(AİHS. m. 6, 11, 35, 41, 44) (657 S. K. m. 125) (ÜNAL TEKELİ -TÜRKİYE DAVASI) (KARAÇAY - TÜRKİYE DAVASI) (KAYA VE SEYHAN - TÜRKİYE DAVASI) (ŞİŞMAN VD. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 29764/09 ve 36297/09)
KARAR
STRAZBURG
24 Mart 2015
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Küçükbalaban ve Kutlu / Türkiye davasında,
Başkan
Andras Sajö,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Helen Keller,
Paul Lemmens,
Egidijus Kuris,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjolbro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Camposun katılımıyla Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi (İkinci Bölüm), 3 Mart 2015 tarihinde gerçekleştirilen müzakerelerin ardından yukarıda belirtilen tarihte aşağıdaki kararı vermiştir.
USUL
1. Davanın temelinde, iki Türk vatandaşı olan Aygül Küçükbalaban ve Mehmet Kutlunun (başvuranlar), İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca 27 Mayıs 2009 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde Mahkemeye yapmış oldukları iki başvuru (No. 29764/09 ve 36297/09) yer almaktadır.
2. Başvuranlar, Ankara Barosuna bağlı Avukat M.R. Tiryaki tarafından temsil edilmektedirler. Türk Hükümeti (Hükümet), kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Başvurular, 23 Nisan 2010 tarihinde, Hükümete tebliğ edilmiştir.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuranlar sırasıyla 1972 ve 1971 doğumludur ve Ankarada ikamet etmektedirler. Başvuranlar, devlet memurları olup, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında öğretmenlik mesleğini icra etmektedirler. Ayrıca başvuranlar, eğitim alanında kurulan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasına (Eğitim-Sen) üyedirler.
5. Başvuranlar, 15 Şubat 2005 tarihinde, Şanlıurfa Demokrasi Platformu ve başvuranların da üye olduğu sendika da dahil olmak üzere çeşitli sendikalardan, derneklerden ve siyasi partilerden oluşan sivil toplum örgütleri birliği tarafından düzenlenen Dünyada Küresel Savaşa Karşı Küresel Barış" konulu gösteriye katılmışlardır.
6. Başvuranların söz konusu gösteriye katılmaları nedeniyle haklarında disiplin soruşturması başlatılmıştır.
7. Başvuranlar, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğü Disiplin Kurulunun 14 Haziran 2005 tarihli kararlan ile, Devlet Memurları Kanununun 125/D-(o) maddesi uyarınca bir yıl boyunca kademe ilerlemesinin durdurulmasına yönelik bir disiplin cezasına çarptırılmışlardır. Söz konusu cezaya ilişkin kararlarda, başvuranların, 15 Şubat 2005 tarihinde, izinsiz ve yasadışı olarak düzenlenen bir örgüt liderinin yakalanma yıldönümüne ilişkin bir gösteriye katıldıkları, bir siyasi partinin militanları oldukları ve bu partinin lehine hareket ettikleri belirtilmiştir.
8. Bunun yanı sıra başvuranlar, aleyhlerine başlatılan disiplin soruşturmasının ardından başka illere tayin edilmişlerdir.
9. Başvuranlar, çeşitli tarihlerde, idare mahkemeleri önünde verilen disiplin cezalarına karşı iptal davaları açmışlardır.
10. Gerçekte, Gaziantep İdare Mahkemesi, 20 Haziran 2006 ve 19 Eylül 2006 tarihlerinde, siyasi parti tarafından düzenlenen bir gösterinin söz konusu olduğu sonucuna varmıştır. Gerekçesinde İdare Mahkemesi, başvuranların, Şanlıurfa Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen ve yasadışı örgüt liderinin yakalanmasının anılmasına yönelik izinsiz gösteriye katıldıklarını, göstericilerin bir siyasi partinin militanları olduklarını ve söz konusu platform adına basın açıklamasının siyasi partinin temsilcisi tarafından okunduğunu tespit etmiştir. İdare Mahkemesi, başvuranların 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(o) maddesinde belirtilen eylemde yani herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına faaliyette bulunduklarını değerlendirerek, disiplin cezalarını onamıştır.
11. Başvuranlar temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
12. Danıştay, başvurana 28 Kasım 2008 tarihinde tebliğ edilmiş olan 30 Ekim 2008 ve 22 Ekim 2008 tarihli kararlan ile, itiraz edilen kararları onamıştır. Bu kararların incelenmesinden önce Danıştay tetkik hakimi ve savcısı, herhangi bir gerekçe sunmadan, ilk derece mahkemesi kararlarının bozulması için hiçbir yasal gerekçe bulunmadığı yönünde görüş sunmuşlardır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK
13. 657 sayılı ve 14 Temmuz 1965 tarihli Devlet Memurları Kanununun 125. maddesi aşağıdaki şekildedir:
Devlet memurlarına verilecek disiplin cezalan ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
(...)
D - Kademe ilerlemesinin durdurulması: Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1 - 3 yıl durdurulmasıdır.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
(...)
o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak;
(...)
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. DAVALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ HAKKINDA
14. Mahkeme, başvurul ardaki olay ve olgular ile hukuki sorunların benzerliğini dikkate alarak, Mahkeme İçtüzüğünün 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, başvuruların tek ve aynı kararda birlikte incelenmesi amacıyla birleştirilmelerine karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuranlar, yalnızca üyesi oldukları sendikanın düzenlediği gösteriye katıldıklarını iddia etmektedirler. Bu durumdan yola çıkarak başvuranlar, kendilerine verilen her türlü kademe ilerlemesinin durdurulmasına yönelik olan disiplin cezalarının, Sözleşmenin 11. maddesinde öngörüldüğü şekliyle dernek kurma özgürlüğü haklarının ihlalini teşkil ettiği kanısındadırlar. Sözleşmenin 11. maddesi aşağıdaki şekildedir:
1. Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkım da içerir.
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarını kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.
16. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
17. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin bir itiraz ileri sürmektedir. Hükümet, başvuranları Danıştaya karar düzeltme talebinde bulunmamaları nedeniyle eleştirmektedir.
18. Başvuranlar, Hükümetin itirazını kabul etmemektedirler.
19. Mahkeme, bu türden bir itirazın daha önce incelendiğini ve reddedildiğini hatırlatmaktadır (bk. diğer kararlar arasında, Karaduman/ Türkiye, (kabul edilebilirlik hakkında karar) No. 16278/90, 3 Mayıs 1993 ve Ünal Tekeli/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 29865/96, 1 Temmuz 2003). Mahkeme, Hükümetin, mevcut durumda, farklı bir sonuca ulaştıracak herhangi bir olgu ya da bir kanıt sunmadığı kanısındadır.
20. Bu nedenle Mahkeme, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin itirazını reddetmektedir.
21. Mahkeme, mevcut şikayetin, Sözleşmenin 35. maddesinin 3 a) bendi anlamında, açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesiyle bağdaşmadığını tespit ederek, kabul edilebilir olduğuna karar vermiştir.
B. Esas Hakkında
1. Bir Müdahalenin Varlığı Hakkında
22. Başvuranlar, barışçıl şekilde gerçekleşen gösteriye katılmaları nedeniyle kendilerine verilen kademe ilerlemesinin durdurulmasından ibaret olan cezaların, dernek kurma özgürlüğü haklarına bir müdahale teşkil ettiğini iddia etmektedirler.
23. Hükümet, başvuranların sendikal örgüte üye olmaları nedeniyle değil, işe gitmemelerinden dolayı disiplin cezasına çarptırıldıkları yönünde karşılık vermektedir.
24. Mahkeme, başvuranları cezalandırmak için idari makamların dayandığı yasal hükmün, Devlet Memurları Kanununun 125/D-(o) maddesi olduğunu hatırlatmaktadır. Halbuki bu hükümde, gerçekte, Hükümetin iddia ettiği gibi devlet memurlarının mazeretsiz olarak görev yerinde bulunmamaları durumu gibi hizmetin yerine getirilmemesi değil; herhangi bir siyasi parti yararını veya zararını hedef alan bütün davranışları cezalandırılmaktadır.
25. Gerçekte Mahkeme, davanın koşullarını dikkate alarak, başvuranların bir siyasi parti yararına faaliyette bulunmaları nedeniyle cezalara çarptırıldıklarını değerlendirmektedir. Mahkeme, davaya ilişkin olay ve olguların hukuki değerlendirilmesi konusunda takdir yetkisine sahip olup (Tarakhel/İsviçre (BD), No. 29217/12, § 55, 4 Kasım 2014), ihtilaflı tedbirin başvuranların barışçıl toplanma haklarına bir müdahale olarak değerlendirilmesi gerektiği kanısındadır.
2. Müdahalenin Haklı Gösterilmesi Hakkında
26. Mahkeme, benzer bir müdahalenin, kanun ile öngörülmediği, Sözleşmenin 11. maddesinin 2. fıkrası bakımından meşru bir amaç veya amaçlar izlemediği ve bu amaçlara ulaşmak için demokratik bir toplumda gerekli olmadığı sürece Sözleşmenin 11.maddesine aykırı olduğunu hatırlatmaktadır.
a. Müdahalenin Kanunda Öngörülüp Öngörülmediği Konusu Hakkında
27. Mahkeme, başvuranlara verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının 657 sayılı Kanunun 125/D-(o) maddesine uygun olduğuna taraflarca itiraz edilmediğini tespit etmektedir. Dolayısıyla, ihtilaflı disiplin tedbirinin yasal dayanağı bulunmaktadır.
b. Müdahalenin Meşru Bir Amaç Veya Amaçlar Taşıyıp Taşımadığı Hakkında
28. Hükümet, müdahalenin, ulusal güvenliği koruma, kamu güvenliliğini sürdürme, düzenin korunması amacı taşıdığını savunmaktadır. Başvuranlar, bu hususta görüş bildirmemektedir.
29. Mahkeme, başvuran ile ilgili olarak alınan tedbirlerde izlenen amaçların yasaya uygunluğu konusunda kuşku duyarak, müdahalenin kamu düzeninin korunmasının sağlanması açısından meşru bir amaç taşıdığı varsayımından yola çıkacaktır.
c. Müdahalenin Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olup Olmadığı Konusu Hakkında
i. Tarafların İddiaları
30. Hükümet, başvuranların gösteriye katılmaları nedeniyle disiplin cezalarına çarptırılmalarının, gerek ilgili yetkililere bilgi vermeden gerekse mazeret sunmadan görevlerinde bulunmamalarının zorunlu sosyal ihtiyacı karşıladığını savunmaktadır. Hükümet, başvuranların başka şekillerde düşüncelerini ifade etme imkanlarının bulunması nedeniyle bu cezaların orantılı olduğu kanısındadır.
31. Başvuranlar, Hükümetin iddialarını kabul etmemektedir ve iddialarını yinelemektedirler. Başvuranlar, haklarında hükmedilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının gerekçesinin sendika tarafından düzenlenen bir gösteriye katılmak yerine görevde bulunmamak olduğunu savunmaktadırlar. Başvuranlar, bu cezanın, Devlet memurluğundan çıkarılmadan önce en ağır ceza olduğunu hatırlatmaktadırlar.
ii. Mahkemenin Değerlendirmesi
32. Öncelikle Mahkeme, somut olayda, başvuranların, üyesi oldukları sendikanın da dahil olduğu sivil toplum örgütleri birliği tarafından düzenlenen gösteriye katıldıklarını dikkate almaktadır. Bu sivil toplum örgütleri birliği, diğer sendikalardan, derneklerden ve siyasi partilerden oluşmaktadır. Başvuranların bu gösteriye katılmaları nedeniyle, herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına faaliyette bulunmayı cezalandıran 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/D-(o) maddesi uyarınca, tüm kademe ilerlemelerinin durdurulmasına ilişkin disiplin cezası verilmiştir.
33. Ardından Mahkeme, başvuranların söz konusu gösteriye katılmaları nedeniyle cezalandırıldıklarını tespit etmektedir. Cezaya ilişkin kararlardan, başvuranların, bir siyasi partinin militanları olmakla ve söz konusu partinin yararına faaliyette bulunmakla suçlandıkları anlaşılmaktadır. Bu husus, ihtilaflı gösteri esnasında belirli bir siyasi partinin militanları tarafından gerçekleştirilen çeşitli siyasi eylemlerin açıklandığı yerel mahkeme kararlarındaki gerekçelerden de anlaşılmaktadır (bk. yukarıda 10. paragraf).
34. Mahkeme, amacının belirli bir sınıf memurun siyasi tarafsızlığını korumak olduğu bir tedbirin genellikle yasaya uygun ve Sözleşmenin 11. maddesinin amaçlarıyla orantılı olarak değerlendirilebileceği kanısındadır. (bk. mutatis mutandis, Ahmed ve diğerleri/Birleşik Krallık, 2 Eylül 1998, § 63, Karar ve Hükümler Derlemesi 1998-VI). Bununla birlikte, bu türden bir tedbirin, söz konusu devlet memurunun görev ve işlevleri ile özellikle her davanın kendine özgü koşullarını gerektiği gibi dikkate almadan, toplanma ve dernek kurma özgürlüğü hakkının özüne de dokunması nedeniyle genel bir şekilde uygulanmaması gerekir.
35. Mahkeme öncelikle, davanın koşullarından, görevlerine veya idare bünyesindeki sorumluluklarına dayalı ayrım yapılmaksızın tüm devlet memurlarına uygulanan 657 sayılı Kanunun 125/D-(o) maddesine dayanılarak başvuranların cezalandırıldığının açıkça anlaşıldığını dikkate almaktadır. İkinci olarak, başvuranların katıldığı gösterinin barışçıl olduğuna Hükümet tarafından itiraz edilmemiştir. Üçüncü olarak, başvuranlar, Devlet okullarında öğretmenlik mesleğini icra etmek üzere mesleki niteliklerini şikayet konusu yapabilecek nitelikte siyasi görüşler ifade etmeden ihtilaflı gösteriye tamamen pasif şekilde katılmışlardır.
Üstelik Hükümet, söz konusu gösteri esnasında başvuranların kendilerine atfedilen hangi eylemlerle belirli bir siyasi parti yararına faaliyette bulunduklarını kanıtlamamaktadır. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranların bu barışçıl gösteriye katılmalarının, gösteri yapma özgürlüğü hakkının kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatindedir. Mahkeme, bu gösteriye katılarak, başvuranların barışçıl bir şekilde toplanma özgürlüğü hakkını kullandıklarını değerlendirmektedir.
(Ezelin/Fransa, 26 Nisan 1991, § 41, Seri A, No. 202 ve Enerji Yapı-Yol Sen, No. 68959/01, § 32, 21 Nisan 2009).
36. Mahkeme, yukarıda belirtilenler ışığında, başvuranların kamudaki görevlerini, 15 Şubat 2005 tarihli barışçıl gösteriye katılmalarındaki özel koşulları dikkate alarak, Hükümetin, 657 sayılı Kanunun 125/D-(o) maddesindeki genel yasak uygulamasının, Sözleşmenin 11. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, orantılı bir tedbir teşkil ettiğini ortaya koymadığını değerlendirmektedir. Bu nedenle Mahkeme, başvuranlara hükmedilen disiplin cezalarının, ilgililerin barışçıl olarak gösteriye katılma özgürlüğü haklarını ihlal ettiği sonucuna varmıştır.
37. Bunun yanı sıra Mahkeme, müdahalenin orantılılığının değerlendirilmesi söz konusu olduğunda, hükmedilen cezaların niteliği ve ağırlığının da göz önünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu hatırlatmaktadır (bk. mutatis mutandis, birçok karar arasında, Guja/Moldova (BD), No. 14277/04, § 95, 12 Şubat 2008 ve Heinisch/Almanya, No. 28274/08, § 91, 21 Temmuz 2011). Somut olayda Mahkeme, başvuranlara verilen cezanın ağırlığını dikkate almaktadır. Söz konusu ceza, kademe ilerlemesinin durdurulmasından ibarettir. Devlet memurluğundan çıkarılmadan önce ilgiliye verilebilecek olan en ağır ceza söz konusudur. Bu türden bir ceza, sendika üyelerinin barışçıl gösterilere katılmaları konusunda caydırıcı niteliktedir (bk. mutatis mutandis, Karaçay/Türkiye, No. 6615/03, § 37, 27 Mart 2007, Kaya ve Seyhan/Türkiye, No. 30946/04, § 30, 15 Eylül 2009 ve Şişman ve diğerleri/Türkiye, No. 1305/05, § 34, 27 Eylül 2011).
38. Bu nedenle Mahkeme, başvuranlara verilen cezaların demokratik toplumda gerekli olmadığı sonucuna varmıştır.
39. Dolayısıyla, Sözleşmenin 11. maddesi ihlal edilmiştir.
III. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN 1. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
40. Başvuranlar, Danıştay tetkik hakimi ve savcısının görüşlerinin tebliğ edilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin ihlal edilmesinden şikayetçi olmaktadırlar. Başvuranlar, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürmektedirler. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası aşağıdaki şekildedir:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar (...) konusunda karar verecek olan (...) bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir. (...)
41. Hükümet, bu iddiayı kabul etmemektedir.
42. Mahkeme, somut olayda, Danıştay tetkik hakimi ve savcısının görüşlerinde yeni bir gerekçenin bulunmadığını kaydetmektedir. Ardından Mahkeme, Kılıç ve diğerleri/Türkiye davasında ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 33162/10, § 32, 3 Aralık 2013) benzer şikayeti daha önce incelediğini ve bu şikayetin kabul edilemez olduğuna karar verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, mevcut durumda farklı bir sonuca ulaştıracak bir iddia ya da bir olgunun bulunmaması nedeniyle Sözleşmenin 35. maddesinin 3 fıkrasının b) bendi uyarınca bu şikayetin kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
IV. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
43. Sözleşmenin 41. maddesi uyarınca,
Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
A. Tazminat
44. Başvuran Aygül Küçükbalaban, başka bir ile atanması nedeniyle maruz kalmış olduğu maddi zarar bağlamında 10.750 avro talep etmektedir. Ayrıca başvuranlar, maruz kalmış oldukları manevi zarar bağlamında 50.000 avro talep etmektedirler.
45. Hükümet, bu iddiaları kabul etmemektedir.
46. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile başvuran Aygül Küçükbalaban tarafından iddia edilen maddi zarar arasında nedensellik bağı görmemekte ve bu talebi reddetmektedir. Buna karGın, Mahkeme, başvuranların her birine manevi zarar bağlamında 1.500 avro ödenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
B. Masraf ve Giderler
47. Ayrıca başvuranlar, yerel mahkemeler ve Mahkeme önünde yapılan masraf ve giderler için 2.900 avro talep etmektedirler. Bu bağlamda, başvuranlar herhangi bir belge sunmamaktadırlar.
48. Hükümet, bu iddiaları kabul etmemektedir.
49. Mahkeme, destekleyici belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle masraf ve giderlere ilişkin talebi reddetmektedir.
C. Gecikme Faizi
50. Mahkeme, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranı uygulamanın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruların birleştirilmesine;
2. Başvuruların, Sözleşmenin 11. maddesine ilişkin şikayet ile ilgili olarak, kabul edilebilir olduğuna ve geri kalan kısımlarının kabul edilemez olduğuna;
3. Sözleşmenin 11. maddesinin ihlal edildiğine;
4. a) Sözleşmenin 44. maddesinin 2. fıkrasına uygun olarak, manevi tazminat olarak, davalı Devletin başvuranların her birine kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek üzere ve her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere 1.500 avro (binbeşyüz avro) ödemekle yükümlü olduğuna:
b) Söz konusu miktarlara, belirtilen sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
5. Adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddedilmesine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş;
İçtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca, 24 Mart 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy