(AİHS. m. 6, 19, 34, 35, 41)
(Başvuru no. 17074/09)
KARAR
STRAZBURG
22 Ocak 2013
İşbu karar nihaidir ancak şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
Erkızan v. Türkiye davasında,
Başkan,
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı, Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Komitesi (İkinci Daire) 11 Aralık 2012 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (17074/09) nolu davanın nedeni, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Bayan Fatma Erkızan, Bay Hakkı Bolkan Erkızan ve Bay Haydar Burak Erkızanın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 6 Mart 2009 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
2. Başvuranlar, İzmir Barosu avukatlarından Bayan N. Şimşek, tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet), kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru 2 Kasım 2010 tarihinde, Hüküm et'e iletilmiştir.
4. Hükümet başvurunun Komite tarafından incelenmesine itiraz etmiştir. Hükümetin itirazının incelenmesinin akabinde Mahkeme bu itirazı reddetmiştir
OLAYLAR
DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuranlar sırasıyla 1962, 1989 ve 1990 tarihlerinde doğmuş olup İzmirde ikamet etmektedirler.
6. Başvuranlar 2 Mayıs 1994 tarihinde bir gemi kazasında hayatını kaybeden Ahmet Celil Erkızanın eş ve çocuklarıdır.
7. Başvuranlar, 11 Ocak 1995 tarihinde Milas Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde maddi ve manevi tazminat talepli dava açmışlardır.
8. Milas Asliye Hukuk Mahkemesi 3 Kasım 2003 tarihinde tazminat taleplerini kısmen kabul etmiştir.
9. Yargıtay, 1 Temmuz 2004 tarihinde davaya ilişkin yargılamanın iş mahkemesi nezdinde yapılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
10. Bu karar neticesinde Milas İş Hukuk Mahkemesi yargılamayı tekrardan yapmaya başlamıştır.
11. Yargıtay, 21 Şubat 2006 tarihinde başvuranların davasını kabul eden İş Mahkemesi kararını da bozmuştur.
12. İş Mahkemesi, Yargıtayın karar bozmasını takiben 16 Temmuz 2007 tarihinde davayı kısmen kabul etmiştir.
13. Yargıtay, 8 Temmuz 2008 tarihinde kararı onamıştır.
14. Kesinleşmiş karar, 10 Eylül 2008 tarihinde başvuranlara tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran, yargılama süresinin uzunluğunun, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinde yer alan makul süre şartıyla bağdaşmadığından şikâyetçi olmuştur:
"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
konusunda karar verecek olan
bir mahkeme tarafından
makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkında sahiptir."
16. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
17. Dikkate alınacak süre, 11 Ocak 1995 tarihinde başlamış ve 10 Eylül 2008 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, iki dereceli/aşmalı yargılama yaklaşık olarak on üç yıl ve sekiz ay sürmüştür.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
18. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme'nin 35 § 3 (a) maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, diğer koşullar bakımından da kabul edilemezliğe ilişkin herhangi bir noktanın olmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla, başvuru kabul edilebilir olarak beyan edilmelidir.
B. Esas hakkında
19. Mahkeme, bir davanın süresinin makul niteliğinin, davanın koşullarına, mahkemenin içtihatları ile kabul edilen kriterlere, özellikle davanın karmaşıklığına, başvurucu ile yetkili makamların tutumuna ve ilgililer için ihtilaf konusu davanın içeriğine bakılarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır. (bkz. diğerleri arasında Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, § 28, 16 Temmuz 2009)
20. Mahkeme, kendisine ibraz edilen tüm belgeleri incelediğinde, Hükümet'in, Mahkemeyi mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmaya ikna edebilecek hiçbir olay veya görüş ileri sürmediği kanaatindedir. Mahkeme, bu husustaki içtihadını dikkate alarak, mevcut davada yargılama sürecinin uzun olduğuna ve makul süre şartı ile uyumlu olmadığına kanaat getirmiştir.
21. Dolayısıyla, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. SÖZLEŞMENİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
22. Başvuranlar ayrıca yargılama süreci sonunda hükmedilen tazminat miktarının adil olmadığından dolayı şikâyet etmişlerdir.
23. Mahkeme Sözleşmenin 19. maddesi uyarınca Sözleşmeye taraf Devletlerin yükümlülüklerini yerine getirilmesini temin etme görevi bulunduğunu hatırlatır. Mahkemenin görevi, özellikle, Sözleşme ile korunan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği müddetçe ulusal mahkemelerce yapıldığı iddia edilen maddi veya hukuki hataları ele almak değildir. (bkz. García Ruiz v. İspanya (GC), no. 30544/96, § 28, ECHR 1999-I, ve Streletz, Kessler and Krenz v. Almanya (GC), nos. 34044/96, 35532/97 ve 44801/98, § 49, ECHR 2001-II). Ayrıca, Mahkeme, ulusal mahkemeler keyfi veya açıkça makul olmayan değerlendirmeler yapmadıkları müddetçe bu mahkemeler tarafından yapılan değerlendirmelerini incelemekle görevli olmadığını hatırlatmaktadır (bkz. Camilleri v. Malta (dec), no. 51760/99, 16 Mart 2000).
24. Şikâyet, esasen sadece hukuki sürecin aleyhe sonuçlanmasına ilişkin olduğundan Mahkeme başvurunun bu kısmının Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesi uyarınca açıkça mesnetsiz olduğu kanaatindedir. Bu yüzden başvurunun bu kısmi kabul edilemez bulunmuştur.
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki şekilde öngörmektedir:
"Eğer Mahkeme, bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder."
A. Tazminat
26. Başvurucu, maddi tazminat olarak 30 000 Avro ve manevi tazminat olarak 50 000 Avro talep etmiştir.
27. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
28. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememektedir; bu nedenle bu talebi reddeder. Diğer yandan, hakkaniyet temelinde hükmederek, başvurana manevi tazminat olarak 9 600 Avro ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar
29. Başvuranlar masraf ve harcamalar için ayrıca 7 000 Avro talep etmişlerdir. Talep edilen bu meblağ yerel hukuki süreç ve Mahkeme nezdinde yapılan avukatlık ücretlerini ve posta masraflarını içermektedir.
30. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
31. Mahkeme, ulusal mahkemeler nezdinde yapıldığı iddia edilen masrafların uygun dokümanlar ile kanıtlanamadığını ancak avukatlara ödenen Mahkemeye başvuru ücretlerinin imzalı belgeler ile kanıtlandığı kanaatindedir. Tercüme için talep edilen miktar ise gerekli değildir. Mahkeme, nezdinde bulunan dokümanlar ve içtihatları uyarınca masraf ve harcamalara ilişkin olarak 2 500 Avro ödenmesine hükmeder.
C. Gecikme Faizi
32. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
İŞBU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE
1. Yargılama sürecinin aşırı uzunluğuna ilişkin şikâyetin kabul edilebilir ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;
3. (a) Üç ay içinde davalı Devlet tarafından başvuranlara:
(i) Manevi tazminat olarak 9 600 (dokuz bin altı yüz) Avronun miktara yansıtılabilecek her türlü vergilerle birlikte ödenmesine;
(ii) Masraf ve gider olarak 2 500 (iki bin beş yüz) Avronun miktara yansıtılabilecek her türlü vergilerle birlikte ödenmesine;
(b) Yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda basit faizin uygulanacağına;
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;
karar vermiştir.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddeleri uyarınca 22 Ocak 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy