(AİHS. m. 5, 6, 37) (NART - TÜRKİYE DAVASI) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (İLYAS KARAL - TÜRKİYE DAVASI) (BARIŞ İNAN - TÜRKİYE DAVASI) (CAHİT DEMİREL - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No. 32777/09)
KARAR
Civan BOLTAN v. Türkiye davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire),
Başkan
Dragoljub Popovic,
Yargıçlar
Paulo Pinto de Albuquerque,
HelenKeller,
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Mahkeme Heyeti 21 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde,
Yukarıda sözü edilen, 1 Haziran 2009 tarihinde sunulan başvuru ve
27 Mart 2012 tarihli kısmi kararın ışığında,
30 Temmuz 2012 tarihinde Hükümet tarafından yayımlanan ve başvurunun yanı sıra, başvuranın ilgili beyana cevabını da reddetmeye AİHM yi davet eden beyanın ışığında, Görüştükten sonra aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR, OLGULAR VE USUL
Başvuran Bay Civan Boltan 1991 yılında doğmuş olan ve Diyarbakırda ikamet eden bir Türk vatandaşıdır. Başvuran, Diyarbakırda görev yapan avukatlar Bay M. Beştaş ve Bayan M. Danış Beştaş tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi temsilcisi tarafından temsil edilmiştir.
Başvuran, Sözleşmenin 5 § 3 ve 6 § 1 maddeleri kapsamında hem duruşma öncesi gözaltında bulunduğu süre konusunda, hem de kendisine karşı yürütülen cezai soruşturmanın süresi konusunda şikayetçi olmaktadır.
Başvuran, 17 Mart 2009 tarihinde yürütülen duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır.
Yukarıda sözü edilen şikayetler Hükümete bildirilmiştir ve başvurunun geri kalan kısmı, 27 Mart 2012 tarihli kısmi kararla kabul edilemez olarak ilan edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Başvuran, duruşma öncesi gözaltında bulunduğu süre ve cezai soruşturmanın süresi konusunda şikayetçi olmaktadır. Sözleşmenin 5 § 3 ve 6 § 1 maddelerine istinad etmektedir.
Dostane çözüm görüşmelerinin başarısızlık ile sonuçlanmasının ardından, 30 Temmuz 2012 tarihli bir dilekçeyle Hükümet, başvuru tarafından ortaya konulan sorunun çözümü için tek taraflı deklarasyon usulünü öngördüğü konusunda AİHM sini bilgilendirmiştir. Hükümet ayrıca AİHM sini, Sözleşmenin 37. maddesine uygun olarak bu başvuruyu reddetmeye davet etmiştir.
İlgili beyan aşağıdaki gibidir:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, başvuran Bay Civan BOLTAN a bütün maddi ve manevi zararların yanı sıra, başvuranın vergi olarak ödemesi gerekebilecek bütün masraflarını da kapsayan 3000 Avroluk (üç bin Avro) bir tutar ödemeyi teklif ettiğini bildiririm.
Bu tutar, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilecektir ve geçerli olabilecek her türlü vergiden muaf olacaktır. AİHMnin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 37§ 1 maddesi kapsamında karar verdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde bu tutar ödenecektir. Sözü edilen süre içerisinde hesabın kapatılmaması durumunda Hükümet, gecikmenin başlamasından itibaren söz konusu tutarın fiili olarak ödenmesine kadar geçecek sürede Avrupa Merkez Bankasının sağladığı marjinal kredi oranının yüzde olarak üç puan yükseltilmiş haline eşit olan bir basit faiz ödemeyi üstlenmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözümünü oluşturacaktır.
Hükümet, başvuran aleyhinde yürütülen ceza davasının, AİHM nin iyi oluşturulan hukuk felsefesi bakımından çok uzun bir süre aldığını değerlendirmektedir (Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, 16 Temmuz 2009). Hükümet, başvuranın toplam geçici gözaltı süresinin, Sözleşmenin 5 § 3 maddesi tarafından garanti altına alınan hakkına zarar verdiğini de kabul etmektedir (Nart v. Türkiye, no 20817/04).
Hükümet, AİHMyi, başvurunun incelemesine devam etmek için haklı sebep kalmadığını açıklamaya ve Sözleşmenin 37. maddesine uygun olarak listelerinden davayı silmeye saygıyla davet etmektedir.
Başvuran, 15 Kasım 2012 tarihli bir dilekçeyle tek taraflı deklarasyonun koşullarının kendilerini tatmin etmediğini belirtmiştir.
AİHM, Sözleşmenin 37. maddesi kapsamında yasal sürecin herhangi bir anında, koşullardan dolayı bu maddenin 1. paragrafının (a), (b) veya (c) bentlerinde ifade edilen sonuçlardan birine ulaştığında bir başvuruyu geçersiz saymaya karar verebileceğini hatırlatmaktadır. Özellikle 37 § 1 (c) maddesi aşağıdaki şart sağlanırsa AİHM nin bir başvuruyu geçersiz kılmasına izin vermektedir:
AİHM nin varlığını fark ettiği herhangi başka bir nedenden dolayı, başvuruyu incelemeye devam etmek için geçerli bir sebep yoksa
AİHM 37 § 1 (c) maddesi kapsamında, başvuran kişi vaka incelemesinin devam etmesini istese bile, hükümetin tek taraflı deklarasyonu temel alınarak bir başvurunun geçersiz kılınacağının belli durumlarda belirtilmiş olabileceğini de hatırlatmaktadır.
Bu doğrultuda, özellikle Tahsin Acar davasının (Tahsin Acar v. Türkiye (GC), no. 26307/95, §§ 75 77, ECHR 2003-VI, WAZA Spölka z o.o. v. Polonya (kabul edilebilirlik kararı) no. 11602/02, 26 Haziran 2007, Sulwinska v. Polonya (kabul edilebilirlik kararı) no. 28953/03, Stark ve diğerleri v. Finlandiya (iddianın silinmesi), no. 39559/02, § 23, 9 Ekim 2007, Silva Marrafa v. Portekiz (kabul edilebilirlik kararı) no. 56936/08, 25 Mayıs 2010, Karal v. Türkiye (kabul edilebilirlik kararı), no. 44655/09, 29 Mart 2011 ve Barış inan v. Türkiye (kabul edilebilirlik kararı), no 20315/10, 24 Mayıs 2011) ve hukuk biliminin verdiği ilkelerin ışığında AİHM bu beyanı yakından inceleyecektir.
AİHM, Türkiye aleyhine açılan belli sayıda davada, makul bir süre içinde gözaltı süresinden (örnek olarak bakınız, Cahit Demirel v. Türkiye, no. 18623/03, 7 Temmuz 2009) ve cezai soruşturma süresinden (örnek olarak bakınız, Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, §§ 28-29, 16 Temmuz 2009) doğan şikayetlere ilişkin uygulamalar yapmıştır.
Hükümetin beyanında yer alan imtiyazların doğasının yanı sıra, - benzer davalarda tahsis edilen tutarlara uygun olan - önerilen tazminatın tutarı da göz önüne alındığında, AİHM başvurunun incelenmesi için haklı sebep kalmadığına hükmetmiştir (Madde 37 § 1 (c)). Bu bağlamda, başvuranın tutukluluk halinin 17 Mart 2009 tarihinde son bulduğu gerçeğine AİHM nin özellikle önem verdiği vurgulanmalıdır (Zdziarski v. Polonya, no. 14239/09, §§ 22-24, 25 Ocak 2011 ve Bieniek v. Polonya, no. 46117/07, § 22, 1 Haziran 2010).
Yukarıda belirtilen hususların ışığında ve özellikle konu hakkındaki açık ve zengin hukuk felsefesini göz önünde bulundurarak, AİHM, Sözleşme ve protokolleri tarafından garanti altına alınan insan haklarına uyumun, başvurunun incelemesine devam etmeyi gerektirmediğine hükmetmiştir (Madde 37 § 1, in fine).
Son olarak AİHM, Hükümetin tek taraflı beyanının koşullarına uymaması durumunda, Sözleşmenin 37 § 2 maddesi kapsamında başvurunun tekrar edebileceğinin altını çizmiştir (Josipovic v. Sırbistan (kabul edilebilirlik kararı), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
BU GEREKÇELERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE,
Sözleşmenin 5 § 3 ve 6 § 1 maddeleri kapsamındaki Hükümet beyanının koşullarını ve taahhütlere uyumluluğu sağlamak için başvurulan uygulama esaslarını kayda alır,
Sözleşmenin 37 § 1 (c) maddesine uygun olarak, başvurunun geri kalanını dava listesinden silmeye karar verir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy