(AİHS m. 3, 5, 6, 10, 11, 13, 14, 17, 35) (765 S. K. m. 245) (MECAİL ÖZEL - TÜRKİYE DAVASI) (AY - TÜRKİYE DAVASI) (FRİK - TÜRKİYE DAVASI) (LABITA - İTALYA DAVASI) (AYTAŞ VD. - TÜRKİYE DAVASI) (SAYA VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (KILIÇGEDİK VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (KARATEPE VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ERSOY - TÜRKİYE DAVASI) (AŞICI - TÜRKİYE DAVASI (NO. 2))
(Başvuru no. 61244/10)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
17 Eylül 2013 tarihinde,
Başkan,
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Andras Sajö,
Işıl Karakaş,
PauloPinto de Albuquerque,
Helen Keller,
Ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 10 Ağustos 2010 tarihli yukarıda belirtilen başvuruyu dikkate alarak gerçekleştirdiği kapalı müzakereler neticesinde anılan tarihte aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. İsimleri ekte yer alan başvuranlar, T.C. vatandaşıdırlar. Başvuranların tümü Diyarbakırda ikamet etmektedir. Başvuranlar, 10 Ağustos 2010 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (Mahkeme) başvurmuşlardır ve Mahkeme önünde Diyarbakırda görev yapan avukat K. Yılmaz tarafından temsil edilmektedirler.
2. Davanın kendine özgü koşullan, başvuranlar tarafından ifade edildiği üzere aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Elli bir başvuran, 27 Ekim 2003 tarihinde saat 13.30 sularında, isim ve soy isimlerinin Kürtçe diline uyarlanarak değiştirilmesine imkan veren hukuk yoluna başvurma ile ilgili basın açıklamasına katılmak amacıyla grup halinde Diyarbakır Adliyesine gelmişlerdir.
4. Basın açıklamasının sonunda, başvuranlar, dağılmaya başladıkları sırada, adli soruşturma çerçevesinde savcılığa gitmeleri gereken DEHAP (Demokratik Halk Partisi) Yönetim Kurulu üyelerinin gelişinden haberdar edilmişlerdir. Başvuranlar, bu nedenle, üyeleri geçerken görmek amacıyla adliye önünde beklemeye karar vermişlerdir. Bir komiser kendilerine neden beklediklerini sormuştur. Başvuranlar, cevaben DEHAP yetkililerinin gelişini sakince beklediklerini belirtmişlerdir. Komiser, kendilerini gerekirse güç kullanmakla tehdit ederek dağılmaları yönünde uyarmıştır. Uyarıyı dinlemeyen başvuranların tümü, zorla otobüslere bindirilerek Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne götürülmüşlerdir.
5. Başvuranların da aralarında bulunduğu toplam 158 kişi olay sırasında yakalanmıştır. İlgililerin tümü, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünün spor salonunda toplanmışlardır. Yetkili komiser, ilgililere spor salonunda bekledikleri sırada defalarca hakaret etmiştir.
6. İlgililer, olay tutanağını imzalamayı reddetmişlerdir.
7. İlgililer saat 22.00 civarında, sağlık muayenesi için devlet hastanesine sevk edilmişlerdir. Ardından Emniyet Müdürlüğüne geri getirilerek bina önünde serbest bırakılmışlardır.
8. İlgililer, 30 Ekim 2003 tarihinde yalnızca kötü muamele ve yasadışı tutuklama iddiasıyla Diyarbakır Savcılığına şikayette bulunmuşlardır. Savcı daha sonraki günlerde ilgililerin ifadelerini almıştır.
9. Savcı, 19 Şubat 2004 tarihinde, iddianame ile Emniyet Müdürlüğü Müdür Yardımcıları M.S. ile M.K.yı Ceza Kanununun 245. maddesi uyarınca kötü muamele nedeniyle suçlamıştır.
10. Ceza davası, 3 Aralık 2004 tarihinde Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesinde başlatılmıştır.
11. Asliye Hukuk Mahkemesi, 15 Aralık 2005 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
12. Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi 16 Haziran 2008 tarihinde polis memurlarının beraatına karar vermiştir. Kararda, başvuranların gözaltına alınmasına ilişkin video kayıtlarına ve olay yerinde bulunan avukatlar, olayların meydana geldiği sırada görevli olan Cumhuriyet savcısı ve Emniyet Müdürü tarafından tanık sıfatıyla verilen ifadelere atıfta bulunulmuştur. Kararda, gerekçe olarak, CDden anlaşıldığı üzere, başvuranların dağılması ve mahkemenin spor salonunda gözaltına alınması kronolojik şekilde dikkate alınmıştır. Başvuranların talebi üzerine, olaya ilişkin diğer kayıtların elde edilmesi amacıyla yerel ve ulusal basında soruşturma gerçekleştirilmiştir. Kararda, kayıtların, polislerin küçük düşürücü ve aşağılayıcı sözler kullanmaksızın halkın dağılmasını talep ettiklerini gösteren bölümüne atıfta bulunulmaktadır. İki avukat, Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu ve bir başka avukatın ifadeleri duruşmalar sırasında dinlenmiştir. İlgililer, grubun dağılmayı reddettiğini ve kendi talepleri üzerine, göstericilerin olay çıkarmaksızın otobüslere binmeyi kabul ettiklerini ileri sürmüşlerdir. İlgililer, başvuranlara herhangi bir kötü muamele uygulanmadığını beyan etmişlerdir. Ağır Ceza Mahkemesi, spor salonunda gerçekleştirilen video kayıtlarına göre, grubun birkaç saat boyunca özellikle herhangi bir zorlama olmaksızın beklediğini ve kendilerine verilen su şişeleri aracılığıyla susuzluklarını giderdiklerini tespit etmiştir. İlgililer kimlik kontrolünün ardından serbest bırakılmışlardır. Ağır Ceza Mahkemesi, göstericiler aleyhine herhangi bir ceza davasının açılmadığını kaydederek, polisin kusursuz şekilde hareket ettiği sonucuna varmıştır. Polis memurları hakkındaki beraat kararı ise kendilerine atfedilen suçu oluşturacak herhangi bir maddi delilin bulunmamasına dayandırılmıştır.
13. Yargıtay, 21 Aralık 2009 tarihinde, beraat kararını onamıştır.
14. Karar, 10 Şubat 2010 tarihinde kesinleşmiştir.
ŞİKAYETLER
15. Başvuranlar, öncelikle Sözleşmenin 3, 5, 6, 13, 14 ve 17. maddelerine dayanarak, adliye önünde dağılmaları sırasında, otobüste ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü binasında maruz kaldıkları kötü muamelelerden şikayet etmektedirler. Başvuranlar, polisler tarafından dövülerek hakarete uğradıklarını ileri sürmektedirler. Üç saat boyunca yemeden, içmeden ve tuvalete gidemeden ayakta beklemişlerdir. Başvuranlar, cinsel ve sözlü tacizlere maruz kalmışlardır. Başvuranların tamamı bu şikayetler için etkili hukuk yollarının bulunmadığını belirtmektedirler.
16. Başvuranlar gerek avukatlarının gerekse ailelerinin, yürürlükteki yasalara aykırı olarak, gözaltına alındıklarına dair haberdar edilmediklerini ifade etmektedirler. Gözaltına alınmalarını haklı gösterecek makul bir sebebin bulunmadığını iddia etmektedirler.
17. Başvuranlar, Sözleşmenin 10. ve 11. maddelerini ileri sürerek, barışçı toplanma özgürlüklerinin ihlal edilmesinden şikayetçidirler.
18. Son olarak, başvuranlar Sözleşmenin 10. maddesine aftta bulunarak, isim ve soy isimlerinin Kürtçe olarak değiştirilmesini talep edebilecekleri yargı yoluna başvurma haklarının ihlal edildiği kanısındadırlar.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
19. Başvuranlar, adliye önünde 27 Ekim 2003 tarihinde tutuklanmaları sırasında ve gözaltına alındıkları Emniyet Müdürlüğünün spor salonunda maruz kaldıkları kötü muameleler nedeniyle mağdur olduklarını ileri sürmektedirler. Kendileri hakarete uğramış, tehdit edilmiş, taciz edilmiş ve yemeden içmeden beklemişlerdir. Başvuranlar, ayrıca iddialarını ileri sürmek için etkin hukuk yolunun bulunmadığı kanaatindedirler. Sözleşmenin 3, 5, 6, 13, 14 ve 17. maddelerini öne sürmektedirler.
20. Başvuru konusu olayların hukuki nitelendirmesi konusunda takdir yetkisine sahip olduğunu (Mecail Özel / Türkiye, no. 16816/03, § 21, 14 Nisan 2009) hatırlatan AİHM, bu şikayetlerin Sözleşmenin 3. maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olacağı kanısındadır. Aynı madde uyarınca:
Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.
21. Mahkeme, Sözleşmenin 3. maddesine aykırı muamele iddialarının uygun delil unsurlarıyla desteklenmesi gerektiğini anımsatmaktadır (bkz, diğerleri arasında, Ay / Türkiye, no. 30951/96, § 47, 22 Mart 2005, Martinez Sala ve diğerleri / İspanya, no. 58438/00, § 121, 2 Kasım 2004 ve Klaas / Almanya, 22 Eylül 1993, § 30, seri A no. 269). Buna göre bir delil, yeterince ciddi, açık ve tutarlı çıkarımlar toplamından veya olaylara ilışkin itiraza mahal bırakmayan fiili karinelerden çıkabilmektedir (Frik / Türkiye, no. 5443/99, § 28, 20 Eylül 2005 ve Labita / İtalya (BD), no. 26772/95, § 121, AİHM 2000-IV).
22. Mevcut durumda, başvuranların gözaltına alındıkları sırada maruz kaldıkları muamelelerden etkilendiklerini iddia etmelerine rağmen Mahkeme, ilgililerin başvurularında Sözleşmenin 3. maddesine aykırı muamele iddialarını destekleyici nitelikte herhangi bir unsurun yer almadığını saptamaktadır. Başvuranlar, özellikle herhangi bir sağlık raporu sunmamışlardır (Aytaş ve diğerleri / Türkiye, no. 6758/05, § 14, 8 Aralık 2009, Saya ve diğerleri / Türkiye, no. 4327/02, § 15, 7 Ekim 2008, Kılıçgedik / Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), no. 55982/00, 1 Haziran 2004 ve Karatepe ve diğerleri / Türkiye, no. 33112/04, 36110/04, 40190/04, 41469/04, 41471/04 ve 41551/98, § 20, 7 Nisan 2009).
23. Adli soruşturmaya ilişkin olarak, Mahkeme, kötü muamele iddiaları hakkındaki ceza davasının, başvuranların şikayetlerinin ardından polisler aleyhine açıldığını tespit etmektedir. Beraat kararından anlaşıldığı üzere deliller toplanmıştır: başvuranların, avukatlarının, olay yerinde bulunan kişilerin, olayların geliştiği sırada görevli olan savcı ve Emniyet Müdürünün ifadeleri Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, CDnin çözümüne atıfta bulunarak, ayrıntılı bir incelemenin ardından başvuranların kötü muamele iddialarını destekleyen yeterli delilin bulunmadığı sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, ilgililerin beraatına karar vermiştir. Karar, Yargıtay tarafından onanmıştır.
24. Bu değerlendirmeleri dikkate alan ve dosyada bulunan belgelere dayanan AİHMin elinde, başvuranların Sözleşmenin 3. maddesi kapsamına girmesi için gerekli olan asgari ağırlık eşiğini aşan muamelelere maruz kaldıkları yönündeki iddialarını destekleyici nitelikte herhangi bir unsur ya da emare bulunmamaktadır.
25. Bu şikayetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşmenin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
26. Başvuranlar, makul sebep bulunmaksızın tutuklanmalarından ve yakınlarının bu durumdan haberdar edilmemesinden şikayet etmektedirler. Bu bağlamda Sözleşmenin 5. maddesini ileri sürmektedirler.
27. AİHM, başvurunun özellikle 10 Ağustos 2010 tarihinde sunulmasına rağmen başvuranların gözaltı sürelerinin 27 Ekim 2003 tarihinde sona erdiğini gözlemlemektedir. Davaya ilişkin incelemenin, altı aylık sürenin durdurulmasını ya da ertelenmesini sağlayacak nitelikte herhangi bir özel koşulun tespitine imkan vermemesi nedeniyle başvurunun bu kısmı, geç sunulduğu kanaatine varılarak Sözleşmenin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
28. Başvuranlar, toplanmaları sırasında polislerin müdahalesiyle gözaltına alınmaları nedeniyle ifade ve gösteri özgürlüğü haklarının ihlal edilmesinden şikayet etmektedirler. Sözleşmenin 10. ve 11. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler. AİHM, bu şikayetlerin yalnızca Sözleşmenin 11. maddesi açısından incelenmesine karar vermiştir (anılan Aytaş ve diğerleri, § 25).
29. Mahkeme, başvuranların adliye önünde 23 Ekim 2003 tarihinde spontane şekilde toplanmalarına rağmen tutuklandıklarını tespit etmektedir. Ardından dosyanın, bu olay nedeniyle başvuranlar hakkında açılan ceza davası hakkında herhangi bir bilgi içermediğini saptamaktadır. Mahkeme, başvuranların gösteri haklarının söz konusu edildiği herhangi bir ceza yargılaması başlatılmadığından, altı aylık sürenin ihtilaf konusu eylem tarihinden itibaren işlemeye başladığını hatırlatmaktadır (Ersoy / Türkiye, no. 43279/04, § 38, 28 Temmuz 2009 ve Aşıcı / Türkiye (no.2), no. 26656/04, § 36, 31 Ocak 2012). Dolayısıyla Mahkeme, 10 Ağustos 2010 tarihli şikayetin geç sunulduğunu ve başvurunun bu kısmının Sözleşmenin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerektiğini saptamaktadır.
30. Şikayetlerin geri kalanıyla ilgili olarak, dosya incelemesinin ardından Mahkeme, değerlendirmesine sunulan az sayıdaki unsuru ve bununla birlikte, dile getirilen iddiaları inceleme yetkisine sahip olduğunu göz önünde bulundurarak, başvuranlar tarafından ileri sürülen hak ve özgürlüklerin ihlal edilmediğini tespit etmektedir. Mahkeme, aynı zamanda başvurunun bu kısmını Sözleşmenin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verir.
EK
1. Emin AÇIKGÖZ
2. Halef AK
3. Tevfik ASLAN
4. Fatma AY
5. Fehmi AYDEMİR
6. Fırat AYTEK
7. Ömer BAYHAN
8. Necmettin BURAKMAK
9. Mehmet ÇELİK, né en 1966
10. Mahmut ÇELİK
11. Mehmet ÇELİK, né en 1942
12. Hanife ÇETİNKAYA
13. Celal DOĞAN
14. Mehmet Hıfzı DURMUŞ
15. Erhan EKER
16. Cemile EMİNOĞLU
17. İzzettin ENEZE
18. Bahri ERDEM
19. Mehmet Şakir ERKEK
20. Hüseyin FİDANCAN
21. Halil GEZİCİ
22. Yusuf GÜNDÜZ
23. Mehmet Halık İNNAN
24. Emrullah KILIÇ
25. Ahmet KOÇ
26. Enver KOCAKAYA
27. Mehmet Cemal KÖÇER
28. Mehmet Şerif METE
29. Emin OK
30. Mehmet Nezir OKKAN
31. Ata ONUR
32. Mehmet ORUÇ
33. Rıfat ÖZBEK
34. Salih ÖZBEK
35. Zerife ÖZBEKLİ
36. Mehmet Sıddık ÖZKOL
37. Mehmet Siraç ÖZSUBAŞI
38. Jiyan POLAT
39. Mustafa POLAT
40. Mehmet ŞEN
41. Ömer SEYDAOĞLU
42. Abdulhalim TANRIKULU
43. Mehmet Nuri TANRIKULU
44. Türkan TEKİN
45. Özen TEKİN
46. Gülay TEKİN KUZU
47. Hacı TURGUT
48. Abdurrahman TURHALLI
49. Mehmet UÇAŞ
50. Mustafa URUÇ
51. Abdulaziz YİĞİT
52. Hasan ZOR
53. İbrahim Halil ZÜMRÜT (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy