(AİHS m. 6, 13, 37) (TAHSİN ACAR - TÜRKİYE DAVASI) (İLYAS KARAL - TÜRKİYE DAVASI) (TENDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (EBRU VE TAYFUN ENGİN ÇOLAK - TÜRKİYE DAVASI) (AYIK - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 20315/10)
KARARIN ÇEVİRİSİ
24 Mayıs 2011
24 Mayıs 2011 tarihinde, David Thor Björgvinsson Başkanlığında, Hakimler Giorgio Malinverni, Guido Raimondi ve Zabıt Katibi Yardımcısı Françoise Elens-Passosun mevcudiyetinde toplanan heyet, 15 Şubat 2010 tarihinde açılan başvuruyu ve 4 Ocak 2011 tarihinde Savunmacı Hükümet tarafından sunulan ve AİHMyi kararın kayıttan düşürülmesi kararı vermeye davet eden beyan ile başvuran tarafın sözkonusu beyana cevabını incelemiş ve izleyen kararı vermiştir:
OLAYLAR
1973 doğumlu ve Kandırada ikamet eden başvuran Barış İnan Türk vatandaşıdır. Başvuran AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından F.N. Ertekin tarafından temsil edilmektedir.
Tarafların aktardığı şekli ile olaylar şu şeklide özetlenebilir:
8 Eylül 1998 tarihinde, başvuran yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.
18 Eylül 1998 tarihli bir iddianame ile Savcı, Anayasal düzene saldırı suçundan, başvuran ve diğer beş sanık hakkında ceza davası açmıştır.
21 Ekim 2009 tarihli bir kararla, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi başvuranı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etmiştir.
27 Ekim 2009 tarihinde, başvuran, 21 Ekim 2009 tarihli Ağır Ceza Mahkemesinin kararına karşı Yargıtay önünde temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Dava dosyasındaki bilgilere göre, dava Yargıtay önünde derdesttir.
ŞİKAYETLER
AİHSnin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, başvuran, ulusal mahkemeler önünde açılan ceza davasının süresinden şikayetçi olmaktadır.
AİHSnin 13. maddesine atıfta bulunarak, başvuran, şikayetini sunma imkanı sağlayan uygun bir başvuru yolunun bulunmayışından şikayetçi olmaktadır.
HUKUK
Başvuran, dava süresinin uzunluğundan ve bu husustaki şikayetini sunma imkanı sağlayan uygun bir başvuru yolunun bulunmayışından şikayetçi olmaktadır. Başvuran, AİHSnin 6/1 ve 13. maddelerine atıfta bulunmaktadır.
4 Ocak 2011 tarihli bir mektupla Hükümet, başvuru ile ortaya konan sorunun çözüme kavuşması amacıyla tek taraflı deklarasyon metni düzenleme isteğini AİHMnin bilgisine sunmuştur. Ayrıca Hükümet, AİHMye AİHSnin 37. maddesi uyarınca davanın kayıttan düşürülmesi davetinde bulunmuştur.
Bu beyan şu şekildedir:
«Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin AİHM yerleşik içtihadı ışığında uygun olduğu değerlendirmesinde bulunduğu ve her türlü vergiden muaf tutularak tüm maddi ve manevi zararı karşılayacak şekilde başvurana (
) 7.000 (yedi bin) Euro ile yargılama masraf ve giderlerinin tamamı için 500 (beş yüz) Euro ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederim.
Sözkonusu bu miktar ilgili dönemdeki her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilecektir. . Bu miktar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin AİHSnin 37/1 maddesi uyarınca verdiği kararın bildirilmesini müteakip üç ay içinde ödenecektir. Hükümet tarafından ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır. Bu tutarın ödenmesi, davanın nihai çözüme kavuşturulmasını teşkil edecektir.
Hükümet başvuran tarafça başlatılan iç hukuk sürecinin AİHM yerleşik içtihadı uyarınca uzun olduğunu kabul etmektedir (Daneshpayeh-Türkiye no: 21086/04, 16 Temmuz 2009). Hükümet AİHMyi sırasıyla başvurunun incelenmesinin gerekli olmadığını ifade etmeye ve başvurunun AİHSnin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesi kararı vermeye davet etmektedir.
24 Ocak 2011 tarihli bir mektup ile başvuran Hükümetin önerisine karşı çıkmış ve AİHMden başvuruyu incelemeyi sürdürmesini talep etmiştir.
AİHM, AİHSnin 37/1 c) maddesi uyarınca yargı sürecinin her aşamasında dava koşullarının bu maddenin 1. paragrafının a), b) veya c) bentlerinde yer alan durumlardan biri ile sonuçlanması durumunda davanın kayıttan düşürülmesine karar verebileceğini hatırlatır. AİHSnin 37/1 c) maddesi şu şekildedir:
«AİHM başka herhangi bir nedenden ötürü başvurunun incelenmesine devam edilmesi hususunda artık haklı bir gerekçe görmezse.»
AİHM ayrıca, mevcut davanın koşullarında, başvuran başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini talep etse bile, Savunmacı Hükümetin tek taraflı beyanına dayalı olarak 37/1 c) maddesi gereğince davanın kayıttan düşürülebileceğini hatırlatmaktadır.
AİHM bu amaçla, deklarasyon beyanını özellikle Tahsin Acar kararı ışığında yerleşik içtihadından ileri gelen kıstaslar doğrultusunda irdeleyecektir (Bkz. Tahsin Acar-Türkiye (ön inceleme) no: 26307/95; Van Houten-Hollanda (kayıttan düşme), no: 25149/03, İsveç nakliye çalışanları sendikası-İsveç (kayıttan düşme) no: 53507/99, 18 Temmuz 2006; Kalanyos vd.-Romanya no: 57884/00, 26 Nisan 2007; WAZA Spolka zo.o.c.-Polonya no: 11602/02, 26 Haziran 2007; Stark vd.-Finlandiya (kayıttan düşme), no: 39559/02, 9 Ekim 2007;Gloria-Nouvella Wachmann-Gugui-Romanya, başvuru no: 37161/06, 11 Mayıs 2010; ve İlyas Karal-Türkiye, başvuru no: 44655/09, 29 Mart 2011).
AİHM, işbu davanın, AİHSnin 6/1 maddesi bakımından yargılama süresinin uzunluğu ve AİHSnin 13. maddesi bakımından sözkonusu yargılama süresinin uzunluğundan başvurana şikayetçi olma imkanı sağlayan uygun iç hukuk yolu bulunmayışı hakkında olduğunu kaydetmektedir. AİHM, Türkiyeye karşı açılan çok sayıdaki davalarda, makul sürede yargılanma ve makul sürede yargılanma hakkını elde edebilmek için başvurana iç hukukta uygun başvuru yolu imkanı tanınmaması kapsamında yapılan şikayetlere ilişkin olarak Savunmacı Devletlerin yükümlülüklerinin niteliği ve boyutlarını belirtmiştir (bkz, örneğin, Kudla-Polonya, başvuru no: 30210/96; Tendik ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 23188/02, 22 Aralık 2005, Ebru ve Tayfun Engin Çolak-Türkiye, başvuru no: 60176/00, 30 Mayıs 2006, Ayık-Türkiye, başvuru no: 10467/02, 21 Ekim 2008 ve Daneshpayeh-Türkiye, başvuru no: 21086/04, 16 Temmuz 2009).
Savunmacı Hükümetin beyanında dile getirdiği taahhüdün niteliğini ve tazminat olarak ödenecek meblağı - ki bu meblağ benzer davalarda ödenen meblağlara uygundur-dikkate alan AİHM, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini gerektirecek bir durumun kalmadığı sonucuna varmaktadır (37/1 c) madde).
Ayrıca yukarıda bahse konu değerlendirmeler ve bu yöndeki içtihadın net ve çok sayıda oluşu göz önünde bulundurulduğunda AİHM, AİHS ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesini gerekli kılmadığına kanaat getirmektedir. (in fine 37/1).
Son olarak AİHM, Hükümetin tek taraflı deklarasyonundaki taahhütleri yerine getirmediği takdirde AİHSnin 37/2 maddesi uyarınca başvurunun yeniden kayıt altına alınabileceğini hatırlatmaktadır (Josipovic-Sırbistan, başvuru no: 18369/07, 4 Mart 2008).
Bu gerekçelerle, AİHM, oybirliğiyle,
Savunmacı Hükümetin beyanındaki taahhütleri ve yükümlülüklere saygının yerine getirilmesini öngören esasları dikkate almakta;
AİHSnin 37/1 c) maddesi uyarınca davanın kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy