(AİHS. m. 6, 13, 14, 35) (2709 S. K. m. 125) (765 S. K. m. 147) (ALLENET DE RİBEMONT - FRANSA DAVASI)
(Başvuru no: 53329/12)
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
12 Şubat 2013 tarihinde,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
Danute Jociene,
Dragoljub Popovic,
Işıl Karakaş,
Paulo Pinto de Albuquerque,
Helen Keller
ve Daire yazı işleri müdür yardımcısı Françoise Elens-Passosun katımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Dairesi), 17 Ağustos 2012 tarihli başvuru ile ilgili yapılan müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Ali Rıza Sözen, T.C. vatandaşı olup 1959 doğumludur. Başvurunun yapıldığı tarihte, Silivri Cezaevinde tutuklu bulunmaktaydı.
DAVANIN KOŞULLARI
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, başvuran tarafından ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
A. Başvuran aleyhine yürütülen ceza davası
3. Başvuran, olay ve olguların meydana geldiği dönemde Kara Kuvvetlerinde albay rütbesiyle görev yapmaktaydı.
4. İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi 11 Şubat 2011 tarihinde başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir. Başvuran, Silahlı Kuvvetler bünyesindeki general ve subaylardan oluşan Balyoz isimli (Fransızca la masse , İngilizce sledgehammer ) suç örgütüne üye olmakla suçlanmıştır. Mahkeme, söz konusu kişileri, 2002 ve 2003 yıllarında, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan eski Ceza Kanununun 147. maddesi gereğince cezalandırılması gereken bir fiil olan, seçilen hükümeti şiddet kullanarak devirmek amacıyla askeri darbe tasarlamakla suçlamıştır (Balyoz davasının ayrıntıları için, bkz, Doğan v. Türkiye (kabul edilebilirlik kararı), no.28484/10, 10 Nisan 2012).
5. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 21 Eylül 2012 tarihinde Balyoz planı hakkında kararını vermiş ve bu davada başvuranı on altı yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir.
6. Dava dosyasında yer alan delillere göre, ceza yargılaması Yargıtay nezdinde halen derdesttir.
B. Başvuranın emekliliğe ayrılması
7. Yüksek Askeri Şura 1 Ağustos 2011 tarihli kararla, başvuranın kadrosuzluk nedeniyle -ve çok sayıda askerin- 30 Ağustos 2011 tarihinden itibaren emekliliğe sevk edilmesine karar vermiştir.
8. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Savunma Bakanı 4 Ağustos 2011 tarihinde bu kararı onamışlardır.
9. Başvuran 10 Ağustos 2011 tarihinde emekliye ayrılmasına ilişkin kararın iptali talebiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesine başvurmuştur. Aynı zamanda 4 Ağustos 2011 tarihli kararın yürürlüğünün durdurulmasını talep etmiştir. Başvurana göre, emekliliğe sevk edilmesi, hakkında ceza kovuşturmaları yürütülmesine dayandırılmış olup, bu durum masumiyet karinesi ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Başvuran ayrıca Balyoz davasından suçlanan orduya mensup generallerinin emekliliğe sevk edilmemeleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığından şikâyet etmektedir.
10. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 24 Ağustos 2011 tarihli kararla yürütmenin durdurulması talebini reddetmiştir.
11. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 3 Mayıs 2012 tarihinde alınan kararla, başvuranın iptal talebini reddetmiştir. Mahkeme, ordunun ihtiyaçlarına göre gerekli albay kontenjanının her yıl Yüksek Askeri Şura tarafından belirlendiği ve başvuranın emekliliğe sevk edilme nedeninin uygun kadro bulunmaması olduğu kanaatine varmıştır.
C. İlgili İç Hukuk Kuralları
12. Anayasanın 125. maddesi şu şekildedir:
İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. (
)
Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır. Ancak, Yüksek Askeri Şûranın terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açıktır.
ŞİKÂYETLER
13. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasına dayanarak, emekliliğe sevk edilmesi nedeniyle masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
14. Ayrıca Sözleşmenin 6. maddesi 1. fıkrası ile 13. maddesine dayanarak, mahkemeye erişim hakkının Anayasanın 125. maddesince engellenmesi nedeniyle etkili iç hukuk yolundan mahrum bırakıldığından şikâyet etmektedir.
15. Başvuran aynı zamanda Sözleşmenin 14. maddesini ileri sürerek, kendisiyle aynı durumda bulunan bazı generallerin emekliliğe sevk edilmemeleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kaldığından şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrası bağlamında yapılan şikâyet hakkında
16. Başvuran, Sözleşmenin 6. maddesi, 2. fıkrasının ihlal edecek şekilde emekliliğe sevk edilmesinden şikâyetçi olmaktadır. Bu madde şu şekilde ifade edilmektedir:
Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.
17. AİHM, sanık hakkında verilen herhangi bir adli kararın sanığın suçluluğunun yasal olarak kanıtlanmamasına rağmen, suçlu olduğunu yansıtması halinde masuniyet karinesinin ihlal edildiğini hatırlatmaktadır. Hatta resmi bir tespit bulunmaması halinde bile, hâkimin ilgili şahsın suçlu olduğu kanaatine vardığını düşündürecek nitelikte bir gerekçe de yeterli olabilmektedir. Şayet Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen masumiyet karinesi ilkesinin aynı hükmün 1. fıkrasında yer alan adil ceza yargılamasına ilişkin unsurlar arasında bulunsa bile, ceza alanında basit bir usul güvencesiyle sınırlandırılmamaktadır. Kapsamı daha geniş olmakla birlikte Devletin ya da kamu yetkilisinin herhangi bir temsilcisinin sadece bir kişinin suçluluğunun mahkeme tarafından kanıtlanmasından önce suçlu olduğunu beyan etmesini gerektirmektedir (bkz, özellikle, Allenet de Ribemont v. Fransa, 10 Şubat 1995, §§ 35-36, seri A no. 308, Daktaras v. Litvanya, no. 42095/98, §§ 41-42, AİHM 2000-X, Lavents v. Letonya, no. 58442/00, § 126, 28 Kasım 2002 ve Butkevicius v. Litvanya, no. 48297/99, §§ 50-52, AİHM 2002-II (özetler)).
18. Somut olayda AİHMin görevi öncelikle, başvuranın emekliliğe sevk edilmesinin ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeki yargılamanın Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası anlamında başvuran hakkında cezai alanda bir suçlama ya mahal verip vermediğini araştırmaktan ibarettir. Aksi takdirde AİHM, bu suçlamanın bununla birlikte Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasının uygulama alanına girecek biçimde ceza yargılamasına bağlı olup olmadığını araştıracaktır.
19. AİHM, başvuranın gerek Yüksek Askeri Şura gerekse Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından suçun faili olarak resmen belirtilmediğini tespit etmektedir. Esasen dava dosyasına göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 3 Mayıs 2012 tarihli kararını, Kara Kuvvetlerinin ihtiyacı olan albay sayısının sınırlandırılmasına ve başvuran için uygun kadro bulunmamasına dayandırmıştır. Bu mahkeme, başvuran hakkında ceza yargılaması yürütülmesine ilişkin bir sonuç çıkarmaktan kaçınmaktadır. Başka bir deyişle, somut olayda ulusal makamların kararı başvuranın ileri sürdüğü masumiyet karinesiyle ilgili olan adli alandan farklı olarak idari alanda verilmiştir.
20. Ceza yargılaması ile başvuranın emekliliğe sevk edilmesi arasında, bu sevk edilme durumunun Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasının uygulama alanına girebileceğini haklı gösterecek bir ilişkinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
21. Oysa AİHM, Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeki yargılama sonucunun ceza yargılaması için pek de belirleyici olmadığını tespit etmektedir. AİHM aynı zamanda, başvuranın emekliliğe ilişkin tüm haklardan yararlanabileceği bir sistemle yani normal yollardan emekliliğe ayrıldığını kaydetmektedir.
22. Dolayısıyla AİHM, Sözleşmenin 6. maddesinin 2. fıkrasının somut olaya uygulanmayacağı sonucuna varmıştır.
23. Sonuç olarak bu şikâyetin Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
B. Mahkemeye erişimin mümkün olmaması ve etkili bir hukuk yolunun bulunmaması bağlamında yapılan şikâyetler hakkında
24. Başvuran Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ile 13. maddelerine dayanarak, emekliliğe sevk edilmesi nedeniyle ulusal mahkemelere başvurma imkânı bulunmadığını ve bu durumun Anayasanın 125. maddesinden kaynaklandığını ileri sürmektedir.
25. AİHM, başvuranın emekliliğe sevk edilmesine ilişkin kararın iptali için 10 Ağustos 2011 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açtığını ve 3 Mayıs 2012 tarihinde bu mahkemenin, başvuranın iddialarını esas yönünden karara bağlayarak nihai kararını verdiğini tespit etmektedir.
26. Sonuç olarak bu şikâyetlerin, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle Sözleşmenin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ile 4. fıkrası uyarınca kabul edilemez olduğunun belirtilmesi gerekmektedir.
C. Sözleşmenin 14. maddesi bağlamında yapılan şikâyet hakkında
27. Başvuran Sözleşmenin 14. maddesine dayanarak, kendisi gibi haklarında ceza yargılaması yürütülen tutuklu bazı generallerin resen emekliye ayrılmadıkları gerekçesiyle ayrımcılığa maruz kaldığından şikâyet etmektedir.
28. İleri sürülen iddiaları incelemekle yetkili olan AİHM, elinde bulunan unsurların tamamını göz önünde bulundurarak, Sözleşme ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin ihlal edilmediği kanaatindedir.
29. Sonuç olarak, şikâyetin bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle, Sözleşmenin 35. maddesinin, 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelere dayanarak, AİHM, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy