(AİHS m. 3, 35) (HÜSNİYE TEKİN - TÜRKİYE DAVASI) (ERDAGÖZ - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No: 21719/10)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başkan
Neboja Vucinic,
Yargıçlar
Paul Lemmens,
Egidijus Küris
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Camposun katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), Komite olarak, 25 Mart 2010 tarihinde yapılan başvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve başvuranların cevap olarak sunduğu görüşleri dikkate alarak 13 Mayıs 2014 tarihinde gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuran, Bilal Çetiner, Türk vatandaşı olup 1974 doğumludur. Başvuran Mahkeme önünde, Diyarbakırda görev yapan Avukat M. Özbekli tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
2. Başvuran, Hizbullah örgütüne (yasadışı silahlı örgüt) yönelik yürütülen operasyon kapsamında 21 Ocak 2002 tarihinde saat 6 sularında elindeki silahı ve diğer bir şüpheli ile birlikte yakalanmıştır.
3. Yakalama tutanağından, başvuranın elindeki silahı ile karşı gelmesi nedeniyle polislerin zor kullanmak durumunda kaldığı anlaşılmaktadır.
4. Aynı gün, başvuran Batman Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınmıştır.
5. Başvuran gözaltına alınmadan önce sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Batman Devlet Hastanesine götürülmüştür.
6. Aynı gün içerisinde, yani 21 Ocak 2002 tarihinde düzenlenen sağlık raporunda, başvuranın böbrek koliği (nefretik kolik) nedeniyle şikayet ettiği ve sırtında da yaygın bir şekilde morluklar olduğu belirtilmiştir.
7. Başvuran 24 Ocak 2002 tarihinde, gözaltı süresi bitiminde, Batman Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçmiştir.
8. Aynı gün düzenlenen sağlık raporunda, başvuranın böbrek koliği nedeniyle şikayet ettiği ve sırtında da sıyrıklar olduğu belirtilmiştir. Doktor raporda, hastanın vücudunda şiddet izine rastlanılmadığını açıklamıştır.
9. Batman Cumhuriyet Savcısı aynı tarihte, başvuranın ifadesini almıştır.
10. İlgili, ardından Sulh Ceza Mahkemesi huzuruna çıkartılmıştır. Nöbetçi hakim, başvuranın ifadesini aldıktan sonra tutuklanmasına karar vermiştir.
11. Başvuran 25 Ocak 2002 tarihinde, sağlık kontrolünden geçirilmiştir. Sağlık raporu, ilgilinin vücudunda herhangi bir şiddet izine rastlanmadığını ortaya koymaktadır.
12. Aynı gün Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı sorgulaması için Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde görevli polis memurlarına, 10 gün ek gözaltı süresi vermiştir.
13. Başvuran 26 Ocak 2002 tarihinde, söz konusu şubeye bağlı polis memurlarına teslim edilmiştir.
14. Aynı gün, başvuran Batman Hastanesinde muayene edilmiştir. Sağlık kontrolü sonucunda hazırlanmış raporda, ilgilinin sırt bölgesinde hafif kızarıklar olduğu ve böbrek ağrıları nedeniyle şikayet ettiği anlaşılmaktadır. İlgiliye şiddet uygulandığına dair bir bulguya rastlanılmamıştır.
15. Başvuran, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde kaldığı süre zarfınca Diyarbakır Devlet Hastanesinde birçok kez sağlık kontrolünden geçirilmiştir.
16. Başvuran, 28 Ocak 2002 tarihinde hazırlanan rapora göre, böbrek taşı tedavisi görmek üzere hastaneye yatırılmıştır.
17. 4 Şubat 2002 tarihinde düzenlenen sağlık raporunda, başvuranın sırt çukurunda, 5-6 cm çapında non-reaktif hiperemik deri lezyonlarının olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, doktor idrar tahlilleri değerlerini normal olarak değerlendirmiştir.
18. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 4 Şubat 2002 tarihinde, Diyarbakır Emniyet müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi görevlilerine başvuranı ellerinde tutabilmesi için ikinci kez on günlük ek gözaltı izni vermiştir.
19. Başvuran, 5 Şubat 2002 tarihinde saat 01.45te ve 8 Şubat 2002 tarihinde saat 01.50de böbrek ağrıları nedeniyle hastaneye kaldırılmıştır. Başvuran, Diyarbakır Devlet Hastanesinde renal kolik ve idrar yolu enfeksiyonu tedavisi görmüştür.
20. Diyarbakır Hastanesinin 10 Şubat 2002 tarihinde hazırladığı rapora göre başvuran böbrek taşı düşürdüğünü ve bu hastalığı nedeniyle gördüğü tedavinin devam ettiğini söylemiştir.
21. Diyarbakır Hastanesi tarafından hazırlanan 13 Şubat 2002 tarihli sağlık raporu, başvuranın, palpasyonda (elle yapılan muayenesinde) bel bölgesi, penis başı ve sağ testisine yönelik yapılan ağrı ve duyarlılık testine ilişkindir. Başvuranın idrar testinde 4-5 eritrosit ve 2-3 lökosit çıkmıştır.
22. Başvuran, 14 Şubat 2002 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde sorgulandıktan sonra sağlık kontrolünden geçmiştir. İlgilinin vücudunda herhangi bir şiddet izine rastlanmamıştır.
23. Aynı gün, başvuran yerleştirildiği Batman Cezaevinde bulunan cezaevi doktoru tarafından muayene edilmiştir. Bu bağlamda oluşturulan raporda, başvuranın vücudunda herhangi bir şiddet izine rastlanılmadığını ortaya koymaktadır.
24. Başvuran, 18 Şubat 2001 tarihinde Batman Cumhuriyet Savcısına, kendisine işkence ettiğini ileri sürdüğü Batman Emniyet Müdürlüğü polis memurları hakkında şikayetçi olmuştur. Batmanda gözaltında tutulduğu sırada işkenceye maruz kaldığını ileri sürmektedir. Bu iddiasına ilişkin, başvuran vücudunun çeşitli bölgelerine, özellikle testislerine elektroşok uygulandığını; elektrik verilmeden önce ve sonra soğuk su ile ıslatıldığını; çok susamasına rağmen, su vermediklerini; elektrik verildikten sonra çıplak vaziyette kollarından saatlerce asılı kaldığını; son olarak ta ölümle tehdit edildiğini söylemiştir.
25. Savcı, başvurana sağlık raporu düzenleyen doktorların ifadesini almıştır. Doktorların tamamı, başvuranın vücudunda işkence yapıldığına dair herhangi bir ize rastlanılmadığını beyan etmiştir.
26. Savcı ayrıca, şikayetlerini yineleyen başvuranın ifadesini de almıştır.
27. Batman Cumhuriyet Savcısı, 6 Kasım 2002 tarihli ceza soruşturması sonucunda, başvuranın iddialarının somut delil unsurlarına dayandırılmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiştir. Savcı, ilgiliyi muayene eden doktorların ifadelerini ve bu doktorların ilgili üzerinde işkence yapıldığına dair herhangi bir bulguya rastlamadıklarına dair açıklamalarını dikkate alarak söz konusu kararı almıştır. Savcı, müştekinin sırt çevresinde bulunan yara izlerinin yakalama esnasında oluştuğu kanaatindedir. Savcı ayrıca, başvuranın 18 Şubat 2002 tarihli şikayetinin ardından yeni bir sağlık kontrolünden geçmeyi kabul etmediğini de soruşturmaya eklemiştir.
28. Başvuran, 8 Nisan 2010 tarihinde 6 Kasım 2002 tarihli kararın tebliğ edilmediğini ileri sürerek Batman Emniyet Müdürlüğündeki polis memurları hakkındaki şikayetine ilişkin ceza soruşturmasının sonucu hakkında bilgi edinmek için Batman Savcılığına dilekçe yazmıştır.
29. Nitekim 6 Kasım 2002 tarihli takipsizlik kararı başvurana, 22 Nisan 2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.
30. Başvuran işbu takipsizlik kararına karşı Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz etmemiştir.
31. Başvuran 26 Mart 2010 tarihinde, Batmandaki polis memurları ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polis memurları hakkında da şikayette bulunmuştur.
32. Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı 8 Nisan 2010 tarihinde, başvuranın ifadesini almıştır. Başvuranın ifadesinin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir;
26 Mart 2010 tarihinde cezaevinden, ben size bir dilekçe gönderdim. Şikayetimi yineliyorum. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde yirmi gün kaldım. Polisler bana işkence yaptılar. Bana elektroşok verdiler. Üzerime soğuk su tutuldu. Filistin askısına maruz kaldım. Gözlerim bağlıydı. Polislerin kim olduğunu teşhis edemedim ama çok kalabalık olduklarım biliyorum.
E.K. ve M.B. bu kötü muamelelere tanık oldular.
Doktorlar beni yalnız muayene ettiler. Polisler içeri girmek istediler ancak doktorlar onlara izin vermedi.
Diyarbakır Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesindeki polis memurları hakkında ilk kez şikayette bulunuyorum. Daha önce, Batman Emniyet Genel Müdürlüğündeki polis memurları hakkında da şikayette bulunmuştum.
33. Savcı, 30 Nisan 2010 tarihinde E.K. ve M.B.nin ifadesini almıştır. E.K. ve M.B. özellikle aşağıdaki ifadeleri dile getirmişlerdir:
E.K.: Bilal ile birlikte gözaltındaydım. Onu Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü nezarethanesinde, polislerin elinde çıplak vaziyette gördüm. Benim hücrem onunkine uzaktı, polislerin ona ne yaptığım bilmiyorum. Fakat sorgusu sırasında, ilgilinin çığlıklarım duydum.
M.K.: Diyarbakır Emniyet Müdürlüğündeki sorgulamalar sırasında gözlerim bağlıydı. Bir ara, gözümdeki bağı çözebilmeyi başardım ve Bilalı, radyatör boruları üzerine kurulmuş Filistin askısına bağlandığım gördüm. Bununla birlikte çığlıklarını duydum ancak polislerin ona ne yaptığını göremedim.
34. Savcı, 2002 yılındaki gözaltı sürecinde, başvuran adına düzenlenmiş sağlık raporlarını dikkate alarak Adli Tıp Kurumudan görüş sunmasını istemiştir.
35. Adli Tıp Kurumunun 1 Haziran 2010 tarihli bilirkişi raporunda başvuranın böbrek ağrıları nedeniyle birçok kez hastaneye sevk edildiğini ve idrar yolu enfeksiyonu ile böbrek taşları için gerekli tıbbı tedaviyi gördüğünü, sağlık raporunda da başvuranın maruz kaldığını iddia ettiği işkence, darp ve de şiddet iddialarını doğrulayan herhangi bir kanıta rastlanılmadığını ortaya koymaktadır.
36. Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı, özellikle Adli Tıp Kurumunun raporuna dayanarak 26 Haziran 2010 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı dair karar vermiştir. Savcı, tanıkların Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvuranla aynı davadan cezalandırılmış olmalarını göz önüne aldığında tanıkların tarafsızlığı konusunda şüphelerini dile getirmiştir. Savcı, şikayet konusu olan Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü polis memurları aleyhinde cezai takibat başlatmak için yeterli delil bulunmadığı kanısındadır.
37. Başvuran, 26 Haziran 2010 tarihli takipsizlik kararına karşı itiraz etmiştir.
38. Siverek Ağır Ceza Mahkemesi, 29 Eylül 2010 tarihli kararıyla, dosyada bulunan unsurlara dayanarak, itiraz edilen kararın usule ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, başvuranın itirazını reddetmiştir.
ŞİKAYETLER
39. Başvuran Sözleşmenin 3. maddesini ileri sürerek, Batman Emniyet Müdürlüğü ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde işkenceye maruz kalması nedeniyle şikayet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
40. Başvuran, dava koşullarının, aşağıda yer alan Sözleşmenin 3. maddesini ihlal ettiklerini iddia etmektedir:
Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.
41. Hükümet, söz konusu iddialara karşı çıkmaktadır.
42. Batman Emniyet Müdürlüğü binasında kötü muamele yapıldığı iddiasına ilişkin olarak Mahkeme, başvuranın şikayetinin sonucu hakkında bilgi edinmek için yaklaşık sekiz yıl beklediğini buna karşın, 22 Nisan 2010 tarihinde bilgisine sunulan 6 Kasım 2002 tarihli takipsizlik kararına karşı da Ağır Ceza Mahkemesi önünde itiraz etmediğini gözlemlemiştir. Dolayısıyla başvuran, Sözleşmenin 35. maddesinin 1. fıkrası uyarınca iç hukuk yollarını tüketmemiştir.
43. Mahkeme, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde kötü muamele yapıldığı iddiasına ilişkin olarak, başvuranın, şikayet etmek için sekiz yıl beklediğine dikkat çekmektedir. Savcı, başvuranın ifadesini almıştır. Savcı, aynı zamanda ilgilinin şahit olarak gösterdiği diğer iki kişinin de ifadesini almıştır. Ayrıca, başvuranın gözaltında kaldığı sırada, başvuran adına 2002 yılında düzenlenen raporları dikkate alarak Adli Tıp Kurumundan görüş sunmasını istemiştir. Savcı caza soruşturması sonucunda, şikayet edilen polis memurları aleyhinde yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesi başvuranın itirazından hareketle, itiraz edilen kararı yasaya uygun olduğu gerekçesiyle onamıştır.
44. Bu bağlamda, Mahkeme, Sözleşmenin 3. maddesine aykırı olduğu iddia edilen muamelelerin uygun delil unsurları ile desteklenmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (bk. Hüsniye Tekin/Türkiye, No. 50971/99, § 43, 25 Ekim 2005 ve Martinez Sala ve diğerleri/İspanya, No. 58438/00, § 121, 2 Kasım 2004).
45. Mahkeme, iddia edilen olayların tespiti için her türlü makul şüphenin ötesinde kriterinden yararlanmaktadır, bu türden bir delil yeteri kadar ciddi, açık ve birbiriyle uyumlu bir dizi emareden ya da çürütülemeyecek karinelerden oluşabilir (İrlanda/Birleşik Krallık, 18 Ocak 1978, A serisi No. 25, § 161 sonunda (in fine), ve Labita/İtalya (BD), No. 26772/95, §§ 121 ve 152, AİHM 2000-IV).
46. Dosyadaki unsurlar ışığında Mahkeme, başvuranın beyanlarını inandırıcı bulmamıştır. Keza başvuran, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memurları hakkında şikayet etmek için sekiz yıl beklemesine ilişkin nedeni konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Nitekim sağlık raporları sonuçları, ilgilinin dile getirdikleriyle örtüşmemektedir.
47. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranın tutukluluğu sırasında Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü polis memurları tarafından her türlü şüphenin ötesinde 3. maddeye aykırı muamelelere maruz kaldığını destekler nitelikte unsur veya emarelere sahip değildir (Hüsniye Tekin/Türkiye, anılan, § 50 ve Erdagöz/Türkiye, 22 Ekim 1997, Karar ve Hüküm derlemeleri 1997-VI, § 42).
48. Usul bakımından Mahkeme, başvuranın şikayeti üzerine, iç hukukta ceza soruşturması başlatıldığını gözlemlemiştir. Mahkeme, bu soruşturmanın tarafsız ve bağımsız bir şekilde yürütüldüğü kanaatindedir. Bu soruşturmanın yeterli bir biçimde veya çekişmeli olarak yürütülmediğini ve başvuranın soruşturmaya yeterince katılmadığını söylemek mümkün değildir. Mahkemeye göre, soruşturmanın ciddi ve kapsamlı bir şekilde yapılmadığına dair kuşku doğuracak herhangi bir eksiklik mevcut değildir.
49. Dolayısıyla başvuranın şikayetleri Sözleşme nin 35. maddesinin 3. fıkrası gereğince açıkça dayanaktan yoksundur.
50. Sonuç olarak, yukarıda belirtilen hususlar ışığında mevcut başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy