(AİHS. m. 4, 6, 35, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (İLYAS KARAL - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (EBRU VE TAYFUN ENGİN ÇOLAK - TÜRKİYE DAVASI) (AYIK - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 14772/08)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
(Dostane Çözüm)
STRAZBURG
31 Ocak 2012
USUL
Başvuran Rafet Öztürk 1943 doğumlu T.C. vatandaşı olup Sivas'ta ikamet etmektedir.
Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Sivas Barosu avukatlarından C.K. Öztürk tarafından temsil edilmektedir.
Taraflarca öne sürüldüğü şekliyle olaylar şu şekilde özetlenebilir.
25 Şubat 2000 tarihinde başvuran Ankara Ticaret Mahkemesi'nde (Ticaret Mahkemesi) İdare aleyhine tazminat davası açmıştır.
Ticaret Mahkemesi 9 Haziran 2000 tarihinde yetkisizlik kararı vermiştir.
Yargıtay 16 Kasım 2000 tarihinde bu kararı bozmuştur.
Ticaret Mahkemesi 25 Ekim 2001 tarihinde bir kez daha yetkisizlik kararı vermiştir.
Yargıtay 14 Mayıs 2002 tarihli bir karar ile bu kararı da bozmuştur.
Ticaret Mahkemesi 21 Ekim 2004 tarihli bir hüküm ile başvuranın talebini yerinde bulmuştur.
Yargıtay 1 Mayıs 2006 tarihli bir karar ile ilk derece mahkemesinin bu kararını bozmuştur.
Ticaret Mahkemesi 13 Eylül 2007 tarihli bir karar ile başvuranın talebini reddetmiştir.
Başvuran temyize gitmemiştir.
ŞİKAYETLER
AİHS'nin 6/1 maddesine atıfta bulunan başvuran hukuki yargı sürecinin uzunluğundan yakınmaktadır.
Başvuran ayrıca mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin sözkonusu olduğunu ileri sürerek Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
HUKUK
A. Yargı sürecinin uzunluğu
Başvuran yargı sürecinin uzunluğunun AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlaline yol açtığından şikayetçi olmaktadır.
Dostane çözüme yönelik yapılan bütün görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine, Hükümet AİHM'ye 15 Nisan 2011 tarihinde gönderdiği bir yazı ile sözkonusu başvuruda dile getirilen sorunların giderilmesi bakımından tek taraflı bir deklarasyonun öngörüldüğünü bildirmiştir. Hükümet ayrıca AİHM'den AİHS'nin 37. maddesinin uygulanmasına istinaden başvurunun kayıttan düşürülmesini talep etmiştir.
Deklarasyon metni şu şekildedir:
"Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, AİHM içtihadı ışığında başvurana (
) her türlü maddi, manevi zararın karşılığında 3.500 (üç bin beş yüz) Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 500 (beş yüz) Euro ödemeyi taahhüt etmektedir.
Sözkonusu bu miktar her türlü maddi, manevi zarar ile yargı giderlerini kapsamakta olup, her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilecek ve AİHM'nin AİHS'nin 37/1 maddesi gereğince verdiği kararın tebliğ edilmesini izleyen üç ay içinde ödenecektir. Ödemenin öngörülen üç aylık süre içerisinde yapılmaması durumunda, Hükümet tarafından sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankası'nın geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır. Bu ödeme davanın nihai halini oluşturacaktır.
Hükümet başvuran tarafından iç hukukta sürdürülen yargı sürecinin uzunluğunun AİHM içtihadına aykırı bir durumu teşkil ettiğini kabul etmektedir. (Bkz. Daneshpayeh-Türkiye kararı, no: 21086/04, 16 Temmuz 2009). Hükümet mevcut başvurunun sürdürülmesini gerektirecek bir durumun yer almadığını belirterek AİHM'den AİHS'nin 37/1 maddesi uyarınca başvuruyu kayıttan düşürmesi talebinde bulunmaktadır."
Başvuran 6 Ağustos 2011 tarihli mektubu ile Hükümetin bu önerisine karşı çıkmış ve AİHM'ye başvuruyu sürdürme niyetinde olduğunu bildirmiştir.
AİHM, AİHS'nin 37/1 maddesinin a), b) ve c) fıkralarında belirtilen koşullar çerçevesinde yargı sürecinin her aşamasında başvurunun kayıttan düşürülmesi kararının verilebileceğini hatırlatır.
AİHM ayrıca, başvuran bu başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse dahi Hükümetin tek taraflı olarak sunduğu beyana dayalı olarak 37/1 maddesinin c) fıkrası uyarınca başvurunun kayıttan düşürülebileceğini hatırlatır.
Bu itibarla, AİHM yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar ve bilhassa Tahsin Acar kararı doğrultusunda bu beyanı ayrıntılı olarak inceleyecektir (Bkz. Tahsin Acar-Türkiye (ön itiraz) (BD), no: 26307/95, Van Houten-Hollanda (kayıttan düşme), no: 25149/03, İsveç Taşımacılık Sendikası Çalışanları-İsveç (kayıttan düşme), no: 53507/99, 18 Temmuz 2006; Kalanyos vd.-Romanya no: 57884/00, 26 Nisan 2007; WAZA Spolka zo.o.-Polonya kararı no: 11602/02, 26 Haziran 2007; Stark vd.-Finlandiya (kayıttan düşme), no: 39559/02, 9 Ekim 2007; Gloria-Nouvella Wachmann-Gugui-Romanya kararı no: 37161/06, 11 Mayıs 2010 ve İlyas Karal-Türkiye kararı, 44655/09, 29 Mart 2011).
AİHM Savunmacı Hükümete bildirilen şikayetin ulusal mahkemeler nezdinde sürdürülen hukuki yargı sürecinin uzunluğuna dayandığını not etmektedir. Daha önce de aralarında Türkiye aleyhine yapılan başvuruların da yer aldığı benzer davalarda Savunmacı Devletlerin bir ihlale yönelik şikayetleri makul bir süre zarfında inceleme yükümlülüklerinin bulunduğunu belirtmiştir (Bkz. örneğin, Kudla-Polonya, no: 30210/96, Tendik vd.-Türkiye no: 23188/02, 22 Aralık 2005, Ebru ve Tayfun Engin Çolak-Türkiye no: 60176/00, 30 Mayıs 2006, Ayık-Türkiye no: 10467/02, 21 Ekim 2008 ve Daneshpayeh- Türkiye no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
Mevcut başvuruda, Hükümetin beyanının içeriği ve önerilen tazminat miktarı- benzer davalarda verilen meblağlarla uyumlu olması- göz önünde bulundurulduğunda, AİHM başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı çıkaracak bir unsurun yer almadığını ifade etmektedir (37/1 c) maddesi).
Ayrıca, yukarıda dile getirilen hususlar ve mahkemenin bu konudaki açık ve net içtihadı ışığında AİHM, bu çözümün Sözleşme ve Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatindedir ve başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerektirecek herhangi bir gerekçe görememektedir (Sözleşmenin 37/1 in fine maddesi).
Sonuç itibarıyla, AİHM Hükümetin tek taraflı olarak hazırlanan bu beyana riayet etmemesi halinde AİHS'nin 37/2 maddesine uygun olarak başvurunun yeniden kayda geçebileceğini anımsatır (Bkz. Josipovic-Sırbistan kararı no: 18369/07, 4 Mart 2008).
B. Mülkiyet hakkına dair
Başvuran ayrıca Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.
AİHM kendisine sunulan unsurların tamamı dikkate alındığında ve öne sürülen iddiaları incelemekle mükellef olması doğrultusunda, AİHS'nin Ek 1 no'lu Protokolü ile güvence altına alınan haklara yönelik herhangi bir ihlalin bulunmadığı kanaatine varmaktadır.
Şikayetin bu bölümü dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AİHS'nin 35/3 ve 4. maddeleri gereğince reddedilmelidir.
Bu gerekçelere dayalı olarak, AİHM, oybirliğiyle,
Savunmacı Hükümet tarafından hazırlanan beyanı, bu beyanda yer alan yükümlülükleri ve yerine getiriliş şeklinin dikkate alınmasına;
AİHM, AİHS'nin 37/1 c) maddesine dayalı olarak yargılamanın uzunluğu hakkındaki şikayet ile ilgili olarak başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiş;
Başvurunun bunun dışında kalan kısmını kabuledilemez bulmuştur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy