(AİHS m. 3, 6, 13, 14, 18, 39) (ABDÜLSAMET YAMAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 40851/08)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
27 Ağustos 2013 tarihinde,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Peer Lorenzen,
Dragoljub Popovic,
Işıl Karakaş,
NebojaVucinic,
Paulo Pinto de Albuquerque,
ve Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire), 6 Ağustos 2008 tarihli yukarıda belirtilen başvuruyu ve davada dostane çözümün kabul edilmesine ilişkin usulüne uygun deklarasyonları dikkate alarak yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY ve OLGULAR ile USUL
Başvuran, İlhan Fırat, Türk vatandaşı olup 1982 doğumludur ve Hakkari de ikamet etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM veya Mahkeme olarak anılacaktır) önünde, Hakkari de görev yapan avukat F. Timur tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti ise (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Başvuran, zorunlu askerlik görevini ifa ederken, disipline aykırı eylem nedeniyle özgürlükten yoksun bırakıcı şekilde iki gün oda hapsiyle cezalandırılmıştır. Başvuran, Askeri Disiplin Cezaevinde tutuklu kaldığı süre boyunca kötü muamelelere maruz kalmış ve bu nedenle on beş gün iş göremezlik raporu almıştır.
Kötü muameleler nedeniyle söz konusu edilen kişilerden biri hapis cezasına mahkûm edilmiş, ardından da bu ceza para cezasına çevrilerek ertelenmiştir. Söz konusu edilen ikinci kişiye ilişkin olarak ise Ağır Ceza Mahkemesi atılı suçların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle ceza davasının düşmesine karar vermiştir. Halihazırda, temyiz incelemesi Yargıtay önünde halen devam etmektedir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan tazminat davası, başvuran tarafından davaya ilişkin masrafların ödenmemesi nedeniyle hiç açılmamış olarak kabul edilmiştir.
ŞİKAYETLER
Başvuran, Sözleşmenin 3., 6. ve 13. maddelerine dayanarak, Askeri Disiplin Cezaevinde tutuklu kaldığı süre boyunca maruz kaldığı kötü muamelelerden ve bu duruma ilişkin uygulanan birbirinden farklı yargılama usullerinin etkisizliğinden şikayet etmiştir. Ayrıca tazminat talebinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesinden şikayetçi olmuştur.
Başvuran, aynı zamanda Askeri Cezaevinde tutuklu kalması nedeniyle Sözleşmenin 5. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Başvuran, ayrıca Sözleşmenin 14. maddesi ve 12 nolu ek Protokolün 1. maddesine atıfta bulunarak, Kürt kökenli olması nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını iddia etmiştir.
Son olarak, Sözleşmenin 1. ve 18. maddelerinin ihlal edildiğinden şikayet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
AİHM, Hükümet tarafından sunulan aşağıdaki deklarasyonu kabul etmiştir:
Türk Hükümeti (Hükümet), mevcut Türk mevzuatına ve Hükümetin bu tür kabul edilemez davranışları önleme konusundaki kararlılığına rağmen Askeri Disiplin Cezaevinde tutuklu kaldığı süre boyunca bir ere uygulanan kötü muamelelerden, somut olayda olduğu gibi bireysel durumların meydana gelmesinden dolayı üzüntü duyduğunu ifade etmektedir.
Hükümet, bu tür muamelelerin uygulanmasının Sözleşmenin 3. maddesinin ihlaline sebep olduğunu kabul etmektedir. Hükümet, uygun talimatları yayımlamaya ve Sözleşmenin 3. maddesinin gerekliliklerine - etkin soruşturma yürütme yükümlülüğünü ve başvuran tarafından ileri sürülen eylemler gibi yasaya aykırı eylemlerin etkin şekilde önlenmesini sağlayacak şekilde ceza sisteminin uygulanmasını kapsayan - gelecekte de riayet edilmesini güvence altına almak için gereken bütün tedbirleri kabul etmeye taahhüt etmektedir.
Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan yukarıda numarası belirtilen başvuruya konu olan davada dostane çözüme varmak amacıyla başvuran tarafından ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, İlhan Fırata her türlü maddi ve manevi zarar ile masraf ve harcamaları kapsayacak şekilde 40 000 Avro (kırk bin) ödemeyi önerdiğini bildirmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilecektir. Bu meblağ, Mahkeme tarafından kabul edilen kayıttan düşme kararının tebliğini müteakip üç ay içinde ödenecektir. Hükümet tarafından ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır. Bu meblağın ödenmesi, davanın nihai çözüme kavuşturulması anlamına gelecektir.
AİHM, başvuran tarafça imzalanan aşağıdaki deklarasyonu kabul etmiştir:
Aşağıda imzası bulunan ben, Fahri Timur, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan yukarıda anılan başvurunun dostane çözümle sonuçlandırılması amacıyla Türk Hükümetinin başvuran İlhan Fırata kendisi tarafından ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere, her türlü maddi ve manevi zarar ile bütün masraf ve harcamaları karşılayacak şekilde 40 000 Avro (kırk bin) ödemeye hazır olduğunu beyan ederim.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilecektir. Bu meblağ, Mahkeme tarafından kabul edilen kayıttan düşme kararının tebliğini müteakip üç ay içinde ödenecektir. Hükümet tarafından ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır.
Müvekkilime danıştıktan sonra, kendisinin bu öneriyi kabul ettiğini ve diğer yandan, Türkiye aleyhine yaptığı başvuruya dayanak oluşturan olaylarla ilgili diğer her türlü iddiasından vazgeçtiğini bildirmek isterim. Davanın nihai çözüme kavuşturulduğunu beyan ederim.
AİHM, taraflarca varılan dostane çözüm anlaşmasını dikkate almaktadır. Bu çözüm yolunun, Sözleşme ve Protokollerinde belirtildiği üzere insan haklarına saygı ilkesinden esinlenilerek oluşturulup oluşturulmadığını incelemelidir.
Bu bağlamda, Mahkeme; kişi, polis ya da diğer devlet görevlilerince Sözleşmenin 3. maddesine aykırı bir muameleye maruz kaldığını ifade ettiğinde, bu hükmün, Sözleşme'de tanımlanan hak ve özgürlükleri kendi egemenlik yetkisi içinde bulunan herkes için güvence altına almayı öngören Sözleşmenin 1. maddesindeki devletin genel ödeviyle birlikte değerlendirildiğinde, resmi ve etkili bir soruşturma yapılmasını zımnen gerektirdiğini hatırlatmaktadır. Ulusal yetkililerin etkin bir soruşturma açma ve yürütme yükümlülüğüne ilişkin olarak AİHM, Menecheva / Rusya (no. 59261/00, § 67, AİHM 2006-III), Batı ve diğerleri / Türkiye(no. 33097/96 et 57834/00, §§ 134-137, AİHM 2004-IV (alıntılar)) ve Abdülsamet Yaman / Türkiye (no. 32446/96, § 54, 2 Kasım 2004) kararlarında belirtilen içtihadından doğan ilkelere atıfta bulunmaktadır. Bu bağlamda, ulusal yetkililer; Sözleşmenin 3. maddesine aykırı davranışların faillerinin aleyhlerinde çürütülemez deliller bulunmasına rağmen cezai sorumluluktan büyük oranda muaf tutulmalarına imkan vermeyecek şekilde yeterli çabukluk ve makul özenle hareket etmek için gereken bütün pozitif tedbirleri almakla yükümlüdürler (Yukarıda anılan Batı ve diğerleri, 146. paragraf). Son olarak ceza sisteminin uygulanması, başvuran tarafından ileri sürülen eylemler gibi yasaya aykırı eylemlerin etkin şekilde önlenmesini sağlayacak nitelikte caydırıcı bir güç oluşturmalıdır (bk. bu anlamda, Okkalı / Türkiye, no. 52067/99, AİHM 2006-XII (alıntılar)).
Hükümetin deklarasyonunda belirtilen öneriler ve bu sayede amaçlanan taahhütleri dikkate alan AİHM, tarafların vardığı dostane çözüm anlaşmasının, işbu Sözleşme ve Protokolleri ile tanınan insan haklarına saygı ilkesinden esinlenilerek oluşturulduğu kanısındadır ve ayrıca başvurunun incelenmesinin devamını bu aşamada haklı kılan bir neden görmemektedir. Sonuç olarak bu başvurunun kayıttan düşürülmesi uygundur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Sözleşmenin 39. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy