(AİHS m. 11, 29, 34, 41, 44) (2709 S. K. m. 53) (6009 S. K. Geç. m. 8) (DEMİR VE BAYKARA - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru No.38927/10, 47475/10 ve 47476/10)
KARAR
STRAZBURG
18 Şubat 2014
İşbu karar Sözleşmenin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
Tüm Bel-Sen/ Türkiye Davasında,
Başkan,
Guido Raimondi,
Yargıçlar,
Işıl Karakaş,
Peer Lorenzen,
Dragoljub Popovic,
Andrâs Sajö,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith'in katılımıyla Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 28 Ocak 2014 tarihinde gerçekleştirdiği müzakereler neticesinde, anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (No. 38927/10, 47475/10 ve 47476/10) davanın temelinde, Tüm Bel-Sen Sendikasının (başvuran) 6 Mayıs 2010 (ilk başvuru için) ve 31 Mayıs 2010 tarihlerinde (diğer iki başvuru için) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşmenin (Sözleşme) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu üç başvuru bulunmaktadır.
2. Başvuran, Ankara'da görevli Avukatlar S. Karaduman ve S. Şahin Kılınç tarafından temsil edilmektedir. Türk Hükümeti (Hükümet) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Başvuran, Sayıştay tarafından toplu iş sözleşmesi görüşmelerini yapma yetkisinin tanınmaması yönünde alınan kararlar nedeniyle Sözleşmenin 11. maddesi ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
4. Başvurular, 7 Şubat 2011 tarihinde, Hükümete tebliğ edilmiştir. Sözleşme'nin 29. maddesinin 1. fıkrası gereğince, ilgili Daire tarafından davanın esası ve kabul edilebilirliği hakkında birlikte karar verilmesi kararlaştırılmıştır.
OLAYLAR
I. DAVANIN KOŞULLARI
5. Başvuran, Tüm Bel - Sen, 1990 yılında, çeşitli belediyelere mensup memurlarca kurulmuş ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olan bir sendikadır (« Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası »). Sendikanın genel merkezi İstanbul dadır.
6. Başvuran, belirtilmeyen tarihlerde Ordu Belediyesi (Başvuru No. 38927/10) ve Bademli Belediyeleri ile (Başvuru No. 47475/10 ve 47476/10) toplu sözleşmeler imzalamıştır. Bu toplu sözleşmeler, ilgili belediyelerin hizmetlerinde özellikle maaş, ödenek ve sosyal yardım hizmetleri gibi çalışma koşullarına ilişkin tüm hususları kapsamaktadır. Söz konusu sözleşmeler uyarınca, belediyeler, başvuran sendikanın üyesi olan memurlara kanunla belirlenen maaşlarla birlikte bazı ek ödemeler yapmaktadır.
7. Bu sözleşmeler, Sayıştay tarafından incelenmiştir. Sayıştay, 24 Mart 2009 (Başvuru No. 38927/10) ve 16 Haziran 2009 (Başvuru No. 47475/10 ve 47476/10) tarihlerinde kesinleşen kararlar ile, söz konusu ek ödeneklerin ödenmesine izin veren ve ödemeyi gerçekleştiren muhasiplerin, bu ödemeleri Devlet bütçesine iade etmeleri gerektiği kanısına varmıştır.
8. Sayıştay, bu bağlamda memurların hak ettikleri maaş ve ödenekler dâhil olmak üzere, statüsünün, aynı zamanda belediye memurlarının da tabi olduğu 657 sayılı Kanun ile belirlendiğini ve memurların kanunda öngörülen gelirlerden başka herhangi bir gelir elde edemeyeceklerini hatırlatmıştır. Sayıştay, 23 Temmuz 1995 tarihinde Anayasanın 53. maddesinde yapılan değişikliğin ve 25 Haziran 2001 tarihinde 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun kabul edilmesinin ardından, şüphesiz bu tür sendikaların belli temsil koşulları çerçevesinde toplu görüşme yapma haklarının bulunduğu, ancak işverenleriyle bu tür anlaşmalar yapabilen İş Kanununa tabi işçi sendikalarının aksine, söz konusu idareler ile doğrudan geçerli toplu sözleşme imzalama haklarının bulunmadığı kanısına varmıştır.
9. Sayıştay tarafından 24 Mart 2009 tarihinde verilen nihai kararlar, Ordu Belediyesinde görevli söz konusu edilen muhasiplere 6 Kasım 2009 tarihinde tebliğ edilmiştir.
10. Bademli Belediyesine ilişkin olarak, Sayıştay tarafından 16 Haziran 2009 tarihinde verilen nihai kararlar, söz konusu edilen muhasiplere 22 Şubat 2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.
II İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMASI
11. İlgili iç ve uluslararası hukuk için Demir ve Baykara / Türkiye kararına bakınız ((BD), No. 34503/97, §§ 34-51, 12 Kasım 2008).
12. 27 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe giren 6009 sayılı Kanunun ek 8. maddesine göre, memurlara sosyal yardım adı altında ödeneklerin ödenmesine izin veren ve bu ödemeyi gerçekleştiren muhasipler/muhasebeciler, başvuran sendikalar tarafından imzalanan toplu sözleşmelere uygun olarak tesis edilen fazla meblağları artık Devlet bütçesine geri aktarmak zorunda değillerdir.
13. 4 Nisan 2012 tarihinde 4688 sayılı Kanuna getirilen değişiklik ile, kamu görevlileri sendikaları için toplu sözleşme görüşmeleri yapma ve İdare ile anlaşmaya varılması durumunda bu sözleşmeleri imzalama hakkı açıkça tanınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
I. BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİ İLE İLGİLİ OLARAK / HAKKINDA
14. AİHM, başvuruların, ortaya konulan hukuki konular bakımından benzerlik gösterdiğini dikkate alarak, İçtüzüğünün 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca başvuruların birleştirilmesine ve tek bir karar altında birlikte incelenmesine karar vermiştir.
II. SÖZLEŞMENİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
15. Başvuran, Sayıştay tarafından toplu iş sözleşmesi görüşmelerini yapma yetkisinin tanınmaması yönünde alınan kararlar nedeniyle, belediye memurlarının, Sözleşmenin 11. maddesinde öngörüldüğü şekilde, kendi menfaatlerini korumak için sendika kurma ve sendikalara katılma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Anılan hüküm aşağıdaki gibidir.
1. Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir.
2. Bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
16. Hükümet, kabul edilebilirliğe ilişkin iki itirazda bulunmuştur: Biri, Sözleşmenin 11. maddesinin konu yönünden (ratione materiae) memurlara uygulanamazlığı, diğeri ise başvuranın mağdur sıfatını kaybetmesi hususundaki itirazdır.
17. Başvuran, Hükümet tarafından sunulan bu itirazları reddetmektedir.
18. AİHM, Sözleşmenin konu yönünden (ratione materiae) uygulama alanına ilişkin olarak ortaya çıkan itirazda, Demir ve Baykara / Türkiye (34503/97 no.lu, 12 Kasım 2008) davasının esasıyla bu itirazı birleştirdiğini hatırlatmıştır. Mahkeme, mevcut davada farklı bir sonuca varmayı gerektiren herhangi bir gerekçe görmemektedir.
19. Hükümet, mağdur sıfatının kaybedilmesi hususundaki itirazla ilgili ise 27 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe giren 6009 Sayılı Kanunun ek 8. maddesi uyarınca memurlara sosyal yardım adı altında yapılan ödeneklerin ödenmesine izin veren ve bu ödemeyi gerçekleştiren muhasebecilerin kamu görevlileri sendikaları tarafından imzalanan toplu sözleşmelere uygun olarak tesis edilen fazla meblağları artık Devlet bütçesine geri aktarmak zorunda olmamaları nedeniyle, kamu görevlileri sendikalarının temsil ettiği başvuran ve memurların mağdur sıfatlarını kaybettiklerini iddia etmektedir.
20. AİHM, Hükümetin bu itirazının daha ziyade davanın esasına ilişkin sorunların incelenmesiyle ilgili olduğunu ve bu bağlamda ele alınacağını göz önünde bulundurmuştur. Mahkeme, bu itirazı da davanın esasıyla birleştirmiştir.
21. AİHM, başvurularda herhangi bir kabul edilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle, başvuruların kabul edilebilir olduğu belirtilmelidir.
B. Esas Hakkında
22. Başvuran, Sayıştay tarafından toplu iş sözleşmesi görüşmelerini yapma ve bu sözleşmeleri işveren kamu kurumuyla/devlet organıyla uzlaşılması halinde imzalama yetkisinin tanınmaması yönünde alınan kararlar nedeniyle Sözleşmenin 11. maddesi ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
23. Hükümet, davanın, Demir ve Baykara \ Türkiye davasında ele alınan sorunu teşkil eden, sendika kurma ve toplu sözleşmeler imzalama haklarıyla ilgili olmadığını, fakat konuyu düzenleyen yürürlükteki mevzuatta öngörülmeyen ve sosyal yardım adı altında bazı ödeneklerin ödenmesiyle ilgili olduğunu ileri sürerek, bu iddiayı kabul etmemektedir.
24. AİHM, Demir ve Baykara / Türkiye davasında (No.34503/97, 12 Kasım 2008), idare ile yapılan toplu görüşmeler sonucunda başvuran sendika tarafından imzalanan toplu sözleşmenin Yargıtay tarafından geriye dönük işleyecek şekilde iptali nedeniyle AİHSnin 11. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır. Başvuran sendika üyelerinin, muhasebecileri hakkında Sayıştay tarafından soruşturma yürütülen idareye ek ödemeleri geri vermek zorunda kalmaları, başvuranlar tarafından görüşülen ve imzalanan sözleşmelerin geçerliliğini yitirmiş olmasının sonuçlarından sadece biridir.
25. AİHM, dolayısıyla Sayıştayın başvuran sendikanın idareyle birlikte imzaladığı toplu sözleşmeleri ve bu sözleşmeler ile öngörülen ek ödemeleri geçersiz saymaya devam etmesi nedeniyle, mevcut davada ortaya konulan hukuki sorunların Demir ve Baykara davası çerçevesinde incelediği sorunlardan farklı olmadığı kanaatindedir.
26. AİHM / Mahkeme, söz konusu toplu sözleşmeler uyarınca ek ödeneklerin ödenmesine izin veren ve bu ödemeleri gerçekleştiren belediye muhasiplerinin, Temmuz 2010 tarihinde gerçekleştirilen mevzuat değişikliği ile, bu hususta artık soruşturmalara tabi tutulmadıkları gerekçesiyle yaptıkları ödemeleri Devlet bütçesine geri ödemek zorunda olmadıklarını dikkate almaktadır. Bununla beraber, belirtilen mevzuat değişikliği memur sendikaları tarafından imzalanmış toplu sözleşmelerin geçerliliğini tanımamış, ancak bu tanımama durumunun olumsuz etkilerinden birini askıya almakla / ertelemekle yetinmiştir. Memur sendikalarının, idareyle uzlaşılması halinde, toplu sözleşmeleri görüşme ve imzalama haklarının yalnızca 2012 yılında gerçekleştirilen mevzuat değişikliği ile tanınması nedeniyle başvuran sendikanın olayların meydana geldiği sırada idareyle görüştüğü ve imzaladığı toplu sözleşmelerin hükümlerini uygulatma imkânı bulunmamaktadır.
27. Bu mülahazalar / değerlendirmeler ışığında, AİHM, idareyle başvuran sendika arasında yapılan toplu görüşmeler sonucu imzalanan toplu sözleşmelerin hükümsüz olduğunu kabul eden Sayıştayın söz konusu kararlarının, söz konusu sendikanın AİHSnin 11. maddesi ile güvence altına alınan sendikal faaliyetlerini yürütme hakkına yapılan haksız müdahaleyi teşkil ettiği sonucuna varmaktadır (aynı anlamda, Demir ve Baykara / Türkiye, No. 34503/97, 12 Kasım 2008, §§ 159-170).
28. Yukarıda kaydedilenleri/belirtilenleri göz önüne alan AİHM, Hükümetin ilk itirazlarını reddetmekte ve somut olayda, Sözleşmenin 11. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
29. Sözleşmenin 41. maddesi şunu öngörmektedir:
Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyet uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.
A. Tazminat
30. Başvuran, maruz kaldığı manevi zarar bağlamında 30 000 Avro (EUR) talep etmektedir.
31. Hükümet bu iddiaları kabul etmemektedir.
32. AİHM, başvurana iptal edilen her bir toplu sözleşme için manevi tazminat bağlamında 5 000 Avro (EUR) ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir. AİHM, başvurana bu bağlamda toplam 15 000 EUR ödenmesi gerektiğine karar vermiştir.
B. Masraf ve giderler
33. Başvuran, Mahkeme önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderler için de 4000 EUR talep etmektedir.
34. Hükümet bu iddiaları kabul etmemektedir.
35. AİHM, elindeki belgeleri ve konuyla ilgili içtihadını dikkate alarak, kanıtlayıcı belge bulunmadığından, masraf ve giderlere ilişkin talebi reddetmektedir.
C. Gecikme faizleri
36. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankasının marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,
1. Başvuruları birleştirmeye;
2. Hükümetin ön itirazlarını esasla birleştirmeye ve reddetmeye;
3. Başvuruların kabul edilebilir olduğuna;
4. AİHSnin 11.maddesinin ihlal edildiğine;
5. a) Sözleşmenin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; davalı devletin başvurana kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmek üzere ödenmesi gereken her türlü vergi tutarı hariç olmak üzere manevi tazminat olarak 15000 EUR (on beş bin Avro) ödemekle yükümlü olduğuna;
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten başlayarak, ödemelerin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;
6. Diğer adil tazmin taleplerinin reddine karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca olarak hazırlanmış ve içtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına uygun olarak 18 Şubat 2014 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy