(AİHS m. 6, 11, 13, 35) (2709 S. K. m. 129) (657 S. K. m. 125, 135) (VILHO ESKELINEN VE DİĞERLERİ - FİNLANDİYA DAVASI) (İSVEÇ MAKİNİSTLER SENDİKASI - İSVEÇ DAVASI) (DEMİR VE BAYKARA - TÜRKİYE DAVASI) (BELÇİKA ULUSAL POLİS SENDİKASI - BELÇİKA DAVASI) (ŞİŞMAN VD. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 8205/08)
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Andras Sajö,
Helen Keller,
Paul Lemmens,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjdbro, ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla 9 Eylül 2014 tarihinde, Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), Davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ve bu görüşlere başvuran tarafından cevaben sunulan görüşler ile yukarıda belirtilen 6 Şubat 2008 tarihinde sunulan başvuruyu dikkate alarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Ahmet Bereketoğlu, 1969 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Antakyada ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Ankarada görev yapan Avukat M.N. Eldem tarafından temsil edilmektedir.
2. Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşullan, taraflarca ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Olayların meydana geldiği tarihte biyoloji öğretmeni olarak görev yapan başvuran, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu na (Kesk) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Yerel Şubesine (Eğitim-Sen) üyedir.
5. Başvuranın öğretmenler odasının duvarına asmak istediği afişle ilgili bir olay 6 Mart 2007 tarihinde yaşanmıştır. Başvurana göre, söz konusu afiş, ülke çapında dağıtılan, üyesi olduğu sendikanın Dünya Kadınlar Günü ile ilgili bir afişidir.
6. Belirsiz bir tarihte, başvuran anılan olay nedeniyle aleyhinde disiplin soruşturması açıldığına dair bilgilendirilmiştir.
7. Başvuran, 6 Temmuz 2007 tarihinde, olaylar hakkında ayrıntılı bir açıklama içeren savunma dilekçesini sunmuştur. Başvurana göre, kendisi bir afiş asmış ancak müdür yardımcısı afişi kaldırmasını talep etmiştir. Başvuranın bu talebi reddetmesi üzerine, müdür yardımcısı afişi yırtmış ve bu durum duvarda bir izin oluşmasına neden olmuştur. Başvuran ve müdür yardımcısının arasında hareketli bir tartışma yaşanmıştır. Başvuran, bu amaca yönelik pano bulunmadığı için duvara afişi astığını beyan etmiştir. Müdür yardımcısı, afişin oluşturduğu izin bulunduğu duvarın fotoğrafını çekmiştir.
8. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 16 Temmuz 2007 tarihinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin B fıkrasının c bendi uyarınca disiplin cezası olarak başvurana kınama cezası vermiştir. Disiplin cezasına ilişkin karara göre, başvurana atfedilen ve disiplin cezasının nedeni olan eylem aşağıda açıklanmaktadır:
Lisenin müdür yardımcısı öğretmenler odasının duvarına asılan afişlerin duvarlara zarar verdiğini size söylediği ve sizden afişi kaldırmanızı istediği halde, sert bir tutum sergilediniz ve öfkelendiniz.
9. Başvuran, 30 Temmuz 2007 tarihinde, kınama cezasına karşı il valisine itirazda bulunmuştur. Başvuran, üye olduğu sendikanın afişini söz konusu duvara Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle 6 Mart 2007 tarihinde astığını belirtmiştir. Başvuran, bu amaca yönelik hazırlanan ilan panosu bulunmadığı için bu şekilde davrandığını yinelemiştir. Başvuran, okul müdür yardımcısının daha sonra öğretmenler odasına geldiğini ve söz konusu afişi yırttığını, ardından kendisi başvurana bu şekilde davranmaya hakkının olmadığını açıklamış ve bunun akabinde aralarında tartışma yaşandığını eklemiştir. Başvuran, afişi duvara asarak duvara zarar vermediğini sadece yasaya uygun şekilde sendikal haklarını kullandığını ve yeni olayların yaşanmasını önlemek için sendikası tarafından daha sonra özel bir ilan panosu hazırlandığını belirtmiştir. Son olarak başvuran, müdür yardımcısına karşı uygun olamayan bir tutum sergilediği konusuna da itiraz etmiştir.
10. İl valisi, 8 Ağustos 2007 tarihli kararıyla, başvuranın amirlerine saygıda kusur ettiğini değerlendirerek, verilen disiplin cezasını onaylamıştır.
B. İlgili İç Hukuk
1. Anayasa
11. Olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan Anayasanın 129. maddesi aşağıdaki şekildeki gibidir:
(...)
Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararlan yargı denetimi dışında bırakılamaz.
12. 12 Eylül 2010 tarihinde değişikliğe uğradığı şekliyle Anayasanın 129. maddesi şu şekildedir:
(...)
Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz.
2. 14 Temmuz 1965 Tarihli ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu
13. Devlet Memurları Kanununun 125. maddesine göre, Devlet memurlarına verilmesi muhtemel disiplin cezaları, uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezalarıdır.
14. Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin B. fıkrası aşağıdaki şekildedir:
Kınama: Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir. Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: (...) c) Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak
(...)
15. Olayların meydana geldiği tarihte Devlet Memurları Kanununun 135. maddesi şu şekildedir:
Hiyerarşik amir ve disiplin kurulu tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, varsa üst disiplin amirine yoksa disiplin kuruluna yapılabilir.
Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.
16. 13 Şubat 2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunla değişik Devlet Memurları Kanununun 135. maddesi şu şekildedir:
Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir.
(...)
Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.
ŞİKAYETLER
17. Başvuran, Sözleşmenin 11. maddesini ileri sürerek, üye olduğu sendikanın afişini öğretmenler odasının duvarına asması sebebiyle kendisine verilen kınama cezasının dernek kurma özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia etmektedir.
18. Ayrıca başvuran, Sözleşmenin 6. ve 13. maddelerini ileri sürerek, kınama cezasına itiraz etmek için, olayların meydana geldiği tarihte, iç hukuk yolunun bulunmamasından şikayet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşmenin 11. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası Hakkında
19. Başvuran, öğretmenler odasının duvarına afiş asması sebebiyle kendisine verilen kınama cezasının, Sözleşmenin 11. maddesinde öngörülen dernek kurma özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia etmektedir. Sözleşmenin 11. maddesi şu şekildedir:
1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkım da içerir.
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarıda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
1. Konu Bakımından (Ratione materiae) Bağdaşmazlık Açısından
20. Hükümet, Vilho Eskelinen ve diğerleri/Finlandiya ((BD), No. 6235/00, AİHM 2007-II) kararını ileri sürerek, idare ile Devlet görevlilerini karşı karşıya getiren ihtilafların Sözleşmenin uygulama alanı dışında kaldığını savunmaktadır. Hükümete göre, başvuru konu bakımından (ratione materiae) yetkisizlik nedeniyle reddedilmelidir.
21. Başvuran, itirazın dayanaktan yoksun olduğu kanısındadır.
22. Mahkeme, Hükümet tarafından ileri sürülen ve Sözleşmenin 6. maddesinin uygulanabilirliği ile ilgili kararda sunulan görüşün Sözleşmenin 11. maddesine ilişkin şikayet bakımından uygun olmadığını tespit etmektedir.
23. Ancak Mahkeme, başvurunun Sözleşmenin hükümleriyle konu bakımından (ratione materiae) bağdaşmamasına ilişkin Hükümetin itirazını, 11. madde ile toplantı ve dernek kurma özgürlüğü haklarının kullanılmasına silahlı kuvvetler, polis veya devlet idaresi mensupları tarafından meşru kısıtlamalar getirilmesinin yasaklanmamasını öngören, Sözleşmenin 11. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi açısından incelemesi gerektiğini belirtmektedir.
24. Bu bağlamda Mahkeme, Sözleşmenin 11. maddesinin 2. fıkrasındaki hükümde, Devletin, memurlarının dernek kurma özgürlüğüne saygı duymakla yükümlü olduğunun açıkça öngörüldüğünü sadece devletin silahlı kuvvetleri, polis mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli memurlar söz konusu olduğunda, gerekli durumlarda, yasal kısıtlamaların getirilebileceğinin belirtildiğini hatırlatmaktadır (bk. İsveç Lokomotif Sürücüleri Sendikası/İsveç, 6 Şubat 1976, § 37, A serisi No. 20 ve Demir Baykara/Türkiye (BD), No. 34503/97, § 96, AİHM 2008).
25. Ayrıca Mahkeme, Sözleşmenin 11. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen üç gruba uygulanan kısıtlamaların dar anlamda yorumlanması ve dolayısıyla söz konusu hakların kullanılmasıyla sınırlı kalması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu kısıtlamalar, örgütlenme hakkının özüne halel getirmemelidir. Her halükarda, bu kişilerin sendikal haklarına ilişkin olarak getirilen olası kısıtlamaların meşruiyetini ispat etmek ilgili Devletin yükümlülüğüdür. Bununla birlikte Mahkeme, faaliyetlerinin devletin idare mekanizması ile alakası olmayan belediye memurlarına, ilke olarak, devletin idare mekanizmasının görevlileri olarak muamele edilemeyeceği ve buna göre, bu temelde örgütlenme ve sendika kurma haklarında bir kısıtlamaya maruz bırakılamayacakları kanısındadır (anılan Demir ve Baykara, § 97).
26. Hükümet mevcut davada, başvuranın öğretmen olarak hangi sebeple Sözleşmenin 11. maddesinin uygulama alanı dışında bırakıldığını hiçbir Şekilde açıklamamaktadır (bk. mutatis mutandis, Tüm Haber Sen ve Çınar/Türkiye, No. 28602/95, § 36, AİHM 2006-II). Hükümet, devlet okulu öğretmeni olarak başvuranın yerine getirdiği görevlerin niteliği itibariyle nasıl, Sözleşmenin 11. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin meşru kısıtlamalarına tabi devletin idare mekanizmasında görevli olan memur olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymamaktadır (anılan Demir ve Baykara, § 107).
27. Dolayısıyla başvuran yasal olarak Sözleşmenin 11. maddesini ileri sürebilmekte ve bu nedenle, Hükümet tarafından ileri sürülen itiraz reddedilmelidir.
2. Altı Aylık Süre Kuralına Riayet Edilmemesi Hakkında
28. Ayrıca Hükümet, başvuruda bulunmak için altı aylık sürenin geçmesine ilişkin kabul edilemezlik itirazı ileri sürmektedir. Hükümet, 6 Şubat 2008 tarihinde yani iç hukukta verilen nihai karardan altı ayı aşkın bir süre sonra başvuranın Mahkemeye başvurmasına rağmen, iç hukukta yapmış olduğu itirazın idare tarafından 8 Ağustos 2007 tarihinde reddedildiğini ileri sürmektedir.
29. Mahkeme, başvuru tarihi olan 6 Şubat 2008 tarihinin altı aylık süre içerisinde olduğunu tespit etmektedir. Dolayısıyla, itiraz olaya uygun değildir.
3. Şikayetin Esası Hakkında
30. Hükümet, afişin bu amaca yönelik hazırlanan panolara asılma imkanı olmasına rağmen öğretmenler odasına astığı sendikanın afişini kaldırmayı reddetmesi nedeniyle başvuranın cezalandırıldığını dikkate sunmaktadır.
31. Ayrıca Hükümet, başvurana verilen disiplin cezasının, kazandığı hakları yani aylığını, kademesini, ödeneklerini değiştirmediğini ve konumu gereğince kendisine disiplin cezalarının verilebileceğini savunmaktadır. Diğer taraftan Hükümet, başvurana verilen disiplin cezasının bir sendikaya üye olma hakkına veya dernek kurma hakkını kullanmaya bir engel veya bir kısıtlama teşkil etmediği kanısındadır. Hükümet, başvuranın sendikal faaliyetlerini yürütmeye devam ettiğini eklemektedir.
32. Dahası Hükümet, 657 sayılı Kanuna uygun olarak, memur sıfatıyla başvuranın kanun ve yönetmeliklere tabi olduğunu ve bu unvan itibariyle, ihtiyatlı davranma yükümlülüğünün bulunduğunu savunmaktadır. Hükümet, memur sıfatıyla başvuranın, idareye karşı görev ve sorumluluklarının olduğunu ve bu hususları bilerek memuriyete girdiğini eklemektedir. Hükümet, memurların bazı hak ve özgürlüklerine kısıtlama getirme imkanının idarenin disiplin sisteminin doğasından ileri geldiğini ve bu kısıtlamaların memur olmayan kişilere zorunlu olarak dayatılamayacağını belirtmektedir. Hükümet, bu amaca yönelik hazırlanan panoya afişi aşabilme imkanı olmasına rağmen başvuranın afişi öğretmenler odasının söz konusu duvarından kaldırmayı reddetmesinden dolayı hakkında kınama cezası verildiğini yinelemektedir.
33. Başvuran, Hükümetin iddialarını kabul etmemekte ve görev yaptığı okulun öğretmen odasının duvarına afiş asması nedeniyle kendisine verilen kınama cezasının, dernek kurma özgürlüğü hakkına müdahale teşkil ettiğini iddia etmektedir.
34. Mahkeme, Sözleşmenin 11. maddesinin 1. fıkrasının dernek kurma özgürlüğünün bir türü ya da özel bir boyutu olarak, sendika özgürlüğünü içerdiğini hatırlatmaktadır (Belçika Ulusal Polis Sendikası/Belçika, 27 Ekim 1975, § 38, A serisi No. 19 ve anılan İsveç Lokomotif Sürücüleri Sendikası/İsveç, § 39 ve anılan Demir ve Baykara, § 109). Bu hükümde yer alan çıkarların korunması için ifadeleri, gereksiz ifadeler değildir ve Sözleşme, sendikanın yapacağı toplu eylem yoluyla, sendika üyelerinin mesleki çıkarlarını savunma özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Sendika üyeleri tarafından gerçekleştirilecek olan bu eyleme Sözleşmeci Devletler tarafından izin verilmeli, eylemin devamı ve gelişimi sağlanmalıdır (bk. Wilson, Ulusal Gazeteci Sendikası ve Diğerleri/Birleşik krallık, No. 30668/96, 30671/96 ve 30678/96, § 42, AİHM 2002-V; Danilenkov ve diğerleri/Rusya, No. 67336/01, § 121, AİHM 2009 (Özetler)).
35. Öte yandan Mahkeme, Sözleşmenin 11. maddesinde sendikanın üyelerine çıkarlarının korunması amacıyla, sendikanın sesini duyurma hakkının tanındığını ancak Devlet tarafından belli bir muamele yapılmasının güvence altına alınmadığını hatırlatmaktadır. Sözleşmenin gerektirdiği husus, mevzuat uyarınca, sendikaların bu maddeye uygun düşen koşullarda, üyelerinin çıkarlarını korumak için çalışmalarına imkan vermektedir (anılan Demir ve Baykara, § 141 ve Sindicatul Pastorul cel Bun/Romanya (BD), No. 2330/09, § 134, AİHM 2013 (Özetler)).
36. Mevcut davada Mahkeme, tarafların olaylarla ilgili iki farklı açıklama getirdiğini ve özellikle de Hükümetin görüşlerinde söz konusu ilan panosunun bulunduğunun belirtilmesine rağmen başvuranın bu amaca yönelik ilan panosu bulunmadığını savunduğunu tespit etmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranın, üyesi olduğu sendikanın Dünya Kadınlar Günü ile ilgili afişini kaldırmayı reddettiği esnada amiri ile yaşadığı tartışma sonucunda disiplin cezası olarak hakkında kınama cezasının verildiğine taraflarca itiraz edilmediğini dikkate almaktadır.
37. Mahkeme, disiplin cezalarındaki ifadelere göre, başvuranın ihtilaflı afişi kaldırmayı reddetmesinin ardından yaşanan tartışma sırasında amirine saygıda kusur etmesinden dolayı hakkında kınama cezasının verildiğini tespit etmektedir. Okulda bu amaca yönelik ilan panosunun bulunup bulunmadığı konusundan ayrı olarak, başvuran öğretmenlerin ortaklaşa kullandığı öğretmenler odasının duvarına afiş astığı için değil bu konu hakkında amiri ile yaşadığı tartışma esnasında uygun olmayan bir davranış sergilemesinden dolayı cezalandırılmıştır. Diğer taraftan Mahkeme, başvuranın gerek İl Milli Eğitim Müdürlüğüne gerekse valiye afişin aşılmaması konusundaki amirinin emrine itiraz etmeye çalışmadığını gözlemlemektedir.
38. Dolayısıyla Mahkeme, başvurana verilen kınama cezasının sendikal faaliyetten kaynaklanmadığı ve bu tür bir kınama cezasının, Sözleşmenin 11. maddesinde öngörüldüğü gibi, dernek kurma özgürlüğü hakkının özünü etkileyen bir kısıtlama ya da ihlal teşkil etmediği sonucuna varmaktadır.
39. Sonuç olarak, bu şikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve dolayısıyla Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi uyarınca reddedilmelidir.
2. Sözleşmenin 13. Maddesinin İhlal Edildiği İddiası Hakkında
40. Başvuran, hakkında verilen kınama cezasına itiraz etmek için iç hukuk yolunun bulunmamasından şikayet etmektedir. Başvuran, Sözleşmenin 6. ve 13. maddelerini ileri sürmektedir. Mahkeme, başvuranın şikayetinin dile getiriliş şeklini dikkate alarak, bu şikayeti sadece Sözleşmenin 13. maddesi açısından incelemeye karar vermiştir (Şişman ve diğerleri, No. 1305/05, § 38, 27 Eylül 2011). Sözleşmenin 13. maddesinin ilgili kısmı aşağıdaki şekildedir:
(...) Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.
41. Hükümet, 657 sayılı Kanunun 125. maddesinin B. fıkrasına dayanılarak, başvurana kınama cezası verildiğini belirtmektedir. Hükümet, 657 sayılı Kanunun 135. maddesi uyarınca, tüm memurların üst disiplin amirine ya da bu amirlerin bulunmadığı durumlarda yetkili disiplin kuruluna kınama cezalarına karşı itirazda bulunabileceğini ve ilgililer tarafından yapılan itirazın ardından verilen ve itiraz konusu olmayan kararların kesinleştiğini eklemektedir. Bununla birlikte Hükümet, olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan Anayasanın 129. maddesine uygun olarak, kınama cezalarının yargı denetimine tabi tutulamayacağını belirtmektedir.
42. Mahkemenin defaten söylediği üzere, Sözleşmenin 13. maddesi, iç hukukta, Sözleşmede yer aldıkları şekliyle hak ve özgürlükleri ileri sürebilme imkanı veren bir başvuru yolunun varlığını güvence altına almaktadır. Dolayısıyla bu hüküm, Sözleşmeye dayanan savunabilir bir şikayetin içeriğini incelenmeye ve uygun tazmin yolunu sunma konusunda bir iç hukuk yolunun bulunmasını zorunlu kılmaktadır (De Souza Ribeiro/Fransa (BD), No. 22689/07, § 78, AİHM 2012).
43. Mevcut davada Mahkeme, Sözleşmenin 11. maddesine ilişkin başvuranın şikayetinin açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmaktadır. Başvuranın şikayetinin reddedilmesine neden olan fiili unsurlar hakkındaki tespitler, Mahkemenin Sözleşmenin 13. maddesi açısından şikayetin savunabilir olmadığı sonucuna varmasına yol açmaktadır (bk., örneğin ve birçok karar arasında, Walter/İtalya (kabul edilebilirlik kararı), No. 18059/06, 11 Temmuz 2006 ve Al-Shari ve diğerleri/İtalya (kabul edilebilirlik kararı), No. 57/03, 5 Temmuz 2005). Dolayısıyla, somut olayda, Sözleşmenin 13. maddesinin uygulanmaması gerekmektedir.
44. Sonuç olarak, bu şikayet, Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrası anlamında, Sözleşmenin hükümleriyle konu yönünden (ratione materiae) bağdaşmamakta olup, Sözleşmenin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oyçokluğuyla, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy