şikayetini kabuledilemez bulmasını talep etmiştir.
Başvuran, başvurusunun, daha önce 8147/02 numaralı başvuruda AİHM tarafından incelenmemiş olan yeni bilgiler ve şikayetler içerdiğini iddia etmiştir.
AİHM somut başvurunun 26 Ocak 2007 tarihinde, yani 8147/02 numaralı başvuruya ilişkin kararın alındığı tarihten sonra, yapıldığını kaydetmiştir. Bu şartlarda, AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca olan şikayetin halihazırda 8147/02 numaralı başvuru bağlamında incelenmiş olması nedeniyle AİHM şikayete ilişkin hüküm vermesinin AİHSnin 35/2 (b) maddesi tarafından engellendiğini değerlendirmiştir. Bununla beraber, AİHM, ilk kararın alındığı tarihten sonra geçen sürece, yani 16 Ocak 2007 tarihinden sonraki sürece, ilişkin olarak bu şikayeti inceleyebilir. Dolayısıyla, AİHM, Hükümetin bu konudaki ön itirazını reddetmiştir. Ancak, AİHM, bu şikayetin başka nedenlerden ötürü kabuledilemez olduğu kanısındadır.
AİHM, bu bağlamda, dikkate alınması gereken sürecin AİHMnin16 Ocak 2007 tarihinde 8147/02 numaralı başvuruda başvuran hakkındaki cezai yargılama süresinin aşırı olması nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmesiyle başladığını ve davanın Yargıtayda derdest olması nedeniyle halen devam etmekte olduğunu kaydetmiştir. Dolayısıyla, inceleme altındaki süreç, on ayı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi önünde ve geri kalanı Yargıtay önünde olmak üzere iki aşamalı bir yargıda hali hazırda iki yıl bir aydan uzun bir süredir.
Özellikle başvuran hakkında getirilen suçlamaların ciddiyetini göz önünde bulunduran AİHM davanın belli ölçüde karmaşıklığa sahip olduğunu gözlemlemiştir. Ancak, incelenmekte olan ve AİHS kurumlarının içtihadı ışığında ilk bakışta gereksiz uzunlukta gözükmeyen müteakip yargılamanın toplam süresini gözden geçiren ve kendisi tarafından 8147/02 numaralı başvuruya ilişkin olarak 16 Ocak 2007 tarihinde alınan ve söz konusu aşamada yaklaşık on dört yıl sürmüş olan yargılamaya ilişkin olarak AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılan kararı dikkate alan AİHM, davanın geri kalan süresinin aşırı olmadığını değerlendirmiştir (bkz., Mariniello - İtalya, no. 36012/97, 28 Eylül 1999; Koşti ve Diğerleri - Türkiye, no. 74321/01, 3 Mayıs 2007).
AİHM, beşinci başvuran hakkındaki davanın süresine ilişkin olarak AİHSnin 6/1 maddesi uyarınca yapılan şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve AİHSnin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerektiği kararını vermiştir.
B. Geri kalan başvuranlara ilişkin olarak
Hükümet, somut dava koşullarında, cezai yargılama süresinin aşırı uzun olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüştür.
Başvuranlar iddialarında ısrar etmişlerdir.
AİHSnin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit etmiştir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, başvurunun bu kısmının esasına ilişkin olarak, dikkate alınması gereken sürecin ilk üç başvuran açısından 9 Mart 1994 tarihinde ve dördüncü başvuran açısından 19 Mart 1994 tarihinde, yani gözaltına alındıkları tarihlerde başladığını ve davanın Yargıtayda derdest olması nedeniyle halen devam etmekte olduğunu gözlemlemiştir. Dolayısıyla, inceleme altındaki süreç, iki aşamalı bir yargıda hali hazırda on beş yıl iki aydan uzun sürmüştür.
AİHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan davalarda sıklıkla AİHSnin 6/1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (bkz., Akyol - Türkiye, no. 23438/02, 20 Eylül 2007).
Kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyen AİHM, Hükümet tarafından, somut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir delil veya iddianın sunulmadığını değerlendirmiştir. Konuya ilişkin içtihadını dikkate alan AİHM, birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü başvuranlar hakkındaki dava süresinin aşırı olduğu ve makul süre şartına uymadığı kararını vermiştir.
Dolayısıyla, AİHSnin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
III. AİHSNİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
Başvuranlar 250.000 Euro maddi tazminat ve 250.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
AİHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı görmemiş ve bu nedenle bu talebi reddetmiştir. Ancak, ilk dört başvuranın her birine 17.250 Euro ve beşinci başvurana 10.500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Ayrıca, taraflarca sunulan bilgilere göre, başvuranlar hakkındaki ceza davası halen derdesttir. Bu şartlarda, AİHM, AİHSnin 6/1 maddesinin ihlaline son vermek için uygun yolun söz konusu ceza davasını mümkün olan en çabuk sürede sonlandırmak ve adaletin düzgün şekilde uygulanmasının gereklerini göz önünde bulundurmak olduğunu tespit etmiştir (bkz., üzerinde gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, Yakışan - Türkiye, no. 11339/03, 6 Mart 2007).
Başvuranlar ayrıca, çeviri ve posta ücreti gibi AİHM önünde yapılan masraflar ve yargılama giderleri için 10.000 Euro talep etmişlerdir. Başvuranlar bu çerçevede çeviri masrafları için biri 166 TL (yaklaşık 75 Euro), diğeri 210 TLlik (yaklaşık 95 Euro) iki banka dekontu sunmuşlardır.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, başvuran, ancak mahkeme masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Somut davada, başvuranlar talep edilen masrafların çoğunluğunun gerçekten yapıldığını kanıtlamamışlardır. AİHM, dolayısıyla, başvuranlara, belgelenmiş yargılama masraf ve giderlerine karşılık ortaklaşa olarak 170 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Tüm başvuranlar açısından yargılama zarfındaki tutukluluğa ilişkin şikayetin ve beşinci başvuran (Orhan Sakci) dışındaki tüm başvuranlara ilişkin olarak yargılama süresinin aşırı olduğuna ilişkin şikayetin kabuledilebilir olduğuna;
2. Başvurunun kalanının kabuledilemez olduğuna;
3. Tüm başvuranlar açısından AİHSnin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;
4. Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, Şerefettin Türk ve Mahfuz Siğinç açısından AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) AİHSnin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından aşağıdaki miktarların ödenmesine;
(i) İlk dört başvuranın her birine - Sedat Atsız, Mehmet Emin Türk, Şerefettin Türk ve Mahfuz Siğinç - manevi tazminat olarak 17.250 Euro (on yedi bin iki yüz elli Euro) ile birlikte bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi;
(ii) Orhan Sakciye manevi tazminat olarak 10.500 Euro (on bin beş yüz Euro) ile birlikte bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi;
(iii) Başvuranlara yargılama masraf ve giderlerine karşılık ortaklaşa olarak 170 Euro (yüz yetmiş Euro) ile birlikte bu miktara tabi olabilecek her türlü vergi;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;
6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine
KARAR VERMİŞTİR.
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 23 Haziran 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy