(AİHS. m. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 29, 34, 35, 41) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI) (TURGUT VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 40343/08)
KARAR
STRAZBURG
25 Haziran 2013
İşbu karar AİHSnin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Enver Kaplan v. Türkiye davasında
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Peer Lorenzen,
András Sajó,
Işıl Karakaş,
NebojaVucinic,
Helen Keller
ve İkinci Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), 4 Haziran 2013 tarihinde yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan dava, Türk vatandaşı olan Enver Kaplanın (Başvuran) 11 Ağustos 2008 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu (40343/08 no.lu) başvurudan ibarettir.
2. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, özellikle tutuklu kaldığı sürenin ve yargılandığı ceza davasının süresinin uzunluğundan şikâyetçi olmaktadır.
4. Başvuru, 11 Mayıs 2009 tarihinde Hükümete tebliğ edilmiştir. Öte yandan, Sözleşmenin 29. maddesinin 1. fıkrası gereğince, ilgili daire tarafından davanın esası ve kabul edilebilirliği hakkında birlikte karar verilmesi kararlaştırılmıştır.
OLAY VE OLGULAR
DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran 1970 yılı doğumlu olup Osmaniyede ikamet etmektedir.
6. Başvuran, 10 Ekim 1999 tarihinde Hizbullah adlı yasadışı silahlı örgüte karşı yürütülen harekât çerçevesinde yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.
7. Başvuran, 14 Ekim 1999 tarihinde Adana Devlet Güvenlik Mahkemesine çıkartılmış ve mahkeme başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
8. Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı (Cumhuriyet Savcısı), 22 Ekim 1999 tarihli bir iddianame ile başvuranın yasadışı silahlı örgüt üyesi olması nedeniyle, cezalandırılmasını talep etmiştir.
9. Cumhuriyet Savcısı, yasadışı silahlı örgüte üye olmak suçunu işlediği gerekçesiyle, 3 Temmuz 2000 tarihinde başvuran aleyhine yeni bir ceza davası açmıştır.
10. Başvuranın aleyhine sürdürülen ceza davaları ile ilgili olarak, belirtilmemiş olan bir tarihte birleştirme kararı verilmiştir.
11. Başvuran, 16 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5190 sayılı kanunla Türk hukuk sisteminden devlet güvenlik mahkemeleri kaldırılıncaya dek Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılanmıştır. Söz konusu mahkemelerin kaldırılmasının ardından, başvuranın dosyası Adana Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesine (Ağır Ceza Mahkemesi) sevk edilmiştir.
12. Adana Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Ekim 2004 tarihli kararıyla başvuranın müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
13. 22 Haziran 2005 tarihinde Yargıtay bu kararı bozmuştur.
14. Anılan Ağır Ceza Mahkemesi, bozma üzerine yeniden ele aldığı davada, başvuranın anayasal düzeni zor kullanarak kaldırmaya teşebbüs suçunu işlediği gerekçesiyle 10 Ekim 2007 tarihinde, yeniden müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir.
15. Yargıtay, 30 Nisan 2009 tarihli kararı ile bu hükmü onamıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
16. Başvuran, tutukluluk süresinden şikâyetçi olmaktadır ve aşağıda belirtilen Sözleşmenin 5 § 3 maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir:
Bu maddenin 1 c) fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutuklu durumda bulunan herkesin, (
) makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.
17. Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
18. Bu durumda AİHM, başvuranın tutukluluk süresinin Adana Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesinin 10 Ekim 2007 tarihli kararı ile yani mevcut başvurunun tarihinden altı ay önce sona erdiğini tespit etmiştir. Sonuç olarak bu şikâyet için geç kalınmıştır ve Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddelerine uyarlık taşımadığından şikâyet reddedilmelidir.
II. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
19. Başvuran, yargılama süresinin makul süre ilkesine uygun olmadığını iddia etmektedir.
20. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
21. AİHM, Ümmühan Kaplan v. Türkiye kararında (no. 24240/07, 20 Mart 2012) pilot karar usulünü uygulamasının ardından Türkiyede tazminat taleplerinin incelendiği yeni bir iç hukuk yolunun (Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurma imkânı) oluşturulduğunu tespit etmiştir. Turgut ve diğerleri v. Türkiye kararında (no. 4860/09, 26 Mart 2013) ise başvuranların iç hukuk yollarını, bu bağlamda anılan yeni iç hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle yeni bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle de bu yeni hukuk yolunun öncelikle yargılama süresine ilişkin şikâyetlerin giderilmesi bakımından makul bakış açıları sunabilecek nitelikte ve ulaşılabilir olduğunu göz önünde bulundurmuştur.
22. Mahkeme, aynı zamanda Ümmühan Kaplan pilot kararında (anılan 77. paragraf), Hükümete daha önce gönderilen bu tür başvuruların incelenmesini normal usulle yürüteceğini özellikle belirttiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca AİHM, Hükümetin somut olayda bu yeni hukuk yoluna ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürmediğini dikkate almaktadır.
23. Yukarıda belirtilenler ışığında, Mahkeme, mevcut başvuruyu incelemeye devam etmeye karar vermiştir. Ancak bu sonuç, gönderilen diğer başvurular bakımından Hükümet tarafından muhtemelen ileri sürülebilecek böyle bir itirazın incelenmeyeceği anlamına gelmemektedir.
24. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası bağlamındaki şikâyetin AİHSnin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve herhangi bir kabul edilemezlik unsurunun bulunmadığını tespit eden Mahkeme, söz konusu şikâyetin kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.
B. Esas hakkında
19. AİHM, söz konusu yargılama sürecinin, başvuranın 10 Ekim 1999 tarihinde yakalanmasıyla başladığını ve 30 Nisan 2009 tarihinde Yargıtayın kararıyla son bulduğunu tespit etmektedir. Dolayısıyla, başvuranın yargılandığı ceza davası süresi dokuz yıl, altı ay ve yirmi gün sürmüştür.
20. AİHM, yargılama süresinin makul olup olmadığının, davanın koşullarına göre ve hukuk felsefesi tarafından sunulan ölçütler dikkate alınarak, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili organların tutumuna göre belirlendiğini hatırlatmaktadır. (bkz, diğer pek çok hususun yanı sıra, Pélissier ve Sassi v. Fransa (BD), no. 25444/94, § 67, AİHM 1999-II).
21. AİHM, bu durumdakine benzer sorular doğuran davaları defalarca ele almıştır ve Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlalini tespit etmiştir (bkz. Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, 16 Temmuz 2009).
22. Kendisine sunulan bütün unsurları inceledikten ve konu hakkındaki hukuk felsefesini göz önünde bulundurduktan sonra AİHM, bu durumda yargılama süresinin çok uzun olduğuna ve makul bir süre içerisinde yargılanma hakkının gerekliliğine cevap verilmediğine karar vermiştir.
23. Dolayısıyla, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
24. Sözleşmenin 41. maddesinin şartlarına göre,
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Zarar
25. Başvuran, maddi ve manevi zararlarının karşılığında 15.000 (EUR) (AVRO) talep etmektedir.
26. Hükümet, bu talebe itiraz etmektedir.
27. AIHM, tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında bir nedensellik bağı kuramamış ve bu talebi reddetmiştir. Buna karşılık AİHM, manevi tazminat olarak başvurana 5000 EUR (AVRO) ödemenin uygun olacağını değerlendirmiştir.
B. Gecikme Faizi
28. AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesi gerektiğine hükmetmektedir.
BU GEREKÇELERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE
1. Başvurunun, ceza davasının süresine ilişkin şikâyet yönünden kabul edilebilir, diğer kısımların kabul edilemez olduğuna;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. a) Davalı Devletin Başvurana üç ay içerisinde manevi tazminat için 5.000 EUR (Beş bin Avro) ve buna ek olarak ödenebilecek her türlü vergiyi ödemesi gerektiğine,
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacağına;
4. Diğer kısımlar için adil tazmin talebinin reddine; karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 25 Haziran 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy