(AİHS m. 2, 3, 5, 13, 35, 44) (SABRİ GÜNEŞ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 54846/08)
KABUL EDİLEMEZLİK KARARI
STRAZBURG
12 Şubat 2013
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup sekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
Emine ÖZDEMİR ve Terzan ÖZEMİR davasında,
Başkan
Peer Lorenzen,
Yargıçlar AndrAs Sajö, Nebojsa Vurinic,
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı
Françoise Elens-Passos
katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde 3 Kasım 2008 tarihinde yapılan başvuruyu 13 Kasım 2012 tarihinde görüşerek, aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1 Başvuranlar Emine ÖZDEMİR ve Terzan ÖZDEMİR (T.Ö.) sırasıyla 1960 ve 1981 doğumlu olup Diyarbakırda ikamet etmektedirler. Başvuranlar, Mahkeme önünde Diyarbakırda görev yapan avukatlar M. ERBEY ve H. GÜZEL tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Davaya ilişkin olgular başvuranlar tarafından anlatılanlar ve sunulan belgelerden anlaşıldığı itibarla aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
3. Birinci ve ikinci başvuran sırasıyla, daha önce Türkiyenin Güneydoğu Bölgesinde, Mardin ili, Ömerli İlçesinde bulunan Kayaballı Köyünde ailesiyle birlikte yaşayan 1945 doğumlu Mehmet Zeki ÖZDEMİRin (M.Z.Ö.) dul eşi ve oğludur.
4. 6 Eylül 1994 tarihinde, iki asker ve birçok köy korucusu geldiğinde, M.Z.Ö. ailesiyle beraber bağda çalışıyordu. M.Z.Ö. ve T.Ö. askerler tarafından kimlik kontrollerinin yapıldığı bağ evine götürüldüler. O günden sonra, başvuranların ailesi, jandarmalar hakkında M.Z.Ö. ve T.Ö.nün işkenceye maruz kaldığı ve işkence sonucunda M.Z.Ö.nün öldüğü iddiasıyla şikayette bulundular.
5. 7 Eylül 1994 tarihinde, güvenlik kuvvetleri olayın gerçekleştiği iddia edilen yere geldi ve olay hakkında tutanak düzenledi.
6. 31 Kasım 1996 tarihinde, Ömerli Cumhuriyet Başsavcılığı, olay hakkında soruşturma yapma yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle soruşturma dosyasını Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderdi.
7. 24 Nisan 2002 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi yetkisizlik kararı vererek soruşturma dosyasını tekrar Ömerli Cumhuriyet Başsavcılığına geri gönderdi.
8. 23 Ağustos 2002 tarihinde, Ömerli Kaymakamlığı köy korucuları hakkında ceza soruşturması yapılmasına yönelik soruşturma izni verdi.
9. 4 Haziran 2002 tarihinde, Ömerli Cumhuriyet Başsavcılığı, Midyat Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde, kasten adam öldürme ve yaralama iddiasıyla 32 köy korucusu hakkında iddianame düzenledi.
10. 7 Haziran 2005 tarihinde Midyat Ağır Ceza Mahkemesi, bütün sanıklar hakkında beraat kararı verdi.
11. 3 Temmuz 2007 tarihinde, Yargıtay ilk derece mahkemesi kararını onadı ve onama kararı başvuranın temsilcisine 2 Mayıs 2008 tarihinde tebliğ edildi.
ŞİKAYETLER
12. İlk olarak başvuranlar, Sözleşmenin 2. maddesi bağlamında, M.Z.Ö.nün köy korucuları tarafından hukuksuz bir şekilde öldürüldüğünü ve onun ölümüne ilişkin ulusal makamların yeterli ve etkili bir soruşturma yürütmede başarısız olduğundan şikayet etmektedirler.
13. İkinci olarak, başvuranlar, Sözleşmenin 3. maddesi bağlamında, M.Z.Ö. ve T.Ö.nün işkenceye maruz kaldığından ve kötü muamele iddialarına ilişkin etkili ve yeterli bir soruşturma yürütülmediğinden şikayet etmektedirler.
14. Üçüncü olarak, başvuranlar, M.Z.Ö. ve T.Ö.nün özgürlüklerinden yoksun bırakıldıklarından ve bu nedenle Sözleşmenin 5. maddesinin ihlal edildiğinden şikayet etmektedirler.
15. Son olarak başvuranlar, Sözleşmenin 13. maddesi altında, ölüm ve işkence olaylarının soruşturulabileceği ve tazminat alabilecekleri etkili iç hukuk yolunun bulunmadığından şikAyet etmektedirler.
HUKUK
16. Altı ay kuralı, doğası gereği teknik bir kural olmakla birlikte, bir şikAyete ilişkin Avrupa denetiminin hangi aşamadan sonra mümkün olamayacağına ilişkin zaman sınırlaması getirerek Sözleşme sisteminde önemli bir rol oynamaktadır. Bu kuralın temel amacı, uzun süre geçmiş şikayetleri eleyerek, hukuki kesinliği ve Sözleşme kapsamındaki sorunların makul bir süre içerisinde incelenmesini sağlamaktır (Bkz., Sabri Güneş v. Türkiye (B.D.) no. 27396/06, p. 39-40, 29 Haziran 2012; P.M. v. Birleşik Krallık (dec), no. 6638/03, 24 Ağustos 2004; ve İpek v. Türkiye (dec) no. 39706/98, 17 Kasım 2000 ).
17. Mahkeme yerleşik içtihatları uyarınca, altı aylık süre sınırlaması, nihai kararın tefhim edildiği veya kamuya açıklanmayan davalarda nihai kararın başvurana veya başvuranın temsilcisine tebliğ edildiği günü takip eden gün başladığını ve ayların kaç gün olduğuna bakılmaksızın altı takvim ayı sonra sona erdiğini hatırlatmaktadır (Bkz. Sabri Güneş, yukarıda belirtilen p. 44).
18. Mahkeme, bu davaya ilişkin nihai ulusal mahkeme kararı olan 3 Temmuz 2007 tarihli Yargıtay kararının başvuran vekiline 2 Temmuz 2008de tebliğ edildiğini gözlemlemektedir. Sözleşmenin 35/1 maddesinde öngörülen süre sınırı, bu durumda 3 Mayıs 2008 tarihinde işlemeye başlamış ve kararın tebliğinden itibaren altı ay sonra, 2 Kasım 2008 tarihinde sona ermiştir. Başvurunun 3 Kasım 2008 tarihinde yapılmasını nazara alarak, Mahkeme, başvurunun süre geçtikten sonra yapıldığını ve Sözleşmenin 35/1 ve 4. Maddeleri altında reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, AİHM,
Oybirliğiyle, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy