(AİHS m. 1, 4, 5, 6, 7, 13, 14, 35) (477 S. K. m. 38) (1602 S. K. m. 21) (PULATLI - TÜRKİYE DAVASI) (TENGİLİMOĞLU VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE DAVASI) (ENGEL VE DİĞERLERİ - HOLLANDA DAVASI) (LABITA - İTALYA DAVASI) (BOZANO - FRANSA DAVASI) (ÜMİT GÜL V. - TÜRKİYE DAVASI)
(Başvuru no: 76653/11 ve 78809/11)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
27 Kasım 2012 tarihinde,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Andras Sajo,
Işıl Karakaş,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller,
ve Daire Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Françoise Elens-Passos'un katımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), 4 Kasım 2011 ve 23 Kasım 2011 tarihli başvurularla ile ilgili yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Birinci sıradaki başvuru sahibi Arslan Tütüncü, Türk vatandaşı olup 1982 doğumludur ve İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM veya Mahkeme olarak anılacaktır) önünde, Ankara'da görev yapan avukat A. Kahveci tarafından temsil edilmektedir.
2. İkinci başvuran Özgür Bektaş, Türk vatandaşı olup 1997 doğumludur ve İzmirde ikamet etmektedir.
A. Davanın Koşulları
3. Başvurunun kendine özgü koşulları, başvuranlar tarafından ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Başvuranlar askerdir.
5. Başvuranlar farklı tarihlerde, askeri üstleri tarafından disiplin cezalarına (göz hapsi) çarptırılmışlardır.
6. Davalara ilişkin ayrıntılar aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
Başvuru numarası AİHMe başvuru Cezaların niteliği Cezaların
ve başvuranların yapıldığı tarih ve gerekçesi uygulanma tarihi
isimleri
Başvuru no. 4 Kasım 2011 Askeri yönetmeliğe 17 ila 27 Haziran
76653/11 uymama nedeniyle 2011
Arslan Tütüncü 10 gün göz hapsi
Başvuru no. 23 Kasım 2011 Hiyerarşik üste 5 ila 10 Eylül 2011
78809/11 karşı saygısız
Özgür Bektaş tutum nedeniyle 5
gün göz hapsi
B. İlgili İç Hukuk Kuralları
7. Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu, Yargılama Usulü ve Disiplin Suç ve Cezaları Hakkında 477 sayılı Kanunun 38. maddesi göz hapsi cezasının niteliklerini açıklamaktadır:
"Subaylar, astsubaylar, sivil personel, uzman jandarma ve uzman erbaşlar hakkında:
I. Göz hapsi cezalarında:
- Resmi daire, kışla, eğitim alanları ile sair yerlerdeki hizmetlerine devam ederler.
- Hizmetin bitiminden sonra hiçbir yere gidemezler. Kışlada veya resmi odalarda kalırlar.
- Hizmete ilişkin olanlar dışında hiçbir ziyaret kabul edemezler."
8. 4 Temmuz 1972 tarihli Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin yetki alanının düzenlendiği 1602 sayılı Kanunun 21. maddesinin 3. fıkrası öngörüsü şu şekildedir:
"Cumhurbaşkanının, Yüksek Askeri Şura'nın tasarrufları ve Sıkıyönetim Komutanlarının 1402 sayılı Kanunda yazılı tasarrufları ile disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalar yargı denetimi dışındadır."
9. İki başvuran, Sözleşmenin 5. maddesine dayanarak, aleyhlerinde verilen disiplin cezalarının (göz hapsi) bağımsız ve tarafsız bir mahkeme yerine askeri üstleri tarafından verilmesinden şikayet etmektedirler. 76653/11 nolu başvuruda, başvuran Arslan Tütüncü, maruz kaldığı ceza nedeniyle Sözleşmenin 6, 7, 13 ve 14. madde hükümlerinin de ihlal edildiği ileri sürmektedir.
10. AİHM, başvuruların değindiği olay ve olgular ile esasa ilişkin sorunun benzerliğini göz önünde bulundurarak, İçtüzüğünün 42. maddesinin 1. fıkrası uyarınca başvuruları birleştirmenin gerekli olduğu kanaatindedir.
11. Mahkeme, başvuranlar tarafından ifade edilen şikayetleri, Sözleşmenin yalnızca 5. maddesi açısından incelemeye karar vermiştir (Guerra ve diğerleri v. İtalya, 19 Şubat 1998, § 44, Karar ve hüküm derlemesi 1998-I, Pulatlı v. Türkiye, no. 38665/07, § 14, 26 Nisan 2011, Tengilimoğlu ve diğerleri v. Türkiye, no. 26938/08, 41039/09, 66328/09 ve 66451/09, § 16, 5 Haziran 2012).
12. Mahkeme, Sözleşme'nin sivillerin yanında silahlı kuvvetler mensupları için de geçerli olduğunu hatırlatmaktadır. Sözleşme'nin 1. ve 14. maddelerinde, Sözleşmeci Devletlerin yargılama yetkisi içinde bulunan herhangi bir kimsenin, "hiçbir ayrım yapılmaksızın", Sözleşme'nin I. Bölümü'nde yer alan hak ve özgürlüklerden yararlanması gerektiği belirtilmektedir. Mahkeme aynı zamanda, askerlik hizmetini, zorla çalıştırma yasağı ya da zorunlu çalışmadan ayrı tutan Sözleşme'nin 4. maddesinin 3. fıkrasının b) bendinde, Sözleşme güvencelerinin, bununla birlikte genel bir kural olarak, askerleri de kapsayacağının belirtildiğini hatırlatmaktadır. Ayrıca Sözleşme'nin 11. maddesinin 2. fıkrasının in fine, toplanma ve örgütlenme özgürlüğünün silahlı kuvvetler mensupları tarafından kullanılması hususunda Devletlerin özel sınırlamalar getirebilmesine imkan tanıdığını da hatırlatmaktadır (Engel ve diğerleri v. Hollanda, 8 Haziran 1976, § 54, seri A no 22).
13. AİHM somut olayda Sözleşme'nin ilkelerini yorumlarken ve uygularken, askeri koşulların özelliklerini ve bunun silahlı kuvvetler mensuplarının durumu üzerindeki etkilerini/sonuçlarını göz önünde bulundurmalıdır.
14. Mahkeme ayrıca, askerlik hizmeti bağlamındaki özgürlük hakkı ile ilgili olarak, askeri disiplin sisteminin, doğası gereği, sivil şahısların bazı hak ve özgürlüklerine konulamayacak sınırlamaların, silahlı kuvvetler mensuplarına uygulanmasına imkan verdiğini hatırlatmaktadır. Benzer sistemin varlığı, Sözleşmeci Devletlerin yükümlülüklerine aykırı düşmemektedir. Dolayısıyla askeri disiplin, Sözleşme'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının kapsamı dışında değildir. Aslında bu fıkra, Sözleşme'nin 1. ve 14. maddeleri ışığında okunmalıdır; ayrıca Sözleşme'nin 5. maddesinin 1. fıkrasında özgürlükten yoksun bırakma şartlarında yer alan "belirtilen haller dışında" ifadesi de özgürlükten yoksun bırakma hallerinin sınırlı sayıda olduğunu göstermektedir. (Quinn v. Fransa, 22 Mart 1995, § 42, A serisi, no.311; Labita v. İtalya (BD), no. 26772/95, § 170, AİHM 2000-IV).
15. Bir disiplin cezası ya da tedbiri, bu durumda, Sözleşme'nin 5. maddesinin 1. fıkrasını ihlal edebilmektedir.
16. Sözleşme'nin 5. maddesinin 1. fıkrasında "özgürlük hakkı" ifadesi kullanılırken, bu ifade ile kişinin fiziksel özgürlüğü amaçlanmaktadır. Bu fıkra, bir kimseyi keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasına karşı koruma amacını taşımaktadır (Bozano v. Fransa, 18 Aralık 1986, § 54, A serisi no. 111; Amuur v. Fransa, 25 Haziran 1996, § 50; Karar ve hüküm derlemeleri 1996-III; Vasileva v. Danimarka, no. 52792/99, 25 Eylül 2003, §§ 32-33; Ilaşcu ve diğerleri v. Moldova ve Rusya (BD), no.8787/99, §461, AİHM 2004-VII; Assanidze v. Gürcistan (BD), no.71503/01, § 171, AİHM 2004-II; McKay v. Birleşik Krallık (BD), no.543/03, § 30, AİHM 2006-X ve Mooren v. Almanya (BD), no. 11364/03, 9 Temmuz 2009, § 76).
17. Bir kimsenin Sözleşme'nin 5. maddesi anlamında özgürlüğünden yoksun bırakılıp bırakılmadığını belirleyebilmek için kişinin içinde bulunduğu somut duruma göre hareket etmek gerekmektedir. Askerlik hizmeti, başlı başına Sözleşme bakımından özgürlükten yoksun bırakılmayı teşkil etmese dahi, bu durum, Sözleşme'nin 4. maddesinin 3. fıkrasının b) bendinde açıkça kabul edilmektedir. Bununla birlikte askerlik hizmeti, özel zorlayıcı sebeplerle, silahlı kuvvetler mensuplarının seyahat özgürlüklerine daha geniş sınırlamalar konulmasını gerektirebilmektedir. Ancak bu kısıtlamalar Sözleşme'nin 5. maddesi kapsamına girmemektedir. Bu bağlamda, her Devlet kendi askeri disiplin sistemini düzenlemekle yetkili olup, bunu gerçekleştirirken belirli bir takdir yetkisine sahiptir. Sözleşme'nin 5. maddesinin devletlerden aşmamalarını istediği sınırlar, askerler ve siviller için aynı değildir. Bir sivil şahsa uygulandığı zaman özgürlükten yoksun bırakma olarak nitelendirilebilecek bir disiplin cezası ya da tedbiri, asker kişilere uygulandığında aynı niteliği taşımayabilmektedir. Bu nedenle, tedbirin uygulanacağı olayın içeriği büyük önem arz etmektedir (Austin ve diğerleri v. Birleşik Krallık (BD), no. 39692/09, 40713/09 ve 41008/09, § 59, 15 Mart 2012). Bununla beraber bu tür bir ceza ya da tedbir, Sözleşmeci Devletlerin silahlı kuvvetlerindeki normal yaşam şartlarından açıkça ayrılan kısıtlama biçimini aldığında, Sözleşme'nin 5. maddesi hükümlerinden kurtulamaz. Bunun böyle olup olmadığını tespit etmek için, tartışma konusu ceza ya da tedbirin niteliği, süresi, etkileri ve uygulanma tarzı gibi çeşitli faktörler dikkate alınmalıdır (Engel ve diğerleri v. Hollanda, 8 Haziran 1976, § 59, A serisi no.22; Guzzardi v. İtalya, 6 Kasım 1980, §§ 92-93, A serisi no.39; Storck v. Almanya, no.61603/00, § 71, AİHM 2005-V, ve Medvedyev ve diğerleri v. Fransa (BD), no.3394/03, § 73, AİHM 2010).
18. AİHM bu önermelere dayanarak, somut olayda başvuranlar hakkında verilen göz hapsi cezalarının, özgürlükten yoksun bırakma sayılamayacağı kanısındadır. Esasen bu tür bir cezaya çarptırılan askerlerin mesai saatleri dışında askeri binalarda veya başka bir kamusal alanda kalma zorunlulukları varsa da, bu kişiler bir yere kapatılmamakta ve görevlerini yapmaya devam etmektedirler (yukarıdaki 7. paragraf); bu kişiler, askeri yaşamın olağan sistemi içinde kalmaya az çok devam etmektedirler (bkz. aynı anlamda, Engel ve diğerleri, yukarıda anılan, §§ 61 ve 62; Ümit Gül v. Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), no. 74161/11, 10 Temmuz 2012; Vural ve diğer 5 başvuru v. Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), no. 46274/11, 25 Eylül 2012; ve mutatis mutandis, Brandao Ferreira v. Portekiz (kabul edilebilirlik hakkında karar), no. 41921/98, 28 Eylül 2000, AİHM 2000-X).
19. Bu nedenle AİHM belirtilen hususlar ışığında, somut olayda belirtilen göz hapsi cezalarının, Sözleşme'nin 5. maddesi bakımından problem teşkil edecek nitelikte olmadığı sonucuna varmaktadır.
20. Dolayısıyla başvuranların şikayetleri açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme'nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelere dayanarak, AİHM oybirliğiyle,
Başvuruları birleştirilmesine ve başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy