(AİHS m. 2, 35) (KILINÇ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ATAMAN - TÜRKİYE DAVASI) (ABDULLAH YILMAZ - TÜRKİYE DAVASI) (NAZIM KIZMAZ VD. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 1774/10)
Şipal ve diğerleri Davasında 19 Kasım 2013 tarihinde,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Peer Lorenzen,
Andras Sajö,
Neboja Vucinic,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Egidijus Küris, ve Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith'm katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölümü) komite olarak, 29 Aralık 2009 tarihinde yapılan başvuru, davalı Devlet tarafından sunulan görüşler ile başvuranlarca cevaben sunulan görüşler bakımından gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde, aynı tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuranlar Saadet Şipal, Mehmet Salih, Mehmet Şirin, Hakkı Şipal, Gülsün Şipal Demirağaç ve Sıtkiye Şipal T.C vatandaşı olup sırayla 1965, 1982, 1992, 1995, 1992 ile 1996 doğumludurlar ve Vanda ikamet etmektedirler. Başvuranlar, AİHM önünde, Bursada görevli olan Avukat A. Batumlu tarafından temsil edilmektedirler.
2. Türk Hükümeti (Hükümet), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Başvuranların yakınının birliğe katılması ve vefat etmesi
3. Başvuranın ilk oğlu ve diğer başvuranların kardeşi olan Adil Şipal (bundan sonra metinde Adil olarak anılacaktır), 28 Ağustos 2008 tarihinde, Kocaeli Seymen de askerlik hizmetine çağırılmıştır.
4. Başvuranların yakını tarafından doldurulan formlar ve sağlık muayeneleri neticesinde ilgilinin askerlik hizmetine elverişli olduğu sonucuna varılmıştır.
5. Adil, 20 Kasım 2008 tarihinde düzenli olarak gittiği muayene sırasında, herhangi bir sağlık sorunu olmadığına dair üstlerini bilgilendirmiş ve herhangi bir rahatsızlığı olduğu takdirde, kendilerini bilgilendireceklerini beyan etmiştir.
6. Adil, belirtilmeyen bir tarihte, onbaşı rütbesini almış ve askerlik hizmetine bir bakım ünitesinde devam etmiştir.
7. Adil, 3 Nisan 2009 tarihinde, Seymen Kışlası yatakhanesinde bulunan pencereden atlaması sonucunda vefat etmiştir.
B. Ölüm hakkında yapılan soruşturmalar
8. Taraflarca sunulan deliller, yapılan yerel soruşturma ve askeri savcı tarafından derhal başlatılan soruşturma çerçevesinde toplanan delillere göre, olaylar şu şekilde özetlenebilir:
9. Adil, 1 Nisan 2009 tarihinde, kesileceği ve öldürüleceğinden yakınarak görünüşe göre, kendisini öldürmek amacıyla bir ağaca tırmanmıştır. Kışla hekimi ile birçok üstü bu durumdan derhal haberdar edilmiştir.
10. Ağaçtan inmesi için ikna edilen Adil, ilgililer tarafından muayene edilmek üzere bir merkeze götürülmüştür. Adil, telefon kabinlerinin iyi çalışmadığını ve birkaç gündür yakınlarına ulaşamadığını beyan etmiştir. Ayrıca Adil, izin alıp ailesinin yanına gitmek istediğini ifade etmiştir.
11. Olaydan sonra düzenlenen yerel yazışmalara göre, Adilin hiyerarşik üstleri ilgilinin ilginç davranışları ve konuşmaları olduğunu belirtmişlerdir. Kışla hekimi, olaydan bir gün önce, Adilin talep ettiği iznin verilmesi bakımından, Adilin bir bunalım geçirdiğini belirten hiyerarşik üstlerinden birinin formu imzalamasına rağmen, Adilin psikotik bozukluktan muzdarip olduğu görüşündedir.
12. Muayene sonunda, Adile talep ettiği iznin verilmesine karar verilmiştir.
13. Durumu anlatmak için aileye telefonla bilgi verilmiş ve Adilin yakınlarıyla görüşebilmesi için sorumlular, talep edilen iznin verilmesi amacıyla gerekli idari adımları atmışlardır. Diğer taraftan, Adilin bilet alacak maddi durumu olmaması nedeniyle, idare tarafından otobüs bileti alınmıştır.
14. Amcası, Adilin otobüsle tek başına seyahat etmesinin sakıncalı olduğunu belirterek bir aile dostu tarafından Seymen Kışlasından alınacağını yetkililere bildirmiştir.
15. Ayrıca, Adilin gözetim altında tutulmasına karar verilmiştir. Bu bağlamda, günlük emir defterinin 2. sayfasında Adilin hiçbir şekilde yalnız bırakılmaması, içerde bulunduğu sırada tuvalet kapısının açık tutulması gerektiği, kesici veya delici aletlere kendisinin ulaşmamasına gözetmenlerin dikkat etmeleri gerektiği belirtilmektedir. Başvuranların yakını, gece boyunca dahi, hiçbir şekilde yalnız bırakılmaması amacıyla, dönüşümlü olarak sekiz asker tarafından nöbet tutulmuştur.
16. Her zamanki uygulamaya uygun olarak, 2 Nisan 2009 tarihinde, idari sürecin tamamlanması için komuta merkezince karar verilerek Onbaşı Şipal, Sakarya Kışlasına götürülmüştür. Ancak ilgili, artık eve dönmek istemediğini belirterek izin formunu imzalamayı reddetmiştir.
17. Adilin ailesi bu durumdan haberdar edilmiştir. Adilin amcası, yeğeniyle telefon görüşmesi yapmış ve kararından dönmesi için ikna etmeye çalışmıştır ancak başarısız olmuştur.
18. Sorumlular Adilin davranışlarının tuhaf ve açıklamalarının tutarsız olduğu kanaatine vararak, öğleden sonra kendisinin kışla hekimi tarafından muayene edilmesine karar vermişlerdir.
19. Adil, 3 Nisan tarihinde, Derince Askeri Hastanesi Psikiyatri Servisinde tedavi edilmesi için götürülmüştür. Onbaşı H.M.T. Adile eşlik etmiştir.
20. Psikiyatr, hastanın psikolojik bozukluktan muzdarip olduğu kanaatine varmış ve kendisine üç gün iş göremezlik raporu ile nöroleptik bir ilaç yazmıştır. Psikiyatr, hastanın 6 Nisan tarihinde hastaneye yatırılmasına karar vermiş ve birçok belgeyi elde ederek mevcut tarihte tekrar hastaneye gelmesini önermiştir.
21. Psikiyatr, ifadesinin alınması sırasında, hastada psikoz başlangıcı olarak düşünmesini sağlayan işaretler gözlemlediğini belirtmiş, hastanın 6 Nisan tarihinden itibaren ayrıntılı bir şekilde muayene edilmesi ile tedavi görmesi için hastaneye yatırılmasına ve 6 Nisan tarihine kadar dosyadaki eksikliklerin tamamlanması gerektiğine karar vermiştir. Psikiyatr, ilgilide çevresi ile kendisini için tehlike oluşturacak herhangi bir patolojik davranışının bulunmadığını ifade etmiştir. Psikiyatr, hastanın intihar edebileceğini düşündürecek herhangi bir unsur gözlemlememiştir.
22. 3 Nisan 2009 tarihinde psikiyatr tarafından imzalanan sağlık raporunda, hastanın hastaneden ayrılma saati olarak 11.45 gösterilmiştir.
23. Adil ile H.M.T., kışlaya dönüş yolunda, hekimin yazdığı ilacı eczaneden satın almışlardır. Ancak kışlaya dönüş yolunda Adilin kahvaltı yapmayı reddetmesi nedeniyle H.M.T. ilacı Adile vermemiştir. Kışlaya vardıklarında, H.M.T., Volkan adli bölüğün Astsubayına ilacı teslim etmiştir. Astsubay, durumdan komutanın haberdar olması ve Adilin hastaneye yatırılması için gerekli belgelerin hazırlanmasını H.M.Tden istemiştir.
24. 6 Nisan tarihinde alınan Er E.B.nin ifadesine göre, Adil hastane dönüşünde kışlanın bürosunda bir telefon görüşmesi yapmıştır. Sekreter,
Kürtçe bildiği için ve Adil ile Vandaki amcası arasında bu dilde yapılacak olan görüşmeye katılmasını E.B.den istemiştir. Adil Şipal amcasına şu ifadeleri kullanmıştır: Kimse bana vurmadı, ama iyi değilim, kimse beni anlamıyor, eve dönersem, daha kötü olacağımı biliyorum, bu yüzden izin almak istemiyorum. Görüşme sonunda, Adil kimsin sen? Sen benim amcam değilsin! diye sesini yükseltti ve telefonu kapattı. Bu görüşmeden sonra Adil ve H.M.T., üçüncü kattaki yatakhanede üzerlerini değiştirmişlerdir. Beş veya altı dakika sonra, E.B., atladı diye yatakhaneden gelen sesleri duymuştur.
25. Delillere göre, Adil sigara içmek için cama doğru yönelmiş ve pencereden 9.50 metre yükseklikten atlayarak beton zemine çakılmıştır.
26. Maktulun birkaç metre ötesinde, olayların meydana geldiği yatakhanede bulunan üç asker, Adil Şipalin aniden pencereden atlamasına tanıklık etmişlerdir.
27. Olay yerini inceleyen bilirkişiler, pencerenin PVCsi üzerinde Adil Şipalin pencereden düşmesine yol açacak herhangi bir ize rastlamamışlardır.
28. Soruşturma sırasında savcılık, 1 Nisan olayından sonra üstlerinin talimatları üzerine, nöbetleşerek Adili gözetleyen ve kendisine eşlik eden görevli altı asker olmakla birlikte birçok askerin ifadesine başvurmuştur. Askerlerin tümü, Adilin ölmeden önceki günlerde tedirgin bir halde olduğu belirtmişlerdir: ilgisiz, uykusuz, tutarsız davranış ve ifadeler.
29. 3 Nisan 2009 tarihli olay raporunda, Adilin 1 Nisan 2009 tarihine kadar sorunsuz bir asker olduğunu ancak bu tarihten itibaren tutarsız davranışlar sergilediği ve halüsinasyon görmeye başladığı ifade edilmektedir.
30. 5 Mayıs 2009 tarihli otopsi raporunda, ölünün genel vücut travması belirtildikten sonra, kafatası ile göğüs kafesinde kırıklar gözlemlendiği, omurga kemiği ile ciğerlerinde ezikler bulunması nedeniyle ölümün meydana geldiği tespit edilmektedir. Raporda, söz konusu yara izlerinin düşüş nedeniyle olabileceği beyan edilmektedir. Ayrıca raporda, kanında herhangi bir uyuşturucu madde veya alkol karışımı bulunmadığı da eklenmektedir. Ölüme yol açacak herhangi bir unsur tespit edilmemiştir.
31. 1 Nisan 2009 tarihinde gönderilen ve kışla komutanlığına 7 Nisan 2009 tarihinde ulaşan başvuran Saadet Şipala ait mektup, askeri savcı önünde açılmış ve dosyaya eklenmiştir. Başvuran Saadet Şipal, oğlunun sağlık durumuyla ilgili olarak endişesini dile getirmektedir. Başvuran Saadet Şipal mektubunda, Adilin birliğe katılması sırasında psikolojik sorunlarının bulunduğuna dair yetkilileri bilgilendiği ve sürekli olarak gözetim altında tutulması ile uzman bir hekim tarafından derhal tedavi edilmesini talep ettiği görülmektedir. Ancak Adilin dosyasında, bu türden bir talebin bulunmadığı görülmektedir.
32. Belirtilmeyen bir tarihte, maktulun yakınları ilgilinin telefonla kendilerini öldürüleceğini ifade ettiğini belirterek, adam öldürme nedeniyle suç duyurusunda bulunmuşlardır.
C. Takipsizlik kararı ve sonuçları
33. Kocaeli Askeri Savcılığı, 5 Ağustos 2009 tarihinde, takipsizlik kararı vermiştir. Çeşitli ifadeler ile otopsi raporunun da bulunduğu dosyadaki unsurlar ışığında, askeri savcılık başvuranların yakınının muzdarip olduğu psikolojik sorunların etkisiyle intihara kalkıştığı sonucuna varmıştır. Ayrıca askeri savcılık, maktulun hiyerarşik üstelerinin sağlık durumunu takip ettikleri ve kendilerine herhangi bir ihmalin yüklenemeyeceği kanaatine varmıştır.
34. Başvuranlar, 26 Ağustos 2009 tarihinde, bu karara itirazda bulunmuşlardır. Öncelikle başvuranlar, cinayet şüphesinin savcılık tarafından bertaraf edilmediğini iddia etmektedirler. Bu bağlamda başvuranlar, otopsi raporunda kafa travmasının darbe veya düşüş nedeniyle meydana gelip-gelmediğinin açıkça belirtilmediğini ileri sürmektedirler
35. Başvuranlar, 1 Nisan 2009 tarihli olayın sinir patlaması olmayıp ancak müteveffanın öldürüleceğini dile getirmesi, bu nedenle kendisini tehdit altında hissetmesi ve yetkilileri bu durumdan haberdar edememesi nedeniyle umutsuzca bir girişim olduğu kanaatindedirler.
36. Gerçekten bir intihar olduğu varsayılması halinde başvuranlar, 1 Nisan 2009 tarihli olaydan sonra, Adilin intihar etmesini önleyecek tedbirlerin alınması gerektiğini iddia etmektedirler.
37. Kocaeli Askeri Mahkemesi, 10 Eylül 2009 tarihli nihai kararıyla başvuranların itirazını reddetmiştir.
ŞİKAYETLER
38. Başvuranlar, özellikle Sözleşmenin 2. maddesini ileri sürerek, Adilin askerlik hizmetini yaptığı sırada aydınlatılmayan koşullarda hayatını kaybettiğini iddia etmektedirler. Bu bağlamda başvuranlar, yakınlarının psikolojik sorunu olmadığını ve askerlik hizmetinin ölümünden birkaç öncesine kadar çok iyi koşullarda geçtiğini savunmaktadırlar. Başvuranlar, adam öldürme anlamında unsurların bulunmasına rağmen, ayrıntılı soruşturma yapılmaksızın intihar sonucuna ulaşılması nedeniyle yetkililerden yakınmaktadırlar.
39. Üstelik başvuranlar, yine Sözleşmenin 2. maddesini ileri sürerek, askeri makamların ilgilinin hayatını korumak amacıyla gerekli tedbirleri almadıklarını ve yakınlarının intihar ettiğinin varsayıldığını iddia etmektedirler.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başkalarının eylemlerine karşı başvuranların yakınının hayatını koruma yükümlülüğü açısından
40. Olayı çevreleyen koşulların tümü ile toplanan deliller bakımından AİHM, başvuranların yakınının hayatını başkasının eylemleri tarafından hayatını tehdit edecek herhangi bir unsur bulunmadığı kanaatindedir.
41. Şüphesiz, Adilin öldürüleceğine dair bu durum bildirilmiştir ancak bu ifadeler herhangi bir ayrıntıyla desteklenmemiş ve üstelik psikiyatr ile iki hekim tarafından gözlemlenen Adilin psikolojik rahatsızlığının etkisi altında intihara kalkıştığı gözükmektedir. Bununla birlikte hiçbir unsur cinayet tezini desteklememektedir. Dolayısıyla başvuranların yakının bir cinayete kurban gittiğine dair bütün ifadeleri spekülasyondur. Ayrıca AİHM, ulusal makamlarca ele alınan intihar tezini yeniden söz konusu etmeye herhangi neden tespit etmemektedir.
42. Diğer taraftan AİHM, Adilin ölümünün ardından yürütülen ceza soruşturmasının, ilgilinin ölüm koşullarının titizlikle belirlemeyi sağladığını değerlendirmektedir. Yürütülen soruşturmanın ciddi bir şekilde yetersiz olduğu veya çelişkili sonuçlara yol açtığı iddia edilemez. Psikiyatrın ifadesi de dahil olmak üzere tanıkların ifadeleri alınmış, eksiksiz bir otopsi ve Adilin atladığı pencere kenarında incelemeler yapılmıştır. AİHM, soruşturmanın derinliği ile niteliği hakkında şüpheye yol açacak herhangi bir ihmal tespit etmemektedir. Ayrıca AİHM, yerel makamların yürüttükleri olayların değerlendirilmesi ile bu makamların önem verdiği intihar tezini yeniden söz konusu etmekte herhangi bir neden tespit etmemektedir.
43. Sonuç olarak bu şikayetler, açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme'nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ile 4. fıkrasına uygun olarak reddedilmelidirler.
B. Başvuranların yakınının hayatını kendisine karşı koruma yükümlülüğü açısından
44. Başvuranlar, yakınlarının intihar etmesini önlemek için gerekli bütün tedbirlerin yetkililer tarafından alınmadığını iddia etmektedirler.
Başvuranlar, yetkililerin Adile mekan değişikliği önermeleri, kendisine eşlik edecek bir kişi verilmesi ve tedavi görmesi gerektiğini belirtmelerine rağmen yetkililerin bu işlemleri yapmadığını beyan etmektedirler.
45. Hükümet, Adilin söz konusu askerlik hizmetini yapmaya elverişli olduğunu araştırmak bakımından, askerlik hizmeti boyunca birçok defa muayene edildiğini ve birliğe katılması sırasında psikolojik tedaviye tabi tutulduğunu belirtmektedir. Bu incelemelerin hiçbirinde, herhangi bir psikolojik rahatsızlık tespit edilmemiştir. Adilin davranışları değişmesi sırasında, yetkililer sağlık muayenesi, yakın gözetim, izin talebinin kabulü gibi gerekli bütün tedbirleri almışlardır. Hükümet, yetkililerin Sözleşmenin öngördüğü yükümlülükleri yerine getirdikleri kanaatindedir. Hükümet, bu yükümlülüklerin insan davranışının öngörülemezliğini dikkate alarak, aşırı bir yük teşkil etmeyeceği görüşündedir.
46. AİHM, yerleşik içtihadı konusunda genel ilkelerine atıfta bulunmaktadır (Bk., bu arada, Kılınç ve diğerleri / Türkiye, no. 40145/98, §§ 40-42, 7 Haziran 2005, Ataman / Türkiye, no. 46252/99, §§ 54-56 ve 63-65, 27 Nisan 2006, Salgın / Türkiye, no. 46748/99, §§ 76-78, 20 Şubat 2007, Abdullah Yılmaz / Türkiye, no. 21899/02, §§ 55-58, 17 Haziran 2008, ve Ömer Aydın / Türkiye, no. 34813/02, §§ 46-48, 25 Kasım 2008).
47. Somut olayda, askeri makamların başvuranların yakınının intihara yakın ve gerçek eğiliminin bulunup-bulunmadığını bildikleri veya bilmeleri gerektiği konusunu incelemek ve şayet cevap olumlu ise, bu tehlikenin gerçekleşmesini önlemek için, kendilerinden makul derecede beklenen her türlü şeyi yapıp-yapmadıklarını araştırmak gereklidir (Tanrıbilir / Türkiye, no. 21422/93, § 72, 16 Kasım 2000).
48. Bu araştırmada AİHMin, tedbirsizlik veya yalnızca karar hatasının ötesine gidilerek, askeri uzmanlara yüklenebilir herhangi bir kusur bulunup-bulunmadığını incelemesi gerekmektedir (anılan, Abdullah Yılmaz, § 57). Aslında, bu tür davalarda, Devletin pozitif yükümlülüklerini Devlete aşırı veya dayanılmaz bir yük yüklemeyecek bir şekilde yorumlamak gerekmektedir (Keenan / Birleşik Krallık, no. 27229/95, § 90, AİHM 2001-III).
49. Sahip olduğu unsurlar bakımından AİHM, Adil'in askerlik hizmeti boyunca ve birliğe katılması sırasında sağlık muayenesinin olağan işlemine tabi tutulduğunu dikkate almaktadır.
50. Hekimler, Adil'in askerlik hizmetini yapmaya elverişli olduğunu değerlendirmişlerdir.
51. Bununla birlikte ilgili, herhangi bir özel sorunundan yetkilileri bilgilendirmemiştir.
52. Maktulün annesi oğlunun psikolojik rahatsızlığının bulunmasına ilişkin yetkilileri 1 Nisan 2009 tarihli bir mektupla bilgilendirdiğini ifade etse dahi, bu açıklamanın doğruluğunu araştırmak için hiçbir unsur bulunmamaktadır. Diğer taraftan AİHM, aksine başvuranların dilekçesinde yakınının herhangi psikolojik rahatsızlığının bulunmadığını ve ölümünden birkaç gün öncesine kadar, askerlik hizmetinin çok iyi koşullarda geçtiğini belirttiklerini gözlemlemektedir.
53. Başka bir deyişle, başvuranların yakınının birliğe katılmadan önce intihara elverişli olduğunu gösterecek akli dengesizlikten muzdarip olduğuna ilişkin herhangi bir belirti bulunmamaktadır.
54. Ayrıca ilgilinin hiyerarşik üstleri veya diğer askerler tarafından aşağılayıcı muamele görmesine ilişkin herhangi bir belirti bulunmamaktadır.
55. Ancak ilgilinin 1 Nisan 2009 tarihinden itibaren psikolojik rahatsızlığının başladığı tespit edilmektedir.
56. Bu durum karşısında askeri makamlar, derhal bazı tedbirler almışlardır.
57. Öncelikle, ilgili bir sağlık muayenesine tabi tutulmuştur. Ardından ilgiliye, olay arifesinde talep ettiği izinlerin kendisine verilmesine karar verilmiştir. Diğer taraftan, ilgilinin gece boyunca dahi hiçbir şekilde yalnız kalmaması bakımından, nöbetleşerek sekiz askerin gözetimi uygulamaya konulmuştur. Kışla gözetmelerine, ilgilinin eline delici veya kesici nesneler geçmemesi için talimat verilmiştir. Adilin, izinleri hakkında aniden karar değiştirmesi sonucunda, yeniden hekime gösterilmiş ve psikiyatrik muayeneye gönderilmesine karar verilmiştir.
58. İlgiliyi muayene eden psikiyatr, üç gün istirahat yazmış ve ilaç tedavisi uygulamıştır. Ayrıca ilgilinin birkaç gün sonra hastaneye yatırılmasına karar vermiştir. Psikiyatr, hastanın kendisi ve çevresi için bir tehlike oluşturmaması gerekçesiyle, derhal hastaneye yatırılması işlemini başlatmamıştır.
59. AİHM'e göre, burada alınan tedbiri uygun bir davranış olarak değerlendirilmektedir.
60. Dolayısıyla, herhangi bir iyi niyet eksikliği veya kötü niyet Adil'in hiyerarşik üstlerine atfedilemez.
61. Psikiyatrın teşhisinden, yakının kendisini öldürmesinin psikiyatr tarafından muayene edilmesinden yalnızca birkaç saat sonra hatalı bir girişim sonucu meydana geldiği doğrudur. Ancak AİHM, muayene sırasında uzmanların vardığı sonuçlan ve sağlık unsurları bakımından hastanın herhangi bir tehlikesi bulunmamasına ilişkin yeniden değerlendirmenin kendisine ait olmadığı kanaatindedir.
62. İnsan davranışının öngörülemezliği ve dosyadaki unsurların bütünü bakımından AİHM, her ne kadar üzüntü verici olsa da mevcut davanın kendine özgü koşullarında, askeri yetkilileri, bu trajediyi engellemek amacıyla daha fazla şey yapmamış olmakla suçlamanın, ilgililere Sözleşmenin 2. maddesinden doğan yükümlülükler bağlamında aşırı ve gerçekdışı bir yük getirdiği kanaatindedir (Bk., karşılaştırılabilir davalar için, Eryılmaz / Türkiye (kabul edilebilirlik kararı), no. 47513/06, §§ 53-61, 2 Ekim 2012, ve Kızmaz / Türkiye (kabul edilebilirlik kararı), no. 58646/10, §§ 47-54, 2 Temmuz 2013).
63. Dolayısıyla AİHM, bu şikayetin de açıkça dayanaktan yoksun olduğu kanaatindedir ve bu şikayeti Sözleşme'nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ile 4. fıkrasına uygun olarak reddetmektedir.
Bu gerekçelerle, AİHM, Oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy