(AİHS. m. 6, 35) (ÜMMÜHAN KAPLAN DAVASI - TÜRKİYE DAVASI) (MÜDÜR TURGUT VE DİĞERLERİ V. - TÜRKİYE DAVASI) (ŞAMAN - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no. 47749/11)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başkan
Peer Lorenzen
Yargıçlar
Andras Sajö,
Neboja Vucinic
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismithin katılımıyla 10 Aralık 2013 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 10 Mayıs 2011 tarihli başvuruya ilişkin olarak gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir.
OLAYLAR
1. Başvuran, Orkun ÇAKAR, 1976 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve halihazırda Edirne cezaevinde tutuklu bulunmaktadır. Başvuran, Mahkeme önünde Hatayda görev yapan avukat B. AKBAY tarafından temsil edilmiştir.
2. Dava konusu olaylar, başvuran tarafından ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuran, yasadışı bir silahlı örgüte üye olduğu ve bu örgüt adına suç işlediği şüphesiyle 31 Temmuz 2002 tarihinde yakalanmıştır.
4. Ceza mahkemesi 4 Ağustos 2002 tarihinde, başvuran hakkında tutuklama kararı vermiştir.
5. Başvuran 29 Kasım 2002 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. Bu süre boyunca, başvuran kimliği gizlenerek (takma bir isimle) yargılanmıştır.
6. Başvuran 31 Mart 2003 tarihinde tekrar yakalanmıştır.
7. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 2 Nisan 2003 tarihinde, başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
8. Devlet Güvenlik Mahkemeleri 5190 sayılı Kanun ile 2004 tarihinde kaldırılmış ve dava İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
9. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 26 Eylül 2008 tarihinde, yasadışı bir örgüte üye olma, iki kez adam öldürme, bir kez sorgunculuk, iki kez hırsızlığa teşebbüs, bir kişinin kanuna aykırı şekilde özgürlüğünden yoksun bırakılması ve belgede sahtecilik suçlarından başvuranın mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkeme, bu doğrultuda, başvuran hakkında 65 yıl 10 ay hapis cezasına hükmetmiştir.
10. Yargıtay 25 Mayıs 2010 tarihinde, ilk derece mahkemesinin başvuranın yasadışı örgüt üyeliği, bir kişiyi kanuna aykırı şekilde özgürlüğünden yoksun bırakma ve belgede sahtecilik suçlarına ilişkin kararını suçların zamanaşımına uğradıkları gerekçesiyle bozmuştur. Yargıtay ayrıca, adam öldürme suçlarından birine ilişkin kararı, suçun yeniden vasıflandırılması sebebiyle bozmuştur. Kararın geri kalan kısmı, diğer bir deyişle toplamda 38 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından onanmış ve böylelikle kesinleşmiştir. Bunun ardından, dava ilk derece mahkemesine iade edilmiştir.
11. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 28 Ekim 2011 tarihinde, Yargıtayın kararına uymuş ve başvuran hakkında ayrıca 16 yıl 8 ay daha hapis cezasına hükmetmiştir.
12. Dava dosyasında yer alan bilgilere göre, dava Yargıtay önünde halen derdesttir.
ŞİKAYETLER
13. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesine istinat ederek, tutukluluk süresinin ve hakkındaki ceza yargılamalarının aşırı uzun olduğundan şikayetçi olmuştur.
14. Başvuran ayrıca, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin ve Özel Yetkili Ceza Mahkemelerinin tarafsız ve bağımsız olmadıklarını ileri sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
15. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesi uyarınca, kendisinin tutukluluk süresinin makul olmayan ölçüde uzun olduğundan şikayetçi olmuştur. Mahkeme, bu şikayetin Sözleşmenin 5 § 3 maddesi kapsamında incelenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
16. Mahkeme, Sözleşmenin 35 § 1 maddesi gereğince, nihai kararın verildiği tarihten itibaren yalnızca altı ay içerisinde davayı ele alabileceğini hatırlatmaktadır. Bir makamın gerçekleştirdiği eylemlerin herhangi bir etkin hukuk yoluna açık olmadığı hallerde, altı aylık süre kuralı eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.
17. Mahkeme, başvuranın tutukluluğunun ilk aşaması (31 Temmuz 2002 ile 29 Kasım 2002 arası) ile ilgili şikayetine ilişkin olarak, şikayet konusu tutukluluk halinin 29 Kasım 2002 tarihinde başvuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılması ile sona erdiğini kaydetmektedir.
18. Mahkeme, başvuranın tutukluluğunun ikinci aşamasına (31 Mart 2003 ile 26 Eylül 2008 arası) ilişkin olarak ise, başvuranın tutukluluğunun Ağır Ceza Mahkemesinin 26 Eylül 2008 tarihli nihai kararına dek devam ettiğini gözlemlemektedir. Daha sonra, ilk derece mahkemesinin kararının Yargıtay tarafından kısmi olarak bozulmasına rağmen, yekünde 38 yıl hapis cezasına tekabül eden kısım onanmıştır. Bu doğrultuda, başvuranın tutukluluk hali 26 Eylül 2008 tarihli ilk mahkûmiyet kararı ile sona ermiştir. Söz konusu tarih sonrasında, başvuran yetkili bir mahkeme tarafından mahkûmiyet kararı verilmesinin ardından tutuklanmıştır. Ancak, Mahkemeye başvuru 10 Mayıs 2011 tarihinde yapılmıştır ve bu da,
başvurunun şikayetçi olunan tutukluluk aşamasının sona ermesinden itibaren altı aydan daha uzun bir süre sonra yapıldığı anlamına gelmektedir.
19. Mahkeme, bu şikayetin zamanında yapılmadığı ve Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddesi gereğince altı ay kuralına uyulmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
20. Başvuran Sözleşmenin 6. maddesine dayanarak, ceza yargılamalarının uzunluğundan şikayetçi olmuştur. Mahkeme, bu şikayetin Sözleşmenin 6 § 1 maddesi kapsamında incelenmesi gerektiğini değerlendirmektedir.
21. Mahkeme, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanması sonrasında Türkiyede yeni bir iç hukuk yolunun tesis edildiğini gözlemlemektedir. Mahkeme, Turgut ve Diğerleri / Türkiye davasındaki (no. 4860/09, 26 Mart 2013) kararında, bir başvuruyu, yeni bir iç hukuk yolu öngörüldüğünden, başvuranların iç hukuk yollarını tüketmedikleri gerekçesiyle kabul edilemez olarak beyan ettiğini hatırlatmaktadır. Bu kararı verirken Mahkeme, özellikle, bu yeni hukuk yolunun, öncesinde (a priori), erişilebilir olduğu ve yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikayetler için makul bir tazminat yolu sunabildiği kanaatindedir.
22. Mahkeme, bu şikayetin iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşmenin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
23. Başvuran ayrıca, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin ve Özel Yetkili Ceza Mahkemelerinin tarafsız ve bağımsız olmadıklarından şikayetçi olmuştur. Mahkeme, başvuranın şikayetinin Sözleşmenin 6 § 1 maddesi bakımından incelenmesi gerektiğini dikkate alarak, şikayetlerin hiçbirinin Sözleşmede güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin herhangi birine yönelik bir ihlal teşkil etmediğine hükmetmektedir (bk. Şaman / Türkiye, no. 35292/05, § 39, 5 Nisan 2011).
24. Bu nedenle, söz konusu şikayetler açıkça dayanaktan yoksun olmaları sebebiyle kabul edilemez niteliktedir ve sözleşmenin 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy