(AİHS. m. 6, 13, 35) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI) (MÜDÜR TURGUT VE DİĞERLERİ V. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 29188/09)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
STRAZBURG
Faik ELMAS ve Hazni DOĞAN / Türkiye davasında,
Başkan
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Stephen Phillipsin katılımıyla 28 Ocak 2014 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm); yukarıda anılan 7 Mayıs 2009 tarihli başvuruyu dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
Başvuranlar Faik Elmas ve Hazni Doğan sırasıyla 1977 ve 1984 doğumlu olup İstanbulda ikamet etmekte olan Türk vatandaşlarıdır. Mahkeme önünde İstanbulda görev yapmakta olan M. Erbil tarafından temsil edilmişlerdir.
Türk Hükümeti kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
Başvuranlar 6 Haziran 2001 tarihinde yasadışı örgüt PKK lehine propaganda yapma şüphesiyle yakalanmışlardır. 7 Haziran 2001 tarihinde tutuklanmışlardır. İlgili tarihte reşit olmayan başvuran H.D. aynı gün serbest bırakılmıştır. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet savcısı 12 Haziran 2001 tarihinde mahkemeye bir iddianame sunmuş, bu iddianamede başvuranları PKKya yardım ve yataklık etmekle suçlamıştır. Diğer başvuran F.E. 19 Kasım 2001 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. 2004 yılındaki anayasal değişikliğin ardından Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmış ve başvuranların davası İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.
Başvuranlar hakkındaki suçlamaların zaman aşımına uğraması nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesi 20 Mayıs 2009 tarihinde davayı incelemeye son vermiştir.
B. İlgili iç hukuk
İlgili iç hukuk kurallarına ilişkin açıklamalar, Müdür Turgut ve Diğerleri ((k.k.), No. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararında görülebilir.
ŞİKAYETLER
Başvuranlar Sözleşmenin 6 § 1 maddesi kapsamında, ulusal mahkeme önündeki yargılamaların makul süre içerisinde sonuçlandıramamasından şikayet etmektedirler.
Başvuranlar, Türk hukuku kapsamında etkin bir hukuk yolu olmamasından dolayı Sözleşmenin 13. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. YARGILAMALARIN MAKUL SÜRE İÇERİSİNDE GERÇEKLEŞTİRİLMEDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar yargılamaların uzunluğunun, Sözleşmenin aşağıda belirtilen 6 § 1 maddesinde yer alan makul süre ilkesine uygun olmadığı konusunda şikayette bulunmuşlardır.
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ile ilgili (
) bir mahkeme tarafından (
) makul bir süre içerisinde görülmesini isteme hakkına sahiptir(
)
Mahkeme Türkiyede, Ümmühan Kaplan / Türkiye (No. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme Turgut ve Diğerleri / Türkiye (No. 4860/09, 26 Mart 2013) kararında, yeni bir iç hukuk yolunun öngörülmesi sebebiyle başvuranların iç hukuk yollarını tüketmedikleri gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme bu şekilde, bu yeni hukuk yolunun yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikayetler açısından makul bir tazmin sunduğu ve erişilebilir olduğu kanısına varmıştır.
Mahkeme ayrıca, Ümmühan Kaplan/Türkiye (yukarıda anılan, § 77) davasında verdiği hükmünde, halihazırda Hükümete iletilmiş olan bu tür başvuruları incelemeye devam edebileceğini vurguladığını hatırlatmaktadır.
Hükümet, yargılamaların uzunluğundan şikayetçi olan kişilerin şikayetlerinin Sözleşme kapsamında tazmin edilebilmesi için bir hukuk yolu sunan 6384 sayılı Kanunu göz önüne alarak; Mahkemenin, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle bu başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermesini talep etmiştir. Başvuranlar Hükümetin bu yöndeki görüşüne itiraz etmişlerdir.
Yukarıda anılan Müdür Turgut ve Diğerleri davası ışığında, bu davanın başvuranlarının iç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğünden muaf tutulması için istisnai bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvuranlar 6384 sayılı Kanunla öngörülen yeni hukuk yolunu kullanmalıdırlar.
Bu şikayet, iç hukuk yollarının tüketilmemesi sebebiyle, Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
II. SÖZLEŞMENİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar Türk hukuku kapsamında etkin bir hukuk yolu olmadığı konusunda şikayette bulunmaktadırlar. Bu bağlamda Sözleşmenin aşağıda belirtilen 13. maddesine dayanmaktadırlar:
Bu Sözleşmede tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, söz konusu ihlal resmi bir hizmetin ifası için davranan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olsa dahi, ulusal bir merci önünde etkili bir yola başvurma hakkına sahiptir.
Mahkeme, 6384 sayılı Kanunla kurulan Tazminat Komisyonunun, 23 Eylül 2012 tarihinden önce Mahkeme önünde derdest olan ancak davalı Hükümete henüz iletilmemiş olan tüm başvurulara ilişkin olarak, Sözleşmenin 6 § 1 maddesi kapsamındaki yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikayetler açısından, Sözleşmenin 13. maddesi anlamı dahilinde, bir hukuk yolu sunduğu yönünde karar verdiğini hatırlatmaktadır (yukarıda anılan, Müdür Turgut ve Diğerleri, § 59).
Başvurunun bu bölümü açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşmenin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy