(AİHS. m. 6, 34, 35, 41)
(Başvuru no. 33625/09)
KARAR
STRASBOURG
2 Nisan 2013
İşbu Karar nihaidir ancak idari düzenlemelere tabi olabilir.
Gökhan Özdemir v. Türkiye davasında,
12 Mart 2013 tarihinde
Başkan
Peer Lorenzen,
Yargıçlar
András Sajó,
Neboja Vucinic ve
Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı
Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), yapılan gizli müzakereler sonrasında aynı gün kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (33625/09 nolu) dava, Türk vatandaşı Gökhan Özdemirin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM veya Mahkeme) 5 Haziran 2009 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi kapsamında yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Başvuran, Ankarada görev yapan avukat E. Çıragül tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. 2 Kasım 2010 tarihinde başvuru Hükümete iletilmiştir.
4. Hükümet başvurunun bir Kurul tarafından değerlendirilmesine itiraz etmiştir. AİHM Hükümetin itirazını değerlendirdikten sonra reddetmiştir.
OLAY VE OLGULAR
DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran 1985 doğumlu olup Ankarada ikamet etmektedir.
6. Bir okul arkadaşıyla girdiği münakaşa sonucunda tek gözünü kaybetmiştir.
7. Olay tarihinde başvuran reşit olmadığından, başvuranın ebeveynleri tarafından Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur.
8. 15 Şubat 2000 tarihinde Cumhuriyet başsavcısı tarafından Ankara 10. Ceza Mahkemesinde başvuranın kavga ettiği öğrenci hakkında iddianame hazırlanmıştır.
9. 23 Haziran 2000 tarihinde başvuran ve ebeveynleri Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde bir dava daha açarak uğradıkları zararın tazminini talep etmiştir.
10. 5 Kasım 2003 tarihinde başvuranın babası (başvuranın yasal vasisi sıfatıyla) müdahil taraf olarak davaya katılmıştır.
11. 5 Kasım 2003 ile 21 Şubat 2008 arasında iki mahkeme bazı usul kuralları gereğince davada görevsizlik kararı vermiştir. 21 Şubat 2008 tarihinde Ankara Çocuk Mahkemesi davayı zamanaşımından düşürmeye karar vermiştir.
12. 28 Ocak 2009 tarihinde Yargıtay 21 Şubat 2008 tarihli kararı onamıştır.
13. Bu arada, davanın görülmesi sırasında Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi ceza davasının sonucunu beklemeye karar vermiş ve ceza mahkemesinde yürütülen dava sonuçlanıncaya kadar usule dair hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir.
14. 20 Ocak 2010 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi kararını vermiştir.
15. Yargıtay Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını 8 Temmuz 2010 tarihinde bozmuştur.
16. Dava şu an itibariyle Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde devam etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN 1. PARAGRAFININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
17. Başvuran yargılamanın süresinin Sözleşmenin aşağıda verilen 6. maddesinin 1. paragrafındaki makul süre şartına uymadığından şikayet etmektedir:
Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
..bir mahkeme tarafından
.. makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.
18. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
1. Ceza yargılamasının uzunluğu hakkında
19. AİHM başvuranın babasının ancak 2003 yılında ceza yargılamasına dahil olduğunu dikkate almıştır. Bunun dışında ceza yargılamasına dahil olduğunda tazminat talep ettiğine ya da tazminat hakkını saklı tuttuğuna dair dava dosyasında hiçbir bilgi yer almamaktadır. Bu nedenle, AİHM mevcut davadaki ceza yargılaması açısından Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafının uygulanabilir olmadığına karar vermiştir (bkz Beyazgül v. Türkiye, no. 27849/03, 37. paragraf, 22 Eylül 2009).
20. AİHM Sözleşmenin 35. maddesinin 3(a) ve 4. paragrafları gereğince başvurunun bu kısmının konu yönünden yetki kuralları bakımından reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
2. Ceza yargılamasının uzunluğu hakkında
21. AİHM Sözleşmenin 35. maddesinin 3(a) paragrafı uyarınca bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olmadığına hükmetmiştir. Ayrıca, başka herhangi bir esasla da kabul edilemez olmadığına kanaat getirmiştir. Bu nedenlerle söz konusu şikayet kabul edilebilir addedilmelidir.
B. Başvurunun Esasları
22. Dikkate alınması gereken süre bakımından, ceza yargılaması 23 Haziran 2000 tarihinde başlamış olup kararın kabul edildiği gün itibariyle Asliye Hukuk Mahkemesinde devam etmektedir. Bu nedenle dava halihazırda on iki yıl dokuz aydan uzun süredir iki ayrı yargı mercii nezdinde devam etmektedir.
23. AİHM ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığının davanın koşullarına ve davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili kurumların davayı yürütme şekli ve başvuran açısından mevzuubahis ihtilafın içeriği kriterlerine göre değerlendirilmesi gerektiğine kanaat getirmiştir (bkz, diğer yetkililerle birlikte, Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, paragraf 28, 16 Temmuz 2009).
24. AİHM kendisine sunulmuş tüm bilgi ve belgeleri inceledikten sonra, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca varmak konusunda yeterli iddia ya da argüman sunamadığını dikkate almıştır. Konuyla ilgili içtihadını dikkate alan AİHM mevcut davada ceza yargılamasının süresinin çok uzun olduğuna ve makul süre şartını yerine getiremediğine kanaat getirmiştir.
Buna göre, 6. maddenin 1. paragrafının ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25. Sözleşmenin 41. maddesine göre:
Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
A. Tazminat
26. Başvuran maddi tazminat olarak 15,700 Avro (EUR), manevi tazminat olarak ise 15,000 Avro (EUR) talep etmektedir.
27. Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.
28. AİHM tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında sebep sonuç ilişkisi tespit edememiştir; o nedenle bu talebi reddeder. Öte yandan, AİHM başvurana manevi tazminat olarak 9600 Avro (EUR) ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar
29. Başvuran yerel seviyede tahakkuk etmiş olan avukatlık ücretleri için 352 Avro (EUR) talep etmektedir. Bu talebi destekleyici herhangi bir belge sunmamıştır.
30. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.
31. Destekleyici bir belge sunulmamış olduğundan, AİHM yerel mahkemeler nezdinde tahakkuk etmiş olan masraf ve harcamalar için talep edilen miktarı reddeder.
C. Gecikme faizi
32. AİHM gecikme faizi oranının Avrupa Merkez Bankasının marjinal borçlanma oranı artı üç yüzde puanına göre belirlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE
1. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafı kapsamında ceza yargılamasının uzunluğuyla ilgili yapılan başvurunun kabul edilebilir olduğunu, başvurunun geri kalan kısmının ise kabul edilemez olduğunu beyan eder;
2. Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafı açısından bir ihlal bulunduğuna hükmeder,
3. (a) Savunmacı Hükümetin başvurana uygulanacak tüm vergilerle birlikte manevi tazminat olarak 9600 Avro (dokuz bin altı yüz Avro) artı uygulanacak tüm vergileri üç ay içerisinde ödemesine,
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden ödeme yapıldığı güne kadar geçen gecikme süresince yukarıda belirtilen tutarlara Avrupa Merkez Bankasının marjinal borçlanma oranı artı üç yüzde puanı eklenerek ödenmesine karar verir.
4. Başvuranın geri kalan taleplerini reddeder.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş ve AİHM İçtüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 2 Nisan 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy