(AİHS m. 6, 13, 35, 37, 7 NOLU PROTOKOL) (5271 S. K. m. 231) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (EBRU VE TAYFUN ENGİN ÇOLAK - TÜRKİYE DAVASI)
İKİNCİ BÖLÜM
(Başvuru no: 46876/08)
KAYITTAN DÜŞÜRME KARARI
21 Mayıs 2013 tarihinde,
Başkan
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller, ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), komite olarak, 5 Eylül 2008 tarihli başvuruyu ve 9 Ocak 2013 tarihinde Davalı Hükümet tarafından sunulan, AİHMi başvurunun kayıttan düşürülmesi yönünde karar vermeye davet eden deklarasyon ile başvuran tarafın bu deklarasyona ilişkin cevabını da dikkate alarak yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
Başvuran İsmail Can, T.C. vatandaşı olup, 1966 doğumludur ve Tarsusta ikamet etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, Tarsusta görev yapan Avukat B. Demirbaş ve Avukat M. H. Ekmekçi tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuran hakkında 9 Eylül 2002 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunulmasının ardından, Tarsus Cumhuriyet savcısı, özel belgede sahtecilik suçlamasıyla kamu davası açmıştır.
Tarsus Asliye Ceza Mahkemesi, 24 Mayıs 2004 tarihinde verdiği kararla başvuranı on bir ay, yirmi gün hapis ve 1 660 750 000 TRY (yaklaşık 880 Avro) para cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay nezdinde görev yapan Cumhuriyet savcısı, 4 Temmuz 2005 tarihinde, yeni Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüğe girmesi sebebiyle dava dosyasını ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.
Tarsus Asliye Ceza Mahkemesi, 15 Ekim 2007 tarihinde davaya ilişkin görevsizlik kararı vererek dosyayı Tarsus Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
Tarsus Ağır Ceza Mahkemesi, 1 Mayıs 2008 tarihinde verdiği kararla başvuranı on bir ay, yirmi gün hapis cezasına çarptırmıştır. Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesine dayanarak, mahkeme hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, ayrıca başvuranın bir yıl boyunca adli denetim altına alınmasına karar vermiştir.
Başvuran, belirtilmeyen bir tarihte bu karara itiraz etmiştir.
Mersin Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Haziran 2008 tarihinde başvuranın itirazını reddetmiştir ve Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinin kararını onamıştır.
ŞİKAYETLER
Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek yerel mahkemeler önünde aleyhinde yürütülen yargılamanın aşırı uzun sürmesinden şikayet etmektedir.
Başvuran ayrıca, Yargıtay önünde temyiz başvurusu yapma imkanı bulunmamasının, Sözleşmenin 13. maddesi ve 7 No.lu Ek Protokolün 2. maddesi açısından ihlal teşkil ettiğini iddia etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Hukuk Yargılaması Süresi Hakkında
Hükümet, dostane çözüm girişimlerinin başarısız sonuçlanmasının ardından, başvurunun bu kısmında ileri sürülen sorunu çözüme kavuşturmak amacıyla, 9 Ocak 2013 tarihli yazıyla AİHMi, tek taraflı bir deklarasyon metni hazırlamayı hedeflediğine dair bilgilendirmiştir. Hükümet ayrıca Sözleşmenin 37. maddesinin uygulanmasıyla AİHMi, başvurunun bu kısmını kayıttan düşürmeye davet etmiştir.
Deklarasyon metni aşağıdaki şekliyle hazırlanmıştır:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, 46879/08 numaralı başvuru kapsamında, başvuran İsmail Cana, her türlü maddi ve manevi tazminata ilişkin olarak 3 000 (üç bin) Euro ve masraf ve harcamalara ilişkin olarak 500 (beş yüz) Euro ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim.
Mahkeme'nin içtihadı ve uygulamaları ışığında uygun olduğu düşünülen bu miktar, gerçekleşen masraf ve harcamalarla birlikte maddi ve manevi tazminatı kapsayacaktır ve tüm vergiler hariç olmak üzere Türk Lirasına çevrilerek ödenecektir. Bu miktar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 37 § 1 maddesi uyarınca, Mahkemenin kararı verdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenecektir. Bu ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.
Hükümet, mevcut davada yargılama süresinin uzunluğunun, Mahkeme içtihatlarında belirtilen koşullara uygun olmadığı ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 § 1 maddesinde belirtilen standartları karşılayamadığı kanaatindedir (Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, 16 Temmuz 2009). Hükümet, Mahkemeyi başvurunun incelenmesine devam edilmesinin haklı sebebe dayanmadığını beyan etmeye ve Sözleşmenin 37. maddesi kapsamında davayı kayıttan düşürmeye davet eder.
Başvuran, 7 Mart 2013 tarihli bir mektupla, bu tek taraflı deklarasyon metninde geçen ifadelerin tatmin edici olmadığını ileri sürmüştür.
AİHM Sözleşmenin 37. maddesi gereğince, yargılamanın her aşamasında, bu maddenin 1. fıkrasının a), b) ve c) bentlerinde belirtilen koşullardan birinin oluştuğu kanısına varırsa, bir başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verebilir. Özellikle davanın düşürülmesine imkan veren Sözleşmenin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi aşağıdaki hükmü içermektedir:
Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse bir başvurunun kayıttan düşürülmesine izin verilir.
AİHM, başvuran tarafça davanın incelenmesini sürdürülmesi arzu edilse bile, bazı koşullarda, davalı Hükümetin tek taraflı deklarasyon metnine dayanarak Sözleşmenin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
Dolayısıyla, AİHM, özellikle Tahsin Acar kararında ortaya konulan içtihadında yer alan ilkeler ışığında deklarasyon metnini yakından incelemelidir (Tahsin Acar v. Türkiye (öncelikli sorun) (BD), n°26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, WAZA Spolka z. o. o. v. Polonya (kabul edilebilirlik kararı) n° 11602/02, 26 Temmuz 2007, Sulwinska v. Polonya (kabul edilebilirlik kararı), n° 28953/03).
AİHM, Davalı Hükümete bildirilen şikayetin, mevcut davada yerel mahkemeler önünde yürütülen ceza yargılamasının süresi hakkında olduğunu dikkate almaktadır. Mahkeme, makul sürede kararlaştırılmış olma hakkının ihlalinden doğan şikayetler konusunda Türkiye aleyhine yürütülen birçok davada uygulamalarını ortaya koymuştur. (bkz. Frydlender v. Fransa (BD) n° 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII, Cocchiarella v. İtalya (BD), no 64886/01, §§ 69-98, AİHM 2006-V, Majewski v. Polonya, no 52690/99, 11 Ekim 2005, Wende ve Kuköwka v. Polonya, no 56026/00, 10 Mayıs 2007, Tendik vd. v. Türkiye, no 23188/02, § 31 ve § 39, 22 Aralık 2005, Ebru ve Tayfun Çolak v. Türkiye, no 60176/00, § 81 ve § 107, 30 Mayıs 2006 ve Daneshpayeh v. Türkiye, no 21086/04, § 29 ve § 38, 16 Temmuz 2009).
Somut olayda AİHM, -benzer davalarda hükmedilen miktarlara uygun olan- teklif edilen tazminat miktarı ile Hükümetin hazırladığı deklarasyon metninin içerdiği imtiyazların niteliğini göz önünde bulundurarak, başvurunun incelenmesinin devamını bu aşamada haklı kılan bir neden olmadığı kanaatine varmıştır (37. maddenin 1. fıkrasının c) bendi).
Ayrıca önceki değerlendirmeler ışığında ve özellikle de bu konuda mevcut olan çok sayıdaki içtihadını dikkate alarak, AİHM, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına saygı ilkesinin, başvurunun bu kısmının incelemesinin devamını gerektirmediği kanaatine varmıştır (37. maddenin 1. fıkrası, in fine ).
Sonuç olarak, AİHM, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen taahhütlere uymaması durumunda, Sözleşmenin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca başvurunun yeniden kayda alınabileceğini belirtmektedir (Josipovic v. Sırbistan (kabul edilebilirlik kararı) n° 18369/07, 4 Mart 2008).
B. Yargıtay önünde temyiz başvurusu yapmanın imkansızlığı hakkında
Başvuran, Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 1 Mayıs 2008 tarihli karara karşı Yargıtay önünde temyiz başvurusu yapma imkanı verilmediğini iddia etmektedir ve Sözleşmenin 13. maddesi ile 7 No.lu Ek Protokolünün 2. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. AİHM, bu şikayeti incelemenin yalnızca 7 No.lu Ek Protokolünün 2. maddesi açısından uygun olduğu kanaatindedir.
Mahkeme, Türkiyenin bu protokole taraf olmadığını ve dolayısıyla hükümlerinin uygulanamayacağını hatırlatmaktadır. Bu şikayet, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında ratione personae (şahıs yönünden) söz konusu hükümlerle uymamaktadır ve Sözleşmenin 35. maddesinin 4. fıkrasının uygulanmasıyla reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Davalı Hükümetin, deklarasyon metninde belirtilen Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasına ilişkin ifadeleri ve bu metinde taahhüt edilen hususlara riayet edilmesini sağlamak amacıyla öngörülen koşulları dikkate alarak;
Sözleşmenin 37. maddesinin 1. fıkrasının c) bendi uygulanmasıyla başvurunun kayıttan düşürülmesine,
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy