(647 S. K. m. 6) (5271 S. K. m. 231) (AİHS. m. 6, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 44655/09)
STRAZBURG
29 Mart 2011
KAYITTAN DÜŞME
OLAYLAR
Başvuran İlyas Karal 1956 doğumlu, T.C. vatandaşı olup İzmitte ikamet etmektedir.
Başvuran bir avukat aracılığıyla temsil edilmemektedir. Hükümet ajanı ile temsil edilmektedir.
Tarafların aktardığı şekliyle olaylar şu şekilde özetlenebilir.
Başvuran hakime ve mübaşire hakaret ithamı ile Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava kapsamında 22 Mayıs 2002 tarihinde savunmasını sunmuştur.
Cumhuriyet savcısı 23 Mayıs 2002 tarihinde hakime ve mübaşire hakaret suçundan başvuran hakkında ceza davası açmıştır.
Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 14 Mayıs 2003 tarihli bir karar ile başvuranı hakim ve mübaşire hakaret suçundan mahkum etmiştir. Mahkeme 647 sayılı Cezaların İnfazı hakkındaki Kanunun 6/1 maddesi uyarınca başvuranın cezasını ertelemiştir.
24 Ekim 2005 tarihinde Yargıtay Yeni Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüğe girmesi nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
Mahkeme 23 Kasım 2006 tarihinde hakime ve mübaşire hakaret suçundan başvuranı para cezasına çarptırmış, 647 sayılı Cezaların İnfazı hakkındaki Kanunun 6/1 maddesi uyarınca cezasını ertelemiştir.
Yargıtay 28 Ocak 2009 tarihli bir karar ile Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin yürürlüğe girmesi nedeniyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
Mahkeme 5 Mayıs 2009 tarihinde başvuranı altı ay yirmi gün hapis cezasına çarptırmış, CMKnın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunu dikkate alarak, 231/8 maddesi gereğince başvuranın beş yıl süreyle gözetim altında tutulmasını kararlaştırmış. Mahkeme yedi gün içinde Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinde bu karara karşı itiraz edilebileceğini belirtmiştir.
Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi 12 Mayıs 2009 tarihinde Kocaeli Asliye Ceza Mahkemesinin hükmünü onamıştır.
ŞİKAYET: AİHSnin 6. maddesine atıfta bulunan başvuran ulusal mahkemeler önündeki ceza yargı sürecinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır.
HUKUK
Başvuran ceza yargı sürecinin uzunluğu nedeniyle AİHSnin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
Hükümet AİHMye 27 Ocak 2011 tarihinde ilettiği tek taraflı deklarasyon metni ile başvurunun çözüme kavuşturulması isteğini belirtmiş ve AİHMden AİHSnin 37. maddesinin uygulanarak davanın kayıttan düşürülmesini talep etmiştir.
Bu beyan şu şekildedir:
«Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin AİHM yerleşik içtihadına uygun ve her türlü maddi ve manevi zararı karşılayacak şekilde başvurana (
) 3.500 (üç bin beş yüz) Euro ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederim.
Sözkonusu bu miktar ilgili dönemdeki her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilecek ve AİHMnin AİHSnin 37/1 maddesi gereğince verdiği kararın tebliğ edilmesini izleyen üç ay içinde ödenecektir (
) Bu ödeme davanın nihai halini oluşturacaktır.
Hükümet başvuran taraf hakkında iç hukukta yürütülen yargı sürecinin uzunluğunun AİHM yerleşik içtihadı dikkate alındığında aşırı olduğunu kabul etmekte, AİHSnin 37. maddesi uyarınca başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerektirecek herhangi bir kamu yararı bulunmadığı gerekçesiyle AİHMden başvuruyu kayıttan düşürmeye davet etmektedir (Bkz. Daneshpayeh-Türkiye no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).»
Başvuran 4 Şubat 2011 tarihli bir mektup ile Savunmacı Hükümetin bu önerisine karşı çıkmış ve AİHMden başvuruyu incelemeyi sürdürmesini talep etmiştir.
AİHM, AİHSnin 37/1 c) maddesi uyarınca yargı sürecinin her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. paragrafının a), b) veya c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatır. AİHSnin 37/1 c) maddesi şu şekildedir:
«AİHM başka herhangi bir nedenden ötürü başvurunun incelenmesine devam edilmesi hususunda artık haklı bir gerekçe görmezse.»
AİHM ayrıca, mevcut davanın koşullarında, başvuran başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, Savunmacı Hükümetin tek taraflı beyanına dayalı olarak 37/1 c) maddesi gereğince davanın kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
AİHM bu amaçla, deklarasyon beyanını özellikle Tahsin Acar kararı ışığında yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar doğrultusunda irdeleyecektir (Bkz. Tahsin Acar-Türkiye (ön inceleme) no: 26307/95; Van Houten-Hollanda (kayıttan düşme), no: 25149/03, İsveç nakliye çalışanları sendikası-İsveç (kayıttan düşme) no: 53507/99, 18 Temmuz 2006; Kalanyos vd.-Romanya no: 57884/00, 26 Nisan 2007; WAZA Spolka zo.o.c.-Polonya no: 11602/02, 26 Haziran 2007; Stark vd.-Finlandiya (kayıttan düşme), no: 39559/02, 9 Ekim 2007; ve Luis Manuel Valente Silva Marrafa-Portekiz kararı, no: 56936/08, 25 Mayıs 2010).
AİHM bu davada Savunmacı Hükümete iletilen şikayetin ulusal mahkemeler nezdinde sürdürülen ceza yargı sürecinin uzunluğu hakkında olduğunu not etmekte, Türkiye aleyhine yapılan başvuruların belirli bir çoğunluğunun makul süre zarfında dinlenme hakkının ihlal edildiği yönündeki şikayetlerle ilgili olduğunu tespit etmektedir (Bkz. örneğin, Frylender-Fransa no: 30979/96, Tendik vd.-Türkiye no: 23188/02, 22 Aralık 2005, Ebru ve Tayfun Engin Çolak-Türkiye no: 60176/00, 80-81, 30 Mayıs 2006, Ayık-Türkiye, no: 10467/02, 21 Ekim 2008 ve Daneshpayeh-Türkiye no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
Hükümet mevcut beyanda sözkonusu ceza yargı sürecinin uzunluğunun AİHSnin 6/1 maddesinde yer alan makul süre sınırını aştığını kabul etmekte ve başvurana maddi ve manevi tazminat başlığı altında 3.500 Euro ödenmesi önerisinde bulunmaktadır.
Savunmacı Hükümetin beyanında dile getirdiği taahhüdü ve tazminat olarak ödenecek meblağı dikkate alan AİHM, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini gerektirecek bir durumun kalmadığı sonucuna varmaktadır (37/1 c) madde).
Ayrıca yukarıda bahse konu değerlendirmeler ve bu yöndeki içtihadın aleni oluşu göz önünde bulundurulduğunda AİHM, bu çözümün Sözleşme ve Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatindedir ve başvurunun incelenmesine devam etmeyi gerektirecek herhangi bir kamu yararı gerekçesi görememektedir (Sözleşmenin 37/1 in fine maddesi).
Bu gerekçelerle, AİHM, oybirliğiyle,
Savunmacı Hükümetin AİHSnin 6/1 maddesi ve uygulama esaslarının güvence altına alınması hakkındaki beyanını dikkate almış;
AİHSnin 37/1 c) maddesinin uygulanmasına istinaden davanın kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy