(AİHS m. 6, 35, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (İLYAS KARAL - TÜRKİYE DAVASI)
Necati Çelebioğlu tarafından Türkiye aleyhine yapılan 38360/09 nolu başvuru
KARAR (Dostane Çözüm)
27 Eylül 2011
OLAYLAR
Başvuran Necati Çelebioğlu 1951 doğumlu Türk vatandaşı olup İstanbulda yaşamaktadır. AİHM önünde, İstanbul Barosu avukatlarından A. G. Yenidünya tarafından temsil edilmiştir. Dava olayları, taraflarca sunulduğu üzere, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
19 Ekim 2001 tarihinde Çanakkale savcısı, Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesine sunduğu iddianamede başvuranı zimmetine para geçirmek ve resmi evrakta sahtecilikle suçlamıştır. Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi 26 Nisan 2007 tarihli kararında başvuranı suçlu bulmuş ve dört yıl iki ay hapis cezasına çarptırmıştır. Yargıtay, ilk derece mahkemesi kararını 3 Aralık 2008 tarihinde onamış, onama kararı ilk derece mahkemesinin kaydı ile 26 Ocak 2009 tarihinde tebliğ edilmiştir.
ŞİKÂYETLER
Başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak, hakkında yürütülen yargılamanın süresinin makul olmadığını öne sürmüştür.
Başvuran 6/1 ve 6/3 maddelerine dayanarak, Ağır Ceza Mahkemesinin delilleri değerlendirme şeklinden şikâyetçi olmuştur. Bu bağlamda, mahkemenin, kendisinin savlarını değerlendirmeye almayarak silahların eşitliği ilkesini çiğnediğini savunmuştur.
Başvuran son olarak AİHS'nin 6/2 maddesine dayanarak; yargılama süresinin haddinden fazla uzun oluşu nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.
HUKUK
1. Yargılama süresine ilişkin şikâyet
Başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak, hakkında yürütülen ceza yargılamasının uzunluğundan şikâyetçi olmuştur.
28 Ocak 2011 tarihli yazı ile Hükümet, başvuran tarafından dile getirilen sorunun çözümü amacıyla tek taraflı deklarasyon metni iletmiş ve başvurunun AİHS'nin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesini AİHMden talep etmiştir.
Sözkonusu beyan şu şekildedir:
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin AİHMnin yerleşik içtihadına uygun olarak başvurana, her türlü maddi ve manevi zararı karşılamak üzere 3,500 (üç bin beş yüz), yargılama masraf ve giderlerini karşılamak üzere ise 500 (beş yüz) Euro ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederim.
Sözkonusu meblağ, ödeme tarihinde uygulanabilir kur üzerinden Türk Lirasına çevrilecek ve uygulanabilecek her tür vergiden muaf tutulacaktır. Bahsekonu meblağ, AİHMnin AİHSnin 37/1 maddesi bağlamındaki kararının açıklandığı tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenecektir. Meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda Hükümet, ödeme gününe kadar geçen süre için, Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı marjinal kredi faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödeme yükümlülüğünü üstlenmiştir. Ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.
Hükümet başvuran hakkında iç hukukta yürütülen yargılamanın süresinin AİHMnin yerleşik içtihadı (Daneshpayeh - Türkiye no. 21086/04) dikkate alındığında aşırı olduğunu kabul etmekte ve AİHMyi, AİHSnin 37. maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine devam etmeyi haklı gösterecek hiçbir gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmektedir.
Başvuran Hükümetin beyanına herhangi bir cevap vermemiştir.
AİHM, AİHSnin 37. maddesine göre, koşulların aynı maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatır. AİHSnin 37/1 (c) maddesine göre AİHM, başka herhangi bir nedenden dolayı başvurunun incelenmesine devam edilmesi hususunda artık haklı bir gerekçe görmezse davayı kayıttan düşürebilmektedir.
AİHM ayrıca, belli şartlar altında, başvuran başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, savunmacı Hükümetin tek taraflı beyanına dayalı olarak davayı, 37/1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülebileceğini hatırlatır.
AİHM bu amaçla, sözkonusu beyanı özellikle Tahsin Acar kararı ışığında yerleşik içtihadından ileri gelen ilkeler doğrultusunda dikkatle inceleyecektir (Tahsin Acar - Türkiye (BD), 26307/95; WAZA Spolka z o.o. - Polonya, no.11602/02; Sulwinska - Polonya, 28953/03; Stark vd. - Finlandiya (kayıttan düşme), no. 39559/02; Silva Marrafa - Portekiz, no. 56936/08; Karal - Türkiye, no. 44655/09 ve Barış İnan - Türkiye, no. 20315/10).
AİHM, Türkiye aleyhine açılan davalar dahil olmak üzere birtakım davalarda, makul bir süre içerisinde yargılanma hakkının ihlal edildiğinin öne sürüldüğü şikayetlere ilişkin uygulamasını yerleşik hale getirmiştir (bkz. örneğin, Frylender - Fransa (BD), no. 30979/96; Cocchiarella - İtalya (BD), no. 64886/01; Majewski - Polonya, no. 52690/99; Wende ve Kukowka - Polonya, no. 56026/00 ve Daneshpayeh - Türkiye, 21086/04).
Hükümetin beyanında kabul ettiği hususların niteliğini ve teklif edilen tazminat miktarını (benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlıdır) dikkate alan AİHM, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini gerektirecek haklı bir gerekçenin kalmadığı sonucuna varmaktadır (37/1 (c) madde).
Ayrıca yukarıda belirtilen değerlendirmeler ve özellikle konuya ilişkin içtihadın açık ve geniş kapsamlı oluşu göz önünde bulundurulduğunda AİHM, Sözleşme ve Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesinin başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerektirmediği kanaatindedir (Sözleşmenin 37/1 maddesi).
Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, davanın bu kısmının kayıttan düşürülmesi uygundur.
2. AİHS'nin 6. maddesine dayalı diğer şikâyetler
Başvuran AİHS'nin 6/1 ve 6/3 maddelerine dayanarak Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesinin kendisinin savlarını düzgün bir şekilde değerlendirmediğini ve silahların eşitliği ilkesini çiğnediğini savunmuştur. AİHM sözkonusu şikâyetin sadece AİHS'nin 6/1 maddesi bağlamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.
AİHM bir dördüncü derece mahkemesi olmadığını ve ulusal mahkemeler tarafından yapıldığı iddia edilen maddi veya hukuki hataları incelemenin, sözkonusu hataların AİHS'nin güvence altına aldığı hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olma ihtimali bulunmadığı takdirde AİHM'nin görevi olmadığını hatırlatır (bkz. Garcia Ruiz - İspanya (BD), no. 30544/96 ve Streletz, Kessler ve Krenz - Almanya (BD), no. 34044/96, 35532/97 ve 44801/98). AİHM ayrıca, keyfi veya açıkça uygunsuz nitelikte olmaması halinde, bir ulusal mahkemenin delilleri değerlendirmesini denetlemek gibi bir görevi olmadığını hatırlatır (bkz. Camilleri - Malta, no. 51760/99). Somut davada ulusal mahkemenin delilleri ve ulusal mevzuatı değerlendirmesinde keyfilik gözlenmemektedir.
Ayrıca başvuranın 6/2 maddeye dayalı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği şikayetine ilişkin olarak AİHM, sözkonusu şikâyetin, yargılama süresinin uzunluğuna dair 6/1 maddeye dayalı şikayetle doğrudan ilişkili olduğunu ve AİHS bağlamında ayrı bir sorun ortaya çıkarmadığını tespit etmiştir.
Dolayısıyla AİHM, elinde bulunan deliller ışığında ve şikâyet konusu hususların kendi yetki alanında bulunduğu kadarıyla AİHS'nin 6. maddesine dayalı bu şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ve AİHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmeleri gerektiğini tespit etmiştir.
Bu gerekçelerle AİHM, oybirliğiyle;
Savunmacı Hükümetin AİHS'nin 6/1 maddesine dayalı beyanını ve orada belirtilen taahhütlere uyumun gerektirdiği usulleri dikkate almış;
AİHSnin 37/1 (c) maddesi uyarınca başvurunun, yargılama süresinin uzunluğuna dair şikâyete ilişkin kısmı itibariyle kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy