(AİHS m. 2, 6, 13, 35) (BOYLE VE RICE - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI) (CALVELLİ VE CİGLİO - İTALYA DAVASI)
(Başvuru no. 31214/09)
KARAR
4 Eylül 2012 tarihinde
Başkan,
Isabelle Berro-Lefèvre,
Yargıçlar
Guido Raimondi,
Helen Keller
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passos katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde 21 Nisan 2009 tarihinde aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE OLGULAR
Başvuran Muammer Öz, T.C. vatandaşı olup 1970 doğumludur ve Konyada ikâmet etmektedir. Başvuran, Konyada görev yapan Avukat N. Dağdeviren tarafından temsil edilmektedir.
Davanın koşulları, başvuran tarafından ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Başvuranın kızı, 16 Ekim 2002 tarihinde, Konya Devlet Hastanesinde genel anestezi uygulanarak kalçasından ameliyat edilmiştir.
Başvuranın kızı, anesteziye bağlı bir nörolojik komplikasyon sonucu kronik bitkisel hayata girmiştir.
A. Sağlık personeli aleyhine başlatılan ceza kovuşturmaları
Başvuran, 12 Kasım 2002 tarihinde, doktorlar hakkında şikâyette bulunmuştur. Konya Cumhuriyet Savcısı, 10 Ocak 2003 tarihinde, dört doktor aleyhine tıbbi ihmal gerekçesiyle dava açmıştır.
Başvuran avukatı aracılığıyla, 18 Haziran 2003 tarihinde, Konya Ağır Ceza Mahkemesinde başlayan ceza yargılamasına müdahil olmuştur. Başvuranın kızı, 25 Haziran 2009 tarihinde vefat etmiştir. Doktorlar aleyhine açılan ceza davası yerel mahkemelerde halen derdesttir.
B. Tazminat davası
Başvuran, 13 Ekim 2003 tarihinde, Konya Asliye Hukuk Mahkemesinde suçlanan doktorlar aleyhine tazminat davası açmıştır.
Bu dava da, yerel mahkemelerde halen devam etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşmenin 2. maddesi ile ilgili olarak
Başvuran, kızının Konya Devlet Hastanesinde yapılan operasyon sonrası ölümüne yol açan koşullar nedeniyle Sözleşmenin 2. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
AİHM, Sözleşmenin 2. maddesinde öngörülen yaşama hakkı ile ilgili olarak, önceki kararlarında Sözleşmeci Devletlerin kamu ve özel sektör sağlık personelinin gözetimi altındayken hayatını kaybeden bireylerin ölüm nedenini tespit etmek adına etkin ve bağımsız bir adli sistemi tesis etme yükümlülüklerinin bulunduğuna hükmetmiştir.
AİHM, tıbbi ihmallerin kendine özgü bağlamında sorumluluğu bulunduğu iddia olunanlar hakkında bir hukuk davasının açılmış olmasının ilkesel olarak yeterli olduğunu belirtmiştir. (Calvelli ve Ciglio v. (BD), no. 32967/96, par. 48-51, AİHM 2002-I, Vo v. Fransa (BD), no 53924/00, par. 90, AİHM 2004-VIII).
Somut olayda, başvuranın sağlık ekibinin bu konuda sorumluluğunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi amacıyla mahkemeye başvurma imkânı bulunduğu kaydedilmelidir. Söz konusu dava, ulusal yargı organlarında halen derdesttir.
Sonuç olarak, mevcut yargılama mahkemelerde devam etmesi nedeniyle Sözleşmenin 2. maddesinin ihlalinden doğmuş bir mağduriyet iddiasıyla AİHMye başvuruda bulunmak için henüz erkendir. Şayet, başvuran yerel yargılama sürecini takip ettikten sonra iddia edilen ihlalden hala mağdur olduğunu düşünürse AİHMye yeniden başvurabilir.
Dolayısıyla, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca ulusal yargı organları nezdinde başvuru yollarının tüketilmediği nedeniyle ilgilinin Sözleşmenin 2. maddesine dayandırdığı şikâyeti reddedilmiştir.
B. Sözleşmenin 6. maddesi ile ilgili olarak
Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesine atıfla, sağlık personeli aleyhine açılan ceza davasının süresinin makul olmadığından şikâyet etmektedir.
Beyazgül v.Türkiye (no 27849/03, par. 30-44, 22 Eylül 2009; bu karar Perez v. Fransa kararına dayandırılmıştır ((BD), no. 47287/99, par. 70, 71, AIHM 2004-I) kararında belirtilen nedenlerden ötürü, AIHM dava dosyasındaki delillere dikkate alarak başvuranın Konya Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, medeni haklarını korumak veya telafi etmek amacıyla değil, sanıkların cezalandırılması için müdahil olduğu değerlendirmesinde bulunmaktadır.
Dolayısıyla, bu şikâyet 35. maddenin 3.paragrafı anlamında Sözleşmenin hükümleri ile ratione materia uyuşmamaktadır ve 35.maddenin 4.paragrafı uyarınca reddedilmelidir.
C. Sözleşmenin 13. maddesi ile ilgili olarak
İlgili, Sözleşmenin 13. maddesine atıfla, sağlık personeli aleyhine açılan dava süresinin aşırı uzun olması ile ilgili şikâyetçi olabileceği herhangi bir ulusal yargı organının olmadığından şikâyet etmektedir.
AIHM, Sözleşmenin 13. maddesinin, başvuranın sadece Sözleşme kapsamında korunan bir hakkın ihlaline ilişkin savunulabilir mağduriyet söz konusu olduğunu gösterebildiği hallerde uygulandığını hatırlatmaktadır (Boyle ve Rice v. Birleşik Krallık, seri A no 131, par. 52, 27 Nisan 1988 tarihli karar). Hâlbuki somut olayda başvuran, sanık sağlık personeli aleyhindeki ceza davası süresine ilişkin şikâyetinde yukarıda belirtilen sonuçlar bakımından bu hüküm anlamında savunulabilir mağduriyetin söz konusu olduğu iddiasında bulunamaz.
Dolayısıyla, bu şikâyet açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşmenin 35. maddesinin 3 ve 4.paragraflarının (a) fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelere dayanarak AIHM, oybirliğiyle
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy