(AİHS m. 5, 34, 35, 41) (DERECİ - TÜRKİYE DAVASI) (TACİROĞLU - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 42956/09)
KARAR
STRAZBURG
5 Mart 2013
İşbu karar kesindir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.
Evliyaoğlu v. Türkiye davasında,
Başkan
Peer Lorenzen,
Yargıçlar
Andras Sajo,
Nebojsa Vucinic,
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passosun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi) heyeti yapılan müzakereler sonrasında 12 Şubat 2013 tarihinde aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (42956/09 nolu) dava, Türk vatandaşı İbrahim Evliyaoğlunun (başvuran) 29 Temmuz 2009 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudan ibarettir.
2. Başvuran, Diyarbakırda görev yapan avukat N. Özdemir tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 5 Mayıs 2011 tarihinde başvuruyu Hükümete bildirmiş ve görüş verilmesine gerek duymadığını ancak Hükümet dilerse görüşlerini sunabileceğini belirtmiştir. Hükümet görüşü sunulmamıştır.
OLAY VE OLGULAR
DAVANIN KOŞULLARI
4. Başvuran 1971 yılında doğmuştur.
5. Başvuran 24 Ocak 2000 tarihinde, yasadışı silahlı Hizbullah örgütüne üye olduğu şüphesiyle Bursa Emniyet Müdürlüğü görevlilerince yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.
6. Başvuran 30 Ocak 2000 tarihinde tutuklanmıştır.
7. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi nezdindeki Cumhuriyet Savcısı belirtilmeyen bir tarihte, başvuranı ve diğer şahısları, yukarıda anılan yasadışı örgüte üye olmakla suçlamıştır.
8. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasından sonra, başvuranın davası İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülmüştür.
9. Ceza yargılaması süresince, ilk derece mahkemeleri huzurunda çok sayıda duruşma görülmüştür. Her duruşma sonunda, suçların niteliği ve dosyanın içeriği göz önünde bulundurularak, başvuranın tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
10. 4 Ocak 2011 tarihinde başvuranın tutuksuz yargılanmasına karar verilmiştir.
11. Ceza yargılaması, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda halen derdesttir ve başvuran yurtdışına kaçmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 5. MADDESİNİN 3. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
12. Başvuran, tutukluluk süresinin Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasına aykırı olduğunu ve bu maddenin ihlal edilmesinden şikâyet etmektedir. Söz konusu madde şu şekildedir:
İşbu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulan herkesin (
) makul bir süre içinde yargılanma ya da yargılama süresince serbest bırakılma hakkına sahiptir. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminat şartına bağlanabilir.
13. Hükümet, bu şikâyete ilişkin herhangi bir görüş bildirmemiştir.
A. Kabul edilebilirlik hakkında
14. AİHM, başvurunun Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve ayrıca herhangi bir kabul edilemezlik unsuru bulunmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle başvurunun kabul edilebilir olduğunu açıklamak uygun olacaktır.
B. Esas hakkında
15. AİHM, başvuranın tutukluluk süresinin 24 Ocak 2000 tarihinde başladığı ve 4 Ocak 2011 tarihinde tahliye edilmesiyle sona erdiğini tespit etmektedir. Dolayısıyla tutukluluk yaklaşık on bir yıl sürmüştür.
16. Mahkeme daha önce de benzer davaları daha önce incelediğini ve birçok kez Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (bkz., diğer birçok karar arasından, Dereci v. Türkiye, no.77845/01, §§ 34-41, 24 Mayıs 2005 veya Taciroğlu v. Türkiye, no. 25324/02, §§ 18-24, 2 Şubat 2006). AİHM bu davada ulusal makamların karşılaştıkları zorlukları göz önünde bulundurmakla birlikte, yerleşik içtihadı ışığında somut olayda da aynı karara varmaktadır. Dolayısıyla Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrası ihlal edilmiştir.
I. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
17. Sözleşmenin 41. maddesi şunu öngörmektedir:
Eğer Mahkeme, bu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder.
A. Tazminat
18. Başvuran maruz kaldığı maddi zarar bağlamında 45 000 Avro (EUR), manevi zarar bağlamında 45 000 EUR talep etmektedir.
19. Hükümet bu meblağlara itiraz etmektedir.
20. AİHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasından nedensellik bağı bulunmadığını saptamaktadır. Buna karşılık, başvurana manevi zarar bağlamında 11 000 EUR ödenmesinin uygun olacağı kanaatine varmaktadır.
B. Masraf ve giderler
21. Başvuran, ulusal mahkemeler ve AİHM önünde yaptıkları masraf ve harcamalar için 10 000 EUR talep etmektedir. Bu bağlamda herhangi bir belge sunmamaktadır.
22. Hükümet bu meblağa itiraz etmektedir.
23. AIHM yerleşik içtihadı uyarınca, başvuranın yapmış olduğu masraf ve giderlerin, bu miktarların gerçek, zorunlu ve makul oranda olması halinde geri ödenebilir. AIHM, elinde bulunan belgeleri ve içtihadını göz önünde bulundurarak, masraf ve giderlere ilişkin talebi reddetmiştir.
C. Gecikme faizi
24. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE,
1. Başvurun kabul edilebilir olduğuna;
2. Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlal edildiğine;
3. a) Davalı Devletin başvurana üç ay içerisinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Davalı Devletin para birimine çevrilmek üzere, manevi tazminat olarak 11 000 EUR (on bir bin Avro) ödemesine;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; Sözleşmenin 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca 5 Mart 2013 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy