(AİHS. m. 5, 6, 13, 35) (SEHER KARATAŞ - TÜRKİYE DAVASI) (MITLIK ÖLMEZ VE YILDIZ ÖLMEZ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 34384/08)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
12 Mart 2013 tarihinde,
Başkan
Dragoljub Popovic
Yargıçlar
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), 10 Temmuz 2008 tarihli başvuruyla ilgili yapılan müzakerelerin ardından Davalı Hükümetin sunduğu görüşler ve bu görüşler doğrultusunda başvuranın verdiği cevapları da dikkate alarak aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuranlar, Refik Alpaya ve İbrahim Dağılma T.C. vatandaşları olup sırasıyla 1965 ve 1974 doğumludurlar ve Bingölde ikamet etmektedirler. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, Diyarbakırda görev yapan avukat M. Özbekli tarafından temsil edilmektedirler.
2. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuranlar, silahlı yasadışı bir örgüt olan Hizbullaha karşı yürütülen operasyonlar çerçevesinde, 6 Ocak 1999da yakalanarak gözaltına alınmışlar ve akabinde tutuklanmışlardır.
5. Başvuranlar, çıkarıldıkları ilk derece mahkemesinin 27 Aralık 2001 tarihli kararıyla mahkûm edilmişlerdir.
6. Bu karar, 24 Haziran 2002 tarihinde Yargıtay tarafından bozulmuştur.
7. Başvuranlar 21 Ekim 2004 tarihinde serbest bırakılmışlardır.
8. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 14 Eylül 2006 tarihinde başvuranları 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasına çarptırmıştır.
9. Yargıtay 30 Ekim 2007 tarihinde bu kararı onamıştır.
10. Yargıtay kararı, 25 Aralık 2007 tarihinde ilk derece mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğüne tebliğ edilmiştir. Başvuranlar, bu karardan ancak 14 Ocak 2008 tarihinde bilgi sahibi olduklarını ileri sürmektedirler.
ŞİKAYETLER
11. Başvuranlar, Sözleşmenin 6. ve 13. maddelerini ileri sürerek aleyhlerine yürütülen ceza yargılamasının uzunluğundan şikayet etmektedirler.
12. Başvuranlar, Sözleşmenin 5. maddesinin 3. paragrafını ileri sürerek, maruz bırakıldıkları tutukluluk süresinin uzunluğundan şikayet etmektedirler.
HUKUK
13. Hükümet, altı aylık süre ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğunu savunmaktadır. Aslında Hükümet, yerel mahkemenin verdiği nihai kararın 30 Ekim 2007 tarihinde alındığı ve kararın 25 Aralık 2007 tarihinde ilk derece mahkemesi yazı işleri müdürüne tebliğ edildiğini gözlemlemektedir. Hükümet, 10 Temmuz 2008 tarihinde yapılan başvurunun, nihai kararın tebliğ tarihinden itibaren geçen sürenin altı aydan daha fazla geçtikten sonra yapıldığı sonucuna varmaktadır.
14. Başvuranlar, görüş beyan etmemektedir.
15. AİHM, başvurunun yapıldığı tarihten altı aydan uzun süre önce yani başvuranların 21 Ekim 2004 tarihinde serbest bırakılmış olmaları dolayısıyla uzun tutukluluk süresi bakımından yapılan şikayetin kabul edilemez olduğunu saptamıştır.
16. Yargılamanın süresi bakımından ileri sürülen şikayet konusunda AİHM içtihatlarına göre, iç hukukta nihai kararın tebliği öngörülmezse, tarafların kararın içeriği ile ilgili bilgi edindiği andan itibaren kararın düzenlenme tarihini göz önünde bulundurmak yerinde olur (Seher Karataş v. Türkiye, n° 33179/96, § 27, 9 Temmuz 2002). AİHM, ayrıca başvuran veya avukatının mahkeme yazı işleri müdürüne tebliğ edilen kararın bir kopyasını almak için özenli davrandıklarını kanıtlamaları gerektiğini de hatırlatmaktadır (Ölmez v. Türkiye, n° 39464/98, 1 Şubat 2005 tarihli karar).
17. Yargıtay, somut olayda, kararını 30 Ekim 2007 tarihinde vermiştir. Bu karar 25 Aralık 2007 tarihinde ilk derece mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğüne tebliğ edilmiştir. Altı aylık süre, bu tarihten itibaren başlamıştır. Oysa başvuru, 10 Temmuz 2008 tarihinde, bir başka deyişle nihai yerel kararın tebliğinden 6 ay ve 15 gün sonra kaydedilmiştir. Ayrıca, başvuranlar altı aylık sürenin işleyişini durdurabilecek ya da erteleyebilecek herhangi bir özel durum ileri sürmemişlerdir. Dolayısıyla başvurunun geciktiği anlaşılmaktadır ve bu başvuru Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy