(AİHS. m. 5, 6, 8, 13, 14, 17, 18)
(Başvuru no.29628/09)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başkan,
Neboja Vucinic,
Yargıçlar,
Paul Lemmens,
Egidijus Küris,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Camposun katılımıyla 17 Şubat 2015 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Bölümü (metinde Mahkeme olarak anılacaktır) yukarıda anılan 20 Nisan 2009 tarihli başvuruyu dikkate alarak, yapılan müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran, Hikmet Köseoğlu 1970 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Uşakta ikamet etmektedir. Mahkeme nezdinde, Uşakta görev yapmakta olan Avukat H. Türkmen tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
2. Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuran, polis memuru olarak görev yapmıştır. Uşak Sulh Ceza Mahkemesi 19 Kasım 2008 tarihli karar ile başvuranın parada sahtecilik yaptığı şüphesiyle telefonunun dinlenilmesine karar vermiştir.
4. Organize Suçlar Şube Müdürlüğünde görevli polis memurları 13 Aralık 2008 tarihinde, başvuranın arabasında sahte para taşıdığı bilgisini aldıktan sonra, arama yapmak için başvuranın arabasını durdurmuşlardır. Başvuran, arama emri olmaksızın arama yapılmasına razı olmamış ve polis memurlarından arama emri göstermelerini talep etmiştir. Bir kaç saat boyunca, başvurandan, eşinden, kızından ve arabada seyahat eden RD. isimli bir yakınından arabanın yanında durmaları istenmiş ve daha sonra savcılık tarafından başvuranın arabasının, başvuranın ve yakını F.D.nin üzerlerinin aranması için arama emri çıkartılmıştır. Başvuranın aracı ve daha sonra başvuranın, yakını F.D.nin, başvuranın eşinin ve kızının üzerleri polis memurları tarafından aranmıştır. Başvuranın arabasında ruhsatsız bir silah bulunmuş ve bu silaha el konulmuştur.
5. 15 Aralık 2008 tarihinde, başvuran, arama sırasında görevli polis memuru A.G. hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Başvuran, özellikle, A.Gnin başvuranın arabasını aradığı sırada kötü niyetle hareket ettiği konusunda şikâyetçi olmuş, görevlerini yapan diğer polis memurları hakkında şikâyetçi olmamıştır.
6. 9 Ocak 2009 tarihinde, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı, başvuranın hakkında ileri sürdüğü iddiaların ispatlamadığı gerekçesiyle A.G. hakkında takipsizlik kararı vermiştir.
7. Başvuranın savcılık kararına itirazı, 16 Mart 2009 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddetmiştir.
8. 19 Nisan 2009 tarihinde, polis memuru A.G. hakkında iftirada bulunduğundan bahisle başvuran aleyhinde idari soruşturma açılmıştır ve 12 Kasım 2009 tarihinde Uşak İl Polis Disiplin Kurulu tarafından meslekten çıkartılmıştır. Mahkeme, bu kararın onaylanıp nihaileştiği konusunda bilgi sahibi değildir.
9. Bu sırada, başvuranın telefon görüşmelerinin dinlenmesi sonucunda elde edilen bilgileri kullanarak (bk. yukarıda 3. paragraf), başvuran aleyhinde diğer bir disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvuran, bir kadınla ilişki yaşamak ve polisliğinin verdiği nüfuzu kullanarak onu belirli kişilerden korumakla suçlanmıştır. Bu davranışın, polis memurluğu mesleğine duyulan güven ve saygı unsurlarına aykırı olduğu iddia edilmiştir.
10. 29 Eylül 2009 tarihinde, Uşak İl Polis Disiplin Kurulu, başvuranın ilişki yaşadığı iddia edilen kadının hiçbir şikâyette bulunmadığı gerekçesiyle, başvurana ceza verilmesine mahal olmadığına karar vermiştir
ŞİKÂYETLER
11. Başvuran, Sözleşmenin 5. maddesi uyarınca, arama emri alınana kadar arabada bir kaç saat beklemek zorunda kaldığı konusunda şikâyetçi olmuştur.
12. Başvuran, Sözleşmenin 8. maddesi uyarınca, arama sırasında eşinin ve kızının üzerlerinin arandığı konusunda şikâyetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, telefon konuşmalarının disiplin soruşturmasında aleyhinde kullanıldığı konusunda şikâyetçidir
13. Başvuran ayrıca Sözleşmenin 3, 6, 13, 14, 17 ve 18. maddelerine atıfta bulunmuş, ancak söz konusu hükümlerin güvence altına aldığı haklarının ne şekilde ve hangi nedenle ihlal edildiğini açıklamamıştır
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
14. Başvuran, Sözleşmenin 5. maddesi uyarınca, arama emrinin alınması için saatlerce beklediği konusunda şikâyetçi olmuştur. Mahkeme, başvuranın, yasadışı bir şekilde özgürlüğünden mahrum bırakıldığına ilişkin iddiasını ulusal mahkemeler önünde dile getirmediğini belirtmektedir. Bu nedenle, söz konusu şikâyet, Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmelidir.
15. Başvuranın, Sözleşmenin 8. maddesi uyarınca, eşinin ve kızının üzerlerinin arandığına ilişkin şikâyetine ilişkin olarak, savcılık tarafından verilen arama emrinin başvuranın arabasının ve başvuran ve yakını F.D.nin üzerlerinin aranmasını kapsadığı belirtilmelidir (bk. yukarıda 4. paragraf). Bu nedenle, başvuranın şikâyeti, savcılığın arama emrinin kapsamı dışında kalan başvuranın eşi ve kızı üzerinde gerçekleştirilen aramanın hukuka uygunluğuna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede üzerinde arama yapılanların başvuranın kendisi değil, eşi ve kızı olduğu iddiasını göz önüne alarak, Mahkeme, söz konusu şikâyetin, Sözleşmenin 35 § 3 (a) maddesinin anlamı çerçevesinde Sözleşmenin hükümlerine kişi bakımından (ratione personae) aykırı olduğuna ve 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
16. Başvuranın, Sözleşmenin 8. maddesi uyarınca telefon konuşmalarının dinlenilmesi yoluyla elde edilen delillerin disiplin soruşturulmasında kullanılması konusundaki şikâyetine ilişkin olarak (bk. yukarıda 9. paragraf), Mahkeme, başvuranın şikâyetini ulusal makamlar önünde dile getirmediğini gözlemlemektedir. Bu nedenle, söz konusu şikâyet Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmelidir.
17. Sonuç olarak, başvuranın Sözleşmenin 3, 6, 13, 14, 17 ve 18. maddeleri uyarınca yaptığı ancak detay vermediği şikâyetlerine ilişkin olarak, önündeki bilgiler ışığında ve şikâyet edilen konuların yetki alanında Mahkeme, söz konusu şikâyetlerin Sözleşme veya protokollerinde güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlaline işaret etmediğine hükmetmektedir. Mahkeme, söz konusu şikâyetlerin, Sözleşmenin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun oldukları gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvuruyu kabul edilemez olarak nitelendirmiştir
İşbu karar İngilizce dilinde hazırlanmış olup, 19 Mart 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy