(AİHS m. 6, 34, 35, 41)
(Başvuru no. 33621/09)
KARAR
STRAZBURG
18 Aralık 2012
İşbu karar nihaidir ancak şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
Tumlukolçu v. Türkiye davasında,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) aşağıdaki hâkimlerden oluşmaktadır:
Dragoljub Popovic, Başkan,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller, hakimler
ve Françoise Elens-Passos, Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı,
27 Ekim 2012 tarihinde gizli olarak müzakere edilmiş olup, aynı tarihte kabul edilmiş olan aşağıdaki kararı bildirir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33621/09) nolu davanın nedeni, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Bay Kasım Tumlukolçunun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 5 Haziran 2009 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.
2. Başvuran, Adana Barosu avukatlarından Sayın S. Tumlukolçu tarafından temsil edilmiştir. Türkiye Hükümeti (Hükümet), kendi görevlileri tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuru 2 Kasım 2010 tarihinde, Hükümet'e bildirilmiştir.
4. Hükümet başvurunun bir Komite tarafından incelenmesine itiraz etmiştir. Hükümetin itirazının incelenmesinin akabinde Mahkeme bu itirazı red etmiştir.
OLAYLAR DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran, 1952 doğumlu olup Adanada ikamet etmektedir.
6. Başvuran, 14 Ekim 1999 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna ait bir hastanede katarakt ameliyatı geçirmiştir. Ameliyattan hemen sonra ortaya çıkan rahatsızlığından ötürü ameliyat olduğu hastaneye başvurmuş ve şikayetlerinin sebebinin ameliyatın gerekli hijyen koşulları sağlanmadan gerçekleştirilmiş olduğunu öğrenmiştir.
7. Başvuran, 17 Kasım 2000 tarihinde Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde Sosyal Sigortalar Kurumu aleyhine bir hukuk davası açmış ve tazminat talep etmiştir.
8. Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, 23 Ağustos 2001 tarihinde görevsizlik karar vermiş ve dosyayı Adana 2. İş Mahkemesine göndermiştir.
9. Başvuran, 1 Haziran 2001 tarihinde tazminat talepli yeni bir davayı iş mahkemesi nezdinde açmıştır. İş mahkemesi, her iki davayı da iş davası niteliğinde olmadıkları gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uyarınca ilk dava, Yargıtaya davayı görmeye yetkili mahkemenin hukuk mahkemesi mi iş mahkemesi mi olduğunun tespiti amacıyla gönderilmiştir. Bununla birlikte, iş mahkemesinde görülmekte olan ikinci davanın yargılaması Yargıtay kararının verilmesine kadar durdurulmuştur.
10. 21 Ocak 2002 tarihinden 3 Ekim 2002 tarihine kadar dava yetki uyuşmazlığı gerekçesiyle Yargıtay daireleri arasında gidip gelmiştir.
11. Yargıtayın hukuk mahkemelerini yetkili bulan kararından sonra, 24 Nisan 2003 tarihinde, iki dava Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde birleştirilmiştir.
12. Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 1 Şubat 2006 tarihinde ilk kararını vermiştir.
13. Yargıtay, 2 Mayıs 2007 tarihinde bu kararı bozmuştur.
14. Yargıtayın karar bozmasından sonra devam eden süreçte, Sosyal Sigortalar Kurumu Sağlık Bakanlığına bağlanmıştır.
15. Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, 30 Temmuz 2008 tarihinde taraflardan bir tanesinin idari bir kurum haline geldiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Bu karar taraflarca temyiz edilmemiştir.
16. Başvuran, Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin verdiği kararın akabinde, 23 Ekim 2008 tarihinde Sağlık Bakanlığı aleyhine tazminat talepli idari bir dava açmıştır.
17. İdari davanın yargılamasına, işbu kararın verildiği tarih itibari ile Adana 1. İdare Mahkemesi nezdinde devam edilmekteydi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
18. Başvuran, yargılama sürecinin uzunluğunun, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinde yer alan makul süre şartıyla bağdaşmadığından şikâyetçi olmuştur:
"Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili
konusunda karar verecek olan
bir mahkeme tarafından
makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkında sahiptir."
19. Hükümet, bu iddialara itiraz etmiştir.
20. Dikkate alınacak süre, 17 Kasım 2000 tarihinde başlamış ve Mahkeme tarafından işbu kararın verilmesi tarihine kadar sonuçlanmamıştır. Dolayısıyla, iki dereceli yargılama halihazırda on yıl sürmüştür.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
21. Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme'nin 35 § 3 (a) maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, diğer koşullar bakımından da kabul edilemezliğe ilişkin herhangi bir noktanın olmadığını belirtmektedir. Dolayısıyla başvuru kabul edilebilir olarak beyan edilmelidir.
B. Esas hakkında
22. Mahkeme, bir davanın süresinin makul niteliğinin, davanın koşullarına, mahkemenin içtihadı tarafından kabul edilen kriterlere, özellikle davanın karmaşıklığına, başvurucu ile yetkili makamların tutumuna ve ilgililer için ihtilaf konusu davanın içeriğine bakılarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır. (bkz. diğerleri arasında Daneshpayeh v. Türkiye, no. 21086/04, § 28, 16 Temmuz 2009)
23. Mahkeme, kendisine ibraz edilen tüm belgeleri incelediğinde, Hükümet'in, Mahkemeyi mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmaya ikna edebilecek hiçbir olay veya görüş ileri sürmediği kanaatindedir. Mahkeme, bu husustaki içtihadını dikkate alarak, mevcut davada yargılama sürecinin uzun olduğuna ve makul süre şartı ile uyumlu olmadığına kanaat getirmiştir.
24. Dolayısıyla, Sözleşme'nin 6 § 1 maddesinin ihlali söz konusudur.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25. Sözleşme'nin 41. maddesi aşağıdaki şekilde öngörmektedir:
"Eğer Mahkeme, bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder."
A. Tazminat
26. Başvuranlar, maddi tazminat olarak 50 000 Avro ve manevi tazminat olarak 100 000 Avro talep etmiştir.
27. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
28. Mahkeme, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememektedir; bu nedenle bu talebi reddeder. Diğer yandan, hakkaniyet temelinde hükmederek, başvurana manevi tazminat olarak 7,000 Avro ödenmesine karar vermiştir.
B. Masraf ve Harcamalar
29. Başvuranlar ayrıca yerel mahkemeler ve Mahkeme nezdinde oluşan masraf ve harcamalar için 3 000 Avro talep etmişlerdir.
30. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir.
31. Mahkeme, nezdinde bulunan dokümanlar ve içtihatları uyarınca masraf ve harcamalara ilişkin talepleri reddetmiştir.
C. Gecikme Faizi
32. AIHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
İŞBU GEREKÇELERLE MAHKEME OY BİRLİĞİYLE
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğunu beyan eder;
2. Sözleşmenin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine,
3. (a) üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere Davalı Devlet tarafından başvurana manevi tazminat için 7.000 (yedi bin) Euronun miktara yansıtılabilecek her türlü vergilerle birlikte ödenmesine,
(b) Yukarıda bahsedilen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranda basit faizin uygulanacağına;
4. Başvuranın adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddeleri uyarınca 18 Aralık 2012 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy