(AİHS. m. 6, 14, 35)
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
(Başvuru no. 23597/11)
Başkan,
Ksenija Turkovic,
Yargıçlar,
Jon Fridrik Kjolbro,
Georges Ravarani,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Camposun katılımıyla 15 Mart 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 5 Nisan 2011 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu gözönünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran İbrahim Can 1965 doğumlu bir Alman vatandaşı olup, Kölnde ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat H. Sığınak tarafından temsil edilmiştir.
2. Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuranın partneri A.Y., 15 Temmuz 2008 tarihinde, iddiaya göre cinsel eğilimi nedeniyle babası tarafından vurularak öldürülmüştür. Baba hakkında Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesinde cinayet suçundan ceza davası açılmıştır. Başvuran, A.Y.nin nişanlısı olduğunu ileri sürerek, ceza yargılamalarına müdahil taraf olarak katılmak için izin talebinde bulunmuştur. Başvuran bu bağlamda, Alman vatandaşı olduğunu ve Alman hukuku uyarınca eşcinsel evliliğin yasal olduğunu belirtmiştir. Ağır ceza mahkemesi, 25 Kasım 2010 tarihinde, başvuranın iddia edilen suçun mağduru olmaması sebebiyle talebi reddetmiştir.
ŞİKAYETLER
4. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, partnerinin öldürülmesine ilişkin ceza davasına müdahil taraf olarak katılmasına izin verilmemesi nedeniyle şikayette bulunmuştur. Başvuran ayrıca, Sözleşmenin 14. maddesine dayanarak, cinsel eğilimi nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını iddia etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
5. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesine dayanarak, ceza davasına müdahil taraf olarak katılma talebinin ağır ceza mahkemesi tarafından reddedildiğini belirterek şikayette bulunmuştur.
6. Mahkeme, başvuran tarafından talep edildiği üzere, Sözleşmenin şahsi intikam veya actio popularis (toplumun yararı gözetilerek üçüncü bir şahıs tarafından açılan dava) hakkı sağlamadığını yinelemiştir. Bu nedenle, üçüncü kişilerin ceza gerektiren bir suç nedeniyle soruşturulmasını veya cezalandırılmasını isteme hakkı bağımsız olarak ileri sürülemez: söz konusu hak, sembolik bir tazminat elde etme veya iyi itibar sahibi olma hakkı gibi medeni bir hakkın korunması amacıyla bile olsa, mağdurun iç hukukta hukuk davası açma hakkını kullanmasıyla yakından ilişkili olmalıdır (bk. Perez /Fransa (BD), no. 47287/99, § 70, AİHM 2004-I). Bu nedenle, bir ceza davasında müdahil taraf şikayeti, sadece üçüncü tarafın yargılamaların sonunda tazminat elde edebilme imkanına sahip olması durumunda Sözleşmenin 6 § 1 maddesi kapsamına girebilir. Mahkeme bu noktada, Türk mevzuatı uyarınca, Ceza Muhakemesi Kanununun bu tür yargılamalarda tazminat talebine izin vermediğini kaydetmiştir (bk. Beyazgül/ Türkiye, no 27849/03, §§ 36 ve 39, 22 Eylül 2009). Sonuç olarak,
6. madde hukuk yönünden de somut davada uygulanamaz.
7. Mahkeme bu nedenle, başvurunun bu kısmının Sözleşme hükümleriyle konu bakımından bağdaşmadığına ve Sözleşmenin 35 § 3 ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
8. 14. madde kapsamındaki şikayetle ilgili olarak, başvuran cinsel eğilimi nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığını iddia etmiştir. Sözleşmenin 14. maddesinin özerk olmadığı ve Sözleşmenin 6. maddesi kapsamında ileri sürülen şikayetin Sözleşme ile konu bakımından bağdaşmadığı yönündeki karar dikkate alındığında, Mahkeme 14. maddenin somut davaya uygulanamayacağı kanısındadır (bk. Gratzinger ve Gratzingerova / Çek Cumhuriyeti (k.k.), no. 39794/98, §§68, 76, AİHM 2002-VII ve Wozny / Polonya (k.k.), no. 70720/11, § 60, 15 Aralık 2015). Dolayısıyla, başvurunun bu kısmı da Sözleşmenin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca Sözleşme hükümleriyle bağdaşmadığından kabul edilemez olarak beyan edilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olarak beyan edilmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 7 Nisan 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy