(AİHS m. 6, 8, 13, 14, 35) (X VE Y - HOLLANDA DAVASI)
(Başvuru no. 2643/09)
KARAR
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Peer Lorenzen,
András Sajó,
Işıl Karakaş,
NebojaVucinic,
Helen Keller
ve Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) 5 Şubat 2013 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
Başvuran Bay Mehmet Bayrakçı, 1968 doğumlu ve Türk uyruklu olup Antalyada ikamet etmektedir.
OLAYLAR VE OLGULAR
A. Dava konusu olaylar
1. Dava konusu olaylar, başvuranın belirttiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
2. Başvuran vergi dairesinde memurdur. % 60 engelli olup, geçirdiği bir trafik kazası sonucu kesilen bacağının yerine bir protez kullanmaktadır.
3. 5 Ocak 2005 tarihinde, müdürlüğe yazdığı bir dilekçe ile çalıştığı serviste engelliler için tuvalet bulunmadığını ve işe başladığı Temmuz 2004 tarihinden bu yana ihtiyacını gidermek için evine gitmek zorunda olduğunu açıklamıştır. Dolayısıyla çalıştığı bölüme bedensel engeline uygun tuvaletlerin tesis edilmesini talep etmiştir.
4. 15 Nisan 2005 tarihinde başvuran bu talebini yenilemiştir.
5. 28 Aralık 2005 tarihinde başvuran müdürlüğe yeni bir dilekçe yazıp, 21 Kasım 2005 tarihinde kendisine müdürlüğün bedensel engeline uygun olmayan başka bir servisinde görev verilmesinden şikayetçi olmuştur. Bu yeni serviste yerine getirilecek görevlerin daha fazla hareketlilik gerektirdiğini ve kendisine verilen görevleri yerine getiremediğini ifade etmiştir. Bu bağlamda diğer engelli çalışanlarla arasında bir ayrımcılık yapıldığını iddia etmiştir.
Bu başvuruda, başvuran ayrıca serviste sigara içilme yasağına uyulmadığından şikayetçi olmuş ve müdürlüğe bu yönde gönderdiği dilekçelerin sonuçsuz kaldığını eklemiştir. Ayrıca yeni servisinin soğuk olmasından da şikayetçi olmuştur.
Son olarak, engelli çalışanlara yapılacak her türlü ayrımcılığı yasaklayan engelli kişiler ile ilgili yasanın 14. maddesine dayanarak, başvuran bayanların aksine erkekler için engelli tuvaleti bulunmadığından şikayetçi olmuştur. Yaşadığı bu zorluklar hakkında müdürlüğü bilgilendirdiğinde kendisine bayanlar tuvaletini kullanmayı önerdiklerini ifade etmiştir. Ayrıca engelliler için park etme alanının bulunmadığından da şikayetçi olmuştur; girişe yakın yerlerdeki park yerlerinin dolu olması sebebiyle aracını uzak yerlere park etmek zorunda kaldığını ve dolayısıyla yürümesi gerektiğini ve binaya erişimde zorluk çektiğini ifade etmiştir.
6. Cevap olarak servis müdürü H.K., başvurana 25 Ocak 2006 tarihli bir yazı göndermiş ve başvuranın iddialarının dayanaksız olduğunu ifade etmiştir; öncelikle başvuranın bu yeni servise engeli göz önünde bulundurularak alındığını açıklamıştır. Aynı dilekçede başvurana verilen görevlerin oturularak yerine getirilebilecek türden olduğunu çok fazla fiziksel hareketlilik gerektirmediğini belirtmiştir. Müdür ayrıca başvuranın eski servisine dönmek istediğini ifade ettiğini oysaki aynı zamanda söz konusu servisteki bazı çalışanların kendisine karşı tutumlarından şikayetçi olduğu bir yazı gönderdiğini eklemiştir.
Bina içerisindeki sigara içme yasağı ile ilgili olarak müdür, bazı istisnai durumlar haricinde yasağa uyulduğunu belirtmiştir. Başvuranın bu bağlamda bütün kurumu ve bütün çalışma arkadaşlarını suçlamasının saygı eksikliği ile açıklanabileceğini belirtmiştir.
Sıcaklıkla ilgili olarak müdür, bu şikayetin asılsız olduğunu kanıtlayan açıklamalarda bulunmuştur. Müdür, başvuranın bu iddiayı eski servisine dönme isteğini desteklemek için ileri sürdüğü görüşünde olup, üşüyorsa daha fazla giyinmesini önermiştir.
Müdür, 2006 senesinde öngörülen yenileme çalışmaları kapsamında küvetli tuvaletlerin tesis edilmesi için müdürlüğe talepte bulunulduğunu açıklayarak devam etmiştir. Park yerleri ile ilgili olarak ise kurumun özel bir park yeri bulunduğunu ve aracın bina girişine 5 ila 50 metre mesafeye park edilme imkanı bulunduğunu ifade etmiştir.
Son olarak bedensel engeline uygun bir görev verilmesi ile ilgili olarak müdür, düzenlemelerin başvuranın durumuna göre yapıldığını hatırlatmıştır. Müdür yazısını aşağıdaki ifadelerle tamamlamıştır:
«Gerek çalıştığınız kurum gerekse 5378 sayılı kanuna (engelli kişiler ile ilgili yasa) göre bedensel engelinize uygun bir görevin tanımı nedir?
Diğer görev tahsislerinin farklılığını öne sürdüğünüz eşitsiz davranış hangisidir? Bir kurum içerisinde çalışma huzurunun ve barışın bozulması mı, nezaketten uzak kalınması mı, kurallara uyulmaması mı, verimden verime katkıda bulunmaktan uzak kalınması mıdır?
Fiziksel engelinizin ötesinde, içinde bulunduğunuz ruhsal durumu göz önünde bulundurmayı denemelisiniz, bugüne kadar ne ben ne temsilcilerim (
) ne sizinle ne de diğer görev dağılımlarıyla ve hoşgörü ile ilgili ihmal eksikliği göstermedik gelecekte de göstermeyeceğiz.
Bununla birlikte, bundan böyle 657 sayılı kanunun (memurlarla ilgili kanun) görev ve zorunluluklarınızı ve bu yasa tarafından öngörülen yasaklar ve haklarınızı göz önünde bulundurmanız gerekmektedir.
Bundan böyle Ankara Maliye Müdürlüğünün (
.) yazısında ele alınan bütün noktalara uymanızı rica ediyorum; aksi halde hakkınızda bir disiplin soruşturması başlatılacaktır. »
7. 2 Haziran 2006 tarihinde, servisin müdür yardımcısı başvuranı çalışma saatleri içerisinde sorumlu kişiye haber vermeden çalışma alanını dört kere terk ettiği konusunda uyarmıştır. Bundan böyle çalışma alanını terk etmeden önce şefine haber vermesini talep etmiş ve aksi halde hakkında bir disiplin soruşturması başlatılacaktır.
8. 6 Haziran 2006 tarihinde başvuran başka bir sektöre transfer edilmiştir; Yenimahalle maliye müdürlüğünü terk edip Ulusite maliye müdürlüğüne geçmiştir.
9. 19 Temmuz 2006 tarihinde, başka bir sektörde görev alma dileğini ifade eden yeni bir dilekçeyi müdürlüğe göndermiştir. Talebine gerekçe olarak evinden uzak bir bölgeye geçmesi ve yeni servisinde bedensel engeline uygun tuvaletlerin olmamasını göstermiştir. Talebi 31 Temmuz 2006 tarihinde reddedilmiştir.
10. 11 Ocak 2007 tarihinde, talebini tekrarlamış ve yeniden 12 Nisan 2007 tarihinde reddedilmiştir.
11. Tarihsiz ve finans müdürlüğüne yazılmış yeni bir dilekçe ile başvuran bedensel engeli sebebiyle binada karşılaştığı zorluklardan bahsetmiş ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını veya başka bir sektöre tayin edilmesini talep etmiştir.
B. Servis müdürü aleyhine açılan tazminat davası
12. 15 Mayıs 2006 tarihinde, başvuran servis müdürü HK aleyhine Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde bir tazminat davası açmıştır.
13. 29 Mayıs 2007 tarihinde mahkeme, taraflar tarafından dosyaya eklenen kanıtları inceledikten ve tanıkları dinledikten sonra talebi reddetmiştir. Başvuranın 15 Mayıs 2006 tarihli dilekçesinde şefinin kendisini cezalandırmak için bedensel engeline uygun olmayan bir serviste görevlendirdiğini ve kendisinden bayanlar tuvaletini kullanmasını istediğini iddia etmiştir. Başvuran şefinin taleplerini ciddiye almadığını teklifleri ve tutumları sebebiyle aşağılayıcı davranışlar sergilediğini iddia etmiştir.
Mahkeme, başvuranın binanın düzenlemesi ile ilgili - tuvaletlerin tesisi - iddia ettiği eksikliklerin servis müdürünün kişisel sorumluluğunda değil idarenin sorumluluğunda olduğu kanaatine varmıştır. Kalan iddialar için
Mahkeme, servis şefi tarafından başvurana gönderilen 25 Ocak 2006 tarihli yazının bütünüyle incelenmesinin ardından ilgili kişinin kişisel haklarını ihlal edecek türde olmadığı görüşündedir. Servis şefinin kin veya kötü niyetle hareket etmediği kanaatine varılmıştır. Mahkeme ayrıca görev tahsisinde usulsüzlük olmadığı kanısındadır. Zira aynı serviste başvuranın bedensel engelinden daha ağır bir engeli olan bir kişi bulunmaktadır. Son olarak erkek tuvaletleri başvuranın engeline uygun donanıma sahip olmadığından servis şefinin bu soruna çözüm bulmak amacıyla başvuranın bayanlar tuvaletini kullanmasını önermesi bu durumda somut durumun gerekliliğinden kaynaklanmaktadır.
14. 21 Temmuz 2008 tarihinde tebliğ edilen 15 Mayıs 2008 tarihli bir karar ile bu hüküm Yargıtay tarafından onanmıştır.
İDDİALAR
Sözleşmenin 14. Maddesi
15. Sözleşmenin 14. maddesine dayanarak başvuran servis şefinin engelli kişiler ile ilgili yasal hükümlere uymadığını iddia etmektedir. Bunlar arasında özellikle engelli çalışanlara her türlü ayrımcılık yapılmasının yasak olması ve kamu binalarının engelli kişilerin erişebileceği şekilde düzenleme ve onları engellerine uygun görevlerde çalıştırma zorunluluklarını sayılmıştır. Bu bağlamda, diğer engelli çalışanların engellerine uygun görevlerde çalıştırılıyor olması ve bayanlar tuvaletinde gerekli düzenlemelerin yapılmış olması sebebiyle bir ayrımcılık söz konusu olduğunu iddia etmiştir. Kendi servis şefinin kendisinden bayanlar tuvaletini kullanmasını istediğini ve bu durumun aşağılayıcı bir durum olduğunu ifade etmiştir. Son olarak çalışma koşulları ve gerekli düzenlemeler yapılması ile ilgili talep ve uyarılarının eleştirildiğini eklemiştir.
16. Sözleşmenin 6 ve 13. maddelerine dayanarak başvuran servis şefinin sorumluluklarının ve engelli kişiler ile ilgili yasal hükümlere uyma konusunun uygun bir şekilde araştırılmadığını ileri sürmüştür. Sorumluların kimliklerinin tespit edilmesi ve mahkûm edilmelerini sağlayacak bir prosedürün olmamasından şikayetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
17. Sözleşmenin 14. maddesine dayanarak başvuran servis şefinin engelli kişiler ile ilgili hükümleri tanımadığını ve ayrımcılık yaptığını iddia etmektedir.
18. Mahkeme, Sözleşmenin 14. maddesinin, Sözleşmenin ve Protokollerinin diğer normatif hükümlerini tamamladığını hatırlatmaktadır. Bu hükmün bağımsız bir varlığı bulunmamaktadır. Zira sadece sağladıkları hak ve özgürlüklerden yararlanmak için geçerlidir. Elbette 14. madde bu hükümlerin ihlali olmadan da özerk olarak devreye girer. Ancak anlaşmaya konu olan olayların söz konusu maddelerin en az biri kapsamına girmemesi durumunda uygulanabilir (Molka ve Folonya davası (karar), n 56550/00, 11 Nisan 2006).
19. Ayrıca öncelikle bu davaya konu olan olayların Sözleşme ve Protokolleri tarafından sağlanan hak ve özgürlükler ile ilgili olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu bağlamda Mahkeme, başvuru konusu olayların ve özellikle başvuranın iş yerinde engeline uygun tuvaletlerin olmaması konusunun Sözleşmenin 8. maddesinde bahsi geçen özel hayata saygı kapsamına girip girmediği konusun araştırılması gerektiği kanaatindedir.
20. Mahkeme, başvuranın iddiasının Devletin eylemine değil eylemsizliğine bağlı olduğu kanısındadır. Eğer 8. maddede kamu yetkililerinin keyfi uygulamalarına karşı bireyin korunması esas ise, Devletten benzer girişimlerden kaçınmasını istemekle yetinmez: bu olumsuz girişime özel veya ailevi hayata fiili olarak saygı göstermeye ilişkin olumlu zorunluluklar eklenebilir (bkz. diğerleri arasında, Botta ve İtalya davası, 24 Şubat 1998, § 33, Hüküm ve kararların toplanması 1998-I). Bununla birlikte bu madde kapsamında Devletin olumlu ve olumsuz zorunlulukları arasındaki sınırın belirli bir tanımı yapılamaz; ancak uygulanabilir ilkeler karşılaştırılabilir. Her iki durumda da bireyin ve toplumun geneli arasındaki çıkarların dengeli bir şekilde yönetilmesi gerekmektedir; ayrıca iki varsayımda Devlet belli bir değerlendirme yetkisine sahiptir (bkz. diğerleri arasında, Von Hannover ve Almanya davası, n 59320/00, § 57, CEDH 2004-VI ve Draon ve Fransa davası (BD), no 1513/03, § 105, 6 Ekim 2005).
21. Mahkemenin daha önce değerlendirme fırsatı bulmuş olmasından dolayı, özel hayat geniş bir kavramdır ve sınırlı bir şekilde tanımlanamaz. Bir kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü de içermektedir (X ve Y ve Hollanda davası, 26 Mart 1985, § 22, seri A no 91).
22. Mahkeme, engelli kişiler tarafından öne sürülen iddialarla ilgili bundan önceki üç davada, bir tarafta bir başvuran tarafından talep edilen tedbirler ve diğer tarafta bu kişinin özel hayatı arasında doğrudan bir bağ olmaması sebebiyle Sözleşmenin 8. maddesinin karşılaşılan durumlarda uygulanamayacağına karar verdiğini hatırlatmaktadır (yukarıda belirtilen Botta, § 34, Zehnalovave Zehnal ve Çek Cumhuriyeti davası (karar), n 38621/97, CEDH 2002-V ve Forcaş ve Romanya davası (karar), n 32596/04, 14 Eylül 2010). Bu davaların ilki, bedensel engelli başvuranın tatilinde ikamet ettiği yere uzak olan bir plaja erişim hakkı ile ilgilidir; Mahkeme bu tür bir hakkın, geniş ve belirsiz bir içeriğin kişiler arası ilişkilerle alakalı olduğuna ve Devletin alacağı tedbirlerle ilgili kişinin özel hayatı arasında doğrudan hiçbir bağlantının mümkün olmayacağına karar vermiştir. İkinci dava, başvuranların oturduğu şehirdeki çok sayıda kamu binasının hareketleri kısıtlı kişilerin erişebilmesini sağlayacak gerekli donanımlara sahip olmadığına yönelik iddia ile ilgilidir; Mahkeme başvuranların, söz konusu kurumlara erişilememesi ile birinci başvuranın özel hayatı ile ilgili özel ihtiyaçları arasında özel bir bağın mevcut olduğunu kanıtlayamadıkları yönünde hüküm vermiştir. Son olarak sonuncu dava ise, yetkili makamların başvuranın bazı kamu binalarına erişimini ve şehirde dolaşımını sağlayacak olumlu tedbirleri almadığı yönündeki iddia ile ilgilidir. İlgili kişinin iddialarının genel niteliği dikkate alındığında Mahkeme, başvuranın bu kurumları gündelik olarak kullanması ve Devletin zorunlu tedbirleri ile ilgilinin özel hayatı arasında doğrudan bir bağ bulunup bulunmadığı konusunda tereddütlerini ifade etmiştir.
23. Bununla birlikte Mahkeme bu son davada, Sözleşmenin 8. maddesi uyarınca şikayetin birinci bölümüne göre hareket edildiğini not etmektedir (başvuranın son işvereni ve farklı idari makamlar tarafından kendisi aleyhine mimari engeller sebebiyle alınan ve resmi ve yetkili mahkemelerin bulunduğu binalara erişimini engelleyen kararlara itiraz edememesi), Mahkeme, özellikle başvuranın günlük hayatı ile ilgili anlaşmazlık konusu kararların sonuçları dikkate alındığında 8. maddenin uygulanabilir olduğuna itiraz etmediğini belirtmektedir. Bununla birlikte, bu iddianın başka gerekçeler sebebiyle kabul edilemez olduğundan bu maddenin uygulanabilirliği hakkında karar vermenin gereksiz olduğu kanısına varmıştır.
24. Son olarak yukarıda belirtilmiş olan ve yetkili makamların oy kullanma bürosunun engelli başvuranın erişebileceği şekilde düzenlenmesindeki eksiklikleri ile ilgili olan Molka davasında Mahkeme 8. maddenin korumasının kanıtlanması için yeterli bir bağ olmadığını belirtmiştir. Bununla birlikte burada da Mahkeme başvurunun başka gerekçeler sebebiyle kabul edilemez olduğundan bu maddenin uygulanabilirliği hakkında karar vermenin gereksiz olduğu kanısına varmıştır.
25. Mevcut davada başvuran özellikle iş yerinde bedensel engeline uygun tuvalet yani küvetli tuvalet bulunmamasından şikayetçidir.
26. Yukarıda belirtilen davaların farklılıklarından Mahkeme, başvuranın iş yerinde bedensel engeline uygun tuvalet bulunmamasının günlük hayatında gerçek ve ciddi sonuçlar doğuracağı konusunda şüphe duymamaktadır. Ayrıca Mahkeme, idarenin normal aktif bir yaşam sürme arzusundaki başvuranın ihtiyaçlarına uygun tuvalet tesis etme konusundaki eksikliğinin başvuranın kişisel özgürlüğünü ve dolayısıyla özel hayatının kalitesini etkileyebilecek aşağılanma ve sıkıntı duygularının doğmasına sebep olabileceğini düşünmektedir (yukarıda belirtilen Molka davası).
27. Ayrıca Mahkeme başvuran tarafından talep edilen tedbirler ile özel hayatı arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu göz ardı etmemektedir ve 8. maddenin bu davada uygulanabileceğine karar vermektedir. Dolayısıyla 14. Madde devreye girmektedir.
28. Mahkeme, Devletlerin durumu iç hukuk yollarıyla düzenleme imkanı bulmadan önce uluslararası bir kurum önünde açıklamakla yükümlü olmadığını, Sözleşmenin 35 § 1 maddesi sonunda Sözleşme organlarına gönderilmeden önce Sözleşmeci Devletlere kendileri aleyhinde iddia edilen ihlalleri önleme ve düzeltme imkanı sunduğunu hatırlatmaktadır (bkz. örnek Remli ve Fransa davası, 23 Nisan 1996, § 33, Recueil 1996-II). Bu kural, Sözleşmenin 13. maddesine konu olan iç düzenin iddia edilen ihlal ile ilgili etkili bir başvuru yolu sağlaması imkanı ile ilgili varsayım üzerine dayandırılmaktadır. Bu nedenle, Sözleşme ile kurulan koruma mekanizmanın insan haklarının korunması ulusal sistemlerini destekleyici bir karakter oluşturmasını isteyen ilkenin önemli bir yönünü oluşturmaktadır (bkz. daha önce sayılan bir çokları arasında, Kudla ve Polonya davası(BD), no30210/96, § 152, CEDH 2000-XI). Dolayısıyla Mahkemenin değerlendirdiği şikayetin en azından esas olarak öncelikle yetkili ulusal hukuk makamları nezdinde değerlendirilmesi gerekmektedir (Cardotc, Fransa, 19 Mart 1991, §34, seri A no 200). Sözleşmenin 35 § 1 maddesinin belli bir esneklikle ve aşırı şekilcilik yapılmadan uygulanması gerekmektedir. Bu kural otomatik olarak uygulanmamaktadır ve mutlak bir karakter sergilememektedir; kurala uyulduğunun kontrol edilmesi için davanın koşullarının dikkate alınması gerekmektedir (Kornakovs ve Letonya davası, no 61005/00, § 143, 15 Haziran 2006).
29. Dava koşullarının tamamı ve başvuranın kişisel durumu dikkate alınarak Mahkeme başvuranın iç hukuk yollarının tüketmek için gerekli girişimlerde bulunmadığını düşünmektedir. Mahkeme huzurunda arz ettiği şikayetleri yetkili ulusal makamlar nezdinde sunulabilmesi için iç hukuk yollarında başvurabileceği başka yolların mevcut olduğu dikkate alındığında servis şefine müracaat etmesi ve servis şefi aleyhine bir tazminat davası açmış olması Sözleşmenin 35 § 1 maddesi kapsamında yeterli bir girişim sayılmamaktadır, Başvuran idari yargı makamlarında hiçbir dava açmamıştır. Bu bağlamda başvuranın servis şefinin kişisel sorumluluğu olduğunu iddia etmesine rağmen Mahkeme daha önce Asliye Hukuk Mahkemesinin de hüküm verdiği gibi (yukarıda paragraf 13) iddia edilen eksikliklerin idarenin sorumluluğunda olduğu kanaatindedir. Oysa sadece bir anlaşmazlık davası, yasal zorunlulukların eksikliği için idarenin sorumluluğunun düzenlenmesini sağlayabilirdi ki başvuran böyle bir girişimde bulunmamıştır. Ayrıca başka bir servise tayin edilmesiyle ilgili müdürlük kararlarının iptal edilmesi için de hiçbir dava açmamıştır. Bunun yanında başvuran söz konusu hukuk yollarından başarılı sonuçlar elde edilemeyeceği iddiasında bulunmamıştır.
30. Son olarak Mahkemenin kanaatine göre servis şefi aleyhine açılan tazminat davası bu kişinin kişisel sorumluluğunun belirlenmesini amaçlamaktadır ve başvuranı engelli kişilerin çalışma koşulları ile ilgili yasal hükümlere uyulmaması nedeniyle idarenin sorumluluğunun belirlenmesini amaçlayan bir dava açma zorunluluğundan muaf tutmamaktadır.
31. Ardından bu şikayeti, Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddelerine göre iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini ifade etmektedir.
Sözleşmenin 6 ve 13. Maddeleri
32. Sözleşmenin 6 ve 13. maddelerine dayanarak başvuran müdürünün sorumluluğunun ve engelli kişilerle ilgili yasal hükümlere uyulmaması sorununun tazminat talebi ile ilgili muhakeme usulü kapsamında uygun bir şekilde araştırılmadığını ileri sürmektedir.
33. Mahkeme bu şikayetin hiçbir dayanağı olmadığı kanısındadır. Elinde bulundurduğu unsurların ışığında Sözleşme veya Protokolleri tarafından sağlanan hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin hiçbir bulguya rastlamamıştır; bu durumda bu şikayet açık bir şekilde dayanaksızdır ve Sözleşmenin 35 §§ 3 ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelere dayanarak Mahkeme oyçokluğu ile
Başvurunun kabul edilmez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy