(AİHS. 3, 35) (HÜSEYİN YILDIRIM - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 32697/10)
14 Mayıs 2013 tarihinde,
Başkan
Guido Raimondi
Yargıçlar
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Andras Sajo,
Işıl Karakaş,
Nebojsa Vucinic,
Helen Keller
ve Daire Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Daire) gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde 28 Mayıs 2010 tarihinde aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Mehmet Ezer, 1978 doğumlu olan T.C. vatandaşıdır ve İstanbulda ikamet etmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet), kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
2. Başvuran, 2006 yılında, hapis cezasına mahkûm edilmiş ve Siirt Cezaevinde bulunmaktadır.
3. Başvuran cezasını çektiği sırada, sağlık sorunları meydana gelmiştir.
4. Siirt Devlet Hastanesinde, 7 Temmuz 2009 tarihinde kan tahlili yapılarak başvurana Kronik Hepatit B teşhisi konulmuştur.
5. Başvuran, özel bakım ünitesi bulunmadığından, 12 Ağustos 2009 tarihinde Diyarbakır - Dicle (Siirte 187 km uzaklıkta olan) Üniversitesi Hastanesine sevk edilmiştir ve burada daha kapsamlı tıbbi bir muayeneden geçirilmiştir.
6. Hekimler, başvuranın Kronik Hepatit B taşıyıcısı olduğunu doğrulamışlardır ve başvurana on iki ay sürecek olan ilaç tedavisini uygun görmüşlerdir. Ayrıca hekimler, başvuranın hastalık seyri hakkında düzenli aralıklarla muayene gerektirdiğinin altını çizmişlerdir.
7. Başvuran, 2 Eylül, 12 Ekim ve 28 Ekim 2009 tarihlerinde, uygun tıbbi bakımdan yararlanmak için hastaneye nakledilmiştir.
8. Cezaevi, 9 Aralık 2009 tarihinde, başvuranın Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesine 21 Ocak 2010 tarihi olarak belirlenen bir sonraki transfer işlemini sağlamak amacıyla gerekli izinleri toplamıştır.
9. 16 Ocak 2010 tarihinde düzenlenen tutanakta belirtildiğine göre, araç yokluğu nedeniyle bu nakil işlemi gerçekleştirilememiştir.
10. Başvuran, 21 Ocak 2010 tarihinde, hekimlerin bu konuda talimatı bulunmasına rağmen hastaneye sevk işleminin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek cezaevi müdürlüğünü hakkında şikayette bulunmuştur. 11. Siirt Cumhuriyet savcısı, 26 Ocak 2010 tarihinde, başvuranın ifadesini almıştır. Başvuranın ifadesi aşağıdaki gibidir:
21 Ocak tarihli başvuruyu tarafınıza ilettim. Kronik Hepatit B hastalığından muzdaripim. Siirt Hastanesinin imkanlarının yetersiz olması nedeniyle Dicle - Diyarbakır Üniversite Hastanesi hekimleri tarafından takip edilmekteyim. Bu hastaneye sevk işlemi Adalet Bakanlığı tarafından kabul edilmesine rağmen, cezaevinin imkanlarının yetersiz olduğu gerekçesiyle bir aydır nakil işlemi gerçekleştirilmemiştir. Suç duyurusunda bulunmak istiyorum. En kısa süre zarfında hastaneye sevk işleminin gerçekleştirilmesini talep ediyorum.
12. Savcı, Siirt Cezaevi Müdürlüğünün ilgilinin Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesine sevkinin yapılması talebiyle Jandarma Komutanlığına bir yazı gönderdiğini tespit etmiştir ancak Komutanlık 16 Ocak 2010 tarihli cevabi yazısında söz konusu nakil işlemi için öngörülen masrafların cezaevi tarafından karşılanmadığı gerekçesiyle ilgilinin transferinin gerçekleştirilme talebini reddetmiştir.
13. Savcı, 9 Şubat 2010 tarihinde, söz konusu kişilerin görevlerinin icrası esnasında herhangi bir ihmal ya da kusuru bulunmadığına kanaat getirerek, ilgililer hakkında takipsizlik kararı vermiştir.
14. Başvuran 24 Şubat 2010 tarihinde Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesine sevk edilmiştir ve uygun tıbbi bakımdan faydalanabilmiştir.
15. Batman Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Mart 2010 tarihinde, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvuranın itiraz ettiği takipsizlik kararını onaylamıştır.
16. Başvuran, 24 Mayıs, 24 Haziran, 15 Ekim ve 5 ile 10 Kasım 2010 tarihlerinde Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesine sevk edilmiştir ve uygun tıbbi bakımdan faydalanabilmiştir.
ŞİKAYETLER
17. Başvuran bir yandan, Siirt Cezaevinde Hepatit B hastalığına yakalandığını beyan etmektedir. Diğer yandan, cezaevi yetkililerince yeterli imkanların bulunmadığı gerekçe gösterilerek Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesine sevkinin gerçekleştirilmediğini dolayısıyla hastalığı sebebiyle gereken tıbbi tedaviden faydalanamadığını iddia etmektedir. Başvuran, bu durumun fiziksel ve zihinsel olarak sağlığında ciddi derecede etkiler bıraktığı kanaatindedir. Başvuran, Sözleşmenin herhangi bir maddesini ileri sürmemektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
18. Başvuran, cezaevinde Hepatit B hastalığına yakalandığını, uygun tıbbi bakımdan yoksun bırakıldığını ve tedavi edilmemesi nedeniyle fiziksel ve zihinsel olarak ciddi derecede sıkıntı geçirdiğini beyan etmektedir. Başvuran, insanlık dışı ve alçaltıcı muamele gördüğünü belirterek bu durumdan şikayet etmektedir.
19. Hükümet, bu iddiayı reddetmektedir.
20. Hükümet öncelikle, başvuranın şikayetlerini ulusal makamlar nezdinde ileri sürmediğini iddia etmektedir.
21. Hükümet, diğer itirazında ilgilinin sağlık durumuna ilişkin hem cezaevinde hem de hastanede gerekli tüm tedavilerin yapıldığını iddia etmektedir.
22. Hükümet, özellikle ilgilinin on sağlık muayenesinden birine gitmediğini ve bu koşullarda Sözleşmenin 3.maddesini ihlal edildiğini değerlendirmenin orantısız olacağını belirtmektedir.
23. Başvuran, iddialarını yinelemekte ve söz konusu tıbbi tedavinin uygulanmasını cezaevi yönetiminin kasten engellediğini iddia etmektedir.
24. Dosyadaki tüm unsurları ve tarafların görüşlerini inceledikten sonra, AİHM, Hükümet tarafından ileri sürülen kabul edilemezlik itirazının incelenmesinin gerekli olmadığını başvurunun her halükarda, aşağıda belirtilen gerekçelerle dayanaktan yoksun olduğu nedeniyle kabul edilemez olduğunu belirtmektedir.(bkz. diğer birçok kararlar arasında Herve-Patrick ve Beatrice Stella ve Fransa Ulusal Aile Federasyonu v. Fransa (kabul edilebilirlik kararı), no. 45574/99, 18 Haziran 2002, L.M ve F.I v. İtalya (kabul edilebilirlik kararı), no. 14316/02, 20 Ocak 2009 ve Taş top ve diğerleri v. Türkiye (kabul edilebilirlik kararı), no. 23158/09, 14 Şubat 2012).
25. AİHM, öncelikle Sözleşmenin 3.maddesi bağlamında, özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilerin insan onuruna yakışır bir şekilde ve uygun koşullarda tutuklu kalmalarının sağlanması gerektiğini ve tutukluk koşullarının, tutuklu kimselerde zaten tutukluluğun içerisinde mevcut bulunan sıkıntının üzerinde sıkıntıya yol açmamasının sağlanması konusunda taraf Devletlerin pozitif yükümlülüğü olduğunu hatırlatmaktadır.
26. AİHM, ayrıca tutukluda doğal olarak meydana gelen fiziksel veya zihinsel bir hastalığa bağlı, ızdırabın yerel makamların sorumlu olduğu cezaevi koşulları nedeniyle şiddetlenme riski olan durumlarda, bu konunun artık Sözleşmenin 3. Maddesi bağlamında incelenebileceğini hatırlatmaktadır. Tutuklunun sağlık ve sıhhatinin, cezaevi koşullarına ilişkin gereksinimler dikkate alınarak, uygun bir şekilde özellikle de gerekli tıbbi bakımdan faydalandırılarak yönetim tarafından sağlanması gerekmektedir.
27. Böylelikle, hasta olan kişinin maddi ve tıbbi olarak uygun olmayan koşullarda tutulmasının, genellikle Sözleşmenin 3.maddesine aykırı bir muamele teşkil edebilmektedir (bkz, örneğin, Hüseyin Yıldırım v. Türkiye, no. 2778/02, 73.paragraf, 3 Mayıs 2007, Tekin Yıldız v. Türkiye, no. 22913/04, 70 ile 71.paragraflar, 10 Kasım 2005, Jalloh v. Almanya (BD), no. 54810/00, 68.paragraf, AİHM 2006-IX, Mouisel v. Fransa, no. 67263/01, 40.paragraf, AİHM 2002-IX, Gelfmann v. Fransa, no. 25875/03, 50.paragraf, 14 Aralık 2004, Kudla v. Polonya (BD), no. 30210/96, 94.paragraf, AİHM 2000-XI, Riviere v. Fransa, no. 33834/03, 74.paragraf, 11 Temmuz 2006, İlhan v. Türkiye (BD), no. 22277/93, 87.paragraf, AİHM 2000-VII ve Farbtuhs v. Letonya, no. 4672/02, 51. paragraf, 2 Aralık 2004).
28. AİHM, somut olayda başvuranın bu konuya ilişkin destekleyici kanıt sunmaksızın Hepatit B virüsüne cezaevi koşullarında yakalandığını belirtmekle yetindiğini gözlemlemektedir. Başvuran özellikle cezaevi koşullarıyla ilgili olarak herhangi bir şikayette bulunmamıştır. Başvuran, özellikle hijyen sorunu veya bu bağlamda yönetime yüklenebilir herhangi bir özen eksikliğine ilişkin şikayette bulunmamıştır. Şikayet ve kuvvetli bilgi bulunmaması nedeniyle davanın bu yönü hakkında Mahkeme, derinlemesine bir incelemeye gerek görülmemektedir.
29. Böylelikle, ihtilaf konusu olay başvuranın cezaevinde uygun tedaviden faydalanıp faydalanamamasıdır. AİHM, öncelikle ilgilinin Siirt Cezaevinde cezasını çektiği sırada sağlık sorunlarının olduğunu da dikkate almaktadır (yukarıdaki 3.paragraf).
30. AİHM, cezaevi yetkililerinin, başvuranı hastaneye sevk ederek titiz ve etkili bir şekilde davrandıkları kanaatindedir.
31. Ayrıca, başvuranın hastaneye yatırılması, kendisinde bir hastalığının var olduğunu teşhis etmeyi sağlamıştır.
32. İlgili, uzun süre tıbbi tedavi görmüştür.
33. Başvuran, düzenli aralıklarla hastaneye sevk edilmiştir.
34. Başvuranın 21 Ocak 2010 tarihindeki muayenesine gelmediği (yukarıdaki 9.paragraf), ancak 24 Şubat 2010 tarihinde periyodik sağlık kontrolü için hastaneye sevk edildiği doğrudur (yukarıdaki 14.paragraf).
35. AİHM, dolayısıyla söz konusu koşullarda, cezaevi yönetimin olması gereken zamanda araç yokluğu nedeniyle meydana gelen yaklaşık bir aylık sevk gecikmesinin başvuran için alçaltıcı bir muamele gibi değerlendirilemeyeceği kanaatindedir.
36. AİHM, başvuranın sağlık dosyasının incelenmesinde, iddia edilen gecikme nedeniyle ilgilinin sağlık durumunun bozulduğunu düşündürecek herhangi bir unsur bulamamıştır.
37. Başvuranın, soruşturma yapılmadığına ilişkin şikayeti bağlamında AİHM, ayrıca yetkililerin, ilgilinin şikayetlerini dikkate aldıklarını ve hastaneye sevkin gecikme nedenini belirlemeyi amaçlayan bir soruşturma başlattıklarını göz önüne almaktadır. AİHM dosya kapsamına göre, olayları aydınlatmaya ilişkin soruşturma organlarının iradesinden hiçbir şekilde şüphe oluşturmadığı ayrıca meydana gelen aksaklıkların ne daimi ne de kasıtlı olmadığı kanaatindedir (bkz, ayrıca aynı bağlamda, Dermanovic v. Sırbistan, no. 48497/06, 60 ile 61.paragraflar, 23 Şubat 2010).
38. Dolayısıyla, yukarıda belirtilenler ışığında AİHM, başvurun Sözleşmenin 35.maddesinin 3 ile 4.fıkraları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
Bu gerekçelerle, AİHM, Oybirliğiyle
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy