(AİHS m. 6, 35, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (İLYAS KARAL - TÜRKİYE DAVASI)
KARAR
(Başvuru no.25827/08)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (ikinci daire), 20 Mart 2012 tarihinde daire aşağıdaki isimlerden oluşmaktadır:
Isabelle Berro-Lefevre, Başkan
Guido Raimondi,
Helen Keller, Yargıçlar
ve Françoise Elens-Passos, Daire Başkan Yardımcısı
26 Mayıs 2008 tarihinde işleme konulan söz konusu başvuru üzerinde görüşüldükten sonra, 28 Kasım 2011 tarihinde davalı Hükümet tarafından sunulan ve AİHM'yi başvurunun kayıttan düşürülmesi kararı vermeye davet eden deklarasyon incelenmiş ve aşağıdaki karar verilmiştir:
USUL
Başvurucular, Türk vatandaşı olup, Yusuf İzzet Zorlu, 1946; Ali Sedat Zorlu, 1942; Yusuf Ziya Zorlu, 1949 ve Ömer Faruk Zorlu, 1937 doğumlu olup Kocaeli'de ikamet etmektedirler. 5 Temmuz 2005 tarihinde, AİHM'e başvurmuşlardır. Başvurucular, Mahkeme önünde İstanbul Barosu avukatlarından Y.Demirci tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
29 Ağustos 2000 tarihinde, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı (İdare), Gölcük'te bulunan taşınmazları kamulaştırmıştır (723, 730, 732 numaralı parseller).
19 Eylül 2000 tarihinde, başvurucular, Gölcük Asliye Hukuk Mahkemesi'ne taşınmazlarının kamulaştırılmasına ilişkin bedel artırım davası açmışlardır.
10 Temmuz 2002 tarihinde, Asliye Hukuk Mahkemesi, başvurucuların taleplerini kısmen kabul etmiş ve taşınmazlara el koyma tarihinden itibaren yasal faiz oranıyla birlikte 163 149 967 483 Türk Lirası (TRL), (99 481 Euro (EUR)) tazminat ödenmesine karar vermiştir.
18 Kasım 2002 tarihinde, İdare'nin temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay, taşınmaz üzerinde bulunan meyve ağaçlarının ve binanın değeriyle İlgili bilirkişi raporlarındaki eksiklikler nedeniyle kararı bozmuştur.
18 Şubat 2003 tarihinde, İdare tarafından yapılan düzeltme talebi, Yargıtay tarafından reddedilmiştir.
15 Nisan 2003 tarihinde, davanın yeniden incelenmesinin ardından, Asliye Hukuk Mahkemesi kararında ısrar etmiş ve başvuruculara aynı tazminatı ödenmesini kabul etmiştir.
Başvurucular, Yargıtay tarafından bu kararın onanması talep etmişlerdir.
1 Ekim 2003 tarihinde, İdare'nin temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay Genel Kurulu, 18 Kasım 2002 tarihinde kararı bozmasına sebep olan aynı gerekçelerden dolayı karan yeniden bozmuştur.
4 Mayıs 2004 tarihinde, ilk derece mahkemesi, başvurucuların 15 Nisan 2003 tarihli kararın onanması talebinde bulunmuş olmaları sebebiyle aynı meblağın onlara yeniden ödenmesine karar vermiştir.
22 Ekim 2004 tarihinde, Yargıtay, meyve ağaçlarının değerinin Tarım Bakanlığı'nın yerel bilirkişisi tarafından değerlendirilmiş olması gerektiğinin altını çizerek üçüncü kez kararı bozmuştur.
18 Nisan 2006 tarihinde, Asliye Hukuk Mahkemesi, Yargıtay'ın kararına uymuştur. Bilirkişi raporu, tazminat miktarını 173 363,80 TRY (106 358 EUR) olarak belirlemiştir. Bununla birlikte, başvurucuların 4 Mayıs 2004 tarihli karara karşı temyiz başvurusunda bulunmamış olmalarının ve İdare'nin, bu son kararda belirtilen daha düşük meblağın ödenmesine ilişkin kazanılmış hakkı olduğu gerekçelerinin altını çizerek kararda aynı miktarda tazminat vermiştir.
12 Aralık 2006 tarihinde, Yargıtay, bilirkişi raporunda, meyve ağaçlarının değerinin %2'sinin bozulmasına ilişkin olarak tespit edilen meblağın Mahkeme tarafından düşürülmemiş olduğu ve başvurucuların, taşınmazların yalnızca dörtte üçünün sahibi oldukları göz önünde bulundurulmadığı gerekçesiyle bu kararı bozmuştur.
5 Haziran 2007 tarihinde, Asliye Hukuk Mahkemesi karara uymuş ve başvuruculara 29 Ağustos 2000 tarihinden itibaren işleyecek olan faizle birlikte 126 649,66 TRY (72 371 EUR) tazminat vermiştir.
4 Şubat 2008 tarihinde, taraflar temyiz başvurusunda bulunmamış; karar kesinlik kazanmıştır.
6 Haziran 2008 tarihinde, başvuruculara 498 665,38 TRY (259 721 EUR) tazminat ödenmiştir.
ŞİKAYETLER
Başvurucular, 1 No'lu Protokol'ün 1.maddesini ileri sürerek, mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesi hakkının ihlal edilmesinden dolayı şikayet etmektedirler. Ayrıca, davanın uzun sürmesi nedeniyle, ülkede geçerli olan enflasyon oranı göz önünde bulundurulduğunda tazminat miktarının değerini yitirmiş olmasından dolayı da şikayet etmektedirler.
Başvurucular, iç yargı organları Önünde yürütülen davanın uzun sürmesiyle nedeniyle, Sözleşme'nin 6. maddesinin de ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. DAVANIN UZUN SÜRMESİ NEDENİYLE YAPILAN ŞİKAYET
Başvurucu taraf, Özellikle, iç yargı organları önünde yürütülen davanın aşın uzun sürmesinden dolayı şikayet etmektedirler. Başvurucular, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesini ileri sürmektedirler; söz konusu maddenin ilgili bölümleri şunu öngörmektedir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar (...) konusunda karar verecek olan (...) bir mahkeme tarafından (...) davasının makul bir süre içinde (...) açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir."
Dostane çözüm amacıyla yapılan görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından,
Hükümet, 28 Kasım 2011 tarihli yazıyla, başvuruda ifade edilen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı deklarasyon hazırlamayı düşündüğü konusunda AİHM'yi bilgilendirmiştir. Ayrıca, Hükümet, Sözleşme'nin 37. maddesinin uyarınca, AİHM'yi, başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
Deklarasyon şu şekildedir:
"Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin, Yusuf İzzet Zorlu, Ali Sedat Zorlu, Yusuf Ziya Zorlu ve Ömer Faruk Zorlu'ya birlikte, (...), AİHM önünde derdest olan söz konusu başvurudan kaynaklanan davanın dostane çözümle sonuçlandırılması için, her türlü vergiden muaf tutularak,, manevi zararları için 3 600 EUR (üç bin altı yüz euro), tüm harcama ve giderler için 500 EUR (beş yüz euro) ödemeyi teklif ettiğini bildiriyorum.
Söz konusu bu meblağ, ilgili dönemdeki her türlü vergiden muaf tutularak, ödeme tarihinde geçerli olan kurdan Türk lirasına çevrilecektir. Bu meblağ, AİHS'nin 37 § 1 maddesi uyarınca verdiği kararın tebliğ edilmesini müteakip üç ay içinde ödenecektir. Hükümet tarafından ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır. Bu tutarın ödenmesi, davanın nihai çözüme kavuşturulmasını teşkil edecektir.
Hükümet, başvurucu tarafça başlatılan iç hukuk sürecinin, Mahkeme'nin yerleşik içtihadı anlamında aşırı uzun sürdüğü kanısındadır (Danespayeh v. Türkiye, no.21086/04, 16 Temmuz 2009). Hükümet, Mahkeme'yi, başvurunun incelenmesini artık haklı bulmadığını bildirmeye ve başvuruyu Sözleşme'nin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürmeye saygıyla davet etmektedir."
Başvurucular, tek taraflı deklarasyon konusunda bir karara varmamışlardır.
AİHM, Sözleşme'nin 37. maddesi uyarınca, yargı sürecinin her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. paragrafının a), b) veya c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatmaktadır. Sözleşme'nin 37 § 1 c) maddesi, davanın kayıttan düşürülmesine şu durumda imkan vermektedir:
"(
) Mahkeme'nin saptadığı herhangi bir başka nedenden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse."
Mahkeme ayrıca, mevcut davanın koşullarında, başvurucu, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, davalı Hükümet'in tek taraflı beyanına dayalı olarak 37 § 1 c) maddesi gereğince davanın kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
AİHM bu amaçla, deklarasyonu, özellikle Tahsin Acar v. Türkiye kararı (ön inceleme) ((BD), no.26307/95, §§75-77, AİHM 2003-VI), ve WAZA Spolka z.o.o. v. Polonya ((karar) no. 11602/02, 26 Haziran 2007) ve İlyas Karal v. Türkiye ((karar), no.44655/09, 29 Mart 2011) ışığında, yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar doğrultusunda değerlendirmelidir.
Mahkeme, mevcut davada, davalı Hükümet'e bildirilen ulusal yargı makamları önünde yürütülen yargılama süresinin uzunluğuna dair yapılan şikayeti gözönünde bulundurmaktadır.
Mahkeme, Türkiye'ye karşı açılan çok sayıdaki davalarda, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi kapsamında yapılan şikayetler ilişkin olarak yerleşik içtihadını düzenlemiştir. (bkz, örneğin, Frydlender v. Fransa (BD), no.30979/96, § 43, AİHM 2000-VII; Cocchiarella v. İtalya (BD), no.64886/01, §§ 69-98, AİHM 2006-V; Majewski v. Polonya, no.52690/99, 11 Ekim 2005; Wende ve Kukowka v. Polonya, no.56026/00, 10 Mayıs 2007 ve Daneshpayeh v. Türkiye, no.21086/04, §§28-29, 16 Temmuz 2009).
Somut olayda, Hükümet, deklarasyonunda, ihtilaf konusu yargılama süresinin, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi anlamında makul süreyi aştığını kabul etmekte olup; başvuruculara, manevi zararın telafisi için 3 600 EUR; masraf ve harcamalar İçin 500 EUR ödemeyi teklif etmektedir.
Davalı Hükümet'in beyanında dile getirdiği taahhüdün niteliğini ve tazminat olarak ödenecek meblağı - ki bu meblağ benzer davalarda ödenen meblağlara uygundur - dikkate alan AİHM, makul sürenin aşılması nedeniyle Sözleşme'nin 6, maddesinin ihlal edilmesine ilişkin şikayetin incelenmesinin sürdürülmesini gerektirecek bir durumun kalmadığı sonucuna varmaktadır (37 § 1 c) madde).
Ayrıca yukarıda bahse konu değerlendirmeler ışığında ve bu yöndeki içtihadın net ve çok sayıda oluşu göz önünde bulundurulduğunda AİHM, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesini gerekli kılmadığı kanaatindedir (37 § 1. madde in fine).
II. DİĞER ŞİKAYETLER HAKKINDA
Başvurucular tarafından dile getirilen diğer şikayetlere gelince, elindeki unsurların tümü göz önüne alındığında ve dile getirilen iddiaları bilmek için yetkili olduğundan, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine dair hiçbir tespitte bulunmamıştır. Başvurunun bu kısmı, Sözleşme'nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, AİHM, oybirliğiyle,
Başvurucuların dava süresiyle ilgili şikayeti ve alınan yükümlülüğe saygı gösterilmesini sağlamak için öngörülen özel şartlar hakkında davalı Hükümet'in deklarasyonundaki ifadeleri dikkate almaktadır.
AİHS'nin 37 § 1 c) maddesi uyarınca davanın kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy