(AİHS. m. 6, 34, 35, 41) (KABASAKAL VE ATAR - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 16785/09)
KARAR
STRAZBURG
22 Ocak 2013
İşbu karar nihaidir ancak şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
Nurcan Kara ve Diğerleri v. Türkiye davasında,
Başkan,
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı, Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Komitesi (İkinci Daire) 11 Aralık 2012 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (16785/09) nolu davanın nedeni, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Bayan Nurcan Kara, Bayan Elif Kara, Bay Ersin Kara ve Bay Samed Karanın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 13 Mart 2009 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur
2. Başvuranlar, Bursa Barosu avukatlarından Bayan M.S. Bingölballı, tarafından temsil edilmiştir. Türkiye Hükümeti (Hükümet), kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru 2 Kasım 2010 tarihinde, Hükümet'e bildirilmiştir.
4. Hükümet başvurunun Komite tarafından incelenmesine itiraz etmiştir. Hükümetin itirazının incelenmesinin akabinde Mahkeme bu itirazı reddetmiştir.
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuranlar sırasıyla 1966, 1986, 1988 ve 1997 tarihlerinde doğmuş olup Edirnede ikamet etmektedirler.
6. Başvuranlar, 17 Kasım 1998 tarihinde bir trafik kazasında hayatını kaybeden Nejat Karanın eş ve çocuklarıdır. Nejat Kara Yalova Valiliği Milli Emlak Müdürlüğünde görevli bir memur olarak çalışmaktaydı.
7. Başvuranlar, 12 Nisan 1999 tarihinde Bursa İdare Mahkemesine başvurarak ofis işlerini yerine getirmekle görevli olan bir çalışanın şoför olarak çalıştırılmasının ilgili mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
8. Bursa İdare Mahkemesi, 9 Şubat 2000 tarihinde davanın idari yargılama kapsamında olmadığına karar vermiştir. Bu kararın akabinde, başvuranlar Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde hukuk davası açmışlardır.
9. Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi, 10 Mart 2001 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Başvuranlar, bu kararı temyiz etmiştir.
10. Yargıtay 4. Dairesi, 9 Mayıs 2002 tarihinde, Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararı; davaya bakan mahkemelerin yetkisi konusundaki uyuşmazlığın sadece aynı yargı yeri içerisinde olması bakımından değil ancak iki farklı ana yargı yeri olan Adli ve İdari yargı bakımından olması sebebiyle kararın Yargıtay yerine Uyuşmazlık Mahkemesi nezdinde temyiz edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur.
11. Bu karara rağmen Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi dosyayı sehven tekrar Yargıtaya göndermiştir.
12. Yargıtay, 16 Mart 2004 tarihinde bu hatayı fark ederek dosyayı Uyuşmazlık Mahkemesine göndermiştir.
13. Uyuşmazlık Mahkemesi, yargılamanın İdari Yargıda yapılmasına karar vermiştir.
14. Bursa 1. İdare Mahkemesi, 9 Aralık 2004 tarihinde davayı gerekçeli kararıyla reddetmiştir.
15. Danıştay, 11 Şubat 2008 tarihinde başvuranların temyiz talebini reddetmiştir.
16. Danıştay, 24 Ekim 2008 tarihinde karar düzeltme talebini reddetmiştir.
17. Danıştay, son iki kararında aynı metni kullanarak davayı reddetmiş ve kararlarının gerekçelerini açıkça belirtmemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
18. Başvuran, yargılama sürecinin uzunluğunun, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinde yer alan makul süre şartıyla bağdaşmadığından şikâyetçi olmuştur:
"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
konusunda karar verecek olan
bir mahkeme tarafından
makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkında sahiptir."
19. Dikkate alınacak süre, 12 Nisan 1999 tarihinde başlamış ve karar düzeltme talebinin red edilmesiyle 24 Ekim 2008 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, iki dereceli yargılama yaklaşık olarak dokuz yıl ve altı ay sürmüştür.
20. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
21. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme'nin 35 § 3 (a) maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, diğer koşullar bakımından da kabul edilemezliğe ilişkin herhangi bir noktanın olmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla başvuru kabul edilebilir olarak beyan edilmelidir.
B. Esas hakkında
22. Mahkeme, bir davanın süresinin makul olup olmadığının, somut olayın koşulları çerçevesinde şu kriterler esas alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir: davanın karmaşıklığı, başvurucu ile yetkili makamların tutumu ve ilgililer için ihtilaf konusu davanın içeriği bakılması gereken unsurlardır (bkz. diğerleri arasında Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, § 28, 16 Temmuz 2009).
23. Mahkeme, kendisine ibraz edilen tüm belgeleri incelediğinde, Hükümet'in, Mahkemeyi mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmaya ikna edebilecek hiçbir olay veya görüş ileri sürmediği kanaatindedir. Mahkeme, bu husustaki içtihadını dikkate alarak, mevcut davada yargılama sürecinin uzun olduğuna ve makul süre şartı ile uyumlu olmadığına kanaat getirmiştir.
Dolayısıyla, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinin ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
24. Başvuranlar ayrıca Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca Danıştay kararlarının gerekçelendirilmediğinden dolayı şikâyet etmişlerdir. Sözleşmenin 6. maddesi, bir alt derece mahkemesi tarafından verilen gerekçelere atıfta bulunarak temyiz talebini red eden bir temyiz mahkemesinin kararında detaylı bir gerekçelendirme yapmasını gerekli kılmamaktadır (bkz. Kabasakal ve Atar v. Türkiye, nos. 70084/01 ve 70085/01, 19 Eylül 2006). Dolayısıyla, Danıştay tarafından verilen kararın Bursa İdare Mahkemesi tarafından verilen kararda gösterilen gerekçeleri tamamıyla kabul ettiği şeklinde yorumlanması gerekmektedir. Bu şikayette açıkça mesnetsiz bulunduğundan kabul edilemez olarak beyan edilmiştir.
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki şekilde öngörmektedir:
"Eğer Mahkeme, bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder."
A. Tazminat
26. Başvurucu, maddi tazminat olarak 50 000 Avro ve manevi tazminat olarak 30 000 Avro talep etmiştir.
27. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
28. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememektedir; bu nedenle bu talebi reddeder. Diğer yandan, başvurana manevi tazminat olarak 6,000 Avro ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar
29. Başvuranlar ayrıca yerel mahkemeler ve Mahkeme nezdinde oluşan masraf ve harcamalar için 5 456 Avro talep etmişlerdir. Başvuranlar, Mahkemeye başvuru dosyasında yapılan harcamaları gösteren tek belge olarak posta faturasını sunmuşlardır.
30. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
31. Mahkeme, nezdinde bulunan dokümanlar ve içtihatları uyarınca masraf ve harcamalara ilişkin talepleri reddetmiştir.
C. Gecikme Faizi
32. AIHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
İŞBU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE
1. Yargılama sürecinin aşırı uzunluğuna ilişkin şikâyet kabul edilebilir ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere Davalı Devlet tarafından başvurana manevi tazminat için 6.000 (altı bin) Avronun miktara yansıtılabilecek her türlü vergilerle birlikte ödenmesine
(b) Yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda basit faizin uygulanacağına;
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;
karar vermiştir.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddeleri uyarınca 22 Ocak 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy