(AİHS m. 6, 29, 34, 35, 41, 44) (2709 S. K. 9, 138, 139, 145) (353 S. K. m. 2) (1632 S. K. m. 87) (İNCAL - TÜRKİYE DAVASI) (HAKAN ÖNEN - TÜRKİYE DAVASI) (YAVUZ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 10987/10)
KARAR
3 Temmuz 2012
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çevresinde kesinleşecek olup şekli bazı değişikliklere tabi tutulabilir.
Gürkan v. Türkiye davasında,
Başkan
Françoise Tulkens,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Işıl Karakaş,
Guido Raimondi,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller ve Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), 12 Haziran 2012 tarihinde gerçekleştirdiği gizli müzakereler sonrasında aynı tarihte kabul edilen aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Dava, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (Sözleşme) 34. maddesine istinaden Türk vatandaşı İbrahim Gürkan (başvuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 10 Şubat 2010 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AIHM ve Mahkeme) yapılan başvurudan (no. 10987/10) ibarettir.
2. Başvuran, İstanbulda görev yapan avukat Bay S. Sayar tarafından temsil edilmiştir. Türkiye Hükümeti (Hükümet) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. 18 Ocak 2011 tarihinde başvuru Hükümete iletilmiştir. Başvurunun kabul edilebilirliği ve esası hususunun birlikte karara bağlanmasına karar verilmiştir (29. maddenin 1. paragrafı).
OLAY VE OLGULAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
4. Olayların meydana geldiği tarihte başvuran Türk Deniz Kuvvetlerinde çalışmaktaydı. Askeri savcı, 8 Temmuz 2008 tarihinde Kasımpaşadaki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesine başvuran hakkında hazırladığı iddianameyi sunmuştur. Askeri savcı başvuranı, Askeri Ceza Kanununun 87. maddesine aykırı olarak, kasten emre itaatsizlikle suçlamıştır.
5. Hukuki altyapısı olmayan bir subay üye ve iki askeri hakimden oluşan Kasımpaşa Askeri Ceza Mahkemesi 18 Şubat 2009 tarihinde başvuranı suçlu bulmuş ve başvuranı iki ay on beş gün hapis cezasına çarptırmıştır.
6. Askeri Yargıtay, 21 Temmuz 2009 tarihinde başvuranın itirazını reddetmiştir. Başvuran, bu karardan savcılığa çağrıldığı, 23 Eylül 2009 tarihinde haberdar olduğunu belirtmiştir. Başvuran, 5 Kasım ve 25 Aralık 2009 tarihleri arasında hapis cezasını çekmiştir.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
A. Anayasa
7. Anayasanın ilgili hükümleri şu şekildedir:
9. Madde
Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
138. Madde
Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
139 § 1 Madde
Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz
145 § 4 Madde
Askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî hâkimlerin özlük işleri, askerî savcılık görevlerini yapan askerî hâkimlerin görevli bulundukları komutanlıkla ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
B. 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun
2. Madde
Askeri mahkemeler iki askeri hakim ve bir subay üyeden kurulur.
C. Anayasa Mahkemesinin ilgili içtihadı
8. 7 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7 Mayıs 2009 tarihli bir kararda, Anayasa Mahkemesi askeri mahkemede subay üye bulunması gerekçesiyle bu mahkemelerin bağımsızlığını ve tarafsızlığını incelemiştir. Anayasa Mahkemesi ilk olarak askeri mahkemede bulunan subay üyenin hiyerarşik üstleri tarafından dava bazında seçildiğini ve hâkim olmanın yanı sıra diğer askeri vazifelerini de yürütmeye devam ettiğini belirtmiştir. Subay üyenin askeri yetkililerin emrinde kalmaya devam etmesini dikkate alan Anayasa Mahkemesi, askeri mahkemelerin Anayasanın 9. maddesi kapsamında güvence altına alınan yargı bağımsızlığı ilkesine uygun olduğunun düşünülemeyeceğini tespit etmiştir. Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasını yürürlükten kaldırılmasına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin kararı, Resmi Gazetede yayımlanmasından bir yıl sonra yürürlüğe girmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN 1. PARAGRAFININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
A. Kasımpaşa Askeri Ceza Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığına dair
9. Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Kasımpaşa Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesinin Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafı uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını ileri sürmüştür. Söz konusu bu madde şunu öngörmektedir:
Herkes davasının
cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir.
1. Kabul edilebilirlik
10. Hükümet, öncelikli olarak, başvuranın ulusal yargılama işlemleri esnasında kendisini yargılayan ve mahkûm eden askeri mahkemenin bağımsızlığına ve tarafsızlığına itirazda bulunmadığını vurgulamıştır.
11. Mahkeme, başvuranın bu mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına itirazda bulunmamasının bu başlık altında ileri sürülen şikâyetinin reddedilmesine yol açamayacağı kanaatindedir. Başvuranı yargılayan ve mahkûm eden Askeri Mahkemenin anayasada düzenlenmiş statüsünü dikkate alan Mahkeme, başvuranın mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin yapabileceği itirazın başarısızlığa mahkûm edileceğini gözlemlemektedir (bakınız, Yavuz ve Diğerleri v. Türkiye, no. 29870/96, 25 Mayıs 2000). Bu nedenle Mahkeme, Hükümetin ön itirazını reddeder.
12. Mahkeme, bu şikâyetin Sözleşmenin 35. maddesinin 3. paragrafının (a) bendi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca kabul edilemezliğe ilişkin herhangi bir nokta tespit edememektedir. Bu nedenle kabul edilebilir olduğu beyan edilmelidir.
2. Esas
13. Mahkeme, bir mahkemenin "bağımsız" olarak görülüp görülemeyeceğini belirlemek amacıyla, mahkeme üyelerinin atanma şekli ve görev sürelerinin, dış baskılara karşı güvencenin varlığının ve kurulun bağımsızlık görünümü sergileyip sergilemediği konusunun göz önüne alınması gerektiğini yinelemektedir.
Bu hususta Mahkeme ayrıca, önemli olanın, demokratik toplumlardaki bu tür mahkemelerin kamuda ve bilhassa, ceza yargılamalarına ilişkin meselelerde suçlanan şahıslarda uyandırması gereken güven olduğunu yineler. Belirli bir mahkemenin bağımsızlık veya tarafsızlıktan yoksun olduğundan endişe etmek için meşru bir gerekçe olup olmadığına karar verirken, sonuç üzerinde belirgin rol oynamadan, suçlanan şahsın bakış açısı da önemlidir. Mahkemeye göre, sonuç üzerinde esas belirleyici olan suçlanan şahsın şüphelerinin tarafsız olarak haklı olduğuna karar verilip verilemeyeceğidir (bkz. Findlay v. Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997, § 73, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1997-I; Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, § 71, Derlemeler 1998-IV; Cooper v. Birleşik Krallık (BD), no. 48843/99, § 104, AİHM 2003- XII).
14. "Tarafsızlık" hususunda iki farklı bakış açısı vardır: mahkeme, kişisel önyargıdan veya taraflılıktan uzak olmalı, bu hususta herhangi bir meşru şüpheyi uzaklaştırmak için yeterli şekilde garanti vermelidir (bkz. Findlay, yukarıda alıntılanan, § 73). Mahkeme, mevcut başvuranın yargılamasına iştirak eden herhangi bir şahsın kendisine karşı önyargılı olduğunu ileri sürmediğini de belirtmiştir.
15. Mahkeme, Hakan Önen v. Türkiye, (no. 32860/96, 10 Şubat 2004) davasında, askeri ceza mahkemelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin bir şikayet incelediğini ve bu mahkemenin bağımsız ve tarafsız olduğunun yeterli şekilde garanti edildiğini tespit ederek şikayeti reddettiğini hatırlatır.
16. Sonrasında, 7 Mayıs 2009 tarihli bir kararda, Anayasa Mahkemesi, o dönemde yürürlükte olan iç mevzuatın askeri ceza mahkemeleri üyelerine yapılan dış baskı riskine karşı önlem almadığını tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesine göre, ilgili subayın hiçbir hukuki eğitimi yoktu, askeri disiplin ve değerlendirme raporlarına tabi olmuştu ve herhangi bir hukuki hükümle ordunun etkisinden korunmamıştı. Bu nedenle mahkeme; askeri ceza mahkemelerinin, Anayasa'nın 9. maddesince güvence altına alınan yargının bağımsızlığı ilkesine uygun olduğunun düşünülemeyeceği sonucuna varmıştır.
17. Anayasa Mahkemesi'nin, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun'un 2(1) maddesini yürürlükten kaldırma gerekçesi hususunda Mahkeme; üyelerin atanma şeklini, görev sürelerini, dış baskılara karşı korunma önlemlerini ve askeri ceza mahkemelerinin bağımsız bir duruş sergileyip sergilemediğini dikkate alarak, askeri ceza mahkemelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığını yeniden incelemeye davet edilmektedir.
18. İlk olarak, başvuranın üyelerden birinin hukuki niteliklere sahip olmaması hakkındaki şikayeti hususunda Mahkeme; meslekten olmayan hâkimlerin mahkemelere katılmasının 6. maddeye aykırı olmadığını yineler: içtihatta belirlenen bağımsızlık ve tarafsızlığa ilişkin ilkeler profesyonel hâkimlere uygulandığı gibi meslekten olmayan hakimlere de uygulanır (bkz. Langborger v. İsveç, 22 Haziran 1989 tarihli karar, § 32, Seri A no. 155; Fey v. Avusturya, 24 Şubat 1993 tarihli karar, §§ 27, Seri A no. 255-A, 28 ve 30; ve Holm v. İsveç, 25 Kasım 1993 tarihli karar, § 30, Seri A. no. 279-A).
19. Mahkeme, askeri ceza mahkemesi hâkimliği yapan subayın hukuki niteliğinin olmamasının, subayın bağımsızlığına veya tarafsızlığına engel teşkil ettiği kanaatinde değildir. Ancak, subayın ordunun hizmetinde çalıştığını ve askeri disipline tabi olduğunu kaydeder. Bu subaylar, üstleri tarafından hâkim olarak görevlendirilmiştir ve diğer iki askeri hâkime sağlanan anayasal önlemlerden faydalanamamışlardır. Bu nedenle Mahkeme, başvuranı yargılayan ve suçlu bulan Askeri Ceza Mahkemesi'nin, Sözleşme'nin 6. maddesi anlamında, bağımsız ve tarafsız olarak görülemeyeceği sonucuna varır (bkz. a contrario, Yavuz ve diğerleri, yukarıda alıntılanan ve Hakan Önen, yukarıda alıntılanan).
20. Sonuç olarak, bu hususta Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. paragrafı ihlal edilmiştir.
B. Kasımpaşa Askeri Ceza Mahkemesi önündeki yargılamaların adilliğine dair
21. Başvuran ayrıca, yargılamaların adil olmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur. Bu bağlamda, kendisi hakkında şikâyette bulunan üstünün yargılama boyunca tanık olarak dinlendiğini ve deniz kuvvetlerinde gösterdiği performans hakkında negatif değerlendirme raporu veren şahsın da bu şahıs olduğunu ileri sürmüştür.
22. Mahkeme'nin kendisine iletilen materyalleri incelemesi sonucu, herhangi bir ihlal ortaya çıkmamıştır. Başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olduğu görülmektedir ve Sözleşme'nin 35. maddesinin 3 ve 4. paragrafları uyarınca kabul edilemez olduğu bildirilmelidir.
II. SÖZLEŞME'NİN 41. MADDESİ
23. Başvuran, maddi zarar tazminatına ilişkin olarak 32.500 Euro, manevi zarar tazminatına ilişkin olarak ise 50.000 Euro talep etmiştir. Ayrıca başvuranın temsilcisi iddiaları destekler nitelikteki herhangi bir belge sunmadan, masraf ve harcamalara ilişkin olarak 1.450 Euro, mahkeme masraflarına ilişkin olarak ise 10.000 Euro talep etmiştir.
24. Hükümet, başvuranın adil tazmin talebine ilişkin olarak herhangi bir görüş bildirmemiştir.
25. Maddi tazminat hususunda Mahkeme, Sözleşme'nin 6. maddesine uygun olan yargılamaların sonucunun ne olacağına dair tahminde bulunamayacağını kaydeder. Bu nedenle, bu başlık altında tazminata hükmetmemektedir.
26. Ayrıca Mahkeme, ihlalin tespit edilmesinin, başvuranın maruz kaldığı manevi zarar için tek başına yeterli bir adil tazmin teşkil ettiği kanaatindedir.
27. Son olarak, masraf ve harcamalar hususunda, Mahkeme'nin içtihadına göre, bir başvurana masraf ve harcamaların geri ödemesi ancak, zararın gerçekliği, zorunluluğu ve oranlarının makul olduğu ortaya konulduğu sürece yapılmaktadır. Mevcut davada Mahkeme, başvuranın destekleyici nitelikli herhangi bir belge sunmadığını kaydeder. Bu nedenle bu başlık altında herhangi bir tazminata hükmetmemektedir.
İŞBU GEREKÇELERLE MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Kasımpaşa Askeri Ceza Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikayetin kabul edilebilir olduğunu, başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunu beyan eder.
2. Kasımpaşa Askeri Ceza Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hususunda, Sözleşme'nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğine karar verir.
3. İhlal tespit edilmesinin başvuranın maruz kaldığı manevi zarara ilişkin olarak yeterli bir adil tazmin teşkil ettiğine karar verir.
4. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmını reddeder. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy