(AİHS. m. 3, 5, 6, 14, 35) (1632 S. K. m. 81, 132) (5271 S. K. m. 231) (ASLAN VE DEMİR - TÜRKİYE DAVASI) (HASAN TİLKİ - TÜRKİYE DAVASI) (PULATLI - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 696/10)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başkan
Dragoljub Popovic
Yargıçlar
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Seçkin Erelin katılımıyla 15 Ekim 2013 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 29 Aralık 2009 tarihinde yapılmış yukarıdaki başvuruya ilişkin olarak yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran, Emre EKİCİ, 1986 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve İstanbulda ikamet etmektedir.
2. Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1. Başvuran hakkındaki disiplin yaptırımları
3. Başvuran, Eğirdir Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında askerlik görevini yerine getirdiği sırada, genel düzeni bozan davranışları sebebiyle iki kez oda hapsi cezası ile cezalandırılmıştır.
4. İki oda hapsinden birincisi yedi gün sürmüş ve 29 Ocak ile 5 Şubat 2007 tarihleri arasında infaz edilmiş, ikinci oda hapsi ise beş gün sürmüş ve 7 Haziran ile 12 Haziran 2007 tarihleri arasında infaz edilmiştir.
2. Başvuran hakkındaki ceza yargılaması
5. Başvuran, askerlik hizmetini yerine getirirken Ankara Askeri Hastanesinde 26 Şubat 2007 tarihinde, burun boşluğundaki konkanın altındaki kitlenin azaltılması amacıyla yapılan cerrahi bir işlem olan bilateral konkaplasti ameliyatı olmuştur.
6. Başvuran 1 Mart 2007 tarihinde, yirmi gün istirahat etmesi gerektiğini kaydeden bir tıbbi rapor ile hastaneden taburcu edilmiştir.
7. Başvuran Dağ Komando Okuluna belirlenen tarihte değil de 16 Nisan 2007 tarihinde geri dönmüştür.
8. Başvuran, Mayıs 2007de almış olduğu ikinci bir iznin ardından, Haziran ayında açık olarak belirtilmemiş bir tarihte, askerlik görevinden kaçma şüphesinin bulunduğu gerekçesiyle yakalanmış ve askeri Cumhuriyet savcısının huzuruna çıkarılmıştır.
9. Başvuran, 29 Haziran 2007 tarihinde sulh ceza hakimi tarafından Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesinde sorgulanmış ve hakim, başvuranın tutuklanması gerektiğine karar vermiştir. Başvuran, mahkeme önünde, hastaneden taburcu edildiği gün doktorundan habersiz bir şekilde onun mührünü aldığı ve izin süresinin daha uzun olarak göründüğü bir rapor hazırladığı, sonrasında ise bu raporu Dağ, Komando Okulu ve Eğitimi Merkez Komutanlığına ibraz etmiş olduğu şeklinde bir ifade vermiştir. Başvuran, belirlemiş olduğu tarihte Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığına geri döndükten sonra başka bir sahte rapor daha düzenlemiştir. Başvuran, psikiyatrik bir rahatsızlığının olduğunu da eklemiştir.
10. Askeri mahkeme savcısı belirtilmemiş bir tarihte, başvuranı, Askeri Ceza Kanununun 81. ve 132. maddeleri uyarınca, askerlik görevinden kaçma ve askeri personelden bir şeyler çalma ile suçlayan bir iddianame düzenlemiştir.
11. Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesi 15 Nisan 2008 tarihinde, başvuranın suçunu sabit bulmuş ve başvuran hakkında on ay hapis cezasına ve 3,000 Türk lirası (TRY) para cezasına hükmetmiştir. Askeri Mahkeme, başvuran tarafından düzenlenmiş olan sahte raporlar, hastane kayıtları, başvuranın Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığına giriş ve çıkış tarihleri ve tanık beyanlarının yanı sıra başvuranın suçu işlediğini kabul ettiği yönündeki ifadelerine dayanmıştır.
12. Başvuran, bu kararı temyiz etmiştir. Yazı İşleri Müdürlüğü (AİHM) tekraren talep etmiş olmasına rağmen, başvuran, cezasına dair nihai kararı Mahkemeye sunmamıştır. Ancak, başvuranın 3,000 TRY para cezası ödemesi gerektiğine ilişkin olarak 7 Ekim 2009 tarihinde bilgilendirilmesi nedeniyle, kararın bir üst mahkeme tarafından onanmış olduğu görülmektedir.
13. Başvuran, belirtilmemiş bir tarihte ordudan ihraç edilmiştir.
14. Isparta Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesi 20 Nisan 2010 tarihinde, başvuranın hapis cezasının infazını erteleyerek ve iki ay on beş gün boyunca kamu hizmetinde çalışması gerektiğine karar vererek, başvuran hakkında bir denetim kararı öngörmüştür.
3. K.I. Hakkındaki Ceza Yargılaması
15. Başvuran Isparta Askeri Cezaevinde hapis cezasını infaz etmekte iken 1 Ağustos 2007 tarihinde, cezaevi mahkûmlarından biri olan K.I. bir tartışma esnasında başvurana tokat atmıştır.
16. Kulağının ağrıdığından şikayet etmesi üzerine, başvuran 7 Ağustos 2007 tarihinde Isparta Askeri Hastanesinde tıbbi bir muayeneden geçirilmiş ve bu muayene sonucunda, başvuranın kulak zarının delinmiş olduğu tespit edilmiştir.
17. Daha sonra, Isparta Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesi askeri Cumhuriyet savcısı, K.I.yı kendinden üst rütbeli bir askere saldırma ile suçlayan bir iddianameyi 22 Ağustos 2007 tarihinde askeri mahkemeye sunmuştur.
18. Yargılama devam ederken, dava Isparta Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
19. Asliye Ceza Mahkemesi 11 Kasım 2010 tarihinde, başvuranın uğradığı zararın tazmin edilip edilmediğine ve yargılamalara müdahil taraf olarak katılmak isteyip istemediğine ilişkin olarak mahkemeyi bilgilendirmesini talep etmiştir. Mahkeme ayrıca, başvuranın bağlı olduğu mercilere, başvuranın tanık sıfatıyla yargılamalara katılmaya davet edilmesi gerektiği ve reddetmesi halinde zorla mahkeme önüne çıkarılması gerektiği yönünde talimat vermiştir.
20. Başvuran, K.I. hakkındaki ceza yargılamasına katılmamıştır.
21. Başvuran, kendisine Asliye Ceza Mahkemesi tarafından gönderilen bir mektup ile tebliğ edildiği üzere, ceza yargılamasının sonucunda K.I. hakkında dört ay hapis cezasına hükmedildiğine ilişkin olarak Mahkemeyi bilgilendirmiştir.
ŞİKAYETLER
22. Başvuran, Sözleşmenin 3. maddesine dayanarak, askerlik hizmetini yerine getirirken üçüncü bir şahıs tarafından saldırıya uğramış ve yaralanmış olmasına rağmen, yerel mercilerin söz konusu kişiye karşı hiçbir tedbir almamış olmasından şikayetçi olmuştur.
23. Başvuran, yine Sözleşmenin 3. maddesine dayanarak, Isparta Askeri Cezaevinde tutulduğu sırada cezaevi memurları tarafından çırılçıplak soyulup darp edildiğini ve kendisini muayene eden doktorun, vücudundaki yaraları tespit etmemiş olduğunu iddia etmiştir.
24. Başvuran, Sözleşmenin 5/1 ile 6. maddelerine dayanarak, herhangi bir adli karar olmaksızın oda hapsine alınmış olması nedeniyle, askerlik görevini yapmakta olduğu sırada özgürlüğünden kanuna aykırı bir şekilde yoksun bırakılmış olduğunu ileri sürmüştür.
25. Başvuran, Sözleşmenin 6, 9. ve 14. maddeleri uyarınca, hakkındaki ceza yargılamasının sonucuna ilişkin olarak şikayette bulunmuş ve aslında yürürlükteki 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi gereğince; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen hükümlerden yararlanabilmiş olması gerektiğini ifade etmiştir.
26. Başvuran, Sözleşmeye ek 7 No.lu Protokolün 4. maddesine dayanarak, aynı suç nedeniyle, iki kez cezalandırılmış olduğunu iddia etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuranın Isparta Askeri Cezaevinde Kötü Muameleye Uğradığı İddiasına İlişkin Olarak Sözleşmenin 3. Maddesi Kapsamındaki Şikayet Hakkında
27. Başvuran, Sözleşmenin 3. maddesi uyarınca, Isparta Askeri Cezaevinde tutulduğu sırada cezaevi memurları tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve bu olayın ardından düzenlenen tıbbi raporda vücudundaki kötü muamele bulgularından bahsedilmediğini ileri sürmüştür.
28. Mahkeme, başvuranın Yazı İşleri Müdürlüğünün talebi üzerine, cezaevi memurları tarafından kötü muameleye maruz bırakılmasının ardından düzenlendiğini iddia ettiği söz konusu tıbbi raporu tebellüğ edememiş olduğuna ilişkin olarak Mahkemeyi bilgilendirdiğini kaydeder. Başvuran ayrıca, Askeri Cezaevinde yol açabileceği sonuçlardan korktuğu için cezaevi memurları hakkında şikayette bulunmamış olduğunu belirtmiştir.
29. Mahkeme, başvuranın şikayetlerini ilk olarak yerel merciler önünde dile getirip iç hukuk yollarını tüketme koşulunu yerine getirmemiş olmasına ilişkin olarak herhangi bir gerekçe sunmadığını ifade etmektedir. Ayrıca, dava dosyasında, başvuranın özellikle Isparta Askeri Cezaevinden çıkarılması ve ordudan ihraç edilmesi sonrasında şikayetlerini yerel merciler önünde dile getirmemiş olduğu göz önüne alındığında, gerekçe sunmasının tehdit veya başka bir yolla engellenmiş olduğunu gösteren herhangi bir belge mevcut değildir.
30. Mahkeme, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu ve Sözleşmenin 3. maddesi kapsamındaki şikayetin bu kısmının Sözleşmenin 35/1 ve 4 hükümleri uyarınca kabul edilemez olduğu gerekçesi ile reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir (Bk. Aslan / Türkiye (k.k.), no. 38940/02, 1 Haziran 2006; Tilki / Türkiye (k.k.), no. 39420/08, 6 Temmuz 2010 ve Armağana / Türkiye, no. 30637/06 (k.k.), 13 Eylül 2011).
B. K.I. Hakkında Yürütülen Soruşturmanın Etkinliğine İlişkin Olarak Sözleşmenin 3. Maddesi Kapsamındaki Şikayet Hakkında
31. Başvuran ayrıca, Sözleşmenin 3. maddesine dayanarak, kendisinin yaralanmasına neden olan K.I. hakkında yürütülen soruşturma ile ilgili de şikayette bulunmuştur.
32. Mahkeme, bahse konu kişi hakkında ceza yargılamasının zamanında, başka bir ifadeyle 22 Ağustos 2007 tarihinde, başvuranın kulak zarının delindiğinin saptanmış olduğu tıbbi muayeneden iki hafta sonra başlatılmış olduğunu gözlemlemektedir. Yargılama, Asliye Ceza Mahkemesinin 11 Kasım 2010 tarihinde başvuranı tanık sıfatıyla duruşmalara katılması için davet etmesi ve yargılamaya müdahil taraf olarak katılmayı isteyip istemediğine dair başvurandan bilgi talep etmesi nedeniyle üç yıldan fazla bir sürede sonuçlanmıştır.
33. Ancak, Yazı İşleri Müdürlüğü pek çok kez talep etmiş olmasına rağmen, başvuran, davanın sonucuna ilişkin belgeleri ibraz etmemiş ve Mahkemeyi yalnızca, K.I. adlı kişinin hakkındaki yargılama sonucunda üç ya da dört ay hapis cezasına hükmedilmiş olduğuna dair bilgilendirmiştir. Başvuran ayrıca, yargılamaya müdahil olmadığını da belirtmiştir.
34. Mahkeme, başvuranın şikayetini dava dosyasındaki belgeler temelinde değerlendiremeyeceği ve şikayetin mesnetsiz olduğu sonucuna varmaktadır. Bu nedenle, bu şikayetin, Sözleşmenin 35/3 ve 4 hükümleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesi ile reddedilmesi gerekmektedir (Bk. yukarıda anılan Aslan).
C. Sözleşmenin 5/1 Hükmü Kapsamındaki Şikayet Hakkında
35. Başvuran, Sözleşmenin 5/1 hükmü ile 6. maddesine dayanarak, oda hapsine alınmasının hukuka aykırı olduğundan şikayetçi olmuştur. Mahkeme, şikayetin Sözleşmenin yalnızca 5/1 hükmü açısından incelenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
36. Mahkeme, başvuranın askerlik görevini yerine getirdiği sırada, bahsi geçen yaptırıma iki kez maruz kalmış olduğunu ve bu oda hapislerinin sırasıyla 5 Şubat 2007 ve 12 Haziran 2007 tarihlerinde sona ermiş olduklarını gözlemlemektedir.
37. Mahkeme, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21. maddesi uyarınca, bu türden disiplin tedbirlerine itiraz edilmesine yönelik herhangi bir iç hukuk yolunun bulunmadığını ve altı ay kuralının başvuranın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başladığını kaydetmektedir. Buna göre, başvurunun bu kısmı, tanınmış olan süre içerisinde yapılmamıştır ve Sözleşmenin 35/1 ve 4 hükümlerinin anlamı dahilinde reddedilmelidir (Bk. Kirkit / Türkiye (k.k.), no. 32297/07, 5 Nisan 2011 ve Pulatlı / Türkiye, no. 38665/07, prg. 26, 26 Nisan 2011).
D. Sözleşmenin 6/1 Hükmü Kapsamındaki Şikayet Hakkında
38. Mahkeme, Sözleşmenin 6, 9. ve 14. maddeleri kapsamındaki şikayete ilişkin olarak, başvuranın 9. ve 14. maddelere ilişkin herhangi bir belge ibraz etmemiş olduğunu ve yalnızca, iç hukukun uygulanmasına ve hakkındaki ceza yargılamasının sonucuna dair şikayette bulunmuş olduğunu belirtmektedir. Mahkeme, şikayetin Sözleşmenin yalnızca 6/1 hükmü açısından incelenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
39. Mahkeme, Isparta Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesinin başvuran hakkında on ay hapis cezası ile para cezasına hükmederken; içlerinde başvuranın suçu işlediğini kabul ettiği yönündeki ifadelerin, başvuran tarafından düzenlenmiş olan sahte raporların, hastane kayıtlarının, başvuranın Dağ, Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığına giriş ve çıkış tarihlerinin ve tanık beyanlarının da yer aldığı çeşitli delillere dayanmış olduğunu gözlemlemektedir.
40. Mahkeme, görevinin, yerel mahkeme kararları için bir temyiz mahkemesi ya da, bazen dile getirildiği şekliyle, bir dördüncü derece mahkemesi olarak hareket etmek olmadığını yinelemektedir. İçtihatlara göre, tanıkların güvenirliğini ve delillerin davadaki hususlar ile bağıntısını en iyi şekilde değerlendirecek olan yerel mahkemelerdir (Bk. birçok benzeri arasından, Vidal / Belçika, 22 Nisan 1992, prg. 32, Seri A no. 235-B, ve Echvards / Birleşik Krallık, 16 Aralık 1992, prg. 34, Seri A no. 247-B). Somut davada, Mahkeme, dava dosyasında delillerin değerlendirilmesinde, olayların tespit edilmesinde ya da iç hukukun yorumlanmasında yerel mahkemenin keyfi olarak veya makul olmayan bir şekilde hareket ettiğine işaret edecek hiçbir hususun yer almadığını kaydetmektedir.
41. Mahkeme, başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşmenin 35/3 ve 4 hükümleri doğrultusunda reddedilmesi gerektiği kararına varmıştır.
E. Sözleşmeye Ek 7 No.lu Protokolün 4. Maddesi Kapsamındaki Şikayet Hakkında
42. Başvuran, son olarak, Sözleşmeye ek 7 No.lu Protokolün 4. maddesine dayanarak, aynı suç nedeniyle iki kez cezalandırılmış olduğunu iddia etmiştir.
43. Mahkeme, Türkiyenin Sözleşmeye ek 7 No.lu Protokolü imzalamamış olması sebebiyle, şikayetin kişi bakımından Sözleşmenin hükümleri ile bağdaşmadığı ve Sözleşmenin 35/1 ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiyle,
Başvuruyu kabul edilemez olarak beyan etmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy