(AİHS m. 5, 6, 35, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (İLYAS KARAL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 57758/08)
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
27 Eylül 2011
OLAYLAR
1969 doğumlu başvuran Hüseyin Kızıltoprak İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvuran AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından E. Kanar tarafından temsil edilmiştir.
Tarafların ifade ettiği üzere, davanın olayları aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuran 15 Aralık 1999 tarihinde yakalanmış, 19 Aralık 1999 tarihinde tutuklu olarak yargılanmasına karar verilmiştir.
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 23 Aralık 1999 tarihinde, adıgeçen mahkemeye, başvuranı yasadışı örgüte üye olmakla suçlayan bir iddianame sunmuştur.
Başvuran 24 Temmuz 2002 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 4 Haziran 2007 tarihinde başvuranı üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay 8 Mayıs 2008 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını bozmuş, başvuran hakkındaki suçlamaların zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın düşürülmesine karar vermiştir.
ŞİKAYETLER
Başvuran AİHS'nin 5/3 maddesi kapsamında tutuklu yargılanma süresinden şikayetçi olmuştur.
Başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak, hakkındaki davanın makul sayılamayacak bir biçimde uzun sürdüğünü ileri sürmüştür.
HUKUK
1. Davanın süresine ilişkin şikayetle ilgili olarak
Başvuran, hakkında açılan davanın süresiyle ilgili olarak şikayetçi olmuştur. AİHS'nin 6/1 maddesine dayanmıştır.
Hükümet, 28 Ocak 2011 tarihli bir yazıyla, AİHM'e, başvuranın şikayetçi olduğu konuyu çözüme kavuşturmak amacıyla tek taraflı bir deklarasyon yapmayı önerdiğini bildirmiştir. Ayrıca AİHM'den davayı AİHS'nin 37. maddesine uygun olarak kayıttan düşürmesini talep etmiştir.
Deklarasyon şu şekildedir:
"Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin, başvuran M. Hüseyin Kızıltoprak'a, AİHM yerleşik içtihadına uygun ve her türlü maddi ve manevi zararı karşılayacak şekilde 4000 (dört bin) Euro, yargılama giderleri için de 500 (beş yüz) Euro ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederim.
Sözkonusu miktar ilgili dönemdeki her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilecek ve AİHM'nin AİHS'nin 37/1 maddesi gereğince verdiği kararın tebliğ edilmesini izleyen üç ay içinde ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai halini oluşturacaktır.
Hükümet başvuran taraf hakkında iç hukukta yürütülen yargı sürecinin uzunluğunun AİHM yerleşik içtihadı dikkate alındığında aşırı olduğunu kabul etmekte (bkz. Daneshpayeh - Türkiye no. 21086/04) ve AİHS'nin 37. maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerektirecek herhangi bir kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle AİHM'yi başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmektedir."
Başvuran, 4 Mart 2011 tarihli mektubunda, Hükümet'in deklarasyonunda belirttiği meblağın kabul edilemeyecek kadar düşük olduğunu ifade etmiştir.
AİHM, AİHS'in 37. Maddesi uyarınca, dava koşullarının bu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen sonuçlara yol açtığı hallerde, yargılamanın her aşamasında, başvuruların kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini anımsatır. AİHS'nin 37/1 (c) maddesine göre AİHM, "başka herhangi bir nedenden dolayı başvurunun incelenmesine devam edilmesi hususunda artık haklı bir gerekçe görmezse" davayı kayıttan düşürebilmektedir.
Ayrıca, 37/1 (c) maddesi kapsamında, belirli koşullarda, Savunmacı Hükümet'in tek taraflı deklarasyonuna dayanarak, bir başvuruyu, başvuran davanın incelenmesine devam edilmesini istese bile kayıtlardan düşürebileceğini de anımsar.
Bu amaçla AİHM, özellikle Tahsin Acar kararı başta olmak üzere (Tahsin Acar - Türkiye (BD), 26307/95; aynı zamanda WAZA Spótka z o.o. - Polonya, 11602/02; Sulwiska - Polonya, 28953/03; Stark ve Diğerleri - Finlandiya (kayıttan düşme), 39559/02; Silva Marrafa - Portekiz, 56936/08; Karal - Türkiye, 44655/09 ve Barış İnan - Türkiye, 20315/10), içtihadından doğan ilkeler ışığında, deklarasyonu dikkatle inceleyecektir.
AİHM Türkiye hakkında açılanlar da dahil olmak üzere bazı davalarda, kişinin makul bir süre içinde yargılanması hakkının ihlaline ilişkin şikayetlerle ilgili olarak kendi uygulamasını yerleşik hale getirmiştir. (bkz. örneğin, Frydlender - Fransa (BD), 30979/96; Cocchiarella - İtalya (BD), 64886/01; Majewski - Polonya, 52690/99; Wende ve Kukówka - Polonya, 56026/00 ve Daneshpayeh - Türkiye, 21086/04).
Hükümet'in deklarasyonunda kabul ettiği unsurların niteliği ile teklif edilen - ve benzer davalarda ödenen meblağla uyumlu - tazminat miktarı göz önünde bulundurulduğunda, AİHM, başvurunun incelenmesine devam edilmesine gerek bulunmadığı kanısındadır (37/1 (c) maddesi).
Ayrıca, yukarıda belirtilen hususlar ışığında ve özellikle konuya ilişkin içtihadın açık ve kapsamlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, AİHM, Sözleşme ve Protokollerinde tanımlandığı biçimiyle insan haklarına saygı ilkesinin, başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerektirmediği kanaatindedir.(37/1. Madde)
Yukarıdaki hususlar ışığında, davanın bu kısmının kayıtlardan düşürülmesi uygundur.
2. Tutuklu yargılama süresine ilişkin şikayetle ilgili olarak,
Başvuran, AİHS'nin 5. maddesi kapsamında, tutuklu yargılanma süresinin haddinden uzun olduğunu savunmuştur.
AİHM, sözkonusu tutukluluğun, başvurunun AİHM'e sunulmasından altı ayı aşkın bir süre önce, başvuran 24 Temmuz 2002 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığında sona erdiğini kaydeder. Bu nedenle, şikayetin, AİHS'nin 35/1 ve 4 maddesi çerçevesinde altı aylık süre kuralına uyulmadığı gerekçesiyle kabuledilemez olduğuna karar verir.
Bu nedenlerle AİHM, oybirliğiyle,
Savunmacı Devlet'in deklarasyonunun AİHS'nin 6/1 maddesi kapsamındaki koşulları ile burada atıfta bulunulan taahhütlere uygunluğu sağlayacak yöntemleri dikkate alarak,
AİHS'nin 37/1 (c) maddesi uyarınca başvurunun, yargılama süresinin uzunluğuna dair şikâyete ilişkin kısmı itibariyle kayıttan düşürülmesine,
Başvurunun geri kalanının kabuledilmez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy