(AİHS m. 6, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (İLYAS KARAL - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (EBRU VE TAYFUN ENGİN ÇOLAK - TÜRKİYE DAVASI) (AYIK - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 39420/08)
STRAZBURG
5 Temmuz 2011
OLAYLAR
1967 doğumlu Hasan Tilki adlı Türk vatandaşı Muş'ta ikamet etmektedir.
Dava dosyasındaki ifadelere göre, 10 Şubat 2000 tarihinde başvuran, yasadışı bir örgüt olan Hizbullah'a üye olduğu şüphesiyle tutuklanmıştır.
17 Şubat 2000 tarihinde başvuran, savcı ve sorgu hâkimi önüne çıkarılmış, hâkim başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.
3 Temmuz 2000 tarihinde Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı, başvuran ve diğer dokuz kişi aleyhine anayasal düzeni zorla bozmaya teşebbüs suçuyla itham eden bir iddianame sunmuştur.
28 Temmuz 2000 tarihinde başvuran, ilk derece mahkemesine sunduğu savunmasında daha önce savcı ve sorgu hâkimi önünde verdiği ifadeyi teyit etmiştir.
5190 sayılı Kanunla Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasını takiben, başvuran hakkındaki ceza yargılaması Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından devam ettirilmiştir.
Sunulan kanıtların ışığında, 18 Ekim 2004 tarihinde ilk derece mahkemesi, başvuranı anayasal düzeni bozmaya teşebbüsten suçlu bulmuş ve müebbet hapis cezasına hükmetmiştir.
20 Haziran 2005 tarihinde Yargıtay, kararı hem esasa hem de usule ilişkin olarak bozmuş ve davayı yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine göndermiştir.
8 Ekim 2007 tarihinde Adana Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, cinayet ve adam kaçırma suçlarından başvuran aleyhine yeni bir iddianame sunmuştur.
10 Ekim 2007 tarihinde ilk derece mahkemesi, başvuranı bir kez daha müsnet suçlardan mahkûm etmiştir.
30 Nisan 2009 tarihinde Yargıtay, başvuranın mahkûmiyetini onamıştır.
HUKUK
Başvuran, ceza yargılamasının uzunluğu nedeniyle AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.
Hükümet AİHM'ye 14 Şubat 2011 tarihinde ilettiği tek taraflı deklarasyon metni ile başvurunun dostane çözüme kavuşturulması isteğini belirtmiş ve AİHM'den AİHS'nin 37. maddesinin uygulanarak davanın kayıttan düşürülmesini talep etmiştir.
Bu beyan şu şekildedir:
"Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin AİHM yerleşik içtihadına uygun ve her türlü maddi ve manevi zararı karşılayacak şekilde başvurana. 5.000 (beş bin) Euro ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederim.
Sözkonusu miktar ilgili dönemdeki her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilecek ve AİHM'nin AİHS'nin 37/1 maddesi gereğince verdiği kararın tebliğ edilmesini izleyen üç ay içinde ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai halini oluşturacaktır.
Hükümet başvuran taraf hakkında iç hukukta yürütülen yargı sürecinin uzunluğunun AİHM yerleşik içtihadı dikkate alındığında aşırı olduğunu kabul etmekte (bkz. Daneshpayeh - Türkiye no. 21086/04, 16 Temmuz 2009) ve AİHS'nin 37. maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerektirecek herhangi bir kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle AİHM'yi başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmektedir.
11 Mart 2011 tarihli bir mektupta başvuran, Hükümetin beyanında belirttiği meblağın kabul edilemeyecek ölçüde düşük olduğunu bildirmiştir.
AİHM, AİHS'nin 37.maddesi uyarınca yargı sürecinin her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. paragrafının (a), (b) veya (c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatır. AİHS'nin 37/1 (c) maddesi şu şekildedir:
"AİHM başka herhangi bir nedenden ötürü başvurunun incelenmesine devam edilmesi hususunda artık haklı bir gerekçe görmezse."
AİHM ayrıca, mevcut davanın koşullarında, başvuran başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, Savunmacı Hükümetin tek taraflı beyanına dayalı olarak 37/1 (c) maddesi gereğince davanın kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
AİHM bu amaçla, sözkonusu beyanı özellikle Tahsin Acar kararı ışığında yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar doğrultusunda irdeleyecektir (bkz. Tahsin Acar - Türkiye (BD), 26307/95; Van Houten - Hollanda (kayıttan düşme), 25149/03, İsveç Nakliye Çalışanları Sendikası - İsveç (kayıttan düşme), 53507/99; Kalanyos vd. - Romanya, 57884/00; WAZA Spolka zo.o.c.-Polonya, 11602/02; Sulwinska - Polonya, 28953/03; Stark vd. - Finlandiya (kayıttan düşme), 39559/02; Silva Marrafa - Portekiz, 56936/08; ve Karal - Türkiye, 44655/09).
AİHM, Türkiye aleyhine açılan davalar dahil olmak üzere birtakım davalarda, makul bir süre içerisinde yargılanma hakkının ihlal edildiğinin öne sürüldüğü şikayetlere ilişkin uygulamasını yerleşik hale getirmiştir (bkz. örneğin, Frylender - Fransa (BD), 30979/96; Tendik vd. - Türkiye, 23188/02; Ebru ve Tayfun Engin Çolak - Türkiye, 60176/00; Ayık-Türkiye, 10467/02; ve Daneshpayeh-Türkiye, 21086/04).
Hükümet mevcut beyanda sözkonusu ceza yargılamasının süresinin AİHS'nin 6/1 maddesinde yer alan makul süre şartını aştığını kabul etmekte ve başvurana maddi ve manevi tazminat başlığı altında 5.000 Euro ödenmesi önerisinde bulunmaktadır.
Hükümetin beyanında dile getirdiği kabullerin niteliğini ve tazminat olarak ödenecek meblağı (benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlıdır) dikkate alan AİHM, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini gerektirecek bir durumun kalmadığı sonucuna varmaktadır (37/1 (c) madde).
Ayrıca yukarıda bahse konu değerlendirmeler ve bu yöndeki içtihadın açık ve geniş kapsamlı oluşu göz önünde bulundurulduğunda AİHM, bu çözümün Sözleşme ve Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatindedir ve başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerektirecek herhangi bir gerekçe görememektedir (Sözleşmenin 37/1 in fine maddesi).
Bu gerekçelerle, AİHM, oybirliğiyle,
Savunmacı Hükümetin beyanını ve orada belirtilen taahhütlere uyumun gerektirdiği usulleri dikkate almış;
AİHS'nin 37/1 (c) maddesi uyarınca davanın kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy