(AİHS m. 6, 13, 34, 35, 41) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 36463/08 ve 53948/09)
KARAR
STRAZBURG
16 Temmuz 2013
İşbu karar kesinleşmiş olup, şekli düzeltmelere tabi tutulabilir.
Aktaş ve Kırtay/Türkiye davasında,
Başkan
Peer Lorenzen,
Yargıçlar
András Sajó,
Neboja Vucinic,
ve İkinci Daire Yazı işleri Müdürü yardımcısı Françoise Elens-Passosun, vekaleten katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), 25 Haziran 2013 tarihinde yapılan kapalı müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan dava, Bay Abdulkadir Aktaş ve Bay Şafii Kırtay (Başvuranlar) tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin (Sözleşme) 34 üncü maddesi uyarınca 17 Temmuz 2008 ve 20 Nisan 2009 tarihlerinde yapılmış olan (36463/08, 53948/09) başvurulardan ibarettir.
2. Başvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından Avukat M. Özbekli, tarafından temsil edilmişlerdir. Türk Hükümeti, (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvurular, 17 Mart 2010 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiştir. Başvurular, 14 numaralı Protokol uyarınca Komiteye havale edilmiştir.
OLAYLAR
4. Başvuranlar, Bay Abdulkadir Aktaş ve Bay Şafii Kırtay, sırayla 1980 ve 1978 doğumlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olup, hâlihazırda Diyarbakır Cezaevinde hapis yatmaktadırlar. AİHM önünde, Diyarbakır Barosu avukatlarından Avukat M. Özbekli, tarafından temsil edilmektedirler.
5. Başvuranlar, silahlı yasadışı bir örgüt olan Hizbullah örgütüne karşı yürütülen operasyonlar çerçevesinde, 8 Kasım 1999 (Şafii Kırtay) ve 6 Ekim 2002 (Abdulkadir Aktaş) tarihlerinde yakalanıp, gözaltına alınmışlardır.
6. Savcılık, farklı tarihlerde düzenlediği iddianameler ile başvuranları, silahlı yasadışı örgüt üyeliği ve/veya Türkiye Cumhuriyeti anayasal düzenini zorla değiştirmeye teşebbüs suçlarını işlemekle itham etmiştir.
7. Başvuran Şafii Kırtay, 27 Aralık 2002 tarihinde ilk derece mahkemesi önündeki yargılama sonucunda mahkûm edilmiştir. Yargıtay, 12 Mayıs 2003 tarihinde söz konusu mahkûmiyet kararını bozmuştur. 20 Mart 2007 tarihinde, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, ilgiliyi on altı yıl ve sekiz ay hapis cezasına çarptırmış ve bu ceza Yargıtay tarafından 16 Ekim 2008 tarihinde onanmıştır. Yargıtay kararı, 6 Kasım 2008 tarihinde tebliğ edilmiştir.
8. Başvuran Abdulkadir Aktaş ise, işin esasına bakan hakimlerce, 24 Nisan 2007 tarihinde, ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış ve bu ceza Yargıtay tarafından 17 Şubat 2009 tarihinde onanmıştır.
HUKUK
I. BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA
9. Başvurular arasında, dayandıkları olgular ve doğurdukları hukuksal sorunlar bakımından benzerlik bulunmasından dolayı, AİHM, İçtüzüğün 42nci maddesinin 1nci fıkrası uyarınca bu başvuruların birleştirilmesine karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN 1. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
10. Başvuranlar, yargılama süresinin, Sözleşmenin 6ncı maddesinin 1nci fıkrasında öngörülen makul süre ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmektedirler. İlgili madde hükmü şöyledir:
« Herkes, (
) medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, (
) konusunda karar verecek olan, (
) bir mahkeme tarafından davasının (
) hakkaniyete uygun (
) olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir..»
11. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
12. AİHM, bu şikâyetin, Sözleşmenin 35 inci maddesinin 3 üncü fıkrası (a) bendi bakımından açıkça temelden yoksun olmadığını tespit etmiştir. AİHM, ayrıca, herhangi bir kabul edilemezlik nedeni bulunmadığını saptamıştır. Bu nedenle, başvuruların bu kısmının kabul edilebilirliğine karar verilmesi gerekmektedir.
B. Esas hakkında
13. Dikkate alınması gereken periyotlar 6 Ekim 2002 (Abdulkadir Aktaş) ve 8 Kasım 1999 (Şafii Kırtay) tarihlerinde başlamış ve sırayla, 17 Şubat 2009 ve 16 Ekim 2008 tarihlerinde son bulmuştur. Dolayısıyla, davalar iki dereceli olarak, sırayla altı yıl ve dört ay ile dokuz yıl sürmüştür.
14. AİHM, bir yargılamanın süresinin makullüğünün, davanın koşullarına ve AİHM içtihadı ile belirlenen kriterlere, özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların tavrına göre değerlendirildiğini hatırlatır (bkz., birçok karar arasından, Pélissier ve Sassi /Fransa (BD), 25444/94, par. 67, AİHM 1999-II, Kaplan / Türkiye, 24240/07, par. 48, 20 Mart 2012)
15. AİHM, kendisine sunulan tüm unsurları inceledikten sonra, Hükümetin işbu dava bakımından farklı bir sonuca varılmasını sağlayacak hiçbir olgu ya da argüman ileri sürmediği düşüncesindedir. AİHM, bu konudaki içtihadını dikkate alarak, somut davada, yargılama süresinin aşırı uzun olduğu ve makul süre ölçütünü karşılamadığı sonucuna varmıştır.
Buradan hareketle, 6 ncı maddenin 1 inci fıkrası ihlal edilmiştir.
III. SÖZLEŞMENİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
16. Başvuranlar ayrıca, Türkiyede yargılama süresinin aşırı uzunluğuna karşı başvurulabilecek hiçbir yargı yerinin olmadığından şikâyet etmektedirler. Bu kapsamda, 13 üncü maddeye dayanmaktadırlar. İlgili madde hükmü şöyledir:
« Sözleşme'de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmış da olsa, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir»
17. Hükümet, bu iddiaya karşı çıkmaktadır. Hükümet, iç hukuk kuralları uyarınca, başvuranın 13ncü maddeye dayandırdığı şikâyetini iç hukukta yargı mercileri önüne götürebileceğini ileri sürmektedir.
18. Başvuranlar, Hükümetin bu iddiasına karşı çıkmaktadır.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
19. AİHM, Hükümetin ileri sürdüğü kabul edilemezlik gerekçesinin şikâyetin özü ile sıkıca ilişkili olduğunu tespit etmektedir. Buradan hareketle, AİHM, bu gerekçeyi esas ile birlikte incelemeyi kararlaştırmıştır. AİHM, ayrıca başka herhangi bir kabul edilemezlik nedeni bulmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle, şikâyetin kabul edilebilirliğine karar verilmesi gerekmektedir.
B. Esas hakkında
20. AİHM, daha önceden yapılmış birçok başvuru vesilesiyle bu şikayeti değerlendirme fırsatı bulduğunu ve Türk yargı sisteminin, Sözleşmenin 13 üncü maddesi bağlamında etkili bir başvuru yolu sunmadığını tespit ettiğini hatırlatır (yukarıda atıf yapılan Kaplan/Türkiye, par. 57, Daneshpayeh / Türkiye, 21086/04, par. 37, 16 Temmuz 2009).
AİHM, somut dava itibarıyla, içtihadından ayrılmasını gerektirecek hiçbir neden görmemektedir. Buradan hareketle, Hükümetin kabul edilemezlik itirazı kabul edilmemelidir.
21. Dolayısıyla, AİHM, somut davada, Sözleşmenin 13 üncü maddesinin ihlal edilmiş olduğu sonucuna varmıştır.
IV. DİĞER İHLAL İDDİALARI HAKKINDA
22. Başvuranlar, son olarak, geçici tutukluluk hallerinin uzunluğundan şikâyet etmektedirler.
23. AİHM, başvuranların ilk derece aşamasında mahkûm edildikleri tarihler (Şafii Kırtay için 24 Nisan 2007 ve Abdulkadir Aktaş için 20 Mart 2007) bakımından, geçici tutukluluk süresi ile ilgili olarak yapılan şikâyetlerin geç yapıldığını gözlemlemektedir. Bu nedenle, bu şikâyetlerin, Sözleşmenin 35nci maddesinin 1 ve 4ncü fıkraları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
V. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI İLE İLGİLİ OLARAK
24. Sözleşmenin 41 inci maddesinin hükmü aşağıdaki gibidir:
«Mahkeme, bu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tazminine hükmeder »
A. Tazminat
25. Başvuranlar Abdulkadir Aktaş ve Şafii Kırtayın her biri, manevi tazminat kapsamında sırayla 30 000 Avro (EUR) ve 40 000 Avro talep etmektedirler.
26. Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
27. AIHM, başvuranların şüphesiz bir manevi zarar gördüklerini kabul etmektedir. AİHM, hakkaniyete uygun bir şekilde, Abdulkadir Aktaş için 2 700 EUR ve Şafii Kırtay için ise 3 800 EUR manevi tazminata hükmeder.
B. Masraf ve Giderler
28. Başvuranlar ayrıca, herhangi bir belge göstermeksizin, iç yargı mercileri önünde yapmış oldukları masraf ve giderler için uygun bir tazminat tutarı talep etmektedirler.
29. Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.
30. AİHM, somut davada, kanıtlayıcı belge yokluğundan dolayı başvuranların iç hukukta yargı yerleri önündeki masraflarının tazmini talebini reddetmektedir.
C. Gecikme faizi
31. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
AİHM, BU GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Yargılama süresinin uzunluğuna ve etkili başvuru yollarının yokluğuna ilişkin şikâyetler bakımından başvuruların kabul edilmesine ve diğer şikâyetlere ilişkin taleplerin reddine;
3. Sözleşmenin 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrasının ihlal edilmiş olduğuna;
4. Sözleşmenin 13 üncü maddesinin ihlal edilmiş olduğuna;
5.a) Savunmacı Devletin başvuranlara, üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere aşağıdaki miktarları ödemekle yükümlü olduğuna:
i) Abdulkadir Aktaş için 2 700 EUR (iki bin yedi yüz Avro) ve Şafii Kırtay için 3 800 EUR (üç bin sekiz yüz Avro) tutarında manevi tazminat ve ayrıca tahakkuk edebilecek bütün vergiler;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir;
İşbu karar, Fransızca dilinde düzenlenmiş olup, AİHM İçtüzüğünün 77 inci maddesinin 2 nci ve 3 üncü fıkraları uyarınca, 16 Temmuz 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy