(AİHS m. 3, 5, 35) (LABITA - İTALYA DAVASI) (İRLANDA - BİRLEŞİK KRALLIK DAVASI)
(Başvuru no: 54991/09)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
4 Eylül 2012 tarihinde,
Başkan
Danute Jociene,
Yargıçlar
İsabelle Berro-Lefèvre, Andras Sajo, Işıl Karakaş, Guido Raimondi, Paulo Pinto de Albuquerque, Hellen Keller, Yedek Yargıç Dragoljub Popovic,
ve Daire yazı işleri müdürü Stanley Naismithin katımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), 1 Ekim 2009 tarihli başvuru ile ilgili yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuranlar, Sabahattin Kalkan, Serkan Kalkan ve Sinan Kalkan T.C vatandaşı olup sırasıyla 1964, 1990 ile 1993 doğumludurlar ve Erzincanda ikamet etmektedirler. İlk başvuran, diğer iki başvuranların babasıdır. Başvuranların hepsi, AİHM huzurunda, Erzincanda görev yapan Avukat S.N. Adı güzel tarafından temsil edilmektedir.
Davanın Koşulları
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
3. Bir alışveriş merkezinde, Sinan ile Serkan Kalkan arasında kavga meydana gelmiştir. Kavganın olduğu sırada, birisi 16 birisi 19 yaşındadırlar. Sivil kıyafetli bir polis, Sinan Kalkanı tokatlamıştır. Emniyet güçlerinin müdahalesinin ardından, başvuranlar sivil kıyafetli polisler tarafından karakola götürülmüşlerdir.
1. İlgili tutanaklar ve tıbbi raporlar
4. Polisler, aynı gün saat 13.45de tahliye tutanağı düzenlemişlerdir. Tutanağa göre, Emniyet güçlerinin söz konusu kavgadan saat 12.50 civarında haberdar olduklarını ve olay yerine gittiklerini, ilgili kişilerle konuştuklarını, ilgili kişilerinde kavganın sadece ağız dalaşından ibaret olduğunu açıkladıkları ve olay nedeniyle şikayetçi olmadıklarını dile getirilen bir tutanaktır.
Sinan ile Serkan Kalkan, amcalarına teslim edilmişler ve amcaları tutanağı imzalamış ancak başvuranların iyi olduklarına dair ilgili kısma itiraz etmiştir.
5. Sinan Kalkan, aynı gün içerisinde Erzincan Devlet Hastanesinde bir hekim tarafından muayene edilmiştir. Hekim, sol kulak arkasında cildin yüzeyinde 0,5 cm x 0,5 cmlik bir sıyrık tespit etmiştir.
Ayrıca Serkan Kalkanda, saat 19.25de muayeneden geçmiş ve boynun sol tarafında, cildin yüzeyinde bir sıyrık tespit edilmiştir. Saat 20.32de, Sinan Kalkanın karakolda polisler tarafından dövüldüğünü iddia ettiği bir tutanak düzenlenmiştir. Saat 21.30da, başvuranların babasının ifadesinin bulunduğu bir tutanak düzenlenmiştir. Baba, polislerden şikayetçi olduğunu zira dövdüklerini ve hakaret ettiklerini tutanakta belirtmiştir.
Avukatının da bulunduğu, Sinan Kalkanın ifadesi saat 21.40da alınmıştır. İlgili, alışveriş merkezinde kavga ettiği polis tarafından birçok kez yüzün sol tarafından vurulduğunu, o polisin ayrıca ağabeyine hakaret ettiğini ve boynundan tuttuğunu bildirmiştir. Karakola götürüldükten sonra, Sinan birçok kez dövülmüş ve başı ağabeyinin başıyla tokuşturulmuştur. Sinan Kalkan, ayrıca zorla soyulduğunu, polisler tarafından testislerinin sıkıldığını ve tek ayaküstünde kaldığını açıklamıştır. Sinan, polislerden şikayetçi olup sol kulağında acı hissettiği gerekçesiyle muayeneden geçirilip yeniden tıbbi rapor talep etmiştir.
Serkan Kalkan, saat 22.50de avukatının eşliğinde şikayette bulunmuştur. Serkan, karakolda birçok kez polislerin yüzüne vurduklarını, kolunda alçı olmasına rağmen bir polisin kolunu büktüğünü, soyunmak zorunda kaldığını ve bir polisin testislerini sıktığını dile getirmiştir.
Sinan Kalkan, saat 23.05de yeniden muayeneden geçirilmiştir. İlgili rapor, kulağında bir acıyla acile gittiğini ve sol kulak zarının delindiği belirtilmiştir. Ayrıca, Adli Tıp Kurumu ilk incelemesi sırasında, ilerleyen saatlerde artan bu acıya rağmen raporunda bu acıdan hiç bahsetmemiştir.
6. 7 Şubat 2009 tarihinde, saat 14.30 civarında Serkan Kalkanın üç polisi resmen tanıdığı fotoğraflı kimlik tespit tutanağı düzenlenmiştir. Alışveriş merkezindeki sivil kıyafetli polis F.Ç, ağabeyiyle birlikte kendisinin karakolun bodrumuna götüren polis S.E, kendilerini karakola götürmeleri için polis arabasının önüne oturtturan ve karakola geldikten sonra kendilerini tek ayak üzerinde durmak zorunda bırakan polis H.A. tutanağa göre, Serkan Kalkan bununla birlikte kendisini döven ve testislerini sıkan polisi tanımadığını belirtmiştir. Sinan Kalkana gelince yedi polisin alışveriş merkezinde kendisine tokat atıp hakaret eden polis F.Ç, kendisini polis aracıyla karakola götüren polis H.A ile I.Y. karakolda yüzüne vuran polisler K.S.B, A.Ç ve kendisini tamamen soyunmasını emreden polis C.Ş. karakolun alt katına götüren polis S.E ve kendisi tek ayak üstünde kalma zorunluluğu veren polis H.A olduklarını tespit etmiştir.
Sinan Kalkan ilgili polisleri tanıdığına dair saat 17.30da kimlik tespit tutanağı düzenlenmiştir: karakolun bir odasında Sinanı duvara dayayan, yüzüne vuran, ağabeyiyle kafalarını tokuşturan, soyunmak zorunda kalan ve testislerini sıkıştıran polis C.Ş, kendisi ile ağabeyini karakolun bodrumuna götüren polis S.E, karakola götüren polis I.Y, alışveriş merkezinde yüzüne vuran polis F.Ç, polis aracında bulunan ve tek ayak üzerinde durmak zorunda bırakan polis H.A. Yine tutanağa göre, Serkan Kalkan ilgili polislerin karakolda yüzüne vuran, ağabeyiyle kafalarını tokuşturan, testislerini sıkıştıran ve soyunmak zorunda bırakan polis C.Ş, kendisiyle ağabeyinin karakolun bodruma götüren polis S.E ve polis aracında bulunan polis I.Y. Kısacası, karakolda kendilerine vuran polis F.Ç ile H.A tespit etmiştir.
7. Aynı gün, cinsel taciz, tehdit, hakaret ile kasıtlı yaralama için polis S.E, C.Ş, I.Y, A.Ç, H.A et F.Çye yakalama ile gözaltı tutanağı düzenlenmiştir.
F.Çnin ifadesinin bulunduğu tutanak saat 19.20de düzenlenmiştir. Tutanağa göre, F.Ç ihtilaf konusu olan olay gününde izinli olduğunu, eşi ve üç kızıyla alışveriş merkezine gittiklerini ve orada Sinan Kalkanı gördüğünü kızlarına sözlü tacizde bulunarak omzuyla kızlarına dokunmaya çalıştığını belirtmiştir. Polis F.Ç, müdahale etmiş, ilgilinin tavrından sinirlenmiş ve yüzünü iki ya da üç kez tokatlamıştır. F.Ç uzaklaştığı sırada, Serkanın kardeşi Sinan Kalkan, F.Çnin boynundan tutmuştur. Yine tutanağa göre, F.Ç karakolda ilgililere vurduğunu inkar etmiş ve kendilerinden şikayetçi olmuştur.
8. Her ikisinin de alışveriş merkezinde, F.Çnin yanında bulunduğu eşi ile kızının ifadeleri, 8 Şubat 2009 tarihinde alınmıştır. Eşi ve kızı, ağız dalaşının koşullarını anlatmış ve F.Çnin o sırada Sinan Kalkanı tokatladığını itiraf etmişlerdir. Her ikisi de, Sinan Kalkandan şikayetçi olmuşlardır.
Aynı gün, alışveriş merkezinin güvenlik görevlisinin ifadesi alınmış, ayrıca meydana gelen ağız dalaşını anlatmış ve F.Çnin Sinan Kalkanı iki kez sol yanağından tokatladığını belirtmiştir.
9. Sinan Kalkan, 9 Şubat 2009 tarihinde yeniden muayeneden geçmiştir. İlgili rapor, sol kulak zarının delindiğini göstermiştir.
Aynı gün, Sinan ile Serkan Kalkan hakaret, tehdit ile taciz etme suçlarından yakalanıp ve gözaltına alınmışlardır. Erzincan Cumhuriyet Savcısı (Cumhuriyet Savcısı) polis C.Ş, I.Y, A.Ç ile H.Anın ifadelerini almış ve başvuranlara kaba kuvvet ya da hakaret ettiklerini inkar etmişlerdir. Polis F.Ç, alışveriş merkezinde meydana gelen ağız dalaşı sırasında Sinan Kalkana vurduğunu itiraf etmiş ancak hakaret ettiğini inkar etmiştir. F.Ç, ayrıca ilgilinin yüzü ve kulağında oluşan berelerin attığı tokattan dolayı meydana gelebileceğini belirtmiştir. F.Ç, ayrıca kızlarına cinsel taciz ve kendisine yapılan hakaret ile tehditten Sinan ve Serkan Kalkandan şikayetçi olmuştur.
Cumhuriyet Savcısı, aynı gün içerisinde, Sinan Kalkanın ifadesini almıştır. Sinan ifadesinde, polisler tarafından kötü muameleye maruz kaldıklarını yinelemiştir. Sinan, ayrıca alışveriş merkezinde bulunan polis, karakolda bulunan iki polis ile komiserden şikayetçi olduklarını ifade etmiştir.
10. Cumhuriyet Savcısı, 18 Şubat 2009 tarihinde Serkan Kalkanın ifadesini almıştır. Serkan, kendisi ile kardeşinin kötü muamelelere maruz kaldıklarına dair önceki ifadelerini yinelemiş ve ilgili polislerden şikayetçi olduklarını belirtmişlerdir. Savcı, ayrıca babalarının da ifadesini almıştır.
11. Savcı, 19 Şubat 2009 tarihinde F.Çnin eşinin ifadesini almış ve belirtilmeyen bir tarihte kızlarının ifadelerini almıştır.
12. Savcı, 25 ile 26 Şubat 2009 tarihlerinde, alışveriş merkezinde meydana gelen kavganın olduğu sırada bulunan Sinan Kalkanın arkadaşlarının ifadesini almıştır.
13. Savcı, 2 Mart 2009 tarihinde ihtilaf konusu olay gününde polisler ile karakolda bulunan komiserin ifadelerini almıştır. Komiser, karakolunda görev yapan F.Çnin ihtilaf konusu olay günü izinli olduğunu belirtmiştir. Komiser, kavganın olduğu yerde başvuranları sorguladığı ancak ilgililerin konuşmayı reddettiklerini ve bulunduğu sırada her hangi bir polisin onlara tokat atıp hakaret etmediklerini dile getirmiştir.
2. Polisler aleyhine yürütülen kovuşturmalar
14. Alışveriş merkezinde Sinan Kalkana tokat atması nedeniyle F.Ç aleyhine yürütülen ceza kovuşturmaları açılmıştır. Ayrıca, başvuranların iddia ettikleri karakolda kötü muamelelere maruz kaldıklarına dair F.Çnin de bulunduğu sekiz polis aleyhine yürütülen ceza kovuşturmaları açılmıştır.
15. Cumhuriyet Savcısı, 4 Mart 2009 tarihinde ilgili polisler aleyhlerine takipsizlik kararı vermiştir. Savcı, yeterli delil unsurların bulunmadığını ve başvuranların kamusal alanda vuran ve hakaret eden polislerden intikam almayı düşündükleri kanısındadır. Bu nedenle, özellikle aşağıdaki unsurlara dayanmıştır:
- başvuranların iddialarını kanıtlayacak, karakolda bulunan güvenlik kameraları tarafından kayıt altına alınan olmayan unsurlar;
- başvuranların, amcalarının kendilerini alamaya geldiğinde sessiz kaldıkları konusunda;
- amcanın iki kardeşin sağlıklarının iyi olduğuna dair tahliye tutanağı imzaladığına konusunda;
- iki kardeşin, evlerine döndüklerinde ailelerine bu olaydan bahsetmediklerine konusunda;
- kardeşlerin maruz kaldıkları darbelerin sayısı ile nitelikleri bağlamında aynı gün düzenlenen sağlık raporlarında herhangi sıyrık ve yara izlerinin bulunmadığı konusunda;
16. Başvuranlar, 23 Mart 2009 tarihinde bu karara itiraz etmişlerdir. Başvuranlar, karakolda bulunan kameraların giriş ile koridoru kayıt altına aldıklarını ancak bulundukları odada kamera olmadığını, bulundukları odadan giriş çıkışlarının filmde kesildiğini ve olayları hemen anlatmamalarının sebebinin genç yaşlarından kaynaklandığı belirtmişlerdir. Başvuranlar, ayrıca o yaşta ki gençlerin ki biri henüz reşit değildir, bir saat karakolda tutulmalarının normal olmadığını savunmuşlardır. Başvuranlar, ayrıca sağlık raporunda yara izlerinin bulunmadığını yazıyorsa bunun nedeninin polislerin nereye vuracaklarının ve daha sonra yüzlerinin yıkanmasının iyi bilmeleri olmasını dile getirmişlerdir. Kısacası, başvuranlar Sinanın kulak zarının delinmesinin, alışveriş merkezinde, sadece F.Ç tarafından atılan tokatlardan olamayacağını açıklamışlardır.
17. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi, 13 Nisan 2009 tarihinde kanun ile yargılama uyarınca takipsizlik kararını uygun olduğunun kanısına vararak bu başvuruyu reddetmiştir.
18. Polis F.Ç, 25 Mayıs 2009 tarihinde disiplin cezası almıştır. F.Ç, mesleğinin gerektirdiği güven ve itibarını zedeleyecek şekilde, görevinin dışında yanlış hareket ile davranışlarından altı ay görevinden men edilmiştir.
3. Karakolda gerçekleşen kamera kayıtları
19. İhtilaf konusu olay günü, başvuranları filme çeken güvenlik kameraları, karakolun dışında ve koridorda bulunmuştur. Başvuranlar tarafından verilen ve dava dosyasında bulunan görüntülerde kesikler olduğu görülmüştür. Bu görüntüler, ayrıca Serkan ile Sinan Kalkanın karakola gelişlerini ardından kamera alanı dışında bulunan bir odaya götürüldüklerini göstermektedirler. Birçok polis ve sivil polis, arada birkaç dakika kapalı tutulan odaya girip çıkmıştır. Aynı şekilde, başvuranlar odadan girip çıkarken ve (kamera alanı dışında) başka bir yere götürüldükleri görülmüştür. Başvuranların birinin, kolunun arka yüzünü silerken görülmüş. Başvuranlar, ayrıca başları eğik koridorda beklerken görülmektedir. Orada, bir polis onlara duvara karşı dönmelerini istemiş ve onlarda gereğini yapmışlardır. Başvuranlar, başka bir yere götürülmeden önce, karanlıkta başları eğik bir durumda birkaç dakika beklerken görülmektedirler.
Başvuranlar, ayrıca karakoldan çıkarken görülmüştür.
ŞİKAYETLER
20. Başvuranlar, Sözleşmenin 5.maddesini ileri sürerek keyfi bir şekilde özgürlüklerinden mahrum bırakıldıklarından şikayet etmektedirler. Bu bağlamda, başvuranlar bir saat boyunca karakolda yasadışı olarak tutulduklarını iddia etmekteler ve küçüklerin korunması gereklilikleri bakımından özellikle gözaltı sırasında her hangi bir formalitenin yapılmadığından yakınmaktadırlar.
21. Başvuranlar, Sözleşmenin 3.maddesini iddia ederek ayrıca karakoldayken kötü muamelelere maruz kaldıklarından yakınmaktadırlar. Başvuranlar, karakoldaki kamera kayıtlarının silindiklerinin ve bu durumun yeterince dikkate alınmadığını savunmaktadırlar.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
22. Başvuranlar, Sözleşmenin 3.maddesine aykırı olarak karakolda kötü muamelelere maruz kaldıklarını iddia etmektedirler. Başvuranlar, ayrıca Sözleşmenin 5.maddesini ileri sürerek, yasadışı bir şekilde bir saat boyunca tutulduklarından yakınmaktadırlar.
23. Giriş niteliğinde, AİHM Sözleşme veya protokollerinde tanınan haklarının Yüksek Sözleşmeci Taraflardan biri tarafından ihlal edilmesinden dolayı mağdur olduğunu öne süren her gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş veya kişi grupları Mahkemeye başvurabildiğini hatırlatmaktadır. Sonuç olarak, Yüksek Sözleşmeci Taraflar bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını hiçbir surette engel olmamayı taahhüt ederler. Somut olayda AİHM, Sinan ile Serkan Kalkanın ileri sürdükleri şikayetlerden babanın iddia edilen ihlallerden maruz kaldıklarına dair itiraz edemeyeceği kanısındadır.
24. Dolayısıyla, Sebahattin Kalkan (baba) adına başvuru yapıldığından Sözleşmenin hükümleriyle ratione personae uyuşmamakta ve Sözleşmenin 35.maddesinin 3 ile 4.paragrafları uyarınca reddedilmelidir.
25. Diğer başvuranlar tarafından ileri sürülen Sözleşmenin 3.maddesinden alınan şikayetle ilgili olarak AİHM, kötü muamele iddialarının onun huzurunda delil unsurlarıyla birlikte desteklenmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (bkz, diğer birçok kararlar arasında Labita vltalya (BD), no.26772/95, § 121, AİHM 2000-IV). İddia edilen olayların gerçekliğini tespit amacıyla Mahkeme makul şüpheye yer bırakmayacak derecede bir ispat ölçütü uygulamaktadır; buna göre bir delil, yeterince ciddi, açık ve tutarlı çıkarımlar toplamından veya olaylara ilişkin itiraza mahal bırakmayan fiili karinelerden çıkabilir (İrlanda v.Birleşik Krallık, 18 Ocak 1978, § 161 in fine, Seri A no. 25, ve Labita, yukarıda belirtilen, § 121).
26. Somut olayda, AİHM, başvuranların dile getirdikleri şikayetler bağlamında alışveriş merkezinde meydana gelen kavga sırasındaki söz konusu şiddette değil karakolda yapılan kötü muamelelere maruz kaldıklarını vurgulamaktadırlar. Bu bağlamda, AİHM başvuranların yaptıkları şikayetlerin ardından söz konusu polislerin ifadeleri alındığına dair ceza yargılamasının başladığını tespit etmektedir. İlgili polisler, söz konusu olayları inkar etmişlerdir. Sadece polis F.Ç, alış veriş merkezinde meydana gelen kavga sırasında Sinan Kalkanı iki ya da üç kez tokatladığını ve kardeşinin boğazından tuttuğunu kabul etmiştir. F.Ç, başvuranlara başka her hangi bir şiddet uyguladığına dair iddiaları inkar etmiştir. Ceza yargılaması sırasında, diğer tanık ve başvuranların ifadeleri alınmıştır.
27. AİHM, öte yandan karakolda Sinan ile Serkan Kalkanı almaya geldiği sırada amcanın gençlerin sağlıklı olduklarına dair tutanak imzaladığını dikkate almaktadır (yukarıda belirtilen 4.paragraf). Bu bağlamda, AİHM ayrıca başvuranların iddia ettikleri gibi karakolda polisler tarafından şiddete maruz kaldıklarına dair iddialarını desteklemek adına sağlık raporlarının güçlü ve yeterli bir dayanak sağlanmadığını tespit etmektedir. Esasen, bu sağlık raporlarında başvuranların her birinde cildin yüzeyinde bulunan sıyrıklar olduğu belirtilmektedir (yukarıda belirtilen 5.paragraf) Sinan Kalkanla ilgili ikinci sağlık raporunda, sol kulak zarının delindiği belirtilse de, üstelik F.Çnin de kabul ettiği gibi alışveriş merkezinde meydana gelen kavgadan değil karakolda yapılan kötü muamelelerden dolayı oluşan bir yara olduğu hiç bir durum göstermemektedir (yukarıda belirtilen 9.paragraf). Bununla birlikte, Sinan Kalkan ile söz konusu kavganın diğer tanıkları ayrıca sol yanaklarından birkaç kez bu vesileyle tokatlandıklarını belirtmişlerdir (yukarıda belirtilen 5 ile 8.paragraflar). Karakolda bulunan kamera kayıtları ile dava dosyasına eklenen bu kayıtlar başvuranların polislerden şiddet gördüklerine dair iddiaları desteklememektedirler (yukarıda belirtilen 19.paragraf).
28. Kısacası, AİHM Cumhuriyet Savcısının ayrıca yargılama toplanan delil unsurları, iddia edilen muamelelerin desteklenmediklerinin kanısına varmak ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından onanan takipsizlik kararının sonucunu kabul etmek adına ihtilaf konusu olaydan sadece iki saat sonra düzenlenen sağlık raporların sonuçları üzerinde durduğunu dikkate almaktadır (yukarıda belirtilen 15.paragraf).
29. Yukarıda belirtilenler ve dosyadaki veriler ışığında AİHM, başvuranların karakolda bulundukları sırada Sözleşmenin 3.maddesine aykırı olarak kötü muamelelere maruz kaldıklarına dair makul şüpheye yer bırakacak derecede unsurların bulunduğu sonucuna varamamaktadır. Dolayısıyla, bu şikayet dayanaktan yoksundur ve Sözleşmenin 35.maddesinin 3 ile 4.paragrafları uyarınca reddedilmelidir.
30. Sinan ile Serkan Kalkanın özgürlüklerinden mahrum bırakıldıklarına dair şikayetle ilgili olarak, AİHM dosyadaki verilere dayanarak başvuranların 6 Şubat 2009 tarihinde alışveriş merkezinde meydana gelen kavgadan sonra ifadelerinin alınması için karakola götürüldüklerini tespit etmektedir. Başvuranlar, bu vesileyle düzenlenen tahliye tutanağında yazıldığı gibi aynı gün salıverilmişlerdir. Oysa AİHM mevcut başvurunun olaydan altı ay sonra 1 Ekim 2009 tarihinde yapıldığını tespit etmektedir. Sonuç olarak, bu şikayet geç kalınmış olup ve Sözleşmenin 35.maddesinin 1 ile 4.paragrafları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, AİHM, oybirliğiyle, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy