(AİHS m. 5, 6, 35) (ALİ KOÇİNTAR - TÜRKİYE DAVASI) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI) (RIFAT DEMİR V. - TÜRKİYE DAVASI) (YİĞİTDOĞAN - TÜRKİYE DAVASI)
10 Mart 2015 tarihinde,
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjolbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Camposun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi (İkinci Bölüm), Daire olarak toplanarak, 6 Kasım 2009 tarihinde yapılan başvuruyu ve Hükümet tarafından sunulan görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
Başvuran Füsun Erdoğan, T.C. vatandaşı olup 1960 doğumludur ve Kocaelinde ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Ankara Barosuna bağlı Avukat M. Akkuş tarafından temsil edilmektedir.
Türk Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
Başvuran, 8 Eylül 2006 tarihinde, yakalanmış ve silahlı yasadışı bir örgüte üye olmaktan gözaltına alınmıştır.
İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Hakimi (Ağır Ceza Mahkemesi), 12 Eylül 2006 tarihinde, başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi, 11 Ekim 2006 ve 6 Nisan 2007 tarihleri arasında, resen inceleme çerçevesinde, düzenli aralıklarla başvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
İstanbul Cumhuriyet savcısı, 17 Mayıs 2007 tarihinde, başvuranı terör örgütüne üye olmaktan suçlamıştır. Dava, Ağır Ceza Mahkemesinde başlamıştır.
Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Haziran 2007 ve 12 Mart 2013 tarihleri arasında düzenlenen sekiz duruşma sonucunda, başvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Aralık 2013 tarihli bir kararla, başvuranın ömür boyu hapis cezasına mahkûm edilmesine karar vermiştir. Başvuran, temyiz talebinde bulunmuştur.
Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Mayıs 2014 tarihinde, başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir.
Dava, Yargıtay önünde halen derdesttir.
ŞİKAYETLER
Başvuran, Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasını ileri sürerek, maruz kaldığı tutukluluk süresinden şikayet etmektedir.
Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek, hakkında yürütülen ceza davasının süresinden şikayet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Başvuran, maruz kaldığı tutukluluk süresinin Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasında öngörüldüğü şekliyle makul süre gerekliliğini ihlal ettiğini iddia etmektedir.
Hükümet, başvuranın Anayasa Mahkemesinde bireysel başvuruda bulunması nedeniyle iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilişkin kabul edilemezlik istisnasını tespit etmektedir.
Mahkeme, başvuranın tutukluluğunun 8 Eylül 2006 tarihinde başladığını ve mahkûm edilmesiyle 4 Kasım 2013 tarihinde sona erdiğini kaydetmektedir.
Mahkeme, Koçintar/Türkiye ((kabul edilebilirlik kararı), No. 77429/12, § 44, I Temmuz 2014) davasında iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, tutukluluk süresine ilişkin şikayetin kabul edilemez olduğuna karar verdiğini hatırlatmaktadır. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru yolunun, başvuranın Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasına ilişkin şikayetini uygun şekilde gidermeye elverişli olmadığını ve makul ölçüde başarı imkanı sunmadığını kanıtlayabilecek herhangi bir unsura sahip olmadığı kanaatine varmıştır.
Mahkeme, somut olayda bu içtihattan uzaklaşacak herhangi bir neden görmemektedir.
Dolayısıyla Mahkeme, Hükümetin itirazını kabul etmekte olup iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle Sözleşmenin 5. maddesinin 3. fıkrasına ilişkin başvuranın şikayetinin, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca, kabul edilemez olarak karar verilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Başvuran, dava süresinin Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörüldüğü şekliyle, makul süre gerekliliğine cevap vermediğini iddia etmektedir.
Hükümet, 6384 sayılı Kanun ile düzenlenen tazminat davasının açılmasına ilişkin kabul edilemezlik istisnası bulunduğunu tespit etmektedir.
Mahkeme, Hükümet tarafından hatırlatıldığı şekliyle, Mahkeme, Ümmühan Kaplan/Türkiye davasında (No. 24240/07, 20 Mart 2012), pilot karar usulünün uygulanmasının ardından, Türkiyede yeni bir tazminat başvurusu yolunun açıldığını gözlemlemektedir. Akabinde Mahkeme, Turgut ve diğerleri/Türkiye kararında ((kabul edilebilirlik kararı) No. 4860/09, 26 Mart 2013)) başvuranların iç hukuk yollarını özellikle yeni başvuru yolunu tüketmemeleri nedeniyle yeni bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Bu nedenle, Mahkeme özellikle bu yeni başvuru yolunun ilk bakışta (a priori) erişebilir olduğunu ve dava süresine ilişkin şikayetler için elverişli makul imkanlar sunduğunu değerlendirmiştir.
Mahkeme, Ümmühan Kaplan pilot kararında (yukarıda anılan, § 77) daha önce Hükümete tebliğ edilen bu türden başvuruların incelenmesini normal usulde sürdürebileceğini hatırlatmaktadır.
Bununla birlikte Mahkeme, başvuranın 6384 sayılı Kanun ile kurulan yeni başvuru yolunu kullanmaması ile ilgili olarak, Hükümetin ilk itirazını dikkate alarak, yukarıda belirtilen Turgut ve diğerleri davasındaki tespitleri tekrar etmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, Hükümetin itirazını kabul etmekte olup ceza davasının aşırı süresi ile ilgili olarak Şikayetinin Sözleşmenin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilmesi gerektiğini değerlendirmektedir (Rifat Demir/Türkiye, No.24267/07, § 35, 4 Haziran 2013, et Yigitdogan/Türkiye (No.2), No.72174/10, § 59, 3 Haziran 2014).
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş;
31 Mart 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy