(AİHS m. 5, 34, 35, 41) (5271 S. K. m. 141) (765 S. K. m. 146) (BARIŞ - TÜRKİYE DAVASI) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (CAHİT DEMİREL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 43918/08)
KARAR
22 Mayıs 2012
17 Nisan 2012 tarihinde,
Başkan
Isabelle Berro Lefevre
Yargıçlar
Guido Raimondi,
Helen Keller,
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passos'un katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), yapılan müzakereler sonrasında, aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (43918/08 no'lu) davanın nedeni, T.C vatandaşı, Bayan Hatice Duman'ın ("başvuran") Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AIHM veya Mahkeme olarak anılacaktır) 12 Eylül 2008 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Başvuran İstanbul'da görev yapan avukat Bay F. Ertekin tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti ("Hükümet") kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
3. 8 Şubat 2010 tarihinde başvuru Hükümet'e iletilmiştir.
4. Hükümet, başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine karşı çıkmıştır. Hükümet'in itirazını gözden geçiren Mahkeme, itirazı reddetmektedir.
OLAY VE OLGULAR
A. DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran 1974 doğumlu olup, Gebze Cezaevi'nde halen mahkum olarak bulunmaktadır.
6. 9 Nisan 2003 tarihinde başvuran, yasadışı örgüt MLKP'ye (Marksist- Leninist Komünist Partisi) üye olduğu şüphesiyle yakalanmıştır.
7. 13 Nisan 2003 tarihinde başvuran, cumhuriyet savcısı ve akabinde hakkında tutuklama kararı veren nöbetçi mahkeme önüne çıkarılmıştır.
8. 23 Temmuz 2003 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi cumhuriyet savcısı, başvuran ve diğer sekiz kişi aleyhinde, Devlet'in anayasal düzenini bozmaya teşebbüs, yasadışı örgüte yardım ve yataklık etme ve üye olmakla suçlayan bir iddianame hazırlamıştır.
9. 5190 sayılı Kanunla, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin kaldırılmasının ardından, yargılamalar, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından takip edilmiştir.
10. Yargılamalar esnasında, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranların tutukluluklarının uzatılmasına karar vermiş ve bir çok defa başvuranın serbest bırakılma talebini kuvvetli suç şüphesi, suçun niteliği ve dosyadaki mevcut delil durumu nedenleriyle reddetmiştir.
11. 1 Nisan 2009 tarihli duruşmada, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın tutukluluğunun aşırı şekilde uzun olduğu iddiasını ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılma talebini bir kez daha reddetmiştir.
12. Başvuran, bir üst numaralı Ağır Ceza Mahkemesi'ne itirazda bulunarak, yukarıda belirtilen karara itiraz etmiştir.
13. Tutukluluğunun incelenmesine ilişkin yargılamalar süresince başvuran; duruşmalarda kendisine ve avukatına, devam eden tutukluluğunun hukuka uygun olmadığı konusunda savunma yapma fırsatı verilmediğini ve cumhuriyet savcısı tarafından sunulan görüşlerin kendilerine tebliğ edilmediğini iddia etmektedir.
14. 17 Nisan 2009 tarihinde, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, suçun niteliği ve başvuranın iddia edilen suçu işlemiş olduğuna dair kuvvetli suç şüphesi gerekçeleriyle; başvuranın tutukluluğunun uzatılmasına karşı yaptığı itirazı reddetmiştir.
15. 4 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, dosyadaki delillere dayanarak, eski Ceza Kanunu'nun 146. maddesinin 1. paragrafı uyarınca, başvuranı anayasal düzeni bozmaya teşebbüsten suçlu bulmuş ve müebbet hapse mahkum etmiştir.
16. Dava dosyasından elde edilen son bilgiye göre, karara karşı başvuran Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunmuştur; yargılamalar halen devam etmektedir.
HUKUK
I. SÖZLEŞME'NİN 5. MADDESİNİN 3. PARAGRAFININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
17. Başvuran, Sözleşme'nin 5. maddesinin 3. paragrafına dayanarak; tutukluluk süresinin aşırı uzun olduğu konusunda şikayette bulunmuştur.
18. Hükümet başvuranın, Sözleşme'nin 35. maddesinin 1. paragrafı anlamında, iç hukuk yollarını tüketmediğine ilişkin bir ön itiraz sunmuştur. Bu bağlamda başvuranın, 1 Haziran 2005'te yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi tarafından değiştirilen 466 sayılı Kanun uyarınca, iddia ettiği hukuka aykırı tutukluluğuna ilişkin tazminat talebinde bulunabileceğini ileri sürmüştür.
19. Başvuran, Hükümet'in savunmasına itiraz etmiştir.
20. Hükümet'in, 466 veya 5271 sayılı Kanunlarda öngörülen, iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin ön itirazı hususunda Mahkeme; Hükümet tarafından bu kanunlar uyarınca iddia edildiği şekilde tazminat talebinde bulunmanın, ceza kovuşturmaları devam ederken uzun tutukluluğu sonlandırmayı mümkün kılmayacağı; bu nedenle, bu koşullar dâhilinde Sözleşme'nin 5. maddesinin 1. paragrafı anlamında, etkin bir hukuk yolu sayılamayacağı kanısındadır (bkz. Barış v. Türkiye, no. 26170/03, § 17. 31 Mart 2009 ve Tunce ve Diğerleri v. Türkiye, no. 2422/06, 3712/08, 3714/08, 3715/08, 3717/08, 3718/08, 3719/08, 3724/08, 3725/08, 3728/08, 3730/08, 3731/08, 3733/08, 3734/08, 3735/08, 3737/08, 3739/08, 3740/08, 3745/08 ve 3746/08, § 15, 13 Ekim 2009). Bu doğrultuda Mahkeme, Hükümet'in ön itirazını reddetmektedir.
21. Mahkeme bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve kabul edilemezliğe ilişkin bir noktanın bulunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle kabul edilebilir olduğu belirtmektedir.
22. Şikayetin esası hususunda Hükümet, başvurana karşı yapılan suçlamaların ciddiyetini, iddia edilen suçları işlemiş olduğuna dair şüphenin gerekçelerinin makul olduğunu, kanıtların korunmasını ve kaçma tehlikesini dikkate alarak; başvuranın devam eden tutukluluğunun haklı olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca Hükümet, yargılamalara dahil olan zanlıların ve atılı suçlamalardaki fazlalığın, delilleri toplamada karışıklık yarattığını öne sürmüştür.
23. Mahkeme, başvuranın 9 Nisan 2003 tarihinde tutuklandığını; ancak, 4 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkum edildiğini belirtmektedir. Dolayısıyla, başvuranın mahkum edilmeden önce tutuklu bulunduğu süreç, sekiz yıldan uzun sürmüştür.
24. Mahkeme, mevcut başvuruya benzer sorunların ele alındığı davalarda, Sözleşme'nin 5. maddesinin 3. paragrafının sıkça ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. örn. Dereci v. Türkiye, no. 77845/01, § 39, 24 Mayıs 2005 ve Cahit Demir el v. Türkiye, no. 18623/03, § 25, 7 Temmuz 2009).
25. Davaya ilişkin kendisine iletilen bütün belgeleri inceleyen Mahkeme; Hükümet'in, Mahkeme'yi mevcut davada, önceki davalardan farklı bir sonuca ulaşmaya ikna edebilecek herhangi bir olay ya da görüş ileri sürmediği kanısındadır. Mahkeme, konu hakkındaki yerleşik içtihadını dikkate alarak, mevcut davada başvuranın tutukluluk süresinin aşırı uzun olduğunu tespit etmiştir.
26. Bu nedenle, Sözleşme'nin 5. maddesinin 3. paragrafı ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞME'NİN 5. MADDESİNİN 4. PARAGRAFININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
27. Başvuran, devam eden tutukluluğuna etkin bir şekilde itiraz edebileceği, iç hukuk sistemi tarafından öngörülen etkin bir hukuk yolu olmadığı hususunda şikayette bulunmuştur. Bu hususta başvuran, tutukluluğa itiraz halinde yürütülen yargılamalarda sözlü duruşma yapılmaması ve başvuranın salıverilmesine karşı cumhuriyet savcısının sunduğu yazılı görüşün kendisine veya avukatına tebliğ edilmemesi sebebiyle, devam eden tutukluluğunun incelenmesinde, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adil ve çekişmeli bir yargılama yapılmadığını ileri sürmüştür.
28. Hükümet, başvuranın tutukluluğunu uzatan kararlara itiraz edebilmek için iç hukuk çerçevesinde etkin yollara sahip olduğunu bildirerek, bu görüşe itiraz etmiştir.
29. Mahkeme bu şikayette kabul edilemezliğe ilişkin bir noktanın bulunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle kabul edilebilir olduğu belirtmektedir.
30. Mahkeme, Sözleşme'nin 5. maddesinin 4. paragrafı uyarınca, tutuklu bir kişinin devam eden tutukluluğunun incelenmesine ilişkin olarak yürütülen yargılamaların çekişmeli olması ve taraflar arasında (savcı ve tutuklu kişi) "silahların eşitliği" ilkesini sağlaması gerektiğini vurgulamaktadır (bkz. Nikolova v. Bulgaristan (GC), no 31195/96, § 58, AIHM 1999 II).
31. Mevcut davanın olay ve olgularına bakıldığında, Mahkeme; İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, başvuranın tutukluluğunu uzatan 1 Nisan 2009 tarihli karara itirazı hakkında, cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra karar verdiğini gözlemlemiştir. Ancak, başvuranın tutukluluğunun devam etmesi gerektiğini belirten bu savcılık görüşü, yargılamalar esnasında başvurana ya da avukatına tebliğ edilmemiştir; dolayısıyla görüşe cevap verme fırsatı sunulmamıştır. Sonuç olarak, 17 Nisan 2009 tarihinde, üst numaralı Ağır Ceza Mahkemesi, cumhuriyet savcısının görüşüyle bağlantılı olarak karar vermiş ve başvuranın itirazını reddetmiştir.
32. Bu koşullar altında Mahkeme, yerel makamların silahların eşitliği ilkesine uymaması sebebiyle; başvuranın ve avukatının itiraz süresince çekişmeli yargı hakkının engellendiği kanısındadır. Böylelikle, başvuranın devam eden tutukluluğunun daha yüksek mahkeme tarafından incelendiği usulün, Sözleşme'nin 5. maddesinin 4. paragrafının gereklerine uymadığı sonucu çıkarılabilir.
33. Bu doğrultuda Mahkeme, Sözleşme'nin 5. maddesinin 4. paragrafının ihlal edildiğini tespit etmiştir.
III. SÖZLEŞME'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
A. Tazminat, masraf ve harcamalar
34. Başvuran, kazanç kaybı ve maruz kaldığını iddia ettiği zarar ve sıkıntı temelinde maddi ve manevi tazminata ilişkin olarak sırasıyla 25.672 euro ve 30.000 euro talep etmiştir.
35. Hükümet bu talebe, dayanaktan yoksun ve ölçüsüz olduğu gerekçesiyle itiraz etmiştir.
36. Mahkeme, tespit edilen ihlal ve talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı görememiş olup, bu talebi reddetmektedir. Ancak Mahkeme, başvuranın yalnızca ihlal tespitiyle tazmin edilemeyecek manevi zarara maruz kalmış olabileceği kanısındadır. İhlallerin ciddiyetini ve adil karşılığı gözönüne alarak, manevi tazminata ilişkin olarak başvurana 8.800 euro ödenmesine hükmetmektedir.
37. Ayrıca başvuran yerel yargılamalar sırasında ve AIHM önünde gerçekleşen masraf ve harcamalara ilişkin olarak 8.764 euro talep etmiştir. Bu hususta başvuran, yerel mahkemeler önündeki yargılamalarda gerçekleşen avukat masraf ve harcamalarına ilişkin olarak bir fatura, Barolar Birliği'nin avukat masraflarıyla ilgili tarifesi ve çeviriler, posta ve kırtasiye malzemesine ilişkin faturalar sunmuştur.
38. Hükümet bu talebe karşı çıkmıştır.
39. Mahkeme, mevcut belgeleri ve içtihadını dikkate alarak; bütün başlıklar altındaki masrafları tazmin etmek amacıyla, başvurana 2.000 euro ödenmesinin uygun olduğu kanısındadır.
B. Gecikme Faizi
40. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğu kanısındadır.
İŞBU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE;
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğunu beyan eder;
2. Başvuranın tutukluluğunun uzunluğu sebebiyle Sözleşme'nin 5. maddesinin 3. paragrafının ihlal edildiğine karar verir;
3. Başvuranın tutukluluğunun hukuka aykırılığına itiraz edebileceği etkin bir iç hukuk yolu olmaması sebebiyle, Sözleşme'nin 5. maddesinin 4. fıkrasının ihlal edildiğine karar verir;
4. Davalı Devlet'in başvurana, üç ay içerisinde, ödeme gününde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere;
(i) miktara yansıtılabilecek vergilerle birlikte, manevi tazminata ilişkin olarak 8.800 Euro (sekiz bin sekiz yüz euro) ödemesine;
(ii) miktara yansıtılabilecek vergilerle birlikte, masraf ve harcamalara ilişkin olarak 2.000 Euro (iki bin euro) ödemesine;
(b) yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda, basit faizin uygulanacağına karar verir;
5. Başvuranın adil tazmin talebinin geriye kalan kısmını reddeder. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy