(AİHS. m. 6, 35, 41) (YÜCEL DOĞAN - TÜRKİYE DAVASI) (HASEFE - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 8163/07)
KARAR
STRASBOURG
2 Nisan 2013
İşbu Karar nihaidir ancak şekli bazı düzenlemelere tabi olabilir.
Alhan v. Türkiye davasında,
12 Mart 2013 tarihinde
Başkan
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller ve
Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı
Françoise Elens-Passosun katılımıyla Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), yapılan gizli müzakereler sonrasında aynı gün kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (8163/07) nolu dava, Türk vatandaşı Serap Alhanın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM veya Mahkeme) 1 Şubat 2007 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. 14 Eylül 2010 tarihinde başvurunun kısmen kabul edilemez olduğu beyan edilmiş ve yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikayetler Hükümete iletilmiştir.
4. Hükümet başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine itiraz etmiştir. AHHM Hükümetin itirazını değerlendirmesinin ardından reddetmiştir.
OLAY VE OLGULAR
DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran 1948 doğumlu olup İstanbulda ikamet etmektedir.
6. Başvuran tarafından bildirildiği şekliyle davanın olay ve olguları aşağıdaki gibi özetlenebilir.
7. Başvuran 24 Ağustos 2000 tarihinde, Eskişehir İdare Mahkemesi nezdinde tazminat davası açarak geçirdiği ameliyat sırasında kullanılan cerrahi aletlerden kendisine HEPATIT-C bulaştığını iddia etmiştir.
8. 6 Kasım 2001 tarihinde Eskişehir İdare Mahkemesi başvuranın iddiasını dayanaksız bularak tazminat talebini reddetmiştir.
9. Başvuran 21 Aralık 2001 tarihinde, 6 Kasım 2001 tarihli kararı temyiz etmiştir.
10. Danıştay 30 Ocak 2004 tarihinde, ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.
11. Başvuran 1 Ağustos 2004 tarihinde Danıştay kararının düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.
12. Eskişehir İdare Mahkemesi 17 Ağustos 2004 tarihinde bir ara karar çıkarmış ve karar düzeltmesi için gereken ücretin ödenmediğini belirtmiştir. Mahkeme başvuranın usule ilişkin eksikliklerini on beş gün içinde gidermesini istemiştir.
13. Mahkeme 7 Ekim 2004 tarihinde, mahkemenin ara kararına uymadığı gerekçesiyle başvuranın düzeltme talebini gerçekleştirmemeye karar vermiştir.
14. Başvuran 1 Kasım 2004te bu kararı temyiz etmiştir.
15. Danıştay11 Mayıs 2006 tarihinde, talebin usule uygun şekilde yapılmış olduğunu tespit ederek; idare mahkemesinin başvuranın düzeltme talebini dikkate almama yönündeki kararını bozmuştur. Bununla birlikte Danıştay, şikâyetin esasına dair incelemesinden sonra düzeltme gerektiren makul bir gerekçe olmadığına karar vererek talebi reddetmiştir.
16. Bu karar başvurana 28 Ağustos 2006 tarihinde bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN 1. PARAGRAFININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
17. Başvuran yargılamanın süresinin Sözleşmenin aşağıda belirtilen 6. maddesinin 1. paragrafındaki makul süre şartına uymamasından şikayet etmektedir:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
.bir mahkeme tarafından
. makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.
18. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
19. Dikkate alınması gereken süre 24 Ağustos 2000 tarihinde başlamış 28 Ağustos 2006 tarihinde sona ermiştir. Bu nedenle dava iki aşamalı yargı merciinde neredeyse altı yıl sürmüştür.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
20. AHM Sözleşmenin 35. maddesinin 3(a) paragrafı uyarınca bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca, kabul edilemezliğe dair herhangi bir gerekçe tespit edememektedir. Bu nedenlerle söz konusu şikayetin kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
B. Esas Hakkında
21. AHM, yargılama süresinin makul niteliğinin, davanın koşullarına, mahkemenin içtihadı tarafından kabul edilen kriterlere, özellikle davanın karmaşıklığına, başvuran ile yetkili makamların tutumuna ve ilgililer için ihtilaf konusu davanın içeriğine bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (bkz, diğerleri arasından, Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, § 28, 16 Temmuz 2009).
22. AİHM mevcut davaya benzer başka davalarda Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafının sıklıkla Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz, örneğin, Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, § 26-29, 16 Temmuz 2009; Frydlender v. Fransa (GC), no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII; Yücel Doğan v. Türkiye, no. 24647/04, §§ 18-22, 6 Ekim 2009 ve Hasefe v. Türkiye, no. 25580/03, §§ 28-30, 8 Ocak 2009).
23. AİHM kendisine sunulan tüm bilgi ve belgeleri inceledikten sonra, Hükümetin AHMi mevcut davada farklı bir sonuca varması için ikna edebilecek yeterli iddia ya da argüman sunamadığı kanısındadır. Konuyla ilgili içtihadını dikkate alan AİHM, mevcut davada yargılama süresinin çok uzun olduğuna ve makul süre şartına uymadığına kanaat getirmiştir.
Bu nedenle, 6. maddenin 1. paragrafı ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25. Sözleşmenin 41. maddesi şunu öngörmektedir:
Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
A. Tazminat
25. Başvuran maddi tazminat olarak 10.000 Avro, manevi tazminat olarak da 60.000 Avro talep etmektedir.
26. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
27. AİHM tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında sebep sonuç ilişkisi tespit edememiştir; bu nedenle talebi reddeder. AİHM başvuranın manevi tazminat talebini yerinde bulmaktadır. Eşitlik esasına göre, AİHM başvurana manevi tazminat olarak 2500 Avro ödenmesine karar vermektedir.
B. Masraf ve Harcamalar
28. Başvuran yerel mahkemelerde tahakkuk etmiş olan masraf ve harcamalar için 221 Avro talep etmektedir. Yerel mahkemelerdeki yargılama süresince ödenmiş olan mahkeme ücretleri ve posta masraflarını gösteren üç adet fatura ibraz etmiştir.
30. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
31. Kendisine sunulan belgeleri ve içtihadını dikkate alan AİHM, talep edilen masrafların tazminat yargılamasını başlatmak üzere harcanmış olduğunu ve yargılamanın süresiyle bir ilgisi olmadığını tespit etmiştir. Bu nedenden ötürü AİHM yerel mahkemelerde tahakkuk etmiş olan masraf ve harcamalar için talep edilen miktarı reddetmektedir.
C. Gecikme Faizi
32. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
İŞBU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna,
2. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğine,
3. (a) Davalı Hükümetin başvurana manevi tazminat olarak 2500 Euro (iki bin beş yüz Avro) ile birlikte uygulanacak tüm vergileri ödeme tarihinde geçerli kurdan davalı Hükümetin para birimine çevirmek suretiyle üç ay içerisinde ödemesine,
(b) Söz konusu üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda, basit faizin uygulanmasına karar verir.
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerini reddeder.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 2 Nisan 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy